Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Aslanların Ölümü

Aslanların Ölümü

8,17

(8 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 23 Dk Dram Duygusal Dram, Duygusal


hayrivarol

5 Ocak 2018 17:59

Bu filmin afişi elime geçmişti bir şekilde çocukluğumda. Büyülüyordu beni. Yalçın Gülhan'ı hep bu afişteki gibi anımsarım mesela. O günkü şartlarda izleyebilmek için can atıyordum.

Cevap Yaz

sinemaadamı

15 Ocak 2016 12:11

yalçın gülhanın oskarlık perfonmans sergilediği avantür macera türünde bir film olmasının yanında dramatik sahnelerde var filmde.

Cevap Yaz

benimsinema

4 Temmuz 2015 16:20

Jenerikte münir özkulun illk onu adi yazilir. Muzaffer tema belki konuk oyuncu olarak adlandirilabilir fakat ahmet mekin icin degil.. adam resmen filmin ikinci yarisindan sonra önemli rolde bence. Suna seleni cok begendim. Hayati hamzaoglu feri cansel ve yalcin gülhan önemli rollerdeler. Feri canselin tövbe etmeside güzel fikir. Ayrica yine kadro saglam

Cevap Yaz

ozkaracam

30 Nisan 2012 11:19

Yeşilçam'ın Altın Çağı'ndan (1965-1975) bir mafya soslu aile faciası filmi. Olaya "insanlar eskiden bu filmleri nasıl seyrediyorlarmış" şeklinde bir soruyla yaklaşmak, benim hoşuma giden bir tavır değil. Sinema sanatıyla ilgili doğru dürüst hiçbir görüşü olmayan pek çok insanın o dönemin filmlerini kolaycı bir tavırla küçümsemeleri de, beni öteden beri rahatsız eder. O yüzden ben, böyle bir filmin dönemin koşulları göz önüne alınarak değerlendirilmesinden yanayım.

Aslanların Ölümü, tabii ki kötü bir film. Ayrıca Osman Seden'in kıyıda köşede kalmış, pek irdelenmeyen filmlerinden biri. Ciddi sinema eleştirmenleri besbelli ki üstünde durulmaya bile değer görmemişler. Halbuki Seden'in on yıl sonra çektiği Yakılacak Kadın, benzer temalara sahipti ve oldukça sert eleştiriler almıştı. Fakat Yakılacak Kadın, 80'lerin genel havasına pek uymayan ve "tuhaf" kaçan bir filmdi ve dikkat çekmemesi olanaksızdı. Miadını doldurmuş birtakım anlayışları seyircinin gözüne soktuğu için tepki çekmişti. Aslanların Ölümü için bunu söyleyemeyiz.

 1972, Türk Sineması'nın 298 filmle rekor kırdığı bir yıldır. Ne daha önceki, ne de sonraki bir tarihte bu sayıya asla ulaşılamamıştır. Tema açısından neler yoktur ki o yıl: Lütfi Akad'dan Irmak, Halit Refiğ'den Fatma Bacı, Atıf Yılmaz'dan Utanç, Duygu Sağıroğlu'ndan Namus, Yılmaz Güney'den (bitirilememiş) Zavallılar, Yılmaz Duru'dan Acı Pirinç gibi dramatik yapısı sağlam filmler, sert mafya filmleri, Yirmi Yıl Sonra, Büyük Bela gibi aile faciaları, Sabu, Şehzade Sinbad, Keloğlan, vb. masal filmleri, Dadaloğlu'nun İntikamı, Vahşetin Esirleri gibi Anadolu westernleri (!), Ölmek Var Dönmek Yok, Her Kurşuna Bir Ölü gibi Törkiş westernler, Sev Dedi Gözlerim gibi şarkıcı filmleri, Tarkan'lar, Karaoğlan'lar, Kara Murat'lar, Malkoçoğlu'lar, vb., vb. Bu arada birtakım ilginçlikler: Popüler sinema bağlamına daha fazla uyar gibi gözüken Acı Pirinç'in şaşılacak derecede sağlam tematik yapısı, doğru dürüst korku filmi geleneği olmayan bir sinemada Tarkan Altın Madalyon filminde Hammer Productions'ın gotik öykülerini aratmayacak temalar (Eva Bender'in Ingrid Pitt'e benzerliği de gözden kaçacak gibi değildir), Elif ile Seydo gibi kıyıda köşede kalmış bir çağ filmi. Ertem Eğilmez de ilk üslup denemelerini yapmakta (Tatlı Dillim, Sev Kardeşim), Kemal Sunal bu filmlerin ilkinde küçük bir rolde Şaban tiplemelerinin ilk örneğini vermektedir.

Sözü uzattığımın farkındayım, fakat amacım Aslanların Ölümü'nün konusunu anlatmak değil tabii ki, bir dönemin panoramasını çizmeye çalışmak. Aslanların Ölümü'nü izlerken bir Mısır ya da Hint filmi izlermiş gibi bir duyguya kapıldım. Yuva dağıtan kötü kadın (sonradan tövbekar oluyor), ailesinin yaşadıklarından ötürü hayata karşı öfke dolu bir genç, yuvasını dağıtmış babayı, öfkeli genci, günahkar kadınla kızını tekrar bir araya getiren garip rastlantılar. Ve Hayati Hamzaoğlu, Kenan Pars, Ahmet Mekin gibi sinemanın, Münir Özkul, Suna Selen gibi tiyatro/sinemanın usta oyuncularının ölçülü oyunlarının dengeleyemediği, Yalçın Gülhan gibi oyunculuğu üstün bir genç aktörün iyi denetlenememiş oyununun ve genç Aytaç Arman'ın tecrübesizliğinin sırıttığı ağdalı bir melodram. Yakılacak Kadın'da Fatma bilmeden öz oğlunu öldürtüyordu, bu filmde Kadir'in oğlunu öldürtmesine ramak kalıyor. Yine tekrarlıyorum, bu film nasıl izlenmiş diye sormanın bir anlamı yok. Belki 30-40 yıl sonra da bazıları bu TV dizileri nasıl izlenmiş diyecek.            

Cevap Yaz

delikadir39

26 Mart 2011 18:28

Atıf Kaptan ve Muzaffer Tema da kötü rolde müthiş.

Cevap Yaz

delikadir39

26 Mart 2011 18:26

Hayati Hamzaoğlu kaybeden bir karakteri güzel canlandırmış.Yalçın Gülhan ve Kazım Kartal'ı da beğendim.

Cevap Yaz

Alın yazısı

16 Mart 2010 14:16

Kadir Ağa'nın bir pavyon dansözüne gönlünü kaptırır..onun için yapamayacağı şey yoktur.türlü oyunlar düzenlenerek  kadir ağanın servetini son kuruşuna kadar alırlar..evini çocuklarını bırakıp pavyon kadınıyla beraber.uzaklara giden kadir ağa..çok geçmeden bir oyun içerisinde olduğunun ve sadece parasını almak istediklerinin farkına varır..evini yurdunu , topraklarını bu  uğurda kaybeder.ve yıllar sonra kendi çocukları ile bir olayla karşılaşır..gerçekler gün yüzüne çıkar..çocukları büyümüştür..ve o bar kadını'nın kızı ..kadir ağanın..küçük oğlu tarafından sevilmektedir. ve olaylar gelişir...Filmde 1970 yılları ses mecmuası finalisti aytaç arman'rol almakta..özellikle Yalçın Gülhan bu filmi tek başına götürmüştür..çok iyi bir oyun sergilemiş..izlenmeli

Cevap Yaz

selahatk

26 Ekim 2007 00:15

filmin diger ismi tövbekardır.feri canselin oyunculuk yönünden başarılı bir yapıtıdır.ayrıca kadroda geniştir.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica