Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Tığ Gibi Delikanlı

Tığ Gibi Delikanlı

8,45

(10 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 16 Dk Komedi Komedi

Yönetmen: Ülkü Erakalın Ülkü Erakalın

Ülke: türkiye

Oyuncular: Mehmet Aslan, Mine Soley, Necdet Tosun, Hulusi Kentmen, Mualla Sürer, Hüseyin Baradan, Suphi Kaner, Ahmet Tarık Tekçe, İzzet Günay, Filiz Akın Devamını Gör...

Konusu : Mantovani’nin ‘Film Encores Vol. 1’ albümündeki (1957) ‘Unchained Melody’ (1955) (Alex North / Hy Zared) ve ardından Bobby Darin’in ‘Things and Other Things’ uzunçalarındaki (1962) ‘Come September’ (1961) (Bobby Darin). ‘Pontiac’ arabasıyla Murat’ı ıslatmış. Delikanlıyı gideceği yere götürerek gönlünü alıyor. Murat; “Aşağıda, Eskiçiçek Mahallesi’nde otururum ben. Otomobil tamircisiyim. Bir arkadaşım var, Ali. Biz, Hilton Ali deriz. Garsondur. En büyük gayesi İngilizce öğrenip Hilton’da çalışmaktır. Döküntü Emine’yi sever, Pencere Cemil’den kıskanır. Pencere Cemil ‘rontgencilik’ yapar. Bu yüzden hapis yatmışlığı vardır. Kamyon Ahmet’in en kral arkadaşıdır. Kamyon Ahmet’se Leyla’ya tutkundur. Kuru yerden nem kapar. Neler anlatıyorum değil mi? Sabah olanlar aklıma geldi de gene tepem attı.” Gül; “Merakla dinliyorum, devam edin.” Murat; “Ali’yle (‘Ahmet’le diyecekti. Gül’ün güzelliği insanda akıl mı bırakıyor!) Leyla yüzünden kapıştık sizin anlayacağınız. Çayımı içmeden kahveden çıktım. Vakit erkendi. Yolu uzatayım diye başka bir sokağa saptım. Bütün bunlar sizi tanımam içinmiş.” ‘Baby Elephant Walk’ (1962) (Henry Mancini). ‘Hatari!’deki kıpır kıpır melodi. Pencere Cemil’in ‘gece mesaisi’ başlamış. ‘Pertavsızla’ evlerin içini gözetliyor! Yatağında kitap okuyan genç kız; Ufak bir pazı gösterisi(!) yapan Kamer Baba; Öpüşen iki sevgili. Bekçi düdüğünün heyecan kattığı bu dakikalar Talia Salta’nın yukardan boşattığı bir kova su ile sona erer. Dünyanın, şimdiki kadar olmasa da hızlı döndüğü 60’lar ve siyah beyazken bile rengârenk İstanbul. 27 Mayıs sonrası; Sovyetler’in Küba’daki (Kasım 1962) ve ‘biricik müttefikimiz’in topraklarımızdaki (Nisan 1963) (Jüpiter) füzeleri; Nükleer denemeleri kısıtlayan Moskova Anlaşması (Temmuz 63); Türkiye ile Ortak Pazar arasında ‘Never Ending Story’ görüşmeleri; Başkan Kennedy’ye suikast; Kıbrıs olayları. Dünyada neler olmuş neler ama bunların hiçbiri mahalleliyi ‘enterese etmiyor’. Kimin kimi sevdiği ve ‘önceki gece hangi evde neler olduğu’ daha önemli! Hurşit’in kahvesinde başka konu yok. ‘Tığ Gibi Delikanlı’ Murat, Faik Usta’nın tamirhanesinde işçi; Arkadaşı Hilton Ali, Abuzittin Bey’in küçük lokantasında garson. ‘Çalınan Aşk’ (1963) ve ‘Arka Sokaklar’dan (1963) anımsadığımız (duvarı Atatürk resimli) evde kalıyor. Gören, ressam ya da şair sanır. En büyük hayali ‘üniversite talebesi olmak’. (Gül, şaka yollu “Otomobil tamircisi için fazla bir hayal değil mi” diyecektir). Komşu kızı Kadillak Leyla’yı ‘yakmış, eritmiş’. Genç kız da gerçekten ‘Kadillak’ hani. Sol kulağında kocaman gül, yüzünde (annesi gibi) sağlı sollu iki ben, iri küpeler, hafif dekolte göğsünde cafcaflı kolye. Murat işe giderken, her sabah bahçede aynı muhabbet. Delikanlıyı düşünmekten uyuyamıyormuş! “Kendini bu kadar yorma. Daha az kazansan da olur. Ben müsrif değilimdir” diyor! Oysa kahramanımız komşunun tavuğuna ‘kışt’ demeyenlerden. Sadece arkadaşça duygular besliyormuş. ‘Gene terslenip bayramlık yüzünü astığını’ gören annesi bir plan yapar; “Üzme tatlı canını” diyor Leyla’ya. “Sen, bu işi bana bırak. O’nu deli divane edip, çıralar gibi yakmazsam bana da Çifte Benli Gülcemal Mualla demesinler.” Büyüsüyle, ‘komşu tavuğunu tavus kuşu’ gibi görecekmiş Murat. Ali, yabancı dil sevdalısı. İngilizceyi (Hayri Esen’in seslendirmesinde ‘İngilisceyi’) biraz daha öğrenirse önce Hilton, sonra ‘ver elini Amerika’ymış. ‘Küçük Amerika’da büyük umutlar! Bir diğer sevdası ‘Döküntü Emine’. Henüz sevdiğini söyleyememiş. Aralarını yapsa yapsa Leyla yapar. İyi arkadaşlar çünkü. ‘Sabreden derviş’ atasözü sanki Kamyon Ahmet için söylenmiş. Tüm dünyası Kadillak’ın sevgisini kazanmak. Hurşit’in deyişiyle ‘ortada fol yok yumurta yok’ ama bizimki her sabah ‘gran tuvalet’, yakasında karanfil, Leyla’nın yolunu gözlüyor. Duyduğu da hep “Çekil yolumdan; Al voltanı; Açıl hadi; İşi azıttın artık” gibi moral bozucu sözler. Kahvedekilerin “Kovsan kapından, yine gelirim. Leyla, Leyla, Leyla” dolduruşuna gelen Ahmet ‘herkese çay’ tiradına başlar. Ahmet; “Hurşit, Hurşit. Getir bakalım hepsine… Ne dedim?” Hurşit; “Çay dedin Ahmetçiğim.” Ahmet; “Aferin (Kemal Ergüvenç’in coşkulu vurgulamasıyla ‘afferim’) Hurşit, yap hepsine benden Leyla’mın aşkı için birer çay.” Böyle bir gün, Pontiac’ın sıçrattığı su, zengin Gül ve fakir Murat’ın tanışmasına neden olur. Genç kız, kahramanımızın anlattığı mahalleyi sevivermiş. Gene bir tesadüfle karşılaşıp kaldıkları yerden devam edecekler. Çifte Benli Mualla’nın büyüsü için Murat’ın saçı lazım. Öyle bir ‘malzeme’ ki ancak Ali bulabilir. “Dediğimi yaparsan Döküntü Emine’yi hemen tanıştırırım sana” demişti Leyla. Yanıt, ‘kaşı beni kaşıyayım seni’ felsefesinin güzel bir örneği; “Mademki bana Emine’yi yapacaksın, bu işi olmuş bil. Murat’ın kafasını usturaya vurmazsam bana da Hilton Ali demesinler.” ‘Jarabe Tapatío (Mexican Hat Dance)’ (19. yüzyıl) (Jesús Gonzáles Rubio). Saç örneğinin alınacağı gece bir karışıklık olur. Kadillak’a, Kamyon Ahmet’in saçını geliyor! ‘Hatari!’deki (1962) (Henry Mancini) ‘Theme From Hatari’. Ortada bir mangal, ana kız büyü yapıyorlar. Sonuçta Leyla, ‘saçın sahibi’ne âşık olur! Kahvedeki şarkı mısra değiştirir; “Sonsuz karanlıklarda güneşim Leyla.” Artık hafta sekiz gün dokuz Ahmet’in kamyonu ile Boğaz’a çay içmeye gidiyorlar. Daha birkaç gün önceye kadar uğruna ölüp bittiği Murat’ı ‘bir zamanlar nasıl sevdiğine de şaşıp kalıyor’. Sebebini Allah bilir! ‘Hilton’ ise yaptığı hizmetin ödülü olarak Emine ile tanışır. “Ay em veri tenk yu.” Dil eğitimi hemen başlar. İlk ders “Ay lav yu, yani seni seviyorum.” (‘Yani seni seviyorum’ kısmı bazı seyirciler için bir açıklama!). ‘Oh! Susanna (Amerikan Kovboyları)’ (1847/48) (Stephen Foster). Gül, köşklerinin bahçesini sularken bu şarkıyı söylüyordu. Yanlışlıkla ıslattığı kişiyi tahmin etmek zor değil. Murat “Kuzum siz insanı ıslatmaktan başka bir şey bilmez misiniz” falan diyor ama tekrar karşılaştıkları için çok mutlu. ‘Opus No. 1’ (1943) (Sy Oliver / Sid Garris). Delikanlı, Tarabya’da balık tutarlarken 3. kez ıslanacaktır. Ateş bacayı iyice sarmış ama önlerinde bir engel var. Genç kızın, filmdeki adını öğrenemediğimiz babası bir müteahhit. Yardımcısı Vecdi Candan da aileye damat olmak için pek istekli! Metreslerinden birine “Bu fırsattan istifade etmem lazım. Herif yaşlı ve zengin. Kızından başka hiç kimsesi yok. Adamı tavladım, beni paralı biliyor. Kızı aldığımın ertesi günü resti çekeceğim” dediğine bakılırsa pek sağlam pabuç değil. Aslında Gül’ün babası da iflasın eşiğindeydi. Müstakbel damat’tan gelecek paraya umut bağlamış. Durum ortaya çıkmadan kızını evlendirirse kurtulacağını zannediyor! Zaten bir dolu yanlış anlama varken, Vecdi’nin düzenbazlıkları Gül ve Murat’a kısa süreli bir ayrılık yaşatır. ‘Night On Bald Mountain’ (1886/87) (Modest Mussorgsky). Yeşilova Kır Kahvesi’nde kahramanımızın dayağı ile bayılmadan önce söyledikleri; “Vurma yeter. Gül’ün parasında gözüm vardı. Seni seviyordu. Gözünden düşürmek için yalan söyledim.” Mantovani’nin ‘Film Encores Vol. 1’ albümündeki (1957) ‘Summertime in Venice’ (1955) (Alessandro Cicognini). Deniz kenarı. Günlerden Pazar. Murat; “Bana su ile geldin. Seni denizde buldum, denizde tanıdım.” Gül; “Evimizi dalgaların üzerinde kurarız.” Murat; “Bir çocuğumuz olur sonra.” Gül; “Adını Deniz koyarız.” (Yazan: Murat Çelenligil)



fahri.07

24 Aralık 2014 12:12

çok güzel bi film izzet günayın oyunculuğunu çok beğeniyorum.

Cevap Yaz

benimsinema

13 Ağustos 2014 21:28

izzet günay cok güzel oynamis, keske mine soley yerine serpil gülle ask yasasaymis diyorum... filiz akin la tanju gürsu yu da begendim, yien sicacik olan mahalle filmi diyebilirim... ahmet tarik tekce tatli kötü rolde yine

Cevap Yaz

belgin6119

10 Temmuz 2014 16:40

izzet günay harika oynamış bu filmde

Cevap Yaz

kariz_ma_35

6 Haziran 2012 20:50

Aynı evde mahallede yaşayan iki arkadaş biri tamirci diğeri garson ve eğlenceli kavgaları şeklini yanstmış. Son derece güzel bir film. "Murat" Tanju Gürsu ve "Ali" İzzet Günay aynı evde yaşayan iki arkadaştır.Çok eğlenceli bir mahalledir o mahallede birbirine aşık kişiler yaşar. Bundan dolayıda kavgada eksik olmaz. Murat'ın tesadüfen tanıştığı zengin kız "Gül" Filiz Akın ve Ali'nin aracı sayesinde ayarladığı "Emine" Mine Soley'dir. Murat ile devamlı kapışan "Ahmet" Ahmet Tarık Tekçe. Bu durumdan hiç memnun olmayan  Gül'ün zengin babası "Hulusi Kentmen". Kendini kurtamak için zengin kızla evlenme hayali kuran "Vecdi" Hüseyin Baradan. Bu oluşumlar çerçevesinde Gül Murat'tan ayrılır yanlış anlamar sonucu. Arada köprü vazifesi gören Murat'ın kral arkadaşı Ali ve sonunda gelen saadet. Ahmet ise sevdiği kız "Leyla" Serpil Güle kavuşuyor. Sonuç itibarıyla yine iyiler kazanıyor. Çok eğlenceli bir film özellikle Ahmet Tarık Tekçe olunca komik replikler eğlenceli dövüşler. Filmin belkide en eğlenceli sahneleriydi filmde çok iyi paslaşan "Hurşit" Vahi Öz ,Ahmet Tarık Tekçe ile. Şüphesizki Ülkü Erakalı'nın en iyi filmlerinden..

Cevap Yaz

falanfilan

20 Temmuz 2010 17:20

güzel bir kadro, güzel bir senaryo ve sonucunda harkulade bir film.

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

31 Mayıs 2010 15:32

Nacizhane; Dönemsel sinemanın "TIĞ GİBİ DELİKANLI" esaslı iki Aktörü de olan "İzzet GÜNAY & Tanju GÜRSU" üstün oyunu "Filiz AKIN & Serpil GÜL" Oyunculuk katılımlı, Evsaflı bir film...

Cevap Yaz

delikadir39

31 Mayıs 2010 11:17

Güzel film.Keyifle izledim.Ahmet Tarık Tekçe çok komikti.Aramızdan erken ayrılmasının ne büyük bir üzüntü olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Cevap Yaz

emekli

19 Ocak 2010 07:23

Suphi kaner'in bu filmdeki rolünü beğenmediği ve seti terkettiği, bu yüzden de kara listeye alındığı söyleniyor; hatta intihar etmesi de bu yüzden işsiz kalmasına bağlanıyor.

Cevap Yaz

zeyde

11 Aralık 2009 17:26

kadrosu muhteşem sevdiğimiz bütün oyuncular var

tanju gürsu filiz akın çok uyumlu izlenilmesi tavsiye edilir

Cevap Yaz

yslcm_yasemin

10 Ekim 2008 14:31

cok eglenceli bir mahalle filmi. murat ve ali beraber yasayan iki arkadaslar. tamirci olan murat zengin kizi gül ile tanisip asik olurlar birbirlerine. murat oto tamircisiyim, fakirim dese de gül ona inanmaz, numara yaptigini sanir, ta ki  gercekten tamirhanede görüp kalbini kirana kadar...
izzet günay yine renk katiyor filme. onu sik sik ingilizce konusurken görebilirsiniz. hilton ali, garsonluk yapar, ama hayali hilton otelinde sef garson olmak. bu yüzden bir yandan ingilizce ögrenir. bir gül sahnesi var cok komik. murat uyur, gül'ün adini sayiklar durur. ali de uyanir ve arkadasina vazodan bir gül uzatarak uyatir:"al bakalim, gece vakti ne yapacaksin gül'ü:))".
ahmet tarik tekce de cok komik bir rolü var. mahalledeki leyla'ya asiktir, ama leyla murata asik. leyla ne kadar ahmet'i terslesede, kahvedekiler tarafindan ahmet sürekli pohpohlanir, o da vahi öz'e: "hursid, getir bakalim hepsine leylanin aski icin, ne dedim?" hursid: "cay dedin, ahmetcigim."

 

Cevap Yaz
Yandex.Metrica