Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Akasyalar Açarken

Akasyalar Açarken

8,22

(12 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 23 Dk Dram Duygusal Dram, Duygusal
IMDb puanı: 0

Yönetmen: Memduh Ün Memduh Ün

Ülke: türkiye

Oyuncular: Necdet Tosun, Sami Hazinses, Semih Sezerli, Suna Pekuysal, Agah Hün, Hüseyin Baradan, Salih Tozan, Gülistan Güzey, Asım Nipton, Ahmet Tarık Tekçe Devamını Gör...

Konusu : Lale ; “İlk tanışmalarda ‘siz’, sonra ‘sen’, sonuna doğru tekrar ‘siz’ denir. Bütün aşk hikâyelerinde böyle olur.” Kocasının ‘gene’ anımsamadığı yaş gününde kardeşi Filiz’e söyledikleri ; “Hep sabrettim. Evliliğimin 7. yılı da sabırla geçti. Kocama yakın olabilmek için bedava hemşirelik yapmaya razı oldum..Ama her zaman, bir apandisite, taşı alınacak bir böbreğe yahut fıtık ameliyatına tercih edilerek yaşadım..Bir kadının kocasıyla arasındaki bağın sadece sarı bir halkadan ibaret olmadığını hissedebilir misin?” Göksel Arsoy'un yapımcısı olduğu ilk film.. Nurmenlerin fabrikasında öğle arası. Bir süre, neşeyle voleybol oynayan işçileri ve tüm bakışları üzerinde toplayan Kimyager Yüksel'i izleriz. Onunla aynı laboratuvarda çalışan Salih Usta bu neşeli maçta hakem. Ancak, o günkü mutlulukları kısa sürecektir. 'Yeni bir formül' üzerinde çalışan Yüksel'in kullandığı sülfrik asit patlar. Delikanlı, Maltepe Süreyya Paşa İşçi Sanatoryumunda Dr. Agâh tarafından ameliyat edilir. "Göz sinirleri zedelenmiş. Korkarım bir daha göremeyecek. İkinci bir müdahale ile bir şeyler yapabilirsek.." Başarılı bir hekim olan Agâh, işlerinin yoğunluğu nedeniyle "Bu kadar ihmale hiçbir kadın tahammül edemezdi" dediği eşi Lale'yle sorunlar yaşamakta. O kadar ilgisiz ki karısının yaş gününü unuttuğu gibi donanmış sofrayı görünce "Misafir mi vardı bu akşam? Masayı gördüm de" diyor. Genç kadın da sevgisini hastalara yöneltmiş. "Hastalara bakmaktan, onların dertlerini dinlemekten, ne bileyim biraz olsun ümit vermekten zevk alıyorum." Hastalar arasındaki adı 'Hastane Meleği'. "Dr. Agâh'ın maharetinden çok, güzel karısının merhametiyle iyileşiyoruz.” Güzel Sanatlar Heykel Bölümündeki kardeşi Filiz'in, arkadaşı Suna ile birlikte, burs kazanarak İtalya'ya gitmesiyle iyice yalnız kalır ve Yüksel'le aralarında duygusal bir yakınlaşma olur. İkinci ameliyat da başarısız olunca üçüncüsü için beklenir. Bu zor günlerde, Hademe Sami ve 3. Koğuş'un hastaları ; Mösyö Baradanyan, Semih Sezerli, Necdet Tosun hastanenin neşe kaynağıdır. Lale’nin 'Hastane Meleği' olan adı 'Yüksel Bey’in Meleği' olarak değişmiş. Durumu sezinleyen kocasına şöyle der "Aşk önüne geçilmez bir histir. Hele sen o kadar çok açık kapı bıraktın ki aşkın bu kapılardan girmesi geç bile kaldı. Evet, sevdim onu. Ama, eli elime bile deymedi." Ayrılmaya karar verirler. 'Hislerine kapılıp hatalı bir ameliyat yapmaktan korkan' Dr. Agâh, Yüksel için, İtalya'da yanında ihtisas yaptığı profesöre bir mektup yazar. Lale, tüm harcamalar için evini ve mücevherlerini satmıştır. Kendisini, iki ay için bile olsa, bırakıp yurt dışına gitmek istemeyen Yüksel'i "Her hasta, hastabakıcısına aşık olur. İyileşince de unutur gider" gibi sözlerle kendinden soğutur. (Tüm bu işler olup biterken, genç kimyager, Lale’nin Agâh'la evli olduğunu, biraz da 'onun yüzünden' ayrıldıklarını, hastane ve İtalya'daki masraflar için evini ve takısını sattığını bilmiyor bile.) Sıkıntılı günlerde Salih Usta hep yanında. Haftalar sonra.. Filiz ve Suna, Roma'daki (S'si düşmüş) Ristorante Gladiatore'de spagetti yerken, Yüksel de oraya gelir. Ameliyat olmuş ve artık görüyor. Tanışmaları çok neşeli bir şekilde olur. Filiz'le arkadaşlığı, kısa sürede, genç kızın mektubunda "..Seviyorum ablacığım..Ayrılırsam yaşamak istemeyecek kadar seviyorum" diye yazacağı bir aşka dönüşür. Akademi ödüllü ‘Three Coins in the Fountain’ (1954) (Jule Style / Sammy Cahn) ile Roma ve Trevi Çeşmesini ; ‘Autumn Leaves’ (1950) (Mercer / Kosma) ile Casina Eseora’daki ilk danslarını ; ‘The Pearl Fishers’daki ‘Je Crois Entendre Encora’ (Nadir’in Aryası) (1863) (Bizet) ile deniz kenarında yürüyüşlerini izliyoruz. (Bu son parçayı 70’lerde ‘In Search of You’ adıyla ve ‘pop’ olarak dinlemiştik.) Filmdeki, 'Something For Cat' (1961) (Mancini) melodisinin heyecan kattığı, tek kavga-dövüş sahnesinde onlara sataşan 4 ‘makarnacı’ bir güzel dayak yer. (Hayatında pek kavga etmemiş Yüksel'in, hem de çok önemli bir göz ameliyatından sonra yumruklaşmasını biraz yadırgıyoruz.) Sonunda İstanbul'a hareket. Beyaz bir gemi ve The Shadows’un ‘Kon-Tiki’ (1961) (Carr) melodisi.. Yüksel'in saçlarını dağıtan Akdeniz rüzgârını biz de hissediyoruz. Filiz, ablasına Yüksel'i tanıtır "İşte dünyanın en iyi insanı, Altın Çocuk ve evimizin müstakbel damadı." ['Altın Çocuk' (1966) filminin habercisi gibi] Bir şey belli etmemeye çalışan Lale o kadar sıkıntılı ki. Yüksel, hâlâ, hiçbir şeyin farkında değil. Galata Köprüsünde karşılaştığı seyyar satıcı Baradanyan ile konuşurken olanları anlamaya başlar.. Baradanyan ; “..Lale Hanımınan familya oldunuz?” Yüksel ; “Lale Hanımla sadece arkadaştık.” Baradanyan ; “Hadi canım. Allah’ın bildiği kuldan saklanır? Sen kalk koskoca doktordan talak ettirip boşat, kadının parasıynan Evropalarda tedavi ol, sonra da bilmorum de." ‘Nihayet’ her şeyi öğrenen Yüksel, en olmayacak şeye (Filiz'le nişanı bozup ablası ile evlenmeye) kalkışınca, Lale "Sizlerin mesut olması için hayatıma son veriyorum" diye bir mektup bırakıp kendini kayalıklardan aşağı atar. Ama, filmin sonunda, ağaçlıklı yolda yürüyen Filiz ile Yüksel hiç de ‘mesut olmuş’ görünmüyorlar. Lale, keşke, Dr. Agâh gibi, ‘Son Mektup'taki (1969) Orhan gibi davransaydı. Filmin sonlarına doğru Salih Usta ile Lale’nin konuşması.. Salih ; “Hakikati söylemeyecek misiniz Lale Hanım?” Lale ; “Ortada yalnız bir hakikat var, o da iki gencin aşkı Salih Usta. Bir kumar oynadık, kaybettim. Hepsi o.” Salih ; “Büyük kumar. Bir aile yuvası, bir ev.” Lale ; “En mühimi, bir kalp.” (Yazan: Murat Çelenligil)



fahri.07

13 Şubat 2020 11:36

Konu çok klişe ve hep aynı diyaloglar.Ben beğenmedim filmi.izlenmesede olur.10/2 (Filiz akın için)

Cevap Yaz

KlaraMiliç

4 Kasım 2018 16:33

Gülistan Güzey çok güzel bu filmde, insanı kendine hayran bırakıyor. Göksel Arsoy'un iki kardeşe birden duyduğu aşkın ikisi de hiç inandırıcı değil. Kendisiyle ilgili en güzel tespiti de sokakta tesadüfen karşılaştığı sahnede Mösyö Baradanyan yaptı zaten. Son sahnede abla Lale'nin trajik ölümünün ardından iki sevgilinin sarılarak yürürken boş bakışlarla ekrana "Ne yapalım hayat devam ediyor" minvalinde bakması kötü bir final olmuş bence. Göksel Arsoy'un bütün bir film aynı surat ifadesiyle oynamasına alışkınız da, Filiz Akın'ın yüzünde hiç de çok düşkün olduğu ablasını yeni kaybetmiş bir kardeşin üzüntüsü yoktu. Kendisinin ilk filmi olmasına verelim bunu da geçelim. Bence filmin en güzel yanı 3. koğuştaki hastaların çok sevdiğimiz oyuncular tarafından canlandırılması ve Gülistan Hanım'ın güzelliği.

Cevap Yaz

ÜmitYaşar

15 Şubat 2016 05:02

Filmin açılış notu: Bu filmin çekilmesinde büyük yardımlarını esirgemiyen İşçi Sigortaları Kurumu ve Maltepe Süreyya Paşa Sanatoryumu baş hekimi başta olmak üzere bütün doktor, hemşire, memur ve müstahdemlerine sonsuz teşekkürü bir borç biliriz. Göksel Film

Cevap Yaz

fecrialem

8 Nisan 2011 11:27

o yıllardaki sokakaları,insanları aşkları izlemek insanı bambaşka alemlere sürüklüyor. güzel bir nostaljik film...

Cevap Yaz

kamil zafer

3 Mart 2009 13:15

   Evvel ki 2 satırlık yazıma biraz daha katkıda bulunacağım,zira yine seyretmek gafletinde bulundum,seyredince de sanki birileri beni dürttü "Kalk,iki paspas atta kafanda ki tilkileri güncelle diye.

   Evet,güncellenmiş şekline göre : 1- Yüksel'in görme özürlü olarak bir ablayla yurt içinde -2- Görür olarak o ablanın bacısıyla yurt dışında kırıştırması -3- Bu kişilerin final için "Zorunlu gayretleri" olarak 3 bölüme ayırabiliriz.

   Diyeceksiniz ki hangi bölüm iyi.Hiçbiri,hepsi birbirinden berbat.Yalnız 2.si F.Akın'ın muhteşem güzelliğinden verdiği yakın plan görüntülerle biraz işi yırtıyor.Zannedersem kendisinin öpüştüğü nadir filmlerinden biri,hem de bol keseden. Neyse gördüğünüz gibi Türkiye dar geldi ta İtalya'lara ihraç ettik eşi benzeri olmayan saçmalıklarımızla akıl boyut tanımayan müthiş tesadüflerimizi.Birde ismiyle konusu arasında bir bağlantı kuramadım,yoksa kaçırdığım yerler mi oldu veyahut ben mi kaçırdım ! Acilen belirteyim bitişinde de meymenet yoktu.    3.3.09     Zafer ALGAN  

Cevap Yaz

performer

22 Şubat 2009 17:19

çok klişe bir senaryo. fakat senaryo'da bazı farklılıklar vardır bunun nedeni 2. senarist'i olan sadık şendil olmalı. bülent oran genelde aynı kalıp senaryolar yazmıştır. filmin izlenir olması'nın önemli nedeni usta yönetmen memduh ün. 2 adet görüntü yönetmeni olan filmin başarılı görüntüleri ali uğur sayesinde tablo gibi. filmin müziği yesari asım arsoy tarafından yapılmış. filmin yapımcısı olan göksel arsoy'un bir patron olarak amcası yesari bey'i seçmesi tesadüf olamaz. gülistan güzey'in oyunculuğu çok başarılı, bana cahide sonku'nun oyunculuğunu anımsattı. salih tozan gerçekten o sevimli yüzü ve abartısız oyunculuğu ile bana göre filmin starlarından. ahmet tarık tekçe misafir aktör olduğundan rolü çok kısa olmuş. buz yüzden kemal ergüvenç yerine bilmediğim bir ses hayat vermiş. filmin sonundaki son yazısı sanırım başka filmden araklanmış. nerden mi anladım. son yazısının sağ alt tarafında "falanca film teşekkür eder" diye bir yazı yazar, işte o bölge bu filmin son yazısında üzeri bantlıydı.

Cevap Yaz

yesilcamtutkunu

22 Şubat 2009 13:27

Duygu yüklü güzel bir ask filmi ama benim icin önemli olan filiz akinin ilk filmi olmasi sinemaya cok basarili bir yapimla adim atmis ve bu basariyi yillarca sürdürmüs Filiz hanim

Cevap Yaz

capone

2 Kasım 2008 19:09

Çok güzel bir aşk filmi.İki kız kardeşin bilmeden aşık oldukları adam ve abla kardeşinin mutlu olması için hayatına son vericektir.Gülistan Güzey bu filmde harika oynamış.Filmin ikinci çevrimi Belgin Doruk ve Demir Karahan'ın başrol oynadığı Gönül Meyhanesi

Cevap Yaz

Gül Tuna

26 Ekim 2008 17:19

iki kardes ayni adami severler ve gülistan güzey kardesi filiz icin hayatini ve askini feda eder güzel ve duygu yüklü bir film ayrica filiz akinin ilk filmidir

Cevap Yaz

kamil zafer

20 Ekim 2007 12:52

Bu kadar yorumun üstüne yorum yapılmaz Sadece ekleyeceğim nokta şudur;F.AKIN'ın muhteşem güzelliği ve Süreyya Paşa'nın eski hali görülmeye değer.20.10.07 Zafer ALGAN

Cevap Yaz
Yandex.Metrica