Bir Pınar Ki

8,02

( 17 kişi yorum yaptı )

Bir Pınar Ki

Sinema Filmi

1972

‘Krakatoa, East of Java’daki (1969) (Frank de Vol) ‘Kee Kana Lu.
Pınar, fabrikaya Hayri Bey’i görmeye gelmiş.
Faruk; “Yoklar kendileri… Bugün gelmez artık. Niçin aramıştınız?”
Pınar; “Hayri Bey’in oğlusunuz değil mi? “
Faruk; “Evet, nerden anladınız?”
Pınar; “Çünkü babama çok benziyorsunuz… Babamla babanız kardeşmiş.”
Faruk; “İmkânı yok. Bir kardeşi olsa söylerdi bana.”
Pınar; “Söyleyemezdi, yüzü yoktu buna. Cesareti yoktu.”
Faruk; “Ne biçim laflar bunlar? Kimsin sen?”
Pınar; “Söyledim ya, kardeş çocuğuyuz sizinle. Babanız yüzünden başımıza gelmeyen kalmamış. Bana da bütün bunları annem daha dün anlatabildi. Ölüm döşeğinde annem. Kan kusuyor. O’na bakacak gücüm olsa gelmezdim buraya.”


Jenerikte Tony Osborne’un ‘Incidentally’ albümündeki (1968) ‘Il Dritto Di Amare (Albinoni-Adagio)’.
Karl ı İstanbul; ‘Ekmek Kavgası’ndaki insanlar. Ve güvercinler. Tertemiz yüzlü bir genç kız, evde diktiklerini bitpazarındaki tuhafiyeciye götürüyor. Geçimi böyle. Ancak son gelişi bu. Dükkân sahibinde ‘parasızlığın belini büktüğünden’ ve ‘işlerin kötülediğinden’ başka laf yok. Yeni mal istemiyormuş artık. Geçen defa getirdikleri duruyormuş daha. Pınar’ın “Yeni modeller bulurum size” ve “Daha ucuza vereyim” şeklindeki sessiz çığlıkları yararsız; “Kurtarmaz maalesef. Hesabı kapatalım.” Yaşlı adam “Ay sonuna doğru bir uğrayıver bakalım” diye açık kapı bıraksa da burayı artık göremeyeceğiz.
‘Z’deki (1969) (Mikis Theodorakis) ‘Finale-To Yelasto Poidi’. Eczaneye uğramasının nedeni evde anlaşılır genç kızın. Anacığı Güzide Hanım ağır hasta. “Günden güne eriyor zavallı.” Ev sahipleri Remzi ve annesi Mürüvvet İşsever’in özverisi az bulunur cinsten. Kira falan almıyorlar. “Üstelik cebimizde ne varsa verelim ama faydası yok… Bu hastalık başka türlü bakım ister… Yiyeceği içeceği en iyi şekilde olacak. Masraf hastalığı bu. Zengin hastalığı.” İyi bir hastane, doktor, en son ilaçlar ve para, ‘gözü kör olası para’ gerekliymiş.
Çaresiz kalan Pınar, annesinin sözünü ettiği akrabalarına gider. Rahmetli babası Necmi ile Faruk arasındaki benzerlik şaşırtıcı. Hısım olduklarını anlatıyor ancak dinleyen kim. Delikanlı, ‘para koparmaya’ gelmiş bir yalancı sanır genç kızı.
‘Dead Ringer’daki (1964) (André Previn) ‘Forgery’. Gerçeği Hayri Bey’in sözlerinden öğreneceğiz. “Yalancı olan O değil benim. Senelerdir çektiğim vicdan azabını bilemezsiniz. Bir gün her şeyin ortaya çıkacağını biliyordum. Üvey kardeşimdi Necmi. (Anne bir, baba ayrı). Benim yüzümden sürünerek öldü.” Anneleri çok zenginmiş. Ölünce tüm servet iki kardeşe kalmış.
Necmi, paragöz Hayri’den farklı. Müzik ve karısı Güzide’den başka bir şeyle ilgilenmiyor. Tahsil için Avrupa’ya giderken “Paramı istediğin işlere yatırabilirsin” diyor abisine. Aydan aya geçinebilecekleri kadar göndersin yetermiş.
‘Bullitt’teki (1968) (Lalo Schifrin) gerilimli ‘Shifting Gears’. “Necmi ve karısı Viyana’ya gittikten sonra çalışmaya başladım. Kazanmak, daha çok kazanmak başka hiçbir şey düşünmüyordum. Bütün benliğimi inanılmaz bir para hırsı kaplamıştı… Üç yıl sonra en büyük işadamlarından biriydim artık. Bir de fabrika sahibi olmuştum.”
Bu arada kardeşine para göndermeyi kesmiş.
Yıllar sonra karşılaştıklarında “Senin servetini 3–4 ayrı işe yatırmıştım, hepsi battı. Benim paramı yatırdığım bütün işler müthiş kâr bıraktı” diye izah ediyor durumu!
