Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Meyhaneci / Can Düşmanı

Meyhaneci / Can Düşmanı

7,59

(2 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 29 Dk Dram Dram

Yönetmen: Türker İnanoğlu Türker İnanoğlu

Ülke: türkiye

Oyuncular: Rengin Arda, Zuhal Tan, Nevzat Okçugil, Vahi Öz, Necdet Tosun, Erkan Yolaç, Turgut Özatay, Tamer Yiğit, Filiz Akın, Hüseyin Baradan Devamını Gör...

Konusu : Si bemol minör 1 Numaralı Piyano Konçertosu, Op. 23; I. Allegro non troppo e molto maestoso (son 30 saniye) (1875) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky). Erol, dakikalardır Baştabip’in odasında hastalığı ile ilgili bilgi almak için yırtınıyor. Erol; “Hocam, ne olur söyleyin nem var benim?” Baştabip Eyüp Sabri; “Allahtan ümit kesilmez evladım.” Erol; “Evet?” Eyüp Sabri; “Tıp âlemi senin hastalığının karşısında aciz kalıyor. Sana üzülerek ve utanarak söylüyorum; Ancak üç aylık bir ömrün kaldı.” Erol; “Ne? Üç ay mı yaşarım? Niye, neden? Hastalığım ne?” Eyüp Sabri; “Üç aydan sonra Allah var yavrum. Tekrar ediyorum, Allahtan ümit kesilmez.” Erol; “Yeter Hoca, hastalığımın adını söyleyin.” Eyüp Sabri; “Kanser!” Jenerikteki melodi: Percy Faith ve Orkestrası’nın ‘Kismet’ albümündeki ‘Sands of Time’ (George Forrest / Robert Wright). Kahramanımız ‘milyonerler milyoneri’ Erol (seslendirmedeki ‘o’ vurgusu harika). Ne iş yaptığını filmden öğrenemiyoruz. Bir mirasyedi. Zaten kendisi de “Mesleğim para yemektir” demişti. Görenin tekrar tekrar bakacağı güzellikte. Günleri sigara, içki ve kadınla geçiyor. ‘Adanalı Tayfur Kardeşler’de (1964) tekrar göreceğimiz bir köşkü ile [‘Beyoğlu Piliçleri’ (1963), ‘Bahriyeli Ahmet’ (1963), ‘Şoför Nebahat ve Kızı’ (1964) ve ‘Yankesici Kız’dan (1964) anımsadığımız] ‘34 AK 588’ plakalı 61 model Ford arabası var. Evde iki neşeli hizmetçi, Hayganoş ve Temel de etrafında pervane. Nasıl olmuşsa aile dostları Dr. Melih’in çalıştığı hastanede kan tahlili yaptırmış. Böyle bir şeyin neden gerektiği belli değil. ‘Tıp âleminin aciz kaldığı korkunç hastalığını’ burada öğrenir. “Ascenseur Pour L’Échafaud” (1957) için yapılan ‘Motel (Dîner Au Motel)’ (Miles Davis). Perişan bir şekilde arabası ile gidiyor. ‘Blaupunkt’ radyoda bu melodi. Hızı 110-120 (mil). Kulaklarında Baştabip’in sözleri; “Hayat öylesine tatlı ki saniyesini ziyan etmek istemez insan. İdam mahkûmlarına son istekleri sorulduğunda çoğu, darağacının altında bile bir kadeh içki içmek isterler (‘ister’ dese daha doğru olurdu).” Torpido gözünde bir tabanca var ama tetiği çekmeye cesaret edemez. Bu sırada radyodan bir ‘anons’ duyulur, “(Erdoğan Esenboğa’nın sesi ile) Lütfen dikkat! ‘RH sıfır negatif gurubundan’ (herhalde ‘sıfır gurubu RH negatif’ demek istedi) acele kana ihtiyaç vardır. Kan gurubu ‘RH sıfır negatif’ olan vatandaşlar acele Cerrahpaşa Hastanesi’ne müracaat etsinler.” Büyük bir rastlantı ile Erol’un kan gurubu aynı. Biraz sonra kendisini denize atmayı düşünürken ‘anons’ tekrarlanır; “(Süha Doğan’ın sesi ile) Bir genç kızın hayatını kurtaracak ‘RH sıfır gurubundan’ (bu kez ‘negatif’e gerek görülmemiş) kana çok acele ihtiyaç vardır. Kan gurubu ‘RH sıfır’ olanların…” Kararını vermiş aynı hızla hastaneye gidiyor. ‘Son anda’ yetişir. Ancak neden Acil Servis’e değil de ‘Göz Kliniği’ne ‘müracaat ettiğini’ anlayamadık. Erol; “RH sıfır negatif kan lazımmış. Yalnız Doktor Bey…” Doktor; “(Kahramanımızın durakladığını görünce) Para mı?” Erol; “Yoo hayır! İyilik edeyim derken kötülük etmekten korkuyorum da. Mesela ben kanserliyim. Hastalığımın yaralıya (oysa radyoda ‘yaralanma’ ile ilgili bir şey söylenmemişti) geçmesinden korkarım da.” Doktor; “Bir zararı olmaz… Hem böyle evhamlı davranmanızda (‘davranmanıza’ diyecekti galiba) hiç bir sebep yok. Aslan gibisiniz maşallah.” ‘Aslan gibi’ kahramanımız ‘sayesinde bir insan yeniden hayata kavuşur’. “Kırılan ümitlerin mazidedir neşesi//Benim şimdi tesellim Meyhanecinin sesi//Kızma be Meyhaneci çok içiyorum diye//Yıllar var ki düşmüşüm sonu yok bir sevgiye//**//Meyde buldum neşeyi//Doldur be Meyhaneci//Getir yarım şişeyi//Ne olur Meyhaneci.” Teoman Alpay’ın Segâh şarkısını dinlediğimiz ‘Sormagir Meyhanesi’. Her taraf sigara dumanı. Erol şişeleri devirip duruyor. “Bir ufak daha.” Az sonra Meyhaneci Necdet Tosun ve yan masadaki Donanma Cafer ile ‘içki muhabbeti’ başlar. Cafer; “Arkadaş çok neşeli galiba. Rakıyı şaraba, şarabı da votkaya karıştırarak içki salatası yaptı.” Meyhaneci Şişman; “Çok içtin be arkadaş. Ciğerlerine yazık.” Erol; “Sağ ol ama yakında ciğere falan da ihtiyacım olmayacak.” “Ascencseur Pour L’Echafaud”daki (1957) ‘Dîner (Au Motel)’ (Miles Davis). Cafer ile gergin başlayan ilişkisi birkaç dakika sonra ‘beraber içmeye’ dönüşür. ‘Hüzzam Peşrevi’ (Tanbûrî Büyük Osman Bey). Donanma’nın bir özelliği de karşısındakine ‘yavrum’ deyip ‘yanak almak’. Cafer; “Erol Abi, neden bu kadar çok içiyorsun bu zıkkımı? Merakıma mucip oldu yahu.” Erol; “İçmem lazım. Çok içmem lazım. Kendimi unutana kadar içmem lazım.” “Niksar’ın Fidanları”nı dinlediğimiz gece kulübü. “Başladığı içki çılgınlığına, o kenar mahallede bir kavga neticesi tanıştığı ve arkadaş olduğu Donanma Cafer’le çalgılı gazinolarda devam etti (bu sırada Cafer, ‘viski sevisi’ yapan Sadri Karan’dan ‘yanak alıyor’). İçiyor, durmadan içiyordu. Etrafın delice neşesinin farkında bile olmayacak kadar kederine gömülmüş bir haldeydi.” Bu yetmeyince bir balıkçı meyhanesindeler. Taş plakta Nadir Duyguluses’in söylediği gazel; “Gidelim bahçeye//Güller bizi avucuna alsın aman aman//Bülbüllerin namesine âşık olan//Goncalar açsın aman aman//**//Gül olsun buselerimiz//Aşkımızın vuslatına medet ey//Mehtabı saran ela gibi//Kolların beni sarsın aman aman.” ‘Erol bir çöl susuzluğu içindeydi sanki. İçiyor ama kanamıyordu bir türlü’. Sonra şampanyalı bir gazinoda Şantöz Jale’den Sevim Şengül’ün sesi ile Dramalı Hasan’ın şarkısını dinliyorlar; “Bir su gibi süzül ak//Baygın baygın yan yan bak//Her gün ayrı canlar yak//Kalplere vur bir zımba//Rumba da rumba rumba//**//Ol bir salon gelini//Koy kalbime elini//Sevdim tatlı dilini//Kalplere vur bir zımba//Rumba da rumba rumba//**//Al bir İstanbul kızı//Yanakları kırmızı//Sandım sabahyıldızı//Kalplere vur bir zımba//Rumba da rumba rumba.” O günlerde hapisten tahliye olan bir mahkûm ile kahramanımızın yolları kesişecektir. İpsiz Sabri’nin dosyasında olmayan yok. ‘Kadın kaçırma, dolandırıcılık, hırsızlık, yaralama ve cinayet’. Hapishane Müdürü’nün deyişiyle “Geriye pek suç kalmamış zaten”. ‘Hiç olmazsa bundan sonra içki ve serserilikten uzak durmasını tavