Muhabbet Kuşu

8,60

( 20 kişi yorum yaptı )

Muhabbet Kuşu

Sinema Filmi

1969

‘Hicaz Makamında Keman Taksimi’. Fethi’nin Meyhanesi.
Biraz önce de Hakkı Haktan, Hüseyin Zan, Ali Ekdal ve Zeki Tüney’den oluşan ‘sıtma görmemiş koro’, avaz avaz, bir Rumeli Türküsü söylüyordu. “Sen böyle değildin Naciyem aman, kim senin ustan//Göğsü de çapraz düğmeli Naciyem aman, sen kime yandın.”
İbrahim; “Merhaba Necmiciğim. Selam olsun, anam!”
Necmi; “Aleykümselâm, nerdesin?”
İbrahim; “Hacer’le beraberdik. O’nu eve bıraktım. Eminönü’ne temiz pak bir iş çıktı. Derken bir de Taksim-Harbiye salladım. Bir baktım saat sekiz buçuk oluvermiş. E, zamandan başka harcayacak bir şeyimiz yok be, anam. Çok görme bizi yani.”
Necmi; “Hacer nasıl?”
Soruya ve arkadaşının yüzüne biraz dikkat etse bazı şeyleri daha önce anlayabilir miydi, bilinmez. ‘Hacer nasıl(!)’. Güzelliği başına bela. İbrahim ise Aziz Nesin’in ‘Yılbaşı Hindileri’nde (Vatan Sağolsun-Birinci basım 1968) (Adam Yayınları-Yedinci basım 1997-Sf. 93) yazdığı gibi; “Kendi kendini kandırmaya hazır.”


20. yüzyılın yüz akı 60’lar bitmek üzere. Tozlu sokakları parke taşlı Sarıgüzel’de ise hayat, bildiğiniz gibi, akıp gidiyor.
Kahramanımız, ‘şenlikli ve de cümbüşlü bir hayata ezelden beri meftun olan’ İbrahim. Mustafa Efendi’nin ‘Otomobil Ticareti’ şirketinde şoför olarak çalışıyor. Keyfi, şimdilik, yerinde. ‘34 FU 521’ plakalı 64 model Chevrolet Impala taksi ile İstanbul’un altını üstüne getirmekle meşgul. Zamanın radyo reklamını biraz değiştirirsek ‘gözü yolda, kulağı Zeki Müren’de, aklı sevdiği kızda’. ‘Baldan şeker’ Hacer’e meftun.
Kendisini mahallede sevmeyen yok desek yeridir. ‘Sadri Alışık selamı’ ve ‘selamünaleyküm millet’ nidası ile Kahve’ye ‘dalışı’ görülmeye değer. ‘Yandan çarklısı’ da geldi mi değmeyin keyfine. Pişti oynayanlara, Ali Ekdal’ın deyişiyle ‘ağzı sussa, kaşı gözüyle bulaşmadan duramıyor’. Bir yandan da ‘rabbi yessiri silinmiş ayakkabılarını boyatmakla’ meşgul. “Öyle bir parlat ki aynalar çatlasın yani.”
Akşamları Fethi’nin orada ‘ayaküstü bir kayıntı’ yaparken taş plaktan ‘Bir Muhabbet Kuşu’nu dinlerse yorgunluğu falan kalmıyor. ‘İçkisi malum’. Kazancı da öyle. Günde ‘35-40 banknottan ayda eder şu kadar’. Hepsi hepsi bir odalı hane-i viranda kalıyor. Ama ‘Hacer varken milyonların hazinesi bile önemli değilmiş’.
Akrabadan yana ‘kimsesiz’. Kız istemeye kolonya ve latilokum eşliğinde resmen kendi gidecektir.
Genç kızın da tek yakını teyzesi (filmde adı olmayan) Şaziye Moral. Kollu Singer dikiş makinesiyle diktiklerini satarak geçiniyorlar. Evleri ‘Lekeli Melek’te (1969) Rızalarındı. Demiryolları hat bekçisi olan babası, nur içinde yatsın, ‘erken gidince’ ilkokuldan sonra okuyamamış. Yabancı dil bilmez ama eli kolu hep ecnebi moda dergileri dolu.
Sahil Yolu’nda çay içtikleri sahnede bir hata var. ‘Yakası simle işlenmiş, pembe şantung kumaştan yapılan elbiseyi’ çok beğenmiş. “Aynı renk pabuçla, bir de uzun eldiven giyeceksin. İnsan prenseslere döner valla.” Sonra ‘yaz için, içinde iki parçalı mayosu olan ceket pantolonlu komple plaj kıyafetini’ övüyor. Oysa elindeki Burda dergisi 1967, Ekim tarihli. Sonbahar dergilerinden takip edilen yaz modası(!). İbrahim de, garibim, “Boş yere yutkunup durma. Nefsini gıcıklama boşuna. ‘Mali hülya’ (‘melankoli’ anlamında) yaramaz bize” diyerek konuyu değiştirme telaşında.
Hacer ‘hiç değilse nişanlanmalarını’ istiyordu. “İkimiz de dillendik. Daha fazla uzatmayalım.” Şoförümüz dünden razı ama ‘bırak, bir de nişan parası çıkarma ya’ havasında. “Karşılıklı gönüllü müyüz, nişanı düğünü bir arada yaparız olur biter” diyor.
Önceleri O’nun da gözü yükseklerdeydi. Genç kızın evi ufakmış. ‘Hem sığışmaları müşkülmüş hem de iç güveysi gibi bir durum vaziyet bizimkini rencide edermiş yani’. Bahçeli bir ev, radyo ve havagazından başka her akşam buz gibi rakısı için buzdolabı gerekliymiş. Biraz çarşı pazar dolanınca ayakları suya eriyor. ‘Fiyakanın sökmediğini, vaziyeti idare etmek gerektiğini’ anlamış. Hemen çark eder. [Aziz Nesin’in ‘İşte Evlendik’ (‘Damda Deli Var’-Birinci basım-1956) (Adam Yayınları-Sekizinci basım 1998-Sf. 101) öyküsündeki (‘balayı için dünya turu’ndan ‘bir sandviç ve çiklet’e kadar inen) damat adayı gibiydi]. Hacerlerin yanına yerleşmeye razı(!) olur. “Teyzen de yalnız kalmasın” demesi durumu kurtarmak için. Yine de koskoslanmadan duramıyor. Ayrı ev açmayacak ama burasını elden geçirip yepyeni yapacakmış. Aç tavuk misali ‘badana, taksitle yeni eşya, damın aktarılması, halı ve perdelerin değiştirilmesi’ derdinde. Arka bahçeyi de bir hale yola koyacakmış. Biraz sümbül, biraz ortanca, biraz menekşe. İş, genç kızı çalıştırmamaya dek varır. Yağmasa bile gürlediği bu günler ilerde hoş bir anı olacak.
Patronu ‘Mustafendi’, her mahallede bir milyoner anlayışının ürünü. Üç sene öncesine kadar oralarda ‘böcek gibi’ bir adammış. Evini satıp faizle para vermeye başladıktan sonra ‘birden bire arşı alaya çıkmış’. Bir azamet bir azamet. ‘Şu oldu bu oldu filan derken’ şimdi 11 taksisi ve ‘tonla, vagonla parası var’. Karısı Ferhunde Hanım, rahmetli, ‘bir yıl önce göçüp gitmiş’.
Kendisinin de bir ayağı çukurda ama düğüm üstüne düğüm vurmaktan başka bir şey yaptığı yok. Ofisinin duvarları otomobil resmi ve Arapça dua dolu. Bir elinde tespih diğerinde ‘her daim fokurdattığı nargile’. Kahramanımız, başka tutunacak dalı kalmamış gibi ‘evinin yuvasını kurmak için’ böyle birinden yardım umuyor. Oysa ‘o daldaki meyveden oğluna bile hayır yok’.
Necmi’ninki de varlık içinde yokluk. Yutkunup duruyor. Şimdilik.
Bizimki “Hacetim var, Amca” diye gittiğinde ‘para yerine nasihat alır’. Ne yapalım sağlık olsun. Mustafendi ‘kalbini kırdı diye evlilikten vazgeçecek değil ya’. Sağda solda nikâh ve ev için kredisi varmış yani, ‘ayıptır söylemesi’.
Müstakbel nikâh şahidi ve has arkadaşı ‘Necmiciği’ başlarda ‘ne kokar ne bulaşır’ durumdaydı. Tilki gibi bir şey. Tek falsosu arada bir Hacer’e iç çekerek bakması. ‘Blitz’deki (2011) Brant-Jason Statham’ın deyişiyle “Çok sık değil ama yeterince fazla”.
Mobilya seçmelerine yardımcı(!) olur bizimkilerin. Osmanbey’deki ‘Minas Dekorasyon’ gibi pahalı yerlere götürerek ‘imrendiriyor’. Genç kız, belli etmemeye çalışsa da ‘zaten meraklısı’. Böyle kordonlu, püsküllü, kadifeli koltuk takımlarına ve üstüne buğuyla ceylan, karaca resimleri çizilmiş yekpare aynalı büfelere bayıldığı ‘aşikâre’. İçi gitmiş, aklı kalmış. Zavallı İbrahim’in biriktirdiği ise hepsi topu bin lira. Burada sadece yatak odası takımı 8 bin. Üstelik ‘taksitle olursa daha da anasının nikâhını istiyorlar’. İçmek için ayranı yokken, fesleğen sulamaya tahtırevanla gitmek gibi bir şey. Onları Kapalıçarşı paklarmış. Mobilyanın âlâsı ordaymış. ‘Üç çekmeceli, şu kadarcık bir şey seçerler’. Teyzesine anlatırken “Cilası bile kapkara” diyor.
Her şey, iyi kötü yolundayken ‘nikâhın biraz gecikmesi gerekir’. Çünkü Necmi’nin babası sizlere ömür. Gece, güzel güzel yatmış. Sabahleyin aradınsa bul. Arkadaşı matemdeyken düğün dernek biraz tuhaf kaçarmış. Beklemeleri lazım.
Mal mülk hepsi artık Necmi’nin. “Ferman da O’nun şimdi. Süleyman da O. Mühür de O’nda”. Şoförümüz “Durum vaziyetimizi biliyor. İşimizi böyle ‘tak’ diye halledecek” diyordu. Hiç de öyle olmaz.
Eskiden Bafra içerdi, paraya konunca puroya başlamış. ‘İçi geçmiş, hurda’ diye hususi Ford’u ‘okutup’ tazesini alacakmış. Yeni apartmandan, ‘şöyle bir Avrupa’ya kaçıp azcık tur atmaktan’ söz ediyor. Ancak şimdi mevsimi değilmiş. Oraların tadı iki ay sonra başlarmış. Bundan sonra “Fethi’de kayıntı” yok, “Boğaz’daki lüks lokantada balık” var.
Ayrıca Hacer’e çok pahalı küpeler almış. Nereden baksan ‘terso bir iş’. İbrahim “Ya, mahcup ettin vallahi” diye ezim ezim ezilmekte.
Gittikleri (daha doğrusu Necmi’nin götürdüğü) gece kulübünde sahnedeki sanatçı Yalçın Ateş 6’lısı eşliğinde ve Semiramis Pekkan’ın sesi ile ‘Bu Ne Biçim Hayat’ı (1968) (Sözler Fecri Ebcioğlu) söylüyordu. Böyle şarkıları ‘umumiyetle beğenmeye başlamış’ mirasyedimiz. Oysa arkadaşı hâlâ ‘hicaz olsun da çamurdan olsun’larda.
‘Sunny’ (1966) (Bobby Hebb). Kravatını düzelterek Hacer’in yolunu beklediği gün ip kopar. Genç kızı ‘eskiden beri’ seviyormuş. Susması İbrahim elini çabuk tuttuğu içinmiş. Ama kâğıtlar askıda. Nikâha 2-3 gün kalıp bıçak kemiğe dayanınca her şeyi göze alır. ‘Evet’ derse yeni evi ve arabayı üzerine yapacakmış. [66 model ‘34 HV 661’ plakalı Ford/Galakie’yi ‘Aşkım Günahımdır’ (1968), ‘Aşk Bu Değil’ (1969), ‘Kaderimsin’ (1969), ‘Sabah Olmasın’ (1969) filmlerinden anımsıyoruz.] “Ben yanacağıma İbrahim yansın. Ayıplama, evvela can” diyor. Oysa arkadaşı canını bile verirdi O’nun için. “Ah, ulan dünya, ah!”
İş dallanıp budaklanır ve kahramanımızın, kazayla, Necmi’yi yaralamasına dek varır. 3 yıl ceza vermişler.
