Tarık Akan

Gerçek Adı Tarık Tahsin Üregül
Doğum Tarihi 13 Aralık 1948
Ölüm Tarihi 16 Eylül 2016
Doğum Yeri İstanbul
Ölüm Yeri İstanbul
Eğitim Durumu Gazetecilik Enstitüsü

Biyografisi

1948'de İstanbul'da doğdu. Gerçek adı Tarık Üregül'dür. Öğrenimini tamamlamak için, satıcılık, balıkçılık, ticaret gibi çeşitli işlerde çalıştı. Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Bir arkadaşının ısrar ı üzerine katıldığı Ses Dergisi'nin yarışmasında birinci oldu. 1971'de fiziğiyle kısa sürede üne kavuştu.     Önceleri romantik rollerde rakipsiz bir oyuncu oldu. 1978'den sonra toplumsal içerikli filmlerde oynayarak ününü sürdürmeye devam etti. 1973'te "Suçlu", 1978'de "Maden" filmleriyle Altın Portakal, 1972'de Gazetecilik Enstitüsü ve çeşitli gazetelerin düzenlediği yarışmalarda en iyi oyuncu ödüllerini kazandı.

Bir süre'dir.karaciğer rahatsızlığıyla mücadele eden oyuncumuz Tarık Akan fenalaşınca hastaneye kaldırılmıştı.durumu kritikleşen oyuncumuz dün gece saat 01.00 civarın'da hastane'de vefat etti. cenazesi 17,09,2016 salı günü yani yarın teşvikiye camiin'den kılınacak ikindi namaz'ının ardından Bakırköy,zuhurratbaba mezarlığına defnedilecektir.

Senaryo (1)

Oyuncu (119)

Son Yorumlar (142)

Aslan42902 avatar Aslan42902 26 Eylül 2016 18:03:42

10

Allah rahmet eylesin

jepgambardella avatar jepgambardella 21 Eylül 2016 09:56:36

10

Cep telefonu yeni yeni yaygınlaşmaya başlamıştı daha. Kadıköy' de Kadıköy-Kadıköy sinemasının önündeyim tam. Hangi filme girecektim hatırlamıyorum, aslında hiç önemi de yok. Birden telefonum çalmaya başladı. 0212' li bir numara arıyor beni. O zamanla r telefonun çalması demek, inanılmaz bir hava veriyordu insana. Kasıla kasıla açtım telefonu. Karşıda ki ses hemen konuya girdi. " merhaba ben Tarık Akan, Tamer' le mi görüşüyorum?" Tarık, görüşüyorum, Tamer, merhaba... Bütün cümle beynimde karman çorman olmuştu.. O an nasıl heyecanlandığımı anlatamam.. İlk şoku atlatınca," He İsmail söyle" dedim. Çünkü hafif peltek, peltek konuşması aynı İsmail' in sesiydi. Askerdeyken tanışmıştık İsmail ile.. Ansiklopedi gibi bir çocuktu. Türk Sineması üstüne inanılmaz bilgi,birikimi vardı. Bu kadar bilgi,birikim sahibi bir insanın ilkokul mezunu olması beni çok şaşırtmıştı. Yan yana geldiğimiz her vakit Türk filmlerinden sahneleri replik,replik birbirimize anlatır dururduk. Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni, Muhsin Bey, Sürü, Acı Dünya, Yol, Arkadaşım filmleri bizim favorilerimizdi. İsmail öyle bir zevkle anlatırdı ki bu filmleri ben utanırdım. Çünkü, bu filmleri çok severdim ama İsmail bu filmleri öyle bir canlandırır ve öyle bir irdelerdi ki hepsine bakışım değişmişti resmen. "Tarık Akan, Şener Şen ile birlikte bu ülkede ki en büyük aktördür" derdi. Acı Dünya ve Arkadaşım filmlerini noktası virgülüne, replikleriyle öyle bir anlatırdı ki sanki filmleri dinlemiyor, seyreder gibi olurdum. "Tarık Akan, Osmaniye' ye film çevirmeye gelmez ki, sırf bu yüzden İstanbul' a onunla fotoğraf çekilmeye geleceğim" derdi. Osmaniye dışına sadece askerlik için çıkmış birisi olarak çok zor bir hayaldi onunkisi.

0212 birden dank etti bende. Bu İsmail olamazdı. Telefonun diğer ucundaki ses kahkaha attı ve "Tarık Akan ben" dedi tekrar. Ben hala birisi beni işletiyor diye düşünürken, o kişinin Tarık Akan olabilme ihtimalini bile çok sevmiş ve "buyrun Tarık Bey" demiştim. "Sende çok geniş bir film kolleksiyonu varmış, ben bir film arıyorum, Su da Yanar filmi sende bulunur mu?" diye sordu. Ben şaşkınlıkla "iyide bu sizin filminiz değil mi?" diyebildim sadece (Burada bir parantez açmak istiyorum. Su da Yanar filmini ilk defa askerde İsmail' den duymuştum. Yasaklı bir film olduğunu söyleyip dururdu. Günlerce öyle bir filmi yok diye diretmiştim hep. "Olsa ben bilmez miyim?!" diye de onu küçümseyip dururdum. Askerden geldikten sonra, bir Ankara ziyaretimde küçükesat' da kapanan bir videocuda daktiloyla yazılmış bir betamax video kasetinin üstünde "Tarık Akan - Su da Yanar" yazısını gördüm. Videocu o filmin bandrollü olarak çıkmadığını, el altından bandrolsüz olarak kiraladıklarını anlattı. İsmail bir defa daha beni utandırmıştı)..

"Evet benim filmim" dedi telefonda ki gizemli ses ve devam etti. O filmi bir yönetmen arkadaşına verdiğini, daha sonra filmin kaybolduğundan bahsetti. " o film bende var" dediğimde kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Telefonda ki sesin heyecanla "cidden mi? " demesinden "lan bu gerçekten Tarık Akan galiba" hissi oluşmuştu artık. Filmi Vhs kasete çekebileceğimi söyleyerek 1 hafta sonrası için sözleştik. Ama ben hemen ertesi güne filmi hazır etmiştim bile. Bana Bakırköy' de Taş Mektep diye bir okul adı verdi. Bakırköy' de oturan bir yönetmen arkadaşımın yanına gittim ertesi gün hemen. Tabi bu olaylardan ona hiç bahsetmeden "nasıl işletmişler salağı" konumuna düşmeyeyim diye ağzını yoklamaya başladım. "Ya Tarık Akan' nın okulu varmış burada" falan diye ufaktan ufaktan didikliyorum ben. Sonra bir baktım ki bütün bulgular, doğruyu gösteriyor, ona başımdan geçenleri anlattım. O bile heyecanlanmıştı. Geçmek bilmeyen 1 haftadan sonra okula çıkıp geldim. Kapıda ki güvenliğe ismimi söyledim. Niye geldiğimi bile açıklamadan "Tarık Bey isminizi vermişti, sizi bekliyor" dedi.. O dedi de ben o dakikadan sonra yoktum resmen!! Odasına hangi ara gittik, nereden geldik hiç bilmiyorum.. Tarık Akan karşımdaydı.. Türkiye' nin değil, dünyanın sayılı aktörlerinden birisi kanlı canlı karşımda benim elimi sıkıyordu.

Sesi. Sesini ilk duyduğumda çok garipsediğimi hatırlıyorum. Kafama yerleşmiş bıyıklı, o tok sesli Tarık Akan' dan eser yoktu. Peltek peltek incecik bir sesle konuşan, Bıyıkları olmayan, bembeyaz saçlı bir Tarık Akan karşımdaydı. 1 saate yakın muhabbet ettik. Telefonumu ortak tanıdığımız olan filmci Erdoğan Abi vermiş. Su da Yanar mevzusu geçince "olsa olsa Tamer' de olabilir" diyerek telefonumu vermiş. Su da Yanar filminin benim için hikayesini, İsmail' in saflığını, Türk Sinemasını, hatta onun filmlerinde ki unutulmaz sahneleri konuştuk. Daha doğrusu, ben konuştum, o da nezaketen beni dinledi, sanki o filmlerde oynayan kendisi değilmiş gibi. Bu Tarık Akan' nı da çok sevmiştim. Fotoğrafı olmadığı için imzalı resim alamamıştım İsmail için. Ama yanımda getirdiğim video kasetleri kaplarını adıma imzalamış vermişti. Ve tabi ki İsa,Musa,Meryem filminin kapağını İsmail için imzaladı. Okuldan çıkıp eve gidene kadar, bu inanılmaz olayı düşünüp durdum. Bir gün telefon çalacak, ben Tarık Akan diyecek, kendi filmini senden isteyecek, ve sen o filmi ona götüreceksin. Şaka gibiydi resmen. Ama hayatın şakası yoktu. Tarık Akan' nın kendi adına imzaladığı video kaseti afişi eline ulaştıktan 1 ay sonra İsmail ve abisi, yeni aldıkları araba ile trafik kazası yaparak hayatlarını kaybetti. Hayatımda gördüğüm en saf, en iyi, Türk sineması üstüne en kültürlü insanlardan birisi olan İsmail' in vefatını bugün bir defa daha hatırladım. Sabah Tarık Akan' nın ölüm haberini, Cem Yılmaz'ın aşk hayatını tartışan ruhsuz magazincilerden saniyelikte olsa duyunca, şaka olması için çok dua ettim. Gazetelere baktım korkuyla. Daha haber düşmemişti bile. Hasi inşallah yoktur öyle bir şey derken, teker teker haberlere düşmeye başladı ne yazık ki. Hayatımda ilk defa ölen bir oyuncunun arkasından gözyaşlarımı tutamadım, bir yandan da İsmail için sevindim. O çok sevdiği Tarık Akan' ı cennette görecek sonunda....

Böyle böyle güzel insanlar gidiyor, abuk subuk bir yerde insanlık vasfı olmayan bir takım yaratıklarla yaşıyoruz. Yakında kimse kalmayacak o güzel zamanlardan :(
Mekanın cennet olsun Tarık Akan

Tamer

MGUNAY avatar MGUNAY 20 Eylül 2016 10:54:30

5

Tarık Akan 1971'de sinemaya girmiş yakışıklığıyla ve uzun boylu olmasıyla birçok kişinin dikkatini çeken bir aktör olmuştu. Onu şöhrete tırmandıran tartışmasız Arzu Film ve Ertem Eğilmez olmuştur. Ayrıca Pekcan Koşar, Cüneyt Türel, Hayri Esen ve Esen Günay dublajları kendisine ayrı bir hava katmıştır. Ama o sonraları arzu filmden ayrılarak bence sinemada en büyük hatasını yaptı. 1985den sonrası filmlerini hiç haz alarak izlediğimi söyleyemem. Bu filmlerde çok az izleyici kitlesini çekmiş ve yıllarca tvlarde bile bu filmler gösterilmedi. Hatta bazıları internetde bile çok zor bulunan filmler olmuştur. 2009'dan sonra sinemaya veda etmiş sanatcılığını ilgilendirmeyen işlerde uğraşmış belli kesimi gene kendine çekip çok kişiden eleştiri almıştır. Ama yeşilçam ve tvler olduğu sürece o Damet Ferit olarak anılacak 1985'den sonrası filmleri ve kişiliği bence pek anılmıyacaktır benim yorumum budur.

Yandex.Metrica