Nilgün

8,48

( 5 kişi yorum yaptı )

Nilgün

(Nilgün)

Sinema Filmi

1968

“Bu esere başlayınca Nilgün’e kendim de tutuldum ve yanımda hissetmek için çok defa geceleyin masama koşup onu yaşatmak ihtiyacı içinde romana sarıldım, sabahlara kadar çalıştım.” Refik Halit Karay üç ciltlik ‘Nilgün’ için bunları söylüyor. [‘Türk Prensesi Nilgün’ (1950) (294 sayfa); ‘Mapa Melikesi Nilgün’ (1950) (300 sayfa); “Nilgün’ün sonu” (1952) (296 sayfa). Nebioğlu Yayınevi.]

’Johnny Guitar’ (1954) (Victor Young) melodisinin fon müziği olarak kullanıldığı filmde Nilgün ve Ömer’in vapur ve İzmir gece kulübündeki konuşmaları.
Nilgün; (Jeyan Mahfi Ayral’ın sesi ile) “Pek mağrursun, şımartmışlar seni. Hiç mi kıymeti yok kadınların senin gözünde?”
Ömer; (Hayri Esen’in ses i ile) “Tam aksi, kadınlar için yaşarım ben. Hayatın çiçeği onlar.”
Nilgün; “Bir defa koklayıp atmak için değil mi? Ne serseri ruhlu adamsın sen. Seni ilk gördüğümde anlamıştım bunu.”
Ömer; “Hayret, seni nasıl fark edememişim.”
Nilgün; “Geçen sene Londra’daki Savoy Otelinin balosunda..benle dans bile ettin. [Romanda ise bir ay evvel Mısır’daki (Kahire) Heliopolis Otelinde karşılaşmışlar.] Hatta fazla sıkıştırdığın için yarıda bıraktım dansı.”
Ömer; “Herhalde sarhoştum.”
Nilgün; “Hem de körkütük. Sonra gidip dışişleri bakanının karısına sulandın. Az kalsın siyasi bir skandal çıkıyordu.”
Ömer; “Bakıyorum benle fazla ilgilenmişsin. Hiçbirini hatırlamıyorum.”
Nilgün; “Şaşmam. Kimbilir şimdiye kadar hayatına kaç kadın girdi. Bir dalda durmayan maceraperestin birisin sen. Ah, biraz uslu olsaydın.. Bağlanırdım sana. Ama, bu halinle, Allah göstermesin. Tek erkeğin kadınıyım ben. Bir kere sevdim mi hayatımın sonuna kadar ona bağlanırım.”


