Nilgün

8,41

( 9 kişi yorum yaptı )

Nilgün

(Nilgün)

Sinema Filmi

1968

“Bu esere başlayınca Nilgün’e kendim de tutuldum ve yanımda hissetmek için çok defa geceleyin masama koşup onu yaşatmak ihtiyacı içinde romana sarıldım, sabahlara kadar çalıştım.” Refik Halit Karay üç ciltlik ‘Nilgün’ için bunları söylüyor. [‘Türk Prensesi Nilgün’ (1950) (294 sayfa); ‘Mapa Melikesi Nilgün’ (1950) (300 sayfa); “Nilgün’ün sonu” (1952) (296 sayfa). Nebioğlu Yayınevi.]

’Johnny Guitar’ (1954) (Victor Young) melodisinin fon müziği olarak kullanıldığı filmde Nilgün ve Ömer’in vapur ve İzmir gece kulübündeki konuşmaları.
Nilgün; (Jeyan Mahfi Ayral’ın sesi ile) “Pek mağrursun, şımartmışlar seni. Hiç mi kıymeti yok kadınların senin gözünde?”
Ömer; (Hayri Esen’in ses i ile) “Tam aksi, kadınlar için yaşarım ben. Hayatın çiçeği onlar.”
Nilgün; “Bir defa koklayıp atmak için değil mi? Ne serseri ruhlu adamsın sen. Seni ilk gördüğümde anlamıştım bunu.”
Ömer; “Hayret, seni nasıl fark edememişim.”
Nilgün; “Geçen sene Londra’daki Savoy Otelinin balosunda..benle dans bile ettin. [Romanda ise bir ay evvel Mısır’daki (Kahire) Heliopolis Otelinde karşılaşmışlar.] Hatta fazla sıkıştırdığın için yarıda bıraktım dansı.”
Ömer; “Herhalde sarhoştum.”
Nilgün; “Hem de körkütük. Sonra gidip dışişleri bakanının karısına sulandın. Az kalsın siyasi bir skandal çıkıyordu.”
Ömer; “Bakıyorum benle fazla ilgilenmişsin. Hiçbirini hatırlamıyorum.”
Nilgün; “Şaşmam. Kimbilir şimdiye kadar hayatına kaç kadın girdi. Bir dalda durmayan maceraperestin birisin sen. Ah, biraz uslu olsaydın.. Bağlanırdım sana. Ama, bu halinle, Allah göstermesin. Tek erkeğin kadınıyım ben. Bir kere sevdim mi hayatımın sonuna kadar ona bağlanırım.”


60’lı yıllar (romanda 1936). Önce, Ömer’i tanıyoruz. (Romanda ise, erkek kahramanın adı 3. cildin sonlarındaki bir cümle dışında hiç kullanılmıyor.) “Serseri ruhlu bir İstanbul çocuğu. Dünyada gezmediği tozmadığı yer kalmamış.” Onunla, İspanya’da Kiti adlı bir gece kulübünde karşılaşıyoruz. (Bu sahne için Orhan Günşiray’ın kayınvalidesinin Yeniköy’deki villası kullanılmış.) Çıkışta Konçita’sı ile karşılaşır. Ama, Ömer artık, özlediği Türkiye’ye dönmek istiyor. Konçita’nın bedduası kısa bir süre sonra gerçek olacaktır; “..Dilerim tanrıdan karşına öyle bir kadın çıkarsın ki inim inim inletsin seni.”
Ömer, parasını (o, şaka yollu ‘harcırah’ diyor) kumarla sağlıyor. Zar atarak ‘don gömlek bıraktığı’ denizciler, arkadaşı Tayfur’un kaptan olduğu gemide çalışıyorlardı. (Romandaki Ömer ve Tayfur ise Kurtuluş Savaşı sonrası Yüzellilikler’inden.) İki arkadaşın yıllar sonra karşılaştığı sahnede güzel bir pasodoble var. ‘El Gato Montes : Si Torero Quieo Se’ (Manuel Panella).
Vapurla Türkiye’ye dönüş. (Romandaki Ömer ise Mısır’ın Port Sait Limanından kalkan Conte Verdi vapuruyla Hindistan’a gidiyor.) Yolculuk sırasında yine çapkın. ‘Controluce’ (1962) (Cassano) melodisini dinlediğimiz sahnede (Alev Koral’ın seslendirdiği) Zülma ile güvertede (birkaç sahne sonra onları yatakta göreceğiz) konuşurlarken çapkınlığın zirvelerindeydi. Gemi görevlisinin getirdiği mektupta şunlar yazılıdır; “Şehzade Rüknettin Efendinin kerimeleri Nilgün Sultan görüşmeyi arzu buyuruyorlar. Teşrifinizi istirham ederim. Teyzezadesi (romanda ‘teyzesi’) Dilbeste.”
Prenses Nilgün.. Üçüncü sınıf kamarada yaptıkları konuşmanın sonrasında güzelliği ile Ömer’in aklını başından alır. ‘Zengin ve ünvanlı’ bir koca bulmak için İstanbul’a (romanda ‘uzak şark’a) gidiyormuş. Teyze kızı Dilbeste ile ceplerindeki son 28 dolarla (romanda İngiliz lirası) bilet farkını verip ‘birinci mevkie’ çıkarlar.
Herb Alpert&The Tijuana Brass’tan ‘Lollipops and Roses’ (1960) (Anthony Velona) melodisini dinlediğimiz güverte sahnesinde Ömer şunları söylüyor; “Bütün erkekler (aralarında Mapa Meliki Ahmet de var) size hayran..Bu hızla giderseniz İstanbul’a varmadan müstakbel kocayı bulmuş olacaksınız.”
Bundan sonrası kaçıp kovalamaca gibi. Bazen bayağı bir mahalle kızı bazen pek görgülü yüksek sosyete kadını olabilen Nilgün delikanlıyı şaşkına döndürüyor. Gemideki baloda, Melik Ahmet’in kollarında ‘Tabu’ (1962) (Ernesto Lecuona) melodisi ile yaptığı dans, delikanlıyı iyice kıskandırır.
Dilbeste; “(Ömer’e acıyor) Ne istiyorsun adamdan?”
Nilgün; “Benim olmasını.”
İzmir ve Efes Oteldeki numaralarına dayanılır gibi değil. İstanbul’a giden Samsun Vapurunda delikanlıya içine ‘Monuba’ karıştırılmış içki bile içirir. ‘İnsana cüret ve cesaret veren bu karışım’ın etkisiyle gerçek hayatta ancak omzundan öpebildiği Nilgün’e rüyasında sahip olur. Kendine gelince ‘A Drop in the Ocean’ (1967) (Barry) melodisi ile tartışıyorlar.
Tayfur’un aldığı yüzüklerle nişanlanırlar. Ama, Ömer’e çektirdiklerini yeterli bulmamış olacak ki (sonradan sahte olduğu anlaşılan bir nikâhla) Prens Ahmet’le evlenir (romandaysa gerçekten evleniyor). Üstelik ne yapıp yapıp Ömer’i şahitlerden biri olmaya kandırıyor. Diğeri Tayfur tabii. ‘Eclisse’ (1965) (Ammonio / Fusco) melodisi ile striptiz yapan güzeli seyrettiğimiz gece kulübünden çıkınca ‘yeni evlilerin’ bir kaza yaptıklarını öğrenir. Nilgün yaralıdır. Neyse ki bu da, genç kızın onu kendisine daha çok bağlamak için yaptığı bir oyun çıkıyor. Dilbeste, Ahmet ile Endonezya’ya giderken (romanda ise Tayfur ile evleniyor ve 1938 affı ile Türkiye’ye dönüyorlar) Nilgün, Ömer’in ‘evliler gibi bir gece’ geçirmesine izin verir. Son sahnede, o yılların filmlerinde sıkça görüldüğü gibi genç kızı çapkınca yatağa bırakan Ömer kameranın görüntüsünü bir perde ile kapatıyor.

Refik Halit Karay.. Nerde ‘Memleket Hikâyeleri’ndeki (1919) ‘Hakk-ı Sükût’ ve Necla Nazır’ı Necla Nazır yapan ‘Yatık Emine’ nerde ‘Nilgün’. Keşke başladığı gibi bitirebilseydi.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Ertem Eğilmez
Senaryo
Yapımcı Nahit Ataman
Görüntü Yönetmeni Kriton İlyadis
Eser
Süre 90 dk
Tür Dram
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Gemi, İstanbul, İzmir, Romandan Uyarlama, Melik Daha Fazlası

Oynayanlar

Kartal Tibet Kartal Tibet Ömer
Fatma Girik Fatma Girik Nilgün
Önder Somer Önder Somer Mapa Meliki Ahmet
Oya Peri Oya Peri Dilbeste
Münir Özkul Münir Özkul Tayfur
Feri Cansel Feri Cansel Zülma
İlhan Hemşeri İlhan Hemşeri Amerikalı Petrolcü
Tevfik Soyurgal Tevfik Soyurgal Barmen
Erdoğan Seren Erdoğan Seren Tayfur'un Adamı
Orhan Çoban Orhan Çoban Garson
Mehmet Büyükgüngör Mehmet Büyükgüngör Nikah Memuru
Zülfükar Öner Zülfükar Öner Mafya Adamı
Tijen Par Tijen Par Seslendirme
Alev Koral Alev Koral Feri Cansel Seslendirmesi
Lale Belkıs Lale Belkıs Seslendirme
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Resepsiyonist
Arap Celal Arap Celal Barmen
Suna Pekuysal Suna Pekuysal Seslendirmesi
Zülfikar Divani Zülfikar Divani Tayfur'un Adamı
Nubar Kamçılı Nubar Kamçılı İşadamı
Esen Günay Esen Günay Seslendirme
Ahmet Turgutlu Ahmet Turgutlu Garson
Ali Demir Ali Demir Davetli
Adnan Mersinli Adnan Mersinli Kavgacı
Ali Ekdal Ali Ekdal Serseri
Hayri Esen Hayri Esen Kartal Tibet Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Fatma Girik Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Önder Somer Seslendirmesi
Türkan Sonay Türkan Sonay
Mümtaz Alpaslan Mümtaz Alpaslan
Muzaffer Yenen Muzaffer Yenen İşadamı
Ali Seyhan Ali Seyhan Kavgacı
Zeki Sezer Zeki Sezer Kumarhane Görevlisi
Nergis Çağlar Nergis Çağlar

Ekip

Yapım Ekibi Yılmaz Kanat (Set Amiri)
Sonay Kanat (Set Asistanı)
Cengiz Öktem (Set Asistanı)
Kemal Erdoğan (Set Asistanı)
Yönetmen Ekibi Temel Gürsu (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Aytekin Çakmakçı (Kamera Asistanı)
Abdullah Gürek (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Sezai Elmaskaya (Negatif Kurgu)
Hilmi Başcan (Laboratuar Şefi)
Hayati Akbulut (Laboratuar)
Gani Maraşlıoğlu (Laboratuar)
Erdoğan Dolapçı (Laboratuar)
Işık Ekibi Hüseyin Özşahin (Işık Şefi)
Ahmet Aktüre (Işık Asistanı)
Sadi Kanat (Işık Asistanı)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Kayıt)
Diamandi Filmeridis (Senkron)
İlia İliadis (Ses Kayıt Asistanı)

Firmalar

Arzu Film (Yapım)
Erman Film (hazırlık)

Son Yorumlar (9)

TubaArtan avatar TubaArtan 23 Ekim 2016 03:44:21

sıradışı bir yeşilçam filmiydi merakla, ara ara yok artık bu kadarda olmaz deyip ara ara kahkaha attığım bir filmdi..kartal yine başarılı girik te öyle yalnız bu kadar halvet yakışmıyor yeşilçama nerde kaldı masumiyet :) eminim gündüz hanım o dönem ç ok kıskanmıştır kartal beyi :)

Göztepe avatar Göztepe 08 Temmuz 2016 23:31:05

10

Fatma Girik'in çok fazla naz yaptığı Kartal Tibet'i adeta kedinin fareye oynadığı gibi oynadığı film olmuş.60'lı yılların İzmir'i filmde sadece kordon boyu, pasaport iskelesi ve varyant yokusunda çekim yapılmış.Halbuki İzmir'in hem o zamandan hem gün ümüzde fazlasıyla film cekimi yapılacak yeri çok. Kartal Tibet filmde daldan dala atlıyor her gördüğü kadınla birlikte oluyor filmde Feri Cansel'in rolü kısa ama etkiliydi.Önder Somer'inde iyi adamı oynadığı nadir filmlerden film iyi uyumlu ama dahada iyi olabilecek bir filmdi.

performer avatar performer 29 Mayıs 2015 23:18:35

7

malesef beğenmedim.

benimsinema avatar benimsinema 08 Temmuz 2014 23:45:48

8

fatma girik bu sefer disi bir karakter canlandirmis, sexy kiskanc tahrik edici vs. zaten kartal tibetle bol bol öpüsüyorlar... filme gelincede film gercekten cok güzel

mkurtsen avatar mkurtsen 18 Mart 2012 11:32:03

9

Film bu sabah (18 Mart  2012) Dijitürk kanallarından birinde gösterildi. İlk çevrim (1954) Arşivimde olduğu için özellikle izlemek istedim. İlki için birkaç kelime edeyim.Rahmetliler Sezai Solelli Senaryoyu yazmış, Münir Hayri Egeli yönetmiş, Film o yıllara göre elden geldiğince özenle çekilmiş , Dış sahneler için Hindistan'a gidilmiş. Nilgün rolü için Almanya'nın  prensesler kadar güzel oyuncusu ERİKA REMBERG getirilmiş, ona Cüneyt Gökçer, Lale Oraloğlu, Asuman Korad, Şeref Gürsoy, Annie Ball gibi Türk Tiyatro ve Sinemasının en önemli oyuncuları eşlik etmişler. O yıllarda yapılabileceklerin en iyisini yapmışlarki ortaya Romanı temsil edebilecek bir film çıkmış, Refik Halit Karay'da (Ölümü 1965) izlemiş olacakki bir problem yaşanmamış. Türk Sinemasıda güzel bir edebiyat uyarlaması kazanmış. Gelelim ikinci çevrime....Konusunu aldığınız bir romana herhlade ancak bu kadar ihanet edilebilir. Rahmetli Üstad Refik Halit Karay yazarken aşık olduğunu söylediği kahramanı Nilgün'ün filmde düştüğü halleri görebilseydi, herhalde Yönetmen (Ertem Eğilmez) Senarist (Burhan Bolan) ve Yapımcı (Nahit Ataman) hakkında ne düşünür, neler yapardı tahmin edebiliyorum. Ne kadar büyük para verseler herhalde bu rezaleti kaldıramazdı. Ya izin vermez, yada filmi baştan çektirirdi. Beyler yapmış, olmuş bitmiş. Bu arada nasıl becermişlerse Fatma Girik'i üstsüz olarak yatağa sokmuşlar, Hele filmin evlere şenlik kepaze  finali. Yazık İnsan üzülüyor, Ertem Eğilmez, Burhan Bolan gibi insanlar,  ya basiretleri bağlanmış, yada maddi açıdan o zamanki işletmecilik düzeni içinde mecbur kalmışlar. Keşke yapmasalardı.. bu film kendilerine hiç yakışmamış. 

t_rex avatar t_rex 01 Haziran 2011 16:08:06

yine çok görmek isteyipte ulaşamadıklarımdan

Yandex.Metrica