Buna ‘ufak bir çocuk bile inanmaz’ fakat Necmi ne yapsın. Mahkemeden bir sonuç çıkmayacağı belli. Eğitimi yarım kalmış. Diploma alamadığı için müzik öğretmenliği yapamıyor.
Dert dert üstüne. ‘Meyhane şarkılarını, göbek havalarını bilmiyor, milleti coşturamıyor’ diye çalıştığı yerden de kovulunca beş parasız kalır. Küçük kızı Pınar’a mama alacak hali yok. Kaldıkları otelin sahibi de bastırıyor; “Borcunu ödemezsen çıkarsın buradan.”
‘Z’deki (1969) (Mikis Theodorakis) ‘Batacuda’ melodisini duyduğumuzda ters bir şeyler olacağı belliydi. ‘Bu zillete dayanamayıp’ kendini kamyonun altına atar. Kardeşinin ölümüyle fabrikatörün aklı başına gelmiş fakat çok geç. Ana kız otelden atılmış, nerede oldukları belli değil.
Bu acıyla mezara gideceğini düşünürken, 20 yıl sonra eline geçen fırsatı kaçırmaz. Günahını affettirmek için ne mümkünse yapacak. Kızı Aysel “Unutmaya çalış baba… Mazide olan mazide kalmalı” diyorsa da ‘vicdan azabı’ ağır basar.
Bu arada Güzide Hanım ‘çektiği acılardan kurtulmuş’! Mezarlıkta Pınar’ı güç bela razı edip [‘Kader Böyle İstedi’de (1968) Nilüferlerin olan] evlerine getiriyorlar.
Sonrası bir başka ‘mücadele’. Baba oğul, rahat etmesi için çırpınırken Aysel ve hizmetçi Benan Öz’ün davranışları çok kırıcı. ‘Hayatta yüzü hiç gülmemiş’ genç kıza bir sığıntı muamelesi yapıyorlar.
Faruk’ta gözü olan Necla da kıskançlık içinde. Saldırmak için fırsat kolluyor. Aysel’in ‘müstakbel nişanlısı’ Banker Cevat ise Pınar’ı gördükten sonra sözlüsünü unutuverir.
Paul Mauriat’nın “C’est La Vie… Lily” (1970) uzunçalarındaki neşeli marş ‘Balapapa’ (1970) (Jean Kluger / Catherine Desage). Hayri Bey, yine kucak dolusu armağanla gelmiş. Amacı genç kızın ‘geçmişte olanları unutması, kalbinin yeniden yaşama sevinciyle dolması’.
Necmi’ye ait ‘hissesinin bir kısmı’ için 500 bin liralık çek verir. (İlerde, aile maddi sıkıntıya düşünce kullanılacaktır).
‘Dans La Poussiére Du Soleil (1971) (Francis Lai). Faruk’la Pınar birbirlerini sevmiş. Deniz kenarında, küçük çayevinde ne kadar mutluydular. Keşke işler hep böyle devam etse.
‘La Prima Cosa Bella’ (1970) (Mogol / Nicola Di Bari) ile başlayan davette Necla, sevdiğinin hoşuna gitsin diye ‘Mi Bemol Majör Op. 18 Grande Valse Brillante’yi (1833) (Frédéric Chopin) çalıyor. Konservatuvar konserinde dinlemiş, çok beğenmişler. Delikanlı farkında bile değil; “Hatırlayamadım.” Cevat’ın, aşırılıkları nedeniyle dayak yediği o gece güzel bir şekilde bitiyor. Pınar ve Faruk evliğe karar verirler.
Balayına gidiş Paul Mauriat’nın ‘Le Passeger De La Pluie’ 33’lüğündeki (1970) “Raindrops Keep Fallin’ On My Head” (1969) (Burt Bacharach / Hal David) ile.
‘Airport’taki (1970) (Alfred Newman) ‘Main Title’. Bu mutluluk bir telgrafla yarım kalır. “Antrepo yanmış… 2 milyon lira zarar. İflas. Babamın yüreğine inmiş.”
Aysel, başlarına gelen bu felaketten Pınar’ı sorumlu tutuyor. “Uğursuzluk getirdin bize.” Kaçmasına neden olur kahramanımızın.
Son 20 dakika ayrı bir film gibi. Yardımına, yine Remzi yetişir. Nahide Teyze’nin pansiyonunda bir oda bulur.
Kızı Umut’un doğumu burada. Söylediği ninniyi çok beğenen ‘musiki hocası’ Nubar Terziyan’ın yardımı ile şarkıcılığa başlar.
Faruk da her yerde O’nu arıyordu. Gazeteye ilan bile vermiş. Hoş bir rastlantı, Pınar’ın gazino ilanı ile yan yana çıkıyor. Hiç olmazsa gazete sayfasında bir aradalar!
Kavuşmaları Nubar Terziyan’ın gayreti ile.


Tony Osborne’un ‘Incidentally’ (1968) albümündeki ‘Tant’ (Alain Barriere) ile akşam yemeği ve ‘Il Diritto Di Amare’ ile dans.
Faruk; “Seni…”
Pınar; “(Eliyle delikanlıyı susturarak) Söyleme. Ben de.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen O. Nuri Ergün
Senaryo
Yapımcı Berker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Ali Yaver
Eser
Vizyona Giriş Tarihi 01 Şubat 1972
Süre 83 dk
Tür Dram, Duygusal
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye

Oynayanlar

Kartal Tibet Kartal Tibet Faruk / Necmi
Arzu Okay Arzu Okay Pınar
Deniz Erkanat Deniz Erkanat Necla
Atıf Kaptan Atıf Kaptan Hayri
Kayhan Yıldızoğlu Kayhan Yıldızoğlu Banker Cevat
Suna Selen Suna Selen Güzide
Nazan Adalı Nazan Adalı Aysel
Türker Tekin Türker Tekin Remzi
Nubar Terziyan Nubar Terziyan Konuk Oyuncu
Müşerref Çapın Müşerref Çapın Nahide
Benan Öz Benan Öz Hizmetçi
Nezihe Güler Nezihe Güler
Mürüvvet İşsever Mürüvvet İşsever Komşu
Ali Demir Ali Demir
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Kartal Tibet Seslendirmesi
Toron Karacaoğlu Toron Karacaoğlu Kartal Tibet Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Arzu Okay Seslendirmesi
Gül Vergon Gül Vergon Deniz Erkanat Seslendirmesi
Yıldırım Önal Yıldırım Önal Atıf Kaptan Seslendirmesi
Ayşin Atav Ayşin Atav Nazan Adalı Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Kayhan Yıldızoğlu Seslendirmesi
Fatoş Tez Fatoş Tez Suna Selen Seslendirmesi
Sacide Keskin Sacide Keskin Müşerref Çapın ve Mürüvvet İşsever Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Yapım Ekibi Fehmi Tengiz (Yapım Amiri)
Metin Ok (Yapım Asistanı)
Yönetmen Ekibi Atilla Gökbürü (Reji Ekibi)
İzzet Özkaya (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Ünal Uğur (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Refik Onubil (Jenerik Tasarım)
Recai Karataş (Laboratuar Şefi)
Işık Ekibi Cengiz Arlı (Işık Şefi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Bican Avşar (Ses Kayıt)
Seslendirme Sacide Keskin (Seslendirme Yönetmeni)

Firmalar

Er Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)
Acar Film (Seslendirme)
Ender Işık Servisi (Işık)
Erbil Film (Yapım)

Son Yorumlar (17)

KartalTibetTutkunu avatar KartalTibetTutkunu 28 Mart 2018 19:51:44

Muazzez Tahsin BERKANT'ın Roman Edebiyatı sinema
uyarlama izlenir nitelik film.. Arzu OKAY'ı Kartal TİBET
evsaf jön ve aktör ile izlemekte hoş Onun daha sonra
furya deyil; bu tarz salon filmler oynaması beklenilen

TubaArtan avatar TubaArtan 22 Ağustos 2017 15:34:34

10

Kartal Tibet'in Arzu Okay'la ilk ve tek filmi ve ben oldukça başarılı buldum..

sinemaadamı avatar sinemaadamı 12 Ağustos 2016 15:22:48

8

kartal tibetin üstün oyun gücüyle film kendini izlettiriyor. arzu okay kartala iyi bir partner olmuş burda. kartal çift rolde kendisinin amcasını canlandırıyor. toron karacaoğlu amcayken, abdurrahman palay faruk iken kartalı konuşuyor. atıf kaptan, d eniz erkanat, nazan adalı ve suna selen filme renk katmış. kötü adam rolünde keşke kayhan baba yerine önder baba oynasaydı. kayhan yıldızoğlu pek kötü adama gitmiyor. filmdeki şarkılarda çok güzeldi. ama biçok yeşilçam filminde olduğu gibi burdada mantıksızlıklar var. mesela necminin herşeyini kaybettiği için intihar etmesi. ben bu kadar acıya dayanacak güçte değilim falan demesi çok saçma tamam herşeyini kaybettin üvey kardeşin herşeye sahip oldu ama senin düşünmen gereken bir eşin ve kızın vardı nasıl böyle bir bencillik yaparsın necmi ? bunun dışında kartal keşke iki rolde oynamasaydı necmiyi başkası canlandırsaydı daha iyi olurdu. bunun haricinde yıllarca arzu ve anası başlarının çaresine bakmış bişi olmamışta son son annesi ölecekken mi amcası oğluna geliyor buda mantıksız sonra kartal para uzatıyor ordada sözde gurur yapıyor kaçıyor filmin başları bana saçma geldi ama kartal arzu aşkı ve onlara yapılan oyunlar filmin akışını değiştirdi. filmi vasat gibi duruyor ama ortalarda güzelleşmeye başlayıp vasatlıktan kurtarıyor kendini. saygılar.

AlınYazısı avatar AlınYazısı 28 Temmuz 2016 10:42:40

Filmin İkinci afişini kim yapmışsa, Ya seyirci çekmek için yada başka bi nedeni olmalı . Erotizm filan filmde yok.
Tipik bir yeşilçam filmi. Kartal Tibet Başarılı.
10/5

Bab-ı Esrar avatar Bab-ı Esrar 10 Temmuz 2016 21:05:40

6

Filmin afişine aldanmayın sakın. Hiç alakası yok sanırım filmi cazip kılmak için böyle bir afiş hazırlanmış ama oldukça yersiz olmuş.

benimsinema avatar benimsinema 30 Ağustos 2014 02:19:24

7

Bana göre yine klasik.yesilcam filmlerinden... arzu okay kapali sac rengiyle cok degisik gözüküyor.. güzellik yönünden deniz erkanat daha güzel bu filmde... film nese karaböcekin sarkilariyla daha bir hale gelmis..

Yandex.Metrica