Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

İlk ve Son

İlk ve Son

8,82

(7 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 20 Dk Dram Duygusal Dram, Duygusal

Yönetmen: Memduh Ün Memduh Ün

Ülke: türkiye

Oyuncular: Asım Nipton, Diclehan Baban, Ahmet Turgutlu, Mehmet Büyükgüngör, Eva Bender, Funda Postacı, Selda Alkor, Cüneyt Arkın, Niyazi Er, Doğan Tamer Devamını Gör...

Konusu : Boots Randolph’un ‘Boots With Strings’ albümündeki (1966) ‘The Shadow Of Your Smile’ (1965) (Johnny Mandel / Paul Francis Webster) ile başlayıp Mantovani’nin ‘An Album Of Favourite Melodies Vol. 2’ uzunçalarındaki (1954-Decca) ‘Ramona’ (1927) (Mabel Wayne) ile biten konuşma. Necla; “Canım dans etmek istiyor.” Mecdi; “Ben iyi dans etmesini bilmem ki.” Necla; “Bilmeyin, ziyanı yok!” Mecdi; “Etraftan bizi dans ederken görenler ne derler?” Necla; “Ne diyecekler, deseler deseler ‘milyoner bir kadın, çiftliğinin müdürüne âşık olmuş’ derler! Başka bir şey diyemezler a!” Mecdi: “…” Aynı adlı romanın (‘İlk ve Son’-1940-Esat Mahmut Karakurt) (Dördüncü basım-1945-İnkılâp Kitabevi) ikinci çevrimi. Film, Necla’nın güpegündüz (kitapta ‘mehtaplı bir sonbahar gecesi’) saldırıya uğraması ile başlıyor. Radyoda “Gioconda’s Smile” 33’lüğündeki (1965) (Manos Hadjidakis) ‘When The Clouds Come’. Bir yılbaşı eğlencesi sonrası, arkadaşı Orhan’ın arabasında Alemdağ’daki Çobanlar Çiftliği’nin yakınına kadar gelmiş. “Türkiye’nin en güzel ve en zengini” ama mal varlığı ile öyle ilgisiz ki buraların sahibi olduğunu yeni öğreniyor! 11 yaşındayken annesini kaybetmiş. Pancar işi ile uğraşan babası, ‘şeker kralı’ Avni Arar da 1 buçuk sene önce öldüğü için milyonlarca liralık servetin sahibi. Filmde ‘1 gün’, romanda ‘1 buçuk ay’ süren bir evlilik yaşamış. Tüm bu ayrıntılar bir yana, şimdi, Orhan’ın tacizinden ‘en az zararla’ kurtulmak zorunda! Neyse ki, ‘uzun boylu, geniş omuzlu’ bir atlı imdadına yetişir. Çiftliğin müdürü Mecdi Karan! Sert ve gururlu biri. Vahşi, garip bir adam. Kabalığının altında, salon züppelerinde bulunmayan erkekçe bir gurur taşıyor. O da çevresine ilgisiz! Kurtarıp çiftliğe götürdüğü kişiyi tanımıyor. Oraların sahibesi olduğunu bilmiyor. Sonradan, durumu öğrendiğinde bile lafını sakınmadığını göreceğiz. İki taş merdivenli çiftlik evi. [Çekimler, ‘Hacı Murat’ (1967) ve ‘Namus Borcu’ (1967) gibi filmlerden anımsadığımız ‘Bilezikçi Çiftliği’nde yapılmış]. Delikanlı, burada (romanda ‘annesiyle’) kalıyor. Emektar Selahi Baba (kitapta ‘İsmail’) ve 15-16 yaşlarındaki kızı Ayşe en büyük yardımcıları. Okuma yazma öğrettiği ve çocuk zannettiği bu ‘kır menekşesi’, O’na umarsızca sevdalı. Artık, ‘Ağustosböceği ile Karınca’yı değil Ümit Yaşar Oğuzcan’ın ‘İki Kişiye Bir Dünya’ gibi şiirler okumak istiyor. Necla’yı at arabasıyla şehre götüren Selahi Baba’nın söyledikleri Mecdi’yi daha iyi tanımamızı sağlıyor. “Siz bakmayın O’nun kabalığına. Aslında mert ve altın gibi kalbi olan bir insandır. Sonra bilgisine de diyecek yoktur ha. Yüksek ziraat mühendisidir.” Amerika’da staj (‘sitaj’) sonrası, 6 (romanda ‘2’) aydır çiftlikte çalışıyormuş. Yaşlı adamın anlattığına göre ‘mal sahibi kadın’ galiba hoppaca bir taze! “Çiftlikle hiç ilgilendiği yok!” Mecdi Bey, işe başladığı gün bütün eksiklerin listesini yazıp yollamış. “Hâlâ bugüne kadar bir cevap vermedi.” ‘Un Homme Et Une Femme’daki (1966) (Francis Lai) ‘Plus Fort Que Nous’. Eşyalarının arasında bir resimde gördüğümüz sarışın güzel Renata, Mecdi’nin yıllar öncesindeki yürek sızısı. Sonraki bir gün tekrar beraber olmak isteyen genç kadını ihanetle suçlayıp kovar. Ama 5 yılını paylaştığı bu afet ilerde başına çok işler açacak. O olaydan sonra (ama asıl yakışıklı müdürü unutamadığı için) ayakları biraz olsun suya eren Necla, çiftlikle ilgilenmeye karar verir. Hukuk müşaviri Eşref Bey aracılığı ile Mecdi’yi Fenerbahçe’deki köşküne çağırtıyor. O günkü genç kadını, çiftliğin sahibi olarak gören kahramanımız, bunu bir gurur meselesi yapıp işi bırakmak ister. Samimi bir özür aradaki buzları eritecektir. Necla’nın içinden bir his, Mecdi’nin dünyanın en dürüst insanı olduğunu; Arkadaşı Nazlı’nın içinden bir his ise “Senin bu ‘bahçıvana’ âşık olduğunu söylüyor”! Bir arazi alımı için gittikleri İzmir’de birbirlerinin olurlar. O gecenin sabahında Necla’nın evliliğinin yalnızca kâğıt üzerinde olduğunu anlıyoruz. “Niçin söylemedin bana? Ben seni evlenmiş bir kadın zannediyordum!” Para peşinde olan kocasını daha ilk gece başlamadan terk etmiş! Bir dolu tartışmadan sonra evlenme kararı. Ama kıskançlıktan ne yaptığını bilmez halde olan Renata, iki kurşunla Mecdi’yi yaralıyor. Şakağındaki sıyrık ilerde kör olmasına neden olacaktır. (Romanda ise daha ilk sayfalarda ‘gözünden rahatsız’. Beyoğlu’ndaki ‘meşhur göz doktoru’ her iki gözde de, üstelik ‘maatteessüf bir hayli ilerlemiş’ tüberkülozdan kuşkulanıyordu). Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde ameliyat; 2 gün 2 gece aç susuz başucunda bekleyen Necla; Hastaneden çıkış ve ıhlamur ağacı altında göz kararmaları; Bir sabah gözlerini tamamen kaybetmesi; (Nefret edip uzaklaşsın diye) Gelinliğiyle gelen sevdiğine oynadığı acımasız oyun; Ağlayan Kaya’dan atlayarak ölmek istemesi! Ayşe’den gerçeği öğrenen genç kadın, buna engel olur. “Sen benim ilk ve son aşkımsın. İlk ve son erkeğimsin. Istırap çekeceksek beraber çekeceğiz. Bir adımda boşluğa atabilirsin kendini. Ama şunu bil ki ben de arkandan gelirim. Öleceksek ÜÇÜMÜZ beraber öleceğiz. Sen, ben ve çocuğumuz. Anne oluyorum!” (Filmin gösterime girdiği günlerde sanat yaşamının en parlak ama özel yaşamının en bunalımlı günlerini yaşayan Cüneyt Arkın, Mecdi’ye verilen desteğin az bir kısmıyla bile ne kadar mutlu olurdu). Kısa süren bir karar verme anı ve “Çocuğumuz, ismimi taşıyacak Necla!” Her türlü zorluğa karşın yaşamı seçen, birbirine sarılmış iki güzel insan. (Roman, intihar ile biter. Necla’sına bıraktığı mektupta, ‘mesut olmasını diliyor’. Nasıl olacaksa!). Necla’nın köşkünde, ancak 60’larda olabilecek konuşma. Mecdi; “Ne ihtişam, ne saltanat. Böyle bir servet sahibine hizmet etmek çok şerefli bir şey. İftihar ediyorum doğrusu.” Eşref Bey; “Bırakın alayı Mecdi Bey.” Mecdi; “Yoo, doğru söylüyorum. Bütün bu servet nerden eline geçti Hanımefendinin?” Eşref Bey; “Pederinden miras kaldı.” Mecdi; “Demek zengin bir babanın çocuğu olmak çok kârlı bir şey. Hiçbir emek sarf etmeden milyonlarca liraya sahip oluyorsunuz. Bana kalırsa kanunlarımız mı, adetlerimiz mi bilmiyorum ama serveti insanlar arasında haksızca taksim etmişler!” (Yazan: Murat Çelenligil)



TubaArtan

1 Mart 2017 15:18

ilk ve son.... ilk kez izledim ama son olmayacak... ;) yine harikaydı...

Cevap Yaz

bysiirtli56

28 Haziran 2016 07:43

siyah beyaz olmasına rağmen renkli oyuncu ve oyunculuklar ve rengarenk konusu ile hafızamda hep kalacak bir cüneyt arkın film.

Cevap Yaz

performer

14 Mart 2016 21:51

öncelikle senaryo çok başarılı...bazı klişe sahnelerine rağmen güzel bir film...filmin memduh ün tarafından yönetilmiş olması filmi izlenir yapıyor...görüntü kalitesi çok iyi değil ama tam kötü de denilemez ama ses kalitesinde yani ses yüksekliğinde bir sorun var, filmin sesi, orjinalinden kaynaklı olmalı ki ses çok kısık izlerken sesini biraz daha açmanız gerekecek (tv de yayınlayan kanaldan kaynaklı bir sorun değilse)

Cevap Yaz

benimsinema

3 Kasım 2012 15:01

yönetmen memduh ün olunca güzel bir film cikmis ortaya...oyunculularda gayet dogal oynamis, bi abarti olmadan... ben cok funda postacinin haline üzüldüm, hele seldaya yetisip, durumu aglayarak anlatmasi, gayet profesyonelce canlandirmis... güzel bir ask filmi

Cevap Yaz

torkiş

25 Temmuz 2010 03:01

Açıkçası bu kadar iyi bir film olacağını tahmin etmemiştim.Çok sağlam bir senaryosu var ve kendini siyah-beyaz olmasına rağmen sıkılmadan izlettiriyor.Özellikle Cüneyt Arkın ın oyunculuğuna yine hayran kaldım,bir rol gerçekten bu kadar mükemmel oynanır;diyecek bişiy yok hakikaten.9/10

Cevap Yaz

göknil

30 Mayıs 2007 09:09

gerçekten iyi bir aşk filmi

Cevap Yaz

star

4 Ağustos 2006 16:46

hayatta erkeklerden nefret eden son derece genç ve güzel bir kadın olan sevda ,kendi çiftliklerinde mühendis olarak çalışan cüneyti aşağılar,bu yüzdende cüneyt işi bırakmak ister.cüneytin bu kaba davranışları seldanın ilgisini çeker ve ikisi bir arsaya bakmak için gemi ile izmire giderler...yolculuk boyunca ve izmirde cüneyt devamlı olarak seldadan kaçar,,,işleri bitirip dönecekken seldanın isteği üzerine şarhoş olup geceyi birlıkte geçirirler.bu selda için tekrar aşkın kendisidir,onun içinde sevdiği erkeğin yanında olmak içiçn her şeyini terk edecektir.bu durumu kabul etmiyen cüneytin ilk aşkı eva çiftliğe gelir,kavga ederler ve cüneyti başindan tabanca ile vurur.bir süre sonra cüneytin gözleri kör olur...cüneyt seldatı terk edecekmidir ,,,mutlaka izleyin...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica