Röportaj
"Yeni jenerasyon Yeşilçamı tanımıyor"
1956 yılında Eskişehir de dünyaya geldi. 17 yaşına kadar çeşitli işler de çalıştı. 1973 yılında sinemayla tanıştı... Bu haftaki konuğumuz değerli oyuncu Kaya Erdaş. Sitemizin de üyesi olan Erdaş'la Yakup Sancı söyleşti...
Röportaj Sayfası>
"Yeni jenerasyon Yeşilçamı tanımıyor"
1956 yılında Eskişehir de dünyaya geldi. 17 yaşına kadar çeşitli işler de çalıştı. 1973 yılında sinemayla tanıştı... Bu haftaki konuğumuz değerli oyuncu Kaya Erdaş. Sitemizin de üyesi olan Erdaş'la Yakup Sancı söyleşti...
Röportaj Sayfası>
En Çok İzlenen Fragmanlar
Tümünü Göster
En Yeni Haberler
SineKÖŞE
Ah şu Yeşilçam... 3
"Toptan fiyatına perakende hayaller pazarlayan, görüntülü fotoroman bezirgânı". Özellikle entelektüel kesimdeki yerleşik Yeşilçam algısı, ma...
Ah şu Yeşilçam... 3
"Toptan fiyatına perakende hayaller pazarlayan, görüntülü fotoroman bezirgânı". Özellikle entelektüel kesimdeki yerleşik Yeşilçam algısı, ma...
Son Gelen Yorumlardan...
Ah Güzel İstanbul
‘Hicaz Peşrev’ (Neyzen Salim Bey).“Dünyada çalışmaktan başka yapacak işimiz yok mu be?”Kahramanımız böyle biri. Başka bir sahnede “Her şey biz hiç gayret etmeden yolunda gitse” diyecektir. “Tembel Haşmet, yorgun Haşmet, miskin Haşmet” diye azarlıyor kendisini hep. Aralık, 1966 ve Ocak, 1967 aylarında çekilen film 01 Mayıs 1967’de Beyoğlu, Lüks Sineması’nda gösterime girmiş.Jenerikteki Muzaffer Yenen’i filmde göremedik.İbriktaroğlu ailesinin har vurup harman savurmuş son ferdi Haşmet. Beylerbeyi’ndeki yalıdan ‘Kulübe-i Ahzan’ adını verdiği tek odalık gecekonduya düşmüş. Maddi manevi tüm birikimine karşın pısırık ve bir baltaya sap olamamış. Bunca sevimli olmasa nefret bile edebilirdik kendisinden.Osmanlı sarayında İbrikçibaşı ve Paşa dedeler; Fransa’da sefir amca; Zengin, hovarda bir baba ve ‘yakışıklı bir zabitle’ kaçan anne.Sigara içki dışında en tutarlı olduğu konu ‘yakınmak’. “Tüccarlığı bir zamane sanatı olarak inceliklerini kavrayamadığımızdan birkaç işten anlamazın aklına uyup birkaç madrabazın eline ‘çevirsinler’ diye para bıraktık.” Sonuçta ‘iflasla beraber yalıyı ve bir çul artmamacasına geriye kalan ne var ne yoksa hepsini dağıtmak’ zorunda kalmış. ‘İnceliklerini anlamadığı ticaret için birkaç işten anlamazın aklına uyup, birkaç madrabazın eline para bırakmak’ da Haşmet’e çok yakışıyor. İflas ettiği için üzüleceğine ‘şikâyet edecek’ bir şey çıktı diye sevinmiştir bile. Zaten kendisi ile alay ediyor; “Şimdi çok rahatız, elhamdülillah.”Eğitimi ve ‘içtimai mevkisine uygun olmayan’ işi Ziya Osman Saba’yı anımsattı. Galatasaray’ı bitirmiş. Ama ‘mütevazı bir meslekte’ geçinip gidiyor. ‘Güneşle birlikte biten’ bir iş. Sultanahmet’in orda fotoğrafçı. Bu bile bir tesadüf sonucu. ‘Rahmetli’ Hamdullah amcasının Avrupa’dan getirdiği ‘aile yadigârı makineyi seneler sonra yalının kilerinde’ bulmasa ‘paçayı nasıl kurtarırdı’ kimbilir. Başka bir iş yapabilirmiş elbette. Ama ‘kendi başına buyruk olmak istemiş’. Öyle ‘iki üç kuruş için hürriyetini satamazmış’. Bunu söylerken ağzı esnemekten yırtılıyordu. Filmde dördü ilk birkaç dakikada olmak üzere beş kez esniyor. Sadri Alışık rol icabı bile olsa seyirciye karşı böyle bir şey yapmazdı ya, neyse.Hep ‘akşamdan fazla kaçırmış’ bir halde. Kendisine büyük gelen bir palto, birkaç günlük sakal, başında fötr şapka, ağzında sigara. “Hem Sipahi, hem iki paket günde.”Hep kapalı olan şemsiyesi ‘AVP: Alien vs. Predator’daki (2004) arama ekibinin bayan üyesi Adele Rousseau’nun sözlerini anımsattı. Yanında daima bir ‘condom’ taşırmış. Nedeni; “I’d rather have one and not need it, than need it and not have one.” Bulundurup ihtiyacının olmaması, ihtiyacı olduğunda yanında bulunmamasından daha iyiymiş.“Paralar suyunu çekince varlıklı dostlar da arayıp sormaz oldular” diyor. Aslında kendisi de eski arkadaşlarını (Garanti Bankası Müdürü Halil, Royal Ambar sahibi Ahmet ve Galatasaray’dan Hıyar Şakir) ancak işi düşünce aramıştı.Hiçbir kararı kalıcı değil. ‘Caka olsun diye’ sigarayı bırakışı bile ancak birkaç saat sürer. “Beter ol Haşmet” pişmanlığı ile koşup bir paket Sipahi alınca rahatlıyor; “Oh be!”Resim çektirenlerin ‘ıcığını cıcığını’ sormaya meraklı. Böylelikle iki askerden birinin Mersin, Arslanköylü, diğerinin Silifkeli olduğunu; Teskerelerine 3 ve 11 ay kaldığını; Köylerinde toprakları olmadığını öğreniyoruz. Aynı şekilde sinema meraklısı Ayşe’nin de ‘cemaziyülevvelini’ fotoğrafından önce ortaya çıkarır. Poz süresini ayarlaması “Al artist hanımın resmini kutuya. Aman düşmesin kirli suya. Karanlıktan çıkıp fotoğraf haline gelsin. İnşallah ötekilere benzemesin” sözleri ile.Izgara lüferi, hele Rıfkı’nın elinden olursa pek severmiş.Büyükannesi kadar olmasa bile piyano çalmasını biliyor.Talipleri de çok. İki fakülte bitirmiş, Fransızca hocası Leman Hanım; Han hamam sahibi Belkıs Hanım; Kasap Salih’in kızı Tombul Ayten. Çeşitli bahanelerle üçünden de uzak durur.Dünyada yapayalnız desek yeridir. Kendisi ‘Hicaz’; Arkadaşları ‘Sultani-Yegâh’; Sevdiği kız ise ‘Segâh’ seviyor.İbrahim, Haşmet’in çocukluk arkadaşı. Geçimi balık tutarak. Filmde göremedik ama iki çocuk babasıymış. Ne kadar geç yatarsa yatsın, sabah saat 5’te ağ atmak zorunda. Buz gibi havalarda bile üşümemesi ‘denizle 30 yıllık dostluk’ nedeniyle. “Bize ilişmiyor artık.”Aktör Şefik hep takım elbiseli. Papyonu, mendili ve şövalye yüzüğü ile hazır ve nazır. Figüranlıktan yukarı çıkamamaktan şikâyetçiydi. Aldığı 40 liranın 10’u figürancının. “Raşit Rıza ile o kadar çalıştıktan sonra gücüme gidiyor vesselam.” Yaşı müsait olsa öğretmen Leman’a talip olurmuş. Haşmet’in Belkıs ile izdivacı söz konusu olunca “Biraz para koparabilirsek küçük bir tiyatro kurarım” diye seviniyordu. Bir sahnede Nedim’in gazelini okuyor; “Bir elinde gül bir elde câm geldin sâkiyâ//Kangisin alsam gülü yahut ki câmı ya seni.”Mahalle Bakkalı Halil. Haşmet’in, hakkında en az şey bildiğimiz arkadaşı. Her sabah iki paket Sipahi sigarasını uzatıyor. ‘En hafif harman, en hafif içim, en lüks ambalaj’ diye reklamı yapılırdı. Haşmet, bu ‘lüks ambalaj’ın kenarlarını tırnağı ile açıyor.İlkbaharındaki Ayşe, sonbaharındaki kahramanımızdan farklı. Hep hüsranla sonuçlansa da ne istediğini bilen biri. Onca yaş, kültür ve ‘içtimai mevki’ farkına karşın birbirlerini severler. ‘Mahur Peşrev’ (Tanbûri Cemil Bey) ; “Mahur Saz Semaisi’nin 4. Hanesi” (Kemençeci Nikolaki); ‘Keman ve Tanbur ile Nihavend Müşterek Peşrev’; “Sultani-Yegâh Saz Semaisi’nin Bir Bölümü (1.40’tan itibaren)”. Genç kızın hastaneden çıkışı; Haşmet’in ‘Ayşe’ diye bağırarak ardından koşması; Evine davet edişi; Kulübeye varışları bu notalarla.Fotoğrafçımızla tanışan genç kızın müzik zevki ‘Ben Bir Küçük Cezveyim’den (Necip Mirkelemoğlu) ‘Tamara’; ‘Gecekondu Ye Ye’ ve ‘Strangers in the Night’a (1966) (Bert Kaempfert) uzanıyor. Filmin sonunda ‘Al Sazını Sevdiceğim’ (Bimen Şen) ile sonlanan bir yolculuk. Haşmet’e “Beni kimse senin kadar şımartmadı” diyecek kadar mutluydu.Zambak tenli zambak kokulu Düriye. Çenesinde beni bile var. Filmin önemli kişilerinden. Bir zamanlar Pera Palas’ta ayaklarına kolyeler takılırken şimdi ‘Medeniyet’ randevuevinde müşteri beklemekte. Nereden nereye savrulmuş bir yaşam. Haşmet “Ben seni kraliçe Süreyya’ya değişmem” diyor ama 18-20 yıl önceki hevesi şimdi ara ki bulasın.Düriye, polis baskını sonrası götürüldüğü hastaneden çıkarken “Boş ver! Alıştık artık. Bizim gibilere acımayacaksın. Bu kadar kolay para kazanmak için bu pislik çekilir. Mesleğin şartı bu” demişti. Aslında ‘para kazanma şekli’ çok, çok zor.Erkeklerin muayeneye götürülmeme nedeni açıklanmıyor. Belki ‘zührevi hastalıklara’ yalnızca bayanlar yakalanıyordur.İki sahnede dönemin sevilen dergileri var. Ayşe ‘artistik’ resim çekmeye geldiğinde 31 Aralık 1966 tarihli Pazar dergisi elindeydi. Ön kapakta Fatma Girik, arka kapakta Yılmaz Güney.Sonlara doğru 05 Kasım 1966 tarihli Ses’te Ayşe’nin (dergide Belgin doruk’un) ‘gardırobu’ ayrıntılı bir şekilde işlenmiş.Rıfkı ‘gündüz çorbacı, gece meyhaneci’. Ne zaman dinlenir belli değil. Mekânında, bir sahne dışında, Klasik Türk Musikisi var.‘Hicaz Peşrev’ (Neyzen Salim Bey); Aktör Şefik’e Oğuz Baranlı’yı sorarken.‘Hicaz Ud Taksimi’; Arkadaşlarıyla ‘talipleri’ hakkında konuşurken.Sadece bir sahnede Şakir’in getirdiği plaktaki ‘zımbırtı ile kafa ütülemiş’ ve ‘sabahtan beri poyrazda anası ağlamış’ müşterilerin tepkisi ile karşılaşmıştı.Cin gibi gözleriyle Bekçi Ahmet Kostarika; ‘Pansiyon Medeniyet’ görevlisi Kazım-(Set Amiri) Yusuf Çağatay; Harbiye Eczanesi ve sahibi Ahmet Kandil; Gazino müşterileri İhsan Bayraktar ve Enver Dönmez; Kamelya-Saadet Eliaçık; Gazino sahibi Lütfü Engin ve bir tabak makarnası; Cengiz-Erdal Özyağcılar; Komiser-Asım Nipton; Şakir-Bilge Zobu; Rıfkı-Hakkı Haktan çok güzeldi.Haşmet’i Sadri Alışık; Ayşe’yi Ayla Algan; Şefik’i Rıza Tüzün; Asım Nipton’u Agâh Hün; Cengiz’i Erdal Özyağcılar seslendirmiş. ‘Hicaz Makamında Ud Taksimi’.Gerçekleşmeyecek evlilik kararını Naili Divanı’ndaki 262 numaralı gazelden bir bölümle bağlıyor; “Yarın gidin isteyin Belkıs’ı. Biz güngörmüş, soylu Haşmet İbriktaroğlu, han hamam sahibi sonradan görme Belkıs Hanım’ın desti izdivacına talip oluyoruz.Nalesiz var harem-i yâre ki ey dilnale (doğrusu ‘nâlen ey dil’)//Men’-i âsâyiş-i gül bister-i hâb eylemez (doğrusu ‘eylemesin’).”Anlamını Aktör Şefik açıklıyor; “Ey gönül, sevgilinin odasına inlemeden git ki iniltin O’nun uykuya vardığı gülden yatağın rahatını, sükûnunu bozmasın.”
Gönderen: Murat Çelenligil
Burak Alkaş kanımca burak alkaş türk televizyonlarının aranan karakter oyuncularından birisi.pis yedili henüz 18-19 bölüm çekilmesine rağmen tüm türkiye onu tanıyor ve onu taklit etmeye çalışıyor.daha da başarılı olacağına inanıyorum. Gönderen: secotaselyan
Burak Alkaş kanımca burak alkaş türk televizyonlarının aranan karakter oyuncularından birisi.pis yedili henüz 18-19 bölüm çekilmesine rağmen tüm türkiye onu tanıyor ve onu taklit etmeye çalışıyor.daha da başarılı olacağına inanıyorum. Gönderen: secotaselyan

