Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Sen Türkülerini Söyle



performer

23 Eylül 2018 22:50

güzel bir film, şerif gören çok rahat çalışmış gibi, sanki hiç gişe kaygısı yok gibi diyeceğim ama zaten o dönem zannediyorum ki film sinemalarda oynamamıştır video kaset olarak çıkmış olmalı sadece... emin değilim tabiki...bu arada şerif gören elinde rakı kadehi ve bazı sahnelerde dans ediyor.

Cevap Yaz

modern

26 Ekim 2014 03:38

Şimdilerde akil adam olan Kadir İnanır'ın çok sevdiğim filmlerinden biri. keşke hep eskisi gibi kalsaydı. akil olmasaydı.

Cevap Yaz

Yeşilcamavi

7 Ağustos 2014 17:28

Hayri devrimci mücadelerinden dolayı hapse girer, çıktıktan sonra hiçbir şey aynı değildir aynı yolda olduğu arkadaşları kapitalist yönetime kendilerini teslim etmiştir. Güzel başlayan sona doğru hep aynı şeyleri tekrar eden 12 Eylül darbesine vurgu yapan bir film. Izlemezseniz hiçbir şey kaybetmezsiniz. Sibel Turnagöl en rezalet oyunculuğunu bu film için saklamış.

Cevap Yaz

jeremiekhan

18 Ağustos 2013 21:33

siyasi içerikli farklı bir film izlemeye değer

Cevap Yaz

performer

27 Nisan 2013 23:12

güzel bir film. filmdeki anlatım eksikliğinin nedeni sansür!!! 6 yıl çok uzun gibi görünüyor ama filmin çekiminden 6 yıl önce ülkede askeri darbe yapılmış ve darbenin etkileri öyle kolay kolay bitmez...böyle siyasi gerilimli bir atmosferde film çekmek kolay değildir herhalde!

Cevap Yaz

Göztepe

18 Ocak 2013 23:40

Filmin yönetmeni ve ismini bakıldığında çok iyi bir film bekliyordum. Ama sonuna kadar izlediğimde beklediğim gibi olmadı hani bazı filmler olurda iyi olsa bile tam umduğun şekilde olmaz ya işte o tarz bir film olmuş. Öncelikle başrole Sibel Turnagöl gitmemiş onun yerine Müjde Ar veya Perihan Savaş daha iyi bir tercih olabilirdi bence. Filmde 12 Eylül'ün sancıları işlenmekte Kadir İnanır'lı bayağı bir sahne filmde diyalogsuz. Tıpkı Yılmaz Güney'in Arkadaş filmine benzer bir tarafı var filmin. Sessiz sakin bakışlarla anlatılmakta herşey. Filmde herşey gayet iyi görünsede sanki bazı eksiklikler var Şerif Gören'in çektiği filmlerde genelde vardır bu zaten. 12 Eylül dönemi filmde tam işlenememiş o sahneler sadece işkenceyle bağırma olarak geçiştirilmiş. Yinede öyle yada böyle iyi bir film sayılır..!

Cevap Yaz

sinemadelisi

11 Temmuz 2012 17:13

başarılı bir film ama sibel turnagöl rezalet oynamış harbiden

Cevap Yaz

Revorse

7 Mayıs 2012 21:48

Yozlaşmanın kaçınılmaz sonu bunu bir dava olarak gören dava arkadaşlarını vurmuştur.Hayri ise bu vurgunu yiyen yenik kişidir...Filmdeki anlatımı anlayan ve filmi macera, heyecan olarak aramayanlar için oldukça başarılı.Zaten o dönemde bu konuyu ancak böyle bir senaryo dizgesiyle görebilirdik ve başarılı da olmuş...

Cevap Yaz

FOSTERKANE

22 Şubat 2012 06:18

(2) hayri (kadir inanır) nin bu yeni dünyada yani 80 yıllardaki özal dönemindeki degisim icindeki yeni dünyada yeri olmadıgını eski dava arkadaslarına yıllar sonra yeniden görünce daha iyi anlar. arkadaslarınla bulusmadan önce hayri evdeki ilk gecesinde annesine hapishanede nasıl mahkumlarlarla birbirlerine tuttuklarını,birbirlerine arka cıktıklarını anlatır. belli ki hayri bu yüzden de eski 3 arkadaslarından böyle bir dayanısmayı disarda da görecegini sanar. oysa o 3 arkadas coktan yeni dünya düzenine ayak uydurmuslardır . hayri ilk olarak serif in yanına gider.serif (serif gören) diger iki arkadasına göre daha vefalıdir.en azından hayri yle ilgilenir. diger arkadaslarınla bulusturur ve hayri nin eski askı neslihan la bulusmayı bile o ayarlar. ama yinede serif de cok vefalı bir dost cıkmaz. kendi derdine düsmüs, diger arkadasları gibi o da hayri yi hapishanede hic ziyaret etmemisdir. tunca (tuncay yönder) reklam isine girdigi icin serif e göre ekonomik yönden daha iyi durumdadır. hayri ye nazlihan yüz vermedigi icin en azından felekten bir gece yasatır. tunca nin antika arbasında "gezdigim dikenli ask yollarında" sarkısını söylerek yolda gördükleri iki hayat kadınıyla bir gece gecirler. fakat o sevincle baslayan gecenin sabahı hayri icin hüsranla sonlanır. hayri bir bankta yalnız basına utan icinde üzgün durur.karsısında duran tunca da ne diyecigini bilmez. hayri bir pismanlik duygusu icindedir. sanki tunc nın aklına uyupta bu yeni sisteme uydugu icin utanır. tunca ya birsey söylemez. aralarında sanki kadına saygı konusunda bir ayrısma vardır. belli ki bu da maziye dayanan bir konudur. hatta hayri tunca yın ilk yanına gidigindi bir mayolu kadınla reklam klipi cekilirken kadının karsısındaki siseler kendiliginden patladıgında hayri sok icinde kalmıstı. sanırsam hayri nin dünya görüsüne tamamen ders olan birseydi bu ve tunca nın böyle para kazanmasına tepki ve nefretdi .ama sunuda söylemek lazım, hayri nin yoklugunda ailesine tek iylik yapan tunca olmus. hayri nin kız kardesine is bulmus. ama hayri ve tunca arasında kadına saygı konusunda  bir anlasmazlık vardır.bu ilk bulusmalarında zaten belli olur.ve son beraber gecirdikleri günde tunca bu konuya deginir. turgay (levent dönmez), filmde anladıgımız kadarıyla eskiden hayri nin en yakın dostuymus. aynı yurtda kalmıslar. hayri yakalandiktan sonra hayri ye ilk basta mektup bile yazmıs. yani hayri nin kendisine en yakın dava arkadası turgay mıs. ve belkide hayri nin en büyük iskenceleri görürken ismini vermedigi kisi. ama simdi ise en vefasız, en zalim, en nankör dostudur. hayri turgay ın  yüzüne tükürse azdır. adam yeni düzen ayak uydurmus ve eskiden yasanlara hic ilgisi kalmamıs. hayri le yasadıkları yurt baskınını bile hatırlamaz ya da hatırlamak istemez. hayri ye konya ya sürgünüde yardım bile yapmak istemez. ve daha da kötüsü hayri ispiyonlayan muhbiri  yanında calıstırır. hayri sırtından dost hanceri yedigini bunu görünce anlar. turgut sa bundan hic gocunmaz, utanmaz. hayri ye bundan daha büyük bir kötülükte zaten yapamazdı. turgay resmen hayri yi artık arkadas olarak görmedigini böylece belli etmistir. ilk burda hayri nin tepki verdigini görürüz "iyi satar" der muhbir icin. herseye tepkisiz duran hayri ilk burda muhbiri görünce canlanmaya baslar.  ispiyoncu/muhbir de hayri görünce korkmaya baslar. belkide o coktan unutmustu herseyi ama sonunda o da her ispiyoncunun yasayacagı korkulu günleri yasar. bir gün ispiyonladıgı kisi geri dönecek ve intikamini alacak korkusu. ispiyoncu/muhbir bunu bir kac günde yasar. hayri onu takip eder ve sonunda vurur ama gercek degil bir silahla degil. elini silah seklinde pat diyerek onu vurur. son flashback sahnesinde de burda görürüz. hayri sembolik bir intikam almıstır. buna ragmen ispiyoncuda hayri bir gün gelecek ve kendisini gercekten vuracak diye bir ömür korku icinde yasayacagı belli. ama ispiyoncu/muhbir hayri yi galiba iskence korkusuyla gambazlamis, turgay öyle birsey anlatır hayri ye.   ve neslihan hayri nin unutmadıgı eski askı. ( ...yırtılan bir mektup gibi/sisli hatıraların gerisinden bakııyordu/eski bir sevdanın durulmayan nehirleri/cırpınarak yüregime akıyordu...  yusuf hayaloglu/topal sevda siiri). neslihan ilk basta hayri yi görünce duygulanır ama yinede hayri den uzak durur. serif beraber bir kac saat gecirmelerine vesile olur ama neslihan eski günleri hatırlasa bile yeni dünyasında hayri yer vermez. hayri yi coktan unutmus ve kendine yeni sevgililer bulmus zaten eski günlere anmak bile istemez. hayri her ne kadar yakınlasmak istesede neslihan buna  imkan vermez. hayri neslihan ın kendisine artık sevmedigini anlayınca dünyası bir kere daha yıkılır. buraya kadar hayri nin tüm yasadıklarını düsünürsek - tek bir kere arkadaslarıyla ilk bulustugunda gün yüzünün bir kere güldügü dısında- tüm özgürlükte gecen günlerinde gördügü unutulmusluk, vefasızlık, adam yerine konulmamak ve dıslanmak olmustur. bu kadar baskıya (iskence,hapishanede gecen yılları ve özgürlügünde yasadıkları) da hic bir insan da dayanamaz. hayri ya cinnet gecirsek ya da hüngür hüngür aglaycaktır.cünkü bunlara kalp dayanmaz. gören de hayri yi agladır. hemde kalabalık bir diskonun icinde.hayri burda cözülür. bunca baskıya zaten dayanmak da mümkün degildi. ama gören bu sahnede duygu sömürüsü yapmaz. yabancı bir muzik calarken, arkasında gencler mutluluk icinde dans ederken hayri o eglence yerinde caresiz aglamaya baslar. ve ne kadar acı ki hayri düzeni degistireyim daha insanca bir hayat yasansın  derken yapa yalnız kalmıstır. (yusuf hayaloglu /topal sevda ...ben o sıralar devrimci olmustum/mahalleden ayrılıp yıllarca evede ugramadım/dünyam degismisti artık/memlektin gidisatını  hic mi hic begenmiyordum/forumlara yürüyüslere katılıyor/durmadan siir okuyup ajitsatiyon cekiyordum/AH O GENCLIK RÜZGARI AH /EZILEN INSANLARI TEK BASIMA KURTACAGIMI SANDIM...)

Cevap Yaz

FOSTERKANE

19 Şubat 2012 02:15

12 eylül üzerine yapılan bu filmi simdiye kadar hic izlememis olanlar bu filmde umduklarını bulamayacaklar. 12 eylül 80 darbesi filmleri denilince hemen akla gelen iskence sahneleri sadece bir kac defa (tam olarak 5 defa) flashback sahnesi olarak görünür. 90 lardan sonra adeta iskence sahneleriye birbiriyle yarısan filmlerde gördügümüz o uzun bitmek bilmeyen iskence sahneleri bu filmde yok. zaten 80 li yıllarda asırı iskence sahneleri göstermekte mümkün degildi. bir diger farklılıkta filmde yasanılan tüm acı olayları serif gören izleyciye baskı yapmadan anlatması. bildigimiz bir kücük emrah filmi gibi degil. bagrısmalar, cagrısmalar yok. damar bir fon muzigide yok ve bizdeki dram filmlerinin aksine sakin bir temposu var. clint eastwood un mystic river (2003) filmi gibi acı bir olay/olaylar anlatıyor ama bunu yaparken bizden/izleyiciden acımamısı beklemiyor. tam tersine bu kadar acı bir olayı cok az muzik kullanarak olayların üzerinde fazla durmadan anlatıyor.hersey izleyiciye kalmıs, filminden ne alırsa ne almak istiyorsa kendine kalmıs.hic bir zorlama, baskı yok. bundan dolayı nerdeyse hic bir sahnede hayri ye izleyici empati duymuyor. gören hic bir sahnede hayri yi acınacak bir halde de koymuyor. bizim sinemamızda bu tarz filmler pek yoktur. bizde dramatik film denilince yakın cekim, damardan bir parca yani izleyicisiye kurtulus yoktur aglamak mecburidir. ne yazik ki bugün bile bu aglatmaya aday filmleri hala yapılıyor. bu yüzden serif gören i böyle bir film yaptı diye kutlamak gerekir. hayri yedi yıl hapis yattıktan sonra sartlı tahliyele özgürlügünü kavusmudur. fakat bu 7 yıl icinde hersey degismistir. hayri de kendini yeni bir dünyada bulur. istanbulda kaldıgı kısa zamanda bu yeni dünyada kendine yer olmadıgını anlar. hayri bu yeni düzene uymak icinde ugrasmaz, herseyi sakince izler. 7 yıl icinde yasadıgı iskence ve hapis hayatından kurtuldugunuda ilk bastakı gibi de sevinemez. bu yeni dünyada kendisi icin yeni bir hapishane gibidir. babasinin evinde gecirdigi ilk gün dıslandıgını his eder. babasi kendisiyle ne konusur ne yüzüne bakar. bu da bir bakıma psikolojik iskencedir (psikolojik iskence özellikle korku,utanc ve sucluluk duygusu gibi duygular yaratarak bir kisiyi cezalandırma yöntemi. kaynak. vikipedi). hayri ilk gecesini bir sıgıntı gibi gecirir. babasının evinde yatacak bir yatagı da yoktur. bu da babanın hayri nin evinde uzun zaman kalmasını istemedigini gösterir. ama annesi oglunu hala sever, boynunu bükerek esinden para ister hayri ye domates almak icin. hayri yle annesinin bakısmaları o kadar cok sey anlatıryorkı fazla söze gerek bırakmıyor. zaten tek anne hayri ye sorar  hapisde kendisine iskence yapıldımı diye. hayri bu soruya cevap vermez.  sadece annesi sarılır, ikiside öyle üzgün bosluga bakarlar (ya da babaya bakarlar orasını tam hatırlamıyorum).ilk iskence flashback sahnesini burda görürüz. annede anlamıstır oglunun neler yasadıgını ama elinden ne gelir.tüm film boyunca zaten hayri ye hapisde neler yasadıgı soran tek kisi annesi olur. ne akrabaları ne de eski arkadasları o yedi yıl hakkında herhangi bir soru sorarlar. hayri nin caresizligi akrabalarının ziyaretinde daha da belli olur. gelen kisiler hayri öylesine bi gecmis olsun derler ve yeni dünya nin sundugu imkanları (yurt dısına ithalat) konusular. hayri öylesine kendince kalır, kalabalıgın icindeki yalnızlıgı yasar, mahkumiyeti hale devam etmektedir. 2. flashback sahnesini burda görürüz. ama hayri nin özgürlükte asıl ilk yıkılısı mahkum arkadasının esine emanet bir mektup götürünce yasar. ilk burda anlar herseyin degistini, gecen yılların geri dönmecegini ve o icerde gecen yılların icinde kendi gibi mahkumların dısarda unutuldugunu. mahkum arkadası abdullah in esinin evindeki sahneleri de serif gören muhtesem cekmis. hayri "abdullah benim icin cocukları öp dedi" derken daha hersey eskisi gibi oldugunu, hapishane arkadası abdullah ın anlatıgı gibi oldugunu ümit eder. evdeki kadının simdiki durumunu yavas yavas anlamaya baslar. ilk önce masada bir biberon görür, sonra kadının ojeli ayak parmaklarına bakar icine kusku girmeye baslar ve sonunda evdeki kücük cocugu görürünce herseyi anlar. hayri, abdullah ve diger tuttuklu mahkumların hapishanedeyken herseyin degismesi bir yana dısarda bıraktıkları insanlarda kendilerine ister istemez bu yeni düzenin icinde bir hayat kurmuslar. onlar yani 80 darbesi mahkumlar öyle unutulup ve hatta utanılcak kisiler olmuslar. abdullah ın esi aglarken kocasını suclar.hayri icin bu evde gördükleri bir bakıma beterin beteri var diye düsünmek olur cünkü mahkum arkadası abdullah özgürlügüne kavusunca hayri den bile daha kötü günler yasayacaktır. adam ailesini bu halde görünce yıkılacagı ve hayri den daha cok acı cekecegi belli. hayri bu evden cıktıktan sonra aglayacak gibi olur.kolay degil, bu acı haberi arkadası nasıl söylecek. zamanın gectigini ve artık hic birseyi degistirmenin mümkün olmadıgını kabul etmesi bir bakıma burda olur ve bu da insana cok zor gelir. bu sahnede yine serif gören ustlagını görürüz. hayri yürürken arka planda büyük reklam afısleri vardir. ilk görünen afis amerikan sigarası malboru afisidir. hayri hapishaneye girmeden önce amerikan sigarası yasaktı, kacak satılırdı. simdi ise kocaman reklam afisi asılmıs. hayri nin eski dünyasıyla simdiki/yeni dünyanın ne kadar farklı oldugunu bu afisle gören cok güzel anlatmıs.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica