Sözde Kızlar

8,17

( 12 kişi yorum yaptı )

Sözde Kızlar

Sinema Filmi

1967

‘Shazam’ (1960) (Lee Hazlewood / Duane Eddy). The Shadows’dan dinlediğimiz (1963) melodiyle eğlenen gençler. Fahri de ‘Gençlik Nereye Gidiyor’ isimli doktora tezi için aralarına katılmış, verip veriştiriyor ; “..Yeter artık. Biraz da kendinizden utanın..İsteseniz, şuurlu olsanız bir koca dünya yaratabilirsiniz. Şu anda binlerce genç üniversitelerde, fizik laboratuvarlarında, tıp araştırmalarında müthiş bir çalışma yarışı içindeler. Sizlerse uçurumun eşiğindesiniz..” (O yıllarda ‘bir koca dünya yaratmak isteyen şuurlu gençliğin’ başına gelenler ise ayrı bir doktora konusu galiba.)

Bir ilk romanın (Peyami Safa) (gazetede yayınlanışı 1922 / kitap olarak 1925) ikinci çevrimi. 1960’lar. (Romanda 1910’ların sonu). İstanbul.
&# 8216;Portrait of my Mother’ (1965) (Hadjidakis) ve Samsun gemisi. Güzel bir genç kız, Mebrure, babası, Tuhafiyeci İhsan Efendi ölüp kimsesiz kalınca İskenderun’dan buralara gelmiş ve gelir gelmez de çantasını yankesicilere kaptırmış. (Yönetmen Nejat Saydam’ı polis çağıran kişiler arasında görmek çok güzel.) Akrabası, ‘eski fabrikatörlerden’ Raif Dinçer’i (romanda ‘sefaret müsteşarı’ Nafi Bey) arıyor. O da iki sene önce ölmüş, karısı Nazmiye, kızı Nevin ve oğlu Behiç, villalarında vur patlasın çal oynasın çılgın bir yaşam sürüyorlar. [Romandaki genç kız ise Manisa’dan geliyor. Babasını Yunanlılar tutuklanmış. Öldü mü kaldı mı belli değil. Önce, akrabalarını (romanda Eski Bağdat Caddesi’nde, filmde Şişli’de) bulacak. Sonra da ‘Muhacirin İdaresi’nden babası hakkında bilgi edinecek.]
‘Son Hatıra’ (1968) filminde Kemal Bey’in olan bu köşkte ‘Mütareke Yılları’ yozlaşmasını görüyoruz . ‘Ahlâk çöküntüsü’ ; ‘Medeniyetin neden olduğu bocalama’ ; ‘Nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışma’.
Genç kız (bundan sonra adı Mebo/Mebruş olacak), evdeki ilk sabah bahçeye bakarken Behiç de gece boyunca beraber olduğu Belma’yı pencereden ‘yolcu ediyordu’. [Filiz Akın’ı, bu sırada giydiği hırka ile ‘Sabah Yıldızı’ (1968) filmindeki Şefika Hanım’ın evinde göreceğiz.] Evde yok yok. Kumar, morfin, seks partileri. Dikkat çekici bir şey, özellikle filmin sonlarında, erkekler çoğunlukla yaşlı ve varsıl, kızlar ise gencecik ve yoksul. ‘Sözde Kızlar’ hep çift isimli. Kenar mahallede Hatice, Zehra, Nuriye, Ayşe, Saliha ; Sosyete semtlerinde Belma, Güzin, Aynur, Ayla, Nur. Zamanımızda ise, artık, vücutlarından ‘özveride bulunarak’ bile buralara yaklaşamazlar.
Mebrure..Yıllarca önce ‘lastik çizmeleri sarı sarı çamurlu üç kişinin saldırısına uğramış’. Bu nedenle ‘erkeklerden korkuyor’. Durumu anlayan Siret (kitapta Siyret) ‘uyku ilacı veriyorum’ diye onu morfine alıştırır. Nede olsa Tıbbiyenin son sınıfından kovulmuş, bu işlerden az çok anlıyor. Elinde hep bir pipo. (Romanda ise ‘tecavüz ve morfine alıştırma’ yok ve Siyret, ‘Kommersiyale Bankası’nda çalışıyor. Tütün seçimi puro)
Behiç..Yakışıklı bir genç. [Romandaki bıyıksız, yüzünü pudralıyor ve frengili. Belma’dan olan çocuğunu (o da frengili) öldürüp Vaniköy’de bir yere gömmüş.] Her numarayı denemesine karşın Mebrure’yi elde edemez. ‘Mütareke’ dönemindeki İstanbul Hükümetini (Mebrure ise Anadolu’yu) yansıtıyor (Cevdet Kudret).
Kara Panterler ile tanışmamız ‘Sam the Sham & the Pharaohs’dan dinlediğimiz bir parça ile olur ; ‘Wooly Bully’ (1965) (W. Thomas / L. Smith). Bu çılgın eğlence için hizmetçi Aleksandra (romanda Evdoksiya) “(Mürvet Sim’in sesi ile) Günah gemisi yükünü almıştır. Bugün batmazsa bir daha hiç batmaz” diyor. Aynı toplantıya Nadir (diğer adı ‘Kont’. Hukuk’tan ama ‘arka kapıdan’ mezun. Romanda ise ‘Düyun-î Umumiye’de memur) bir arkadaşını (elbette erkek) getirmiş ; Fahri. Yakında ‘stajyer hakim’ olacak. “Bir tavan arasında pansiyon kalıyor. Fakir bir gençtir.” (Romandaki Fahri ise ‘postanede memur’ ve Mebrure’ye babası için yardım ediyor.)
‘Çılgın gençlerle’ ikinci karşılaşmamız romanla aynı yıllarda yazılmış ve ‘The Animals’dan (1966) dinlediğimiz şarkı ile olur ; ‘See See Rider’ (1924) (‘Ma’ Rainey). Bu toplantılar, hep polis baskınıyla sonuçlanıyor. (Polis müdürü Baki Tamer’in solunda duran Ali Demir’i, iki saniye bile olsa görmek çok güzeldi.)
Keith’den dinlediğimiz ‘Tell Me To My Face’ (1967) (Clarke / Hicks / Nash) şarkısının çalındığı gazinoda Fahri, tezi için herkesle konuşuyordu. Sonradan bu çalışmanın ne olduğu belli değil.
Hatice/Belma’nın ‘bitirim’ abisi Salih, delikanlının iyi niyetli girişimlerini yanlış anlayınca, sonuç mahallede bir meydan dayağı (dövenlerden biri Oktay Yavuz). Ama olaylar geliştikçe aralarında dostluk kurulur.
İyice azıtan çete, kızları ‘Orta Şark’taki bir otelde pazarlamaya kalkınca iş çığırından çıkıyor.

