Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Sabahsız Geceler (Sabahsız Geceler)

Sabahsız Geceler

8,41

(9 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 26 Dk Dram Dram

Yönetmen: Ertem Göreç Ertem Göreç

Ülke: türkiye

Oyuncular: Özdemir Akın, Arap Celal, Mehmet Büyükgüngör, Erdoğan Seren, Kudret Karadağ, Mustafa Dağhan, Mustafa Yavuz, Aynur Akarsu, Hüseyin Zan, Ali Ekdal Devamını Gör...

Konusu : Nafiz Bey; “Bu kadar yıl sustum, tuttum kendimi. Lakin gittikçe azıyorsun! Her şeyi söyleyeceğim artık!” Salih; “Bu iri laflar kulağıma sığmaz benim. Parçala, ufala bakalım. (Sustalısını çekerek) Ecelin olmadan dök içini.” Nafiz Bey; “Ben baban değilim senin, değilim!” Jenerikte ‘America, America’daki (1963) (Manos Hadjidakis) ‘Frustration, Dreams and Loneliness’. Film, aynı isimli romandaki (1942) (Semih Lûtfi-Sühulet Kütüpanesi) (İlk baskı 1934) gibi bardaktan boşanırcasına yağmurlu bir gecede başlar. Salih, sarhoş ve perişan, Çengelköy’deki ‘babası’ Nafiz Bey’in kapısını yumrukluyor. Annesi Nezahat (romanda Nezahet) Hanım ile O çocukken boşanmışlar. Aradan geçen 20 yılda, üstelik bir de ‘ince hastalık’ çeken delikanlının kabalığı ve düzensiz yaşamı dayanılır şey değil. ‘Lawrence of Arabia’daki (1962) (Maurice Jarre) ‘That is the Desert’. Eve, biraz da zorla girer. Pembe Hanım’ın, tembih üzerine söylediği “Beyefendi vallahi evde yok. Belki son vapurla gelir” laflarını dinlemiyor bile. Şiddetli tartışmaları sonucu Nafiz Bey “Bir erkek için böyle bir şeyi itiraf etmenin ne kadar acı olduğunu bilemezsin” diyerek yukarıdaki sözleri söylüyor. ‘Segâh Makamında Enstrümantal Eser’ ve ardından ‘Berceuse de Jocelyn’ (1888) (Benjamin Godard). Yıllarca önce… ‘Kimsesiz ve ufak bir memur’ken, Kaftanizade Rıfkı Bey’in Kızıltoprak’daki köşküne içgüveysi girmiş. (İç ve dış çekimler Kont Ostrorog Yalısı’nda). Rıfkı Bey (romanda bir Paşa), o ilerlemiş yaşına karşın hâlâ güreş tutan, hırgür ve külhanbeyliğine bayılan ‘para pul sahibi bir emekli’. (Salih’in, sonraki yıllarda külhanbeyi olmasının bir nedeni, dedesinin bu hali olmalı). “6 yıllık evli olmamıza rağmen Nezahat’la pek anlaşamıyorduk ama gene de hayatımdan memnundum. Fakat bir gece...” Uzaktan akrabaları Şükran’ın da bulunduğu sofradaki akşam yemeği, Nafiz Bey için çok sıkıntılı geçer. Dedesi, torunundan, o gün öğrettiği argo şakaları tekrarlamasını ister. (Salih bunları yalnızca o gece değil film boyunca tekrarlayacaktır). Nafiz Bey, kendisi ile ‘caart kaba kaat’ ve ‘caftara cuftara da’ diye alay eden oğluna engel olmaya çalışırken bu kez, Rıfkı Bey’in tepkisi ile karşılaşıyor; “Yoo damat, çocuğa değil aklın sıra bana sataşıyorsun sen. Maksat latife. Hoşça vakit geçirmek. Lakin bu şekilde müdahale edersen keyfim kaçar haa.” İki arada bir derede kalıp “Ne haddime efendim, bendenizin maksadı Salih’in layık olduğu şekilde terbiye görmesi…” diye durumu kurtarmaya çalışırken bu kez Nezahat söze karışıyor; “Terbiyenin ne olduğunu babama sen mi öğreteceksin?” O geceki tatsızlık bu kadarla kalsa iyi. ‘The V.I.P.s’ deki (1963) (Miklós Rózsa) ‘The Conflict’. “Yüzünü görmek istemiyorum bu gece” diyerek odasına da almaz. Nafiz Bey, ne yapacağını bilmez bir halde dolanırken [Necabettin Yal, ‘Son Hatıra’ (1968) filminde aynı salonda, aynı robdöşambr ve fularla, bu kez, kızı Selma’nın Ferit’le olan ilişkisine efkârlandığı için dönüp duracaktır] gören Şükran şunları söylüyor; “Belki (yaptığım) doğru değil ama söyleyeceğim artık. Nezahat başkasını seviyor. Macit isminde biri. Senden çok önce tanışmışlardı. Evlenmek için yanıp tutuştular ama Rıfkı amcam vermedi. İşsiz güçsüz, ne idiği belirsiz diye vermedi. (Romanda ise Mehmet Macit ‘askeri tıbbiye’de öğrenci. "Doktor çıktıktan sonra Anadolu’ya gönderilir, kızından uzak kalır" diye evlenmelerine izin vermiyor Paşa). Nezahat yataklara düştü günlerce. O arada seni buldular. Yoksa, Nezahat’ı sana dünyada vermezdi Rıfkı amcam. Şimdi gene gizli gizli buluşmaya başladılar.” Bu konuşmadan sonra, Nafiz Bey’in içine bir kuşku düşer. “Salih benim çocuğum değil mi? Bana benzemiyor, huyu da benzemiyor.” Ertesi gece, karısı ile Macit’i bahçede beraberlerken yakalar. Rıfkı Bey’le konuşup köşkten ayrılır. Nafiz Bey sözlerini şöyle tamamlıyor; “Durumu öğrenen büyükbabana nüzul indi. Ölmedi ama senelerce yatalak yaşadı. Bu yüzden annenle Macit, büyükbaban ölene kadar evlenemediler. Seni mektebe verdiler ama hiçbirinde dikiş tutturamadın. Okumadın velhasıl. İşe verdiler, onu da beceremedin. Annen de baş edemedi senle, bıraktı peşini. Rengin, çenenin şekli, gözlerin tıpkı Macit. Sağ kulağının arkası bile O’nunki gibi yırtık.” “Ferahfeza Saz Semaisi’nin 3. Hanesi” (Tamburi Cemil Bey). Hemen ertesi günü annesinin evine gittiğinde duvarda Macit’in resmi vardı. “Kulak benziyor. Çene de benziyor be! Cart kaba kâğıt. Caftara Cuftarada.” [Romanda ‘cıftara ciftarada (sf. 60)’]. İşsiz güçsüz, alkol-esrar düşkünü, ciğerleri hasta, sevgilisi Sabahat (romanda Fofo isimli güzel bir Rum kızı) ile Madam Sürvik’in (romanda Sürpik) pansiyonunda üç aydır kirasını ödeyemediği bir odada kalan ve yankesicilik bile yapmış olan Salih, sanki bunca sorun yetmezmiş gibi, şimdi bir de ‘sütü bozuk’ olmadığını kanıtlamak, gerçek babasının kim olduğunu bulmak zorundadır. “Yorganımı ısırıyorum efkârımdan” dediği bu ‘Sabahsız Geceler’de en büyük yardımcıları Sabahat, Komiser Mahmut, Cenan Kalfa, Berber Ahmet (romanda Tanaş) ve biraz da Madam Sürvik olur. Filmdeki Salih romandakinden çok daha ‘güçlü’. Gerçek babası olduğunu öğrendiği Macit’i tıraş ederken elindeki usturayı yere atıyor. Romandaki gibi boğazını kesip idamı beklediği ‘müteferika’ya düşmüyor. Sabahat’a yeni pabuç (yürümekte zorlanıyor) ve kazak aldıkları gün, sevgi dolu(!) konuşmaları. Salih; “Ayağına yeni nal çakılmış kısrak gibisin. Asfalta alışık değilsin. Lakin çok güzelsin be katingo.” Sabahat; “Pabuca fistana alışırım da, senden böyle güzel laflar işitmeye alışamam pek.” [Romandaki Salih’in ‘nezaketi’i ise bambaşka! Belinin ortasına ‘okkalıca bir tekme yerleştirdiği’ sevgilisine şunları söylüyor (sf. 61); “Haydi, kalk ulan Fofo, gübrelikte sineklenen at leşi gibi serilme. Kalk, yangın yeri şıllığı! Biraz çıkalım, hava al da şu çomağa geçmiş yılan derisi suratına kan gelsin.”] (Yazan: Murat Çelenligil)



burcusara

9 Nisan 2019 23:16

Film ilerledikçe bu oğlan acaba şizofreni hastası yada başka bir ciddi psikolojik hastalığı mı var diye merak etmeye başladım. Kendi ailemde şizofreni hastası birisi olduğu için belki öyle geldi bana. Yani tüm sorunu babasının kim olduğunu bilmemesimiymiş? Filmdeki aşırı şiddet de rahatsız etti beni, özellikle Kartal Tibeti bu rolde görmek. Hani tamam eşinin onu aldattığını sanıp bir tokat atmışlığı oluyor filmlerde ama burada gereksiz yere dövüp duruyor Sema Özcanı. Annesi de gerçek babası da az çektirmediler ona ama. Belki kabadayı olması onların suçu.

Cevap Yaz

Kaptan34

16 Aralık 2018 18:27

Kartal Tibet ve Sema Özcan Uyumu Harika Hikayesi Samimi Güzel Bir Film

Cevap Yaz

sinemaadamı

10 Mart 2016 19:54

kartal tibet ve sema özcanın birlikte çevirdiği en iyi film bu filmdir bence ikiside rolünün hakkını sonuna kadar veriyor filmin konusu çok ilginç gerçek babasını bulmaya çalışan kabadayı salihin öyküsü. kartal tibet salih rolünün hakkını sonuna kadar vermiş. kartalı benim gözümde devleştiren bir film filmden çok kartalı beğendim. sema özcanıda değişik bir rolde seyretmek ayrı bir keyifti doğrusu.

Cevap Yaz

Göztepe

2 Ocak 2015 22:46

Kartal Tibet'in üstün oyunculuğuyla ön plana çıkan bir siyah beyaz film bir takım karışıklıklardan dolayı babasını arayan bir adam. Eninde sonunda babasını buluyor ama pek bir işe yaramıyor aslında. Sema Özcan'ında seyrettiğim ilk siyah beyaz filmi. Film neredeyse tek kişilik bir performans donanımlı Kartal Tibet'e sokak jargonu kendisine pek fazla yakışmasada bu rolü kaldırabilmiş diyebiliriz. Yazar Peyami Safa'nın kaleminden sinemamıza uyarlanan eserlerden birisi.

Cevap Yaz

ali87

4 Mayıs 2012 11:27

beni memnun etmeyen film bana göre vasat film

Cevap Yaz

benimsinema

23 Şubat 2012 17:12

kartal tibet almis basini gitmis bu filmde. belkide ödül bile hak ediyordu. sema özcan bu filmde oynamasaydi yeri varmis...cahit irgat ve nedret güvenc gayet iyiler

Cevap Yaz

FOSTERKANE

20 Eylül 2011 16:02

konusuyla -bir kabadayinin öz babasini aramisi- degisik bir türk filmi.

kartal tibet in oyunculugu yine harika ve sema özcan da bu filmde cok farkli, özcan in diger oynadigi filmlerle kiyaslarsak bu filmde özcan dogal oyuncuyla ve güzeligle inandirici bir oyun sergilemis.

Cevap Yaz

bir_demet_menekse

23 Şubat 2008 01:44

Bir eleştirim olacak bana göre Kartal Tibet'e kabadayı tipi, kabadayı konuşması yakışmıyor, abartı kaçıyor. Ama ona rağmen yine de güzel bir filmdi.

Cevap Yaz

kamil zafer

12 Kasım 2007 06:56

Gerçek babasını arayan bıçkın Salih,serseri bir yaşam sürmektedir.Mert ve dürüst olduğu gibi bir o kadar da nobrandır. Aldığı bilgiler ve konuştuğu kişilerle kafası epey karışmıştır.Kabus dolu günler başlamıştır,isyanlardadır.Başlar aramaya,bulduğu an öldürmeye yeminlidir.Peyami Safa'nın bir eserinden uyarlanmış sürükleyici güzel bir film.12.11.07 Zafer ALGAN

Cevap Yaz
Yandex.Metrica