Hacer’in hapishane ziyaretleri zamanla seyrekleşmeye başlar. Zaman kötü. Elleri dar. ‘Bakkal, kasap, ev kirası’. İki aydır alınamayan dikiş paraları. Ta ne zamanki elbiseleri ödemeyen müşteriler.
Sonraki sahnede, tahmin edileceği gibi Necmi ile evlilik resimleri çekiliyordu. “İbrahim’i beklerken sürünse miydik” diyecektir ilerde. (Daha da ilerde ‘sürünseydim de bekleseydim’ aşamasına gelecektir).
Yeni ve sosyetik hayatına parmak ısırtan bir uyum gösterir.
‘Et Maintenant (What Now My Love)’ (1961) (Gilbert Bécaud). Kahvaltısı yatağına geliyor. Kuaför, manikür, pedikür. Saçında çiçek. Elbise, kürk, mücevher. Hizmetçiye “Salon temizlensin. 8 kişilik bir masa hazırlansın. Aşçıyı gönder bana” demeyi falan öğrenmiş.
‘(Old) Batman Theme’ (1966) (Neal Hefni) ile dansı da mükemmel. Ancak bu sahte mutluluğun çok sürmeyeceği belli.
[‘Kader Böyle İstedi’de (1968) Nilüferlerin olan] Evlerinde neşeli bir akşam yemeği. 50 model Grundig müzik dolabındaki radyoda Mustafa Sağyaşar, Hanende İbrahim Uygun’un Hicaz şarkını döktürüyor; “Seni sevda çiçeğim tac-ı serim//Bilemezsin seni ne kadar çok severim//Bunu her gün sorarım, tazelerim//Söyle kalbinde benim var mı yerim.” Necmi, Ferit Bey’i (her kimse) ipotek numarasıyla nasıl kazıkladığını anlatırken ‘Bir Muhabbet Kuşu’ başlar. ‘İbrahim’in şarkısı’. Sessizlik, masaya buz gibi çökmüş. Sonrasında bakışları, ilişkileri, her şey mermere düşen kristal vazo gibi paramparçaydı.
Bu arada kahramanımız da af yasasından yararlanarak Topkapı Cezaevi’nden tahliye olmuş. “Af çıktı. Bize de faydası oldu.” Lütfü Engin’in takasında balıkçı olarak çalışıyor. Eskiden susmazdı şimdi laf kerpetenle çıkmakta ağzından. ‘Konuşmaz, kimseyle hırlaşmaz, kimseye sokulmaz, garip bir âdem’. Bakışları denizde dalıp dalıp giden biri.
‘Yesterday’ (1965) (Lennon/McCartney). Hacer de, vicdan azabından, yemiyor, uyumuyor. Necmi “Hayalet oldu İbrahim. Yedi bitirdi bizi” diyecektir. Karısını tekme tokat kovması uzun sürmez. “Alsın hayrını görsün. Oh be! Kurtuldum nihayet.” Sahip olduktan sonra bırakmamız daha kolay galiba.
Genç kızın düşüşü çok hızlı (ev, araba ‘üstüne yapılmamış’ galiba). Hüseyin Duman’ın gazinosunda çalışmaya başlar. Bir sarışın sanatçı, Gönül Akkor’un sesiyle ‘Sevemez Kimse Seni’yi (1968) (Suat Sayın) söylerken konsomasyona çıkmıştı bile.
‘Sazda çalıştığını’ İbrahim’in duyması 1-2 sahne sonra. Önce Necmi’yi bir güzel dövüyor. 4 yumruk, iki kafa. Öldürecekti ama “Senin pis kanın bu davayı temizlemez” diyerek vazgeçer. [Yarım bıraktığı işi ikinci çevrim ‘Sevdim’de (1989) Emrah tamamlayacaktır].
Gazinoda karşılaşan iki eski sevgili ve erken bir saatte Galata Köprüsü.
Önce ‘Major Dundee’deki (1965) ‘The Escape-Lt. Graham-Artillery’ (Daniele Amfitheatrof). Ardından Hakkı Derman’ın kemanı ile ‘Bir Muhabbet Kuşu’; “Affet beni. Suçluyum ama günahkâr değilim inan. Birazcık anlamaya çalış. Her şeylere hasrettim, istiyordum. Sonra anladım ki ben seni sevmişim. Çok sevmişim. Tövbe, tövbe bir daha ne dersen yapacağım. Ne söylersen dinleyeceğim… Elin elime değmez artık, değmesin. Olsun, razıyım. Bir çatı altında olalım. Hiç değilse yemeğini pişirip yamanı yapayım. Bir şeylerini yıkayayım. Tek senle beraber olayım… Başkasını mı seveceksin, sev. Evlenecek misin, evlen. O zamana kadar beraber olalım hiç değilse. Sana çok iyi bakarım… Beraberiz diye teyzem de döner gelir. Biz de çalışırız gene. Bahçeli bir ev buluruz. Kapalıçarşı’dan eşyalar alırız. Belki gene yüzümüz güler. Dur İbrahim, dinle beni. İbrahim! Dur!”
Keman, kanun, ut, darbuka, klarnet. Zeki Müren’in sesinden dinlediğimiz Uşşak şarkı (1955) (Şükrü Tunar); “Kalbimi bezlederim (‘esirgemez veririm’) minnet-ü zevkle dilersen//Bir muhabbet kuşu da ben olurum//Sev diye, sev diye, sev diye, sev diye sen//Sevgimin meltemidir şimdi şu ruhumda esen//Bir muhabbet kuşu da ben olurum//Sev diye, sev diye, sev diye, sev diye sen.”


‘Shake Hands wih the Devil’deki (1959) ‘1921-Trouble’ (William Alwyn).
Hacer; “İki gündür uyuyamıyorum. Başıma koskoca güneş düşüp beni yakmış kavurmuştan beter oldum.”
Necmi; “Benim çektiğimin yanında seninkisi hiç kalır.”
Hacer; “Yeter! Kes! Debelenme artık.”
Necmi; “Seviyorum Hacer. Seni namuslu bir şekilde istiyorum. Kaderimin karası, arada İbrahim’in olması.”
Hacer; “Karşıma çıkma, seslenme. Son defa söylüyorum, beni İbrahim’in yüzüne bakamaz hale getirme.”
Şimdi ‘namuslu bir şekilde istediği’ genç kızı birkaç sahne sonra dört tokat atarak ve ‘bir çöp, bir kuruş vermeden geldiği gibi defedecektir’. Geri gelirse ‘geberteceğini’ de ekleyerek. “Ulan nankör, ulan aç, ulan sidikli! Ayaklarımı öpmelisin ulan. Ulan, adam ettim seni be.” Oysa daha birkaç sahne önce Hacersiz hayat ‘ölü gibi, zindan gibi bir şeydi’ Necmi için.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen O. Nuri Ergün
Senaryo
Yapımcı Berker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Nejat Okçugil
Süre 101 dk
Tür Dram, Duygusal
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler zenginlik, bıçak, hapishane, malihülya, muhabbet, Daha Fazlası

Oynayanlar

Sadri Alışık Sadri Alışık İbrahim
Sevda Ferdağ Sevda Ferdağ Hacer
Süleyman Turan Süleyman Turan Necmi
Şaziye Moral Şaziye Moral Hacer'in Teyzesi
Asım Nipton Asım Nipton Mustafa
Necdet Tosun Necdet Tosun Meyhaneci Fethi
Hüseyin Zan Hüseyin Zan İhsan
Ali Ekdal Ali Ekdal Mahalleli
Muzaffer Yenen Muzaffer Yenen Doktor
Zeki Tüney Zeki Tüney Mehmet
Lütfü Engin Lütfü Engin Balıkçı
Zeki Sezer Zeki Sezer Pavyon Sahibi
Mustafa Yavuz Mustafa Yavuz Necmi'nin Adamı
Orhan Çoban Orhan Çoban Garson
Nermin Özses Nermin Özses Mahalleli
Hakkı Haktan Hakkı Haktan Mahalleli
Esen Günay Esen Günay Süleyman Turan Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Sevda Ferdağ Seslendirmesi
Ayton Sert Ayton Sert Mustafa Yavuz/Asım Nipton Seslendirmesi
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Hüseyin Zan ve Necdet Tosun Seslendirmesi
Vala Önengüt Vala Önengüt Lütfü Engin Seslendirmesi
Sacide Keskin Sacide Keskin Seslendirme

Ekip

Yapımcı Samim Utku (Yürütücü Yapımcı)
Yapım Ekibi Yüksel Tanık (Yapım Amiri)
Ayhan Kozalak (Yapım Asistanı)
Avni Turan (Set Ekibi)
Necati Tuna (Set Ekibi)
Ali Öven (Set Ekibi)
Kamera Ekibi Tuncay Ural (Kamera Asistanı)
Işık Ekibi Mehmet Çakar (Işık Şefi)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Mühendisi)
Diamandi Filmeridis (Senkron)
Müzik ekibi Belkıs Özener (Şarkılar)
Semiramis Pekkan (Şarkılar)
Şükrü Tunar (Beste)

Firmalar

Er Film (Yapım)
Erman Film (Seslendirme)
Erman Film (Renklendirme)
Ender Işık Servisi (Işık)
Marg Video Stüdyo (VHS)

Son Yorumlar (20)

erhaab avatar erhaab 13 Ekim 2017 04:31:55

8

Aynısının tıpkısı hesabı 2 versiyonu daha vardır. Taksi Şoföründen bahsedilmiş zaten. Bir de Küçük Emrah'ın küçüklükten gençliğe evrildiği dönemlerde oynadığı 'Sevdim' filmi de aynı konudur.

Tabi en iyisi Sadri Baba'nın oynadığı Muhabbet Kuşu. Küçük Emrah ile Sadri Babayı kıyaslamaya kalkacak kadar delirmedim henüz çok şükür:))

cüneyt_inam 09 Mayıs 2015 19:30:53

Mükemmel bir film,etkileyici.

Göztepe avatar Göztepe 17 Şubat 2015 21:43:21

10

Biraz ağır ama güzel bir Sadri Alışık filmi yeşilçamda bu ve benzeri konulu filmler her zaman çekilmiştir. Herşeyin ilki güzel ilk aşk ilk bakış ilk safça aşk ve kanmalar vs. herşeyin ilk olanı kanımca makbuldür. Film bana bu duyguları bir nevi hisse ttirdi Süleyman Turan genelde hep iyi dost arkadaş rollerinde oynarken bu filmde bambaşka bir role bürünmüş kötü arkadaş olarak. Sevda Ferdağ'ın sonradan pavyon köşelerinden düştüğü durum Sadri Alışık'ın filmin her sahnesinde neredeyse bir yıldız misali parlaması harikaydı. İyi bir film Muhabbet Kuşu ve Semiramis Pekkan şarkılarını filmde belirli aralıklarla zaman zaman duyabilirsiniz.

dikişsizsabri avatar dikişsizsabri 19 Ekim 2014 14:00:16

10

beni çok etkileyen bir film. Sadri Alışık'ın oyunculuğu harika.

Elvis07 avatar Elvis07 27 Ocak 2014 04:16:14

9

Bu filmin başında Sadri baba tek kolunu Chevrolet İmpala sının penceresinden çıkararak arabayı dik yokuşlu keskin dönemeçli dar sokaklardan bir getirişi vardır ki Hey yavrum hey

jeremiekhan 12 Eylül 2013 13:11:43

fena değil güzel sayılır

Yandex.Metrica