60’lı yıllar (romanda 1936). Önce, Ömer’i tanıyoruz. (Romanda ise, erkek kahramanın adı 3. cildin sonlarındaki bir cümle dışında hiç kullanılmıyor.) “Serseri ruhlu bir İstanbul çocuğu. Dünyada gezmediği tozmadığı yer kalmamış.” Onunla, İspanya’da Kiti adlı bir gece kulübünde karşılaşıyoruz. (Bu sahne için Orhan Günşiray’ın kayınvalidesinin Yeniköy’deki villası kullanılmış.) Çıkışta Konçita’sı ile karşılaşır. Ama, Ömer artık, özlediği Türkiye’ye dönmek istiyor. Konçita’nın bedduası kısa bir süre sonra gerçek olacaktır; “..Dilerim tanrıdan karşına öyle bir kadın çıkarsın ki inim inim inletsin seni.”
Ömer, parasını (o, şaka yollu ‘harcırah’ diyor) kumarla sağlıyor. Zar atarak ‘don gömlek bıraktığı’ denizciler, arkadaşı Tayfur’un kaptan olduğu gemide çalışıyorlardı. (Romandaki Ömer ve Tayfur ise Kurtuluş Savaşı sonrası Yüzellilikler’inden.) İki arkadaşın yıllar sonra karşılaştığı sahnede güzel bir pasodoble var. ‘El Gato Montes : Si Torero Quieo Se’ (Manuel Panella).
Vapurla Türkiye’ye dönüş. (Romandaki Ömer ise Mısır’ın Port Sait Limanından kalkan Conte Verdi vapuruyla Hindistan’a gidiyor.) Yolculuk sırasında yine çapkın. ‘Controluce’ (1962) (Cassano) melodisini dinlediğimiz sahnede (Alev Koral’ın seslendirdiği) Zülma ile güvertede (birkaç sahne sonra onları yatakta göreceğiz) konuşurlarken çapkınlığın zirvelerindeydi. Gemi görevlisinin getirdiği mektupta şunlar yazılıdır; “Şehzade Rüknettin Efendinin kerimeleri Nilgün Sultan görüşmeyi arzu buyuruyorlar. Teşrifinizi istirham ederim. Teyzezadesi (romanda ‘teyzesi’) Dilbeste.”
Prenses Nilgün.. Üçüncü sınıf kamarada yaptıkları konuşmanın sonrasında güzelliği ile Ömer’in aklını başından alır. ‘Zengin ve ünvanlı’ bir koca bulmak için İstanbul’a (romanda ‘uzak şark’a) gidiyormuş. Teyze kızı Dilbeste ile ceplerindeki son 28 dolarla (romanda İngiliz lirası) bilet farkını verip ‘birinci mevkie’ çıkarlar.
Herb Alpert&The Tijuana Brass’tan ‘Lollipops and Roses’ (1960) (Anthony Velona) melodisini dinlediğimiz güverte sahnesinde Ömer şunları söylüyor; “Bütün erkekler (aralarında Mapa Meliki Ahmet de var) size hayran..Bu hızla giderseniz İstanbul’a varmadan müstakbel kocayı bulmuş olacaksınız.”
Bundan sonrası kaçıp kovalamaca gibi. Bazen bayağı bir mahalle kızı bazen pek görgülü yüksek sosyete kadını olabilen Nilgün delikanlıyı şaşkına döndürüyor. Gemideki baloda, Melik Ahmet’in kollarında ‘Tabu’ (1962) (Ernesto Lecuona) melodisi ile yaptığı dans, delikanlıyı iyice kıskandırır.
Dilbeste; “(Ömer’e acıyor) Ne istiyorsun adamdan?”
Nilgün; “Benim olmasını.”
İzmir ve Efes Oteldeki numaralarına dayanılır gibi değil. İstanbul’a giden Samsun Vapurunda delikanlıya içine ‘Monuba’ karıştırılmış içki bile içirir. ‘İnsana cüret ve cesaret veren bu karışım’ın etkisiyle gerçek hayatta ancak omzundan öpebildiği Nilgün’e rüyasında sahip olur. Kendine gelince ‘A Drop in the Ocean’ (1967) (Barry) melodisi ile tartışıyorlar.
Tayfur’un aldığı yüzüklerle nişanlanırlar. Ama, Ömer’e çektirdiklerini yeterli bulmamış olacak ki (sonradan sahte olduğu anlaşılan bir nikâhla) Prens Ahmet’le evlenir (romandaysa gerçekten evleniyor). Üstelik ne yapıp yapıp Ömer’i şahitlerden biri olmaya kandırıyor. Diğeri Tayfur tabii. ‘Eclisse’ (1965) (Ammonio / Fusco) melodisi ile striptiz yapan güzeli seyrettiğimiz gece kulübünden çıkınca ‘yeni evlilerin’ bir kaza yaptıklarını öğrenir. Nilgün yaralıdır. Neyse ki bu da, genç kızın onu kendisine daha çok bağlamak için yaptığı bir oyun çıkıyor. Dilbeste, Ahmet ile Endonezya’ya giderken (romanda ise Tayfur ile evleniyor ve 1938 affı ile Türkiye’ye dönüyorlar) Nilgün, Ömer’in ‘evliler gibi bir gece’ geçirmesine izin verir. Son sahnede, o yılların filmlerinde sıkça görüldüğü gibi genç kızı çapkınca yatağa bırakan Ömer kameranın görüntüsünü bir perde ile kapatıyor.

Refik Halit Karay.. Nerde ‘Memleket Hikâyeleri’ndeki (1919) ‘Hakk-ı Sükût’ ve Necla Nazır’ı Necla Nazır yapan ‘Yatık Emine’ nerde ‘Nilgün’. Keşke başladığı gibi bitirebilseydi.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Ertem Eğilmez
Senaryo
Yapımcı Nahit Ataman
Görüntü Yönetmeni Kriton İlyadis
Eser
Süre 90 dk
Tür Dram
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Gemi, İstanbul, İzmir, Romandan Uyarlama Daha Fazlası

Ekip

Yönetmen Ekibi Temel Gürsu (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Aytekin Çakmakçı (Kamera Asistanı)
Abdullah Gürek (Kamera Asistanı)
Işık Ekibi Hüseyin Özşahin (Işık Şefi)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Kayıt)

Firmalar

Arzu Film (Yapım)

Son Yorumlar (5)

mkurtsen avatar mkurtsen 18 Mart 2012 11:32:03

9

Film bu sabah (18 Mart  2012) Dijitürk kanallarından birinde gösterildi. İlk çevrim (1954) Arşivimde olduğu için özellikle izlemek istedim. İlki için birkaç kelime edeyim.Rahmetliler Sezai Solelli Senaryoyu yazmış, Münir Hayri Egeli yönetmiş, Film o yıllara göre elden geldiğince özenle çekilmiş , Dış sahneler için Hindistan'a gidilmiş. Nilgün rolü için Almanya'nın  prensesler kadar güzel oyuncusu ERİKA REMBERG getirilmiş, ona Cüneyt Gökçer, Lale Oraloğlu, Asuman Korad, Şeref Gürsoy, Annie Ball gibi Türk Tiyatro ve Sinemasının en önemli oyuncuları eşlik etmişler. O yıllarda yapılabileceklerin en iyisini yapmışlarki ortaya Romanı temsil edebilecek bir film çıkmış, Refik Halit Karay'da (Ölümü 1965) izlemiş olacakki bir problem yaşanmamış. Türk Sinemasıda güzel bir edebiyat uyarlaması kazanmış. Gelelim ikinci çevrime....Konusunu aldığınız bir romana herhlade ancak bu kadar ihanet edilebilir. Rahmetli Üstad Refik Halit Karay yazarken aşık olduğunu söylediği kahramanı Nilgün'ün filmde düştüğü halleri görebilseydi, herhalde Yönetmen (Ertem Eğilmez) Senarist (Burhan Bolan) ve Yapımcı (Nahit Ataman) hakkında ne düşünür, neler yapardı tahmin edebiliyorum. Ne kadar büyük para verseler herhalde bu rezaleti kaldıramazdı. Ya izin vermez, yada filmi baştan çektirirdi. Beyler yapmış, olmuş bitmiş. Bu arada nasıl becermişlerse Fatma Girik'i üstsüz olarak yatağa sokmuşlar, Hele filmin evlere şenlik kepaze  finali. Yazık İnsan üzülüyor, Ertem Eğilmez, Burhan Bolan gibi insanlar,  ya basiretleri bağlanmış, yada maddi açıdan o zamanki işletmecilik düzeni içinde mecbur kalmışlar. Keşke yapmasalardı.. bu film kendilerine hiç yakışmamış. 

t_rex avatar t_rex 01 Haziran 2011 16:08:06

yine çok görmek isteyipte ulaşamadıklarımdan

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 29 Ağustos 2010 14:08:08

10

Kartal TİBET & Fatma GİRİK ikilisinin başarı ile rol aldıkları Türk prenses Nilgün ile sevgilisi Ömer'in Hindistan da geçen bir nevi aşk macerası.. izlemekten hoşnut kaldığım bir film...

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 07 Eylül 2007 04:25:09

10

Nilgün ve Ömer’in nişanlarında Tayfur’un neşeli konuşması ; “20 yıl evvelini hatırlattınız bana çocuklar. Bir Fransız şilebinde tayfaydım. Tahiti Adasında gemiyi kalafata çektik. Ee, serde de gençlik var, kanımız kaynıyor, yerli bir dilberle gezip tozmaya başladık. Babası tutturdu ‘kızımı iğfal ettin, alacaksın’ diye. Kısmette bu da varmış, ağaçların altında bir düğün yapıldı ki anlatamam. Ertesi sabah sazdan yapılmış kulübede uyandık. Kapıyı açtım. Bir de ne göreyim 7 tane çikolata renkli çocuk. ‘Ne istiyorsunuz’ dedim. ‘Annemizi’ diye ağlamaya başladılar. Bereket geminin tamiri çabuk bitti de bir gece gizlice demir aldık. (Nişanlıları yalnız bırakmak için Dilbeste’yi dışarı çıkarırken) Gel sana 6. ve 7. evliliklerimi anlatayım. Ben Çin’deyken İmparatorun kaynanası bana kesilmişti..”

Ali Demir ve Oktay Yavuz.. O kadar çok film çevirmelerine karşın isimlerini jenerik ve afişlerde göremiyoruz. Üstelik, çoğunlukla oynadıkları rollerin de ismi yoktur.
Ali Demir’i üç sahnede (Ömer’in rüyasındaki açık arttırmada, gemideki dansta ve nikâhta), Oktay Yavuz’u iki sahnede (filmin başında, kavga çıkan barda denizci giysisi ile ve gemideki dansta) görüyoruz. Ali Demir, açık arttırmada Nilgün için ‘9 bin dinar’ diye bağırıyor. Acaba, ömrü boyunca bu kadar parası olabildi mi.
Feri Cansel’in ‘Can Sel’ olduğu dönem. Güvertede Ömer’le konuştuğu sahnesi harikaydı..
Zülma ; “Evlenip Londra’ya yerleştim. Kocam İngiliz konsolosluk kâtibi Taylor (yazıldığı gibi ‘Taylor’ deyişi ayrı bir güzel).”
Ömer ; “Taylor? Dorothy isminde bir kız kardeşi olacak. Kızıl saçlı neşeli bir kızdı.”
Zülma ; “Yoksa Dorothy’nin aşık olduğu Türk siz misiniz..Dorothy sizi methetmekle bitiremezdi. Müthiş Türk derdi. Bütün hususiyetlerinizi anlattı bana.” Zülma, yatak sahnesinde o ‘hususiyetleri’ daha yakından tanıyor.
Nilgün’ün teyze kızı Dilbeste rolündeki Oya Peri’nin sinemadaki ilk yılı. ‘Dol karabakır dol’ türküsünü söyleyip dans ettiği sahnede içini gösteren tül gömlek çok etkileyici. Ömer, filmdeki değil ama romandaki Dilbeste ile bir gece beraber olur.
Münir Özkul, Tayfur’u ; Lale Belkıs, üç kişiyi (filmin başındaki İspanyol dansözü, kuyumcudaki genç kızı, Ege Tur’daki görevliyi) ; Tijen Par, iki kişiyi (Dilbeste’yi, meyhanede Tayfur’a “A, deli mi” diyen dansözü) ; Alev Koral, iki kişiyi (Zülma’yı, filmin sonunda gece kulübündeki Şebnem’i) seslendirmiş.
Filmde maceracı bir Kaptan olan Tayfur, romanda çok farklı. Osmanlı dönemi komiseri, Kurtuluş Savaşı sonrasında (Ömer gibi) Yüzellilik ve adi bir suçtan arandığı için yurda dönemiyor. ‘Mapa Melikesi Nilgün’de Mapa hükümetinin Emniyet Müdürü olur ve Dilbeste ile evlenir. ‘Nilgün’ün Sonu’nda 1938 affı ile ülkeye dönüp müteahhitlik yapıyor.
Filmin başında (İspanyol olmak için) favorili Ali Seyhan ve Adnan Mersinli ; “Ben de Allah’ın izniyle sizleri karı koca ilan ediyorum, mesut olun” diyen sahte nikâh memuru Mehmet Büyükgüngör ; Dansözün öptüğü Ali Ekdal ; Ömer’in rüyasında Nilgün’ü açık arttırmaya koyan Lütfü Engin ; Krupiye şapkası ile Zeki Sezer ; Oradan oraya koşan ‘garson’ Orhan Çoban ; Daha sosyetik bir garson Ahmet Kostarika ; Meyhaneci Arap Celal ; Geminin önünde Ömer’le zar atan Erdoğan Seren ; İçten gülümsemesiyle Barmen Kazım çok güzeldi. İspanya sahneleri İzmir’de çekilmiş.
‘Johnny Guitar’ fon müziği olarak çok güzel. 60’larda gitarı olan herkesin ilk öğrendiği parçalardan biriydi ; “Play the guitar, play it again, my Johnny”.
Refik Halit Karay.. Sürgünler eserlerini etkilemiş. Ülkesini daha yakından tanıdığı ilk sürgünde (1913-1918) ‘Memleket Hikâyeleri’ni yazmış. Dünyayı tanıdığı ikinci sürgünden (1922-1938) sonraki eserleri bu kadar kalıcı değil.
Köy Enstitüleri, Halk Evleri gibi kurumlar budanmasaydı, belki de Nilgün, borçları için, ‘Abdülhamit Nişanı’nı Efes Otelinin (yakında ‘The Efes’ olur) kuyumcusuna satmak zorunda kalmazdı.

mystic river 16 Mayıs 2006 23:01:05

9

Refik Halit Karay\'ın aynı adlı romanından güzel bir uyarlama..Nilgün karakterini Fatma Girik çok güzel canlandırıyor..

Yandex.Metrica