Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Sahipsizler

Sahipsizler

9,25

(36 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Kasım 1974 1 Saat 14 Dk Dram Dram

Yönetmen: Ertem Göreç Ertem Göreç

Ülke: türkiye

Oyuncular: Zeki Alpan, Faik Coşkun, Ali Ekdal, Mustafa Yavuz, Ekrem Dümer, Mümtaz Ener, İhsan Baysal, Renan Fosforoğlu, Mualla Sürer, Nubar Terziyan Devamını Gör...

Konusu : ‘Nous Irons Á Verone’ (1973) (Charles Aznavour / Georges Garvarentz). Fon müziği olarak Raymond Lefevre ve Orkestrası’nın 17 numaralı (1974) uzunçalarındaki melodinin kullanıldığı filmde Sarıyer Jandarma Komutanlığı. Kıdemli Üstçavuş; “Hayrola Namık, arkandan kurşun mu sıktılar?” Şoför Namık; “İçim tez Çavuşum. Haberi hemen vereyim dedim.” Çavuş; “De bakalım neymiş.” Namık; “Sinop’a yük götürmüştüm. Ben dönerken Gaddar tahliye oluyordu. 1–2 güne kadar damlar.” Çavuş; “İyi oldu haber verdiğin. Gaddar gelmeden tedbir almak gerek. Nasrettin Hoca misali, adamın kulağını önceden bükmeli ki testi kırılmasın.” Rumeli Kavağı. Boğaz’ın yukarılarında sakin bir balıkçı köyü. Üniversite öğrencisi Ömer, sevdiği kızı, mahallesine getirmiş. “Her zaman gelirim buralara. Gelince bir huzur duyarım. Yalnız gelirdim seni tanımadan önce.” ‘Caminin sağ tarafında, damının yarısı görünen evlerini’ gösterir uzaktan. “Ama ben hep buraya gelirim. Sözüm var, bekleyenlerim var bu tepede.” Sevenleri, bekleyenleri de bir köşede mezarlarını gördüğümüz annesi ve babası kadar sevdiği Gaddar’mış! Berber Nazif Amca’yı, Bakkal Bican Efendi’yi anlatır özlemle. Bir kişiyi ‘amca/efendi’ demeden anması O’nun pek de iyi olmadığını düşündürdü. “Kasap Celal’i daha ilk görüşümde sevmedim. İyileri anarken yüreğin sıcacık oluyor da kötüleri ne yapsan atamıyorsun hatıralarından.” Gaddar’ın gelişi ortalığı hareketlendirir. Sonradan öğreneceğimiz bir nedenle Bilal ve Hüsam’ın dayılarını öldürmüş. Üstçavuş, Kahve’de “Artık aranızdaki kavga bitsin. Kanı kanla yıkamazlar, sönmüş ateşi körüklemezler” diye ‘tedbir’ almaya çalışıyor ama iki kardeşteki ‘ateş’, kan dökülmeden sönecek gibi değil. Okulların yeni açıldığı günlerde taşınmışlar buraya. Fatma ve Ömer de Gaddar gibi kimsesiz. (Zorluklar, üçünü birbirlerine yaklaştıracaktır). ‘Bekârı, dulu pek sevmeyen’ Hacı Emin, nasıl olduysa evi Onlara kiralamış. Fatma [‘Anadolu Ekspresi’nde (1973) adı ‘Çağlar’ olan] ‘Gül Saz’da şarkıcı. Birçok filmde olduğu gibi güzelliği başına bela. Kasap Celal “Bir kadın hem dul hem de çok güzel olursa erkekler ona başka türlü bakarlar” sözleriyle şansını denediğinde ağzının payını almıştı; “Sadece bakarlar Celal Efendi. Bakılan kadın namusluysa Onları görmez bile. Baktıklarıyla kalırlar.” Bilal ve Hüsam “Bu karı işliyor be… Burada namuslu poz atıp dışarıda oynaşıyor… Olur mu be, bizim çöplükte otlayıp başka yerde yumurtlamak olur mu” diyerek çoktan göz koymuşlar bile. Saz’dan dönüşü, Gaddar’ın ‘lüks lambası’ ile balığa çıktığı saatlere denk düşüyor. Tek amacı oğlunu okutabilmek. Paul Mauriat’nın ‘Forever And Ever’ (1973/74) albümündeki ‘Le Peintre Des Etoiles’ (1972) (Stelios Vlavianos / Cécile Aubry / Boris Bergman). Ömer akşamları yalnız. Annesi işe gitmeden, kazağını sıkı sıkı tutarak uyuması ne güzel. Gaddar’ın teknesi, Ömer’in okul masrafları için satacağı bir tarlası ve belki bunlardan da önemli Kaptan ve Balıkçı Hasan Ceylan gibi arkadaşları var. ‘La Course Du Lievre A Travers Les Champs’daki (1972) ‘Theme Pepper (Guitar)’ (Francis Lai) Hapislik yıllarından sonra bu melodi ile dönüyor kulübesine. Hasta kuşunu öldürdüğü için Ömer’le ilişkisi gergin başlar. Sonradan bir kuş (adı ‘Mıstık’) armağan edecek ve ‘hep iyi şeyler öğretecektir’. Kafes yaptıkları sahneye, Rus Halk dans melodisi ‘Beriozka (Beryozka)’ duygusallık; Kayığı kırmızıya boyamalarına ise Paul Mauriat’nın ‘Les Grandes Musiques De Films’ (1974) 33’lüğündeki ‘Les Volets Clos’ (1972) (Paul Misraki / Raymond Forlani) neşe katıyor. Kasap Celal, genç kadından vazgeçmemiş. ‘Meyhaneci/Musallataşı’ (1967) (Orhan Gencebay) şarkısını dinlediğimiz ‘Gül Saz’da ‘dost oturmalarını’ istediğinde yanıt bu kez bir tokat olur. Sonrasında dükkânı bir dedikodu fırtınası gibi. Mahalledeki kadınlar, biraz kıskançlık biraz da esnaf kocalarının etkisiyle Ömer’i okuldan, aileyi evden attırmaya çalışıyorlar. “Papa was a Rollin’ Stone” (1971/72) (Norman Whitfield / Barret Strong). Annesi ile ilgili sözlere kızan küçük çocuk okul çantasını uçurumdan atmıştı. Çalışıp bakacakmış anacığına. Ama tek kurtuluşu okumak. Kadınlar Korosu’ndan Selahattin Pınar’ın kürdîlihicazkâr şarkısı (Sözler; Zekai Cankardeş) “Ne gelen var, ne haber var//Gün uzun yollar uzak.” Gaddar da Gül Saz’a gelir. Fatma, Gönül Akkor’un sesi ile ‘Tanrım Beni Baştan Yarat’ı (1974) (Muzaffer Özpınar / Ali Tekintüre) söylerken ikisi de ağlıyordu. Kahramanımız rahatlatıcı sözleri Garson-Orhan Çoban’dan duyar; “İmkânsız Beyim, Fatma müşteriyle çıkmaz. Tonla para verdiler çıkmadı şimdiye kadar. Tabanca dayasan götüremezsin dışarıya.” Bir başka gün yine Saz’da genç kadını Bilal, Hüsam ve Celal’in saldırısından korur. Artık oralarda çalışmamalıymış. Hayatı zorlukla geçen Fatma, kimsenin kimseye karşılıksız ekmek vermediğini, verse bile ‘etini istediklerini’ çok iyi biliyor. “Ne verirlerse fazlasını isterler.” Gaddar’ın böyle olmadığını kısa zamanda anlaşılır. Haliç’te, delikanlının sırrını öğreniyoruz; “Ömer’in yaşındaydım bir zamanlar. Babam ölmüş üvey anamın eline kalmıştım. Kadın oynaşırmış meğer. Rahat oynaşsın diye bana para verir ‘şeker al’ derdi. Şeker yerken, küçüğünden büyüğüne herkes alay ederdi benle. Bin yıl yaşasam o acı silinmez içimden. Tam Ömer’in yaşındaydım analığımla dostunu bıçakladığım zaman. Bir elimde bıçak bir elimde hâlâ şeker vardı. (Şeker lafı eden kahveci çırağına neden kızdığı şimdi anlaşılıyor).” Sevgilerini bir kez olsun söyleyemediler, beraber olamadılar, el ele bile tutuşamadılar ama mutlulukları belli. Raymond Lefevre ve Orkestrası’nın 17 numaralı (1974) uzunçalarındaki ‘La Dolce’ (1973) (Milton Di Sao Paulo) melodisinin olduğu sahnede kollu dikiş makinesiyle delikanlının perdelerini dikiyordu. En olmadık zamanda, Gaddar gelinlik almak için şehre gittiğinde, saldırıya uğrar. Hüsam ve Bilal’den sonra Celal de sıradaymış! “Ben, herkeslere rezil olamam. ‘Celal, altındaki karıyı kaçırttı’ dedirtmem!” Papillon’daki (1973) (Jerry Goldsmith) “Antonio’s Death” ve ardından Raymond Lefevre’in 16 numaralı albümündeki (1974) ‘Sans Toi Je Suis Seul’ (1972) (Patricia Carli / Franck Gérard). Genç kadın birkaç gün önce Ömer’in çantasını attığı uçuruma bırakıyor kendini. Gaddar’ın kendi yaşamını da yitireceği intikamı acımasız. ‘Lipstick’deki (1976) Chris McCormick-Margaux Hemingway’in kız kardeşinin tecavüzcüsü Gordon Stuart-Chris Sarandon’a tüfek kurşunu ile verdiği acıyı, Hüsam’a bıçağı ile tattırır. Bilal’in ölümü de aynı bıçakla. Raymond Lefevre ve Orkestrası’nın 17 numaralı (1974) albümündeki ‘Viens, Viens’ (1973) (Ralph Bernet / Her Barnes / Sven Linus). Mıstık’ı kafesinden uçurdukları sahne. Gaddar; “Keşke seni daha önce tanısaydım. Belki de ömrüm hapislerde geçmezdi.” (Cinayet işlediğinde 6–7 yaşlarındaymış. Bu, söylediklerini biraz anlamsız kalıyor). Ömer; “Niçin hapse girdin? İyiliği çok seviyorsun. Kötülük yapamazsın ki sen.” Gaddar; “Yaptırırlar Ömer, zorla yaptırırlar. Sonra da adamı bir demir kafesin içine kapatırlar.” Ömer; “Çok fena. Biz de Mıstık’ı kapattık. Konuşabilse ‘beni bırakın’ der değil mi?” Gaddar; “Der Ömer. Kuşlar uçtukları zaman yaşarlar.” (Yazan: Murat Çelenligil)



Karalı_57

5 Mart 2018 18:42

Boyle bir son olması çok üzücü, ama film yinede çok başarılı

Cevap Yaz

Türksinemasıhayranı

11 Şubat 2017 13:05

Mükemmel bir hikaye. Oyunculuklar çok iyi. Toplumun ne yazık ki 74 yılından bu yana algısının değişmemesi ve hala aynı zihniyette olması da çok üzücü bir durum.

Cevap Yaz

Kaptan34

3 Eylül 2016 18:04

Hikayesi oyunculuklar çok samimi çok sıcak kadir inanır ve Selma Güneri uyumu etkileyici ve çok başarılı acı son olması üzücü

Cevap Yaz

Kleberson

29 Aralık 2015 23:50

selma günerinin mükemmel oyunculuyla muhtesem bir film

Cevap Yaz

aysenazan

21 Ocak 2015 16:07

Toplumun iki yüzlü ahlak anlayışını dul bir kadın üzerinden inceleyen çok güzel bir film...

Cevap Yaz

Papatyam34

12 Mart 2014 14:48

senaryo çok başarılı oyuncuların performansı çok iyi kadir inanır ile selma güneri çok iyi ikili olmuşlar

Cevap Yaz

sevda1979

11 Mart 2014 03:46

çok güzel çok başarılı rejisör ertem göreçin güzel filmi gönül akkorun şarkıları filme çok güzel uymuş ferdi tayfurun olmaz olsun filmine çok benziyor selma güneri bu filmde çok güzel....

Cevap Yaz

silvester

1 Ocak 2014 21:13

Güzel bir filmdi.Boğazın güzelliği,Kavağın güzelliği çok doyurucuydu.Selma Güneri Çok güzeldi.Tam bir Yeşilçam Klasiği gibiydi.O yılların meyhane kültürü bir başka güzel oluyor.Emeği geçenlerin eline sağlık........Silvester.

Cevap Yaz

kral_affetmez

7 Kasım 2013 16:18

Türk sinemasının olmazsa olmaz filmlerinden. kadir abi döktürüyor oyunculuk olarak şahane. senaryo şahane. selma güneri de şahane oynayınca bizlere sadece izlemek kalıyor. seyir keyfi yüksek bir film. bunda yönetmenin de payı büyük elbette.

Cevap Yaz

benimsinema

21 Ağustos 2013 23:20

ertem görec cok güzel yönetmis ve erdogan usta güzel yazmis... kadir inanirin oyunculugundan kücük yildizin performansina kadar güzel duygu yüklü bir film... selma güneri ile kadir inanirin güzel filmerinden biri daha....

Cevap Yaz
Yandex.Metrica