Yine bir alem sonrası, yine Emniyet Müdürlüğü. Birazdan ‘Emrazi Zühreviye Hastanesi’ne götürülecekler. Bu kadar aşağılanmaya dayanamayan Zehra/Güzin kendini merdiven boşluğuna atmış.
‘Serenade’ (1826) (F. Schubert) melodisi ve ölmeden önce söyledikleri ; “Evleniyorum anne, hem de milyoner bir gençle. Artık mangal yok, kalorifer var. Apartmanda oturacağız, hepimizin birer odası olacak..”
(Yazan : Murat Çelenligil)













Künye

Yönetmen Nejat Saydam
Senaryo ,
Yapımcı Murat Köseoğlu
Görüntü Yönetmeni Melih Sertesen
Eser
Tür Dram
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Banliyö Treni, Gemi, Kenar Mahalle, Meyhane, Morfin, Daha Fazlası

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Dekor Tasarım Erdil Demirbağ (Dekor Tasarım)
Yapım Ekibi Melih Üstüngör (Yapım Sorumlusu)
Abdullah Pak (Yapım Amiri)
Fethi İnan (Set Amiri)
Yılmaz Akgün (Set Ekibi)
İsmail Küçük (Set Ekibi)
Hasan Ceylan (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Ergun Köknar (Yönetmen Yardımcısı)
Hasan Ceylan (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Tosun Bayri (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Sedat Tuncel (Laboratuar)
Recai Karataş (Laboratuar)
Ali Berkan (Negatif Kayıt)
Işık Ekibi Hikmet Tülek (Işık Şefi)
Cengiz Arlı (Işık Ekibi)
Ahmet Ateş (Işık Ekibi)
Sanat Ekibi Bilal Uysal (Dekor Ekibi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Arif Ünal (Senkron)

Firmalar

Acar Film (Yapım)
Acar Film (Seslendirme)
Acar Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (12)

benimsinema avatar benimsinema 14 Ekim 2012 19:22:18

8

genclik filmi, elli yil gecmesine ragmen, günümüze hala cok uygun...genc kizlarin lüks sevdasi icin kötü yola düsmenin hikayesini anlatiyor. filmde sener sen de oynuyor...

performer avatar performer 09 Haziran 2010 23:50:06

8

güzel bir film.

kamil zafer avatar kamil zafer 11 Aralık 2009 11:43:12

7

   İçerik olarak mükemmel bir film.Ne de olsa sahibi usta bir kalem.Giriş ve bitişte ki sunuş ve teşekkürler ilginç.İçinde de adama sifon çektirecek kadar ilginçlikler de mevcut.Filmin sonları,ortalık polis kaynıyor,suçlular sıkıştırılmış,onlarla sil ahlı çatışmaya giren Fahri ve Salih.Gerçi bu olaya 1 sifon yetmez,1 kovada su gerek.Daha 3-5 sifonluk olay daha var ama seyredip siz bulun.Belirtelim ki sıkmıyor.Hele ki çıtır mı çıtır,şirin mi şirin iki sanatçımız doyumsuz miktarda.Kimler mi ? Onları da siz bulun. 11.12.09  Zafer Algan

tt -tamer avatar tt -tamer 03 Ekim 2009 11:14:10

peyami safanın güzel romanından uyarlanmış bir film.romanını okumuştum çok güzel.özentili gençlikte kötü yola sürüklenen genç kızların hikayesi ve bu kızları kötü yoldan kurtarmaya çalışan genç bir adamın(ediz hun)  öyküsü.çok güzel bir filmdi.önder somer ve ediz hun un oyunu seyredilmeye değer.

periL 16 Nisan 2009 23:01:04

gerçekten güzel ve mesaj veren bir filmdi.o yılların olaylarından esinlenerek sinemaya aktarılmış bir eserdir.

badem ağacı avatar badem ağacı 21 Nisan 2008 17:11:04

iyi de neden eserin yazarı peyami safa nın adı geçmiyor burada...

Yandex.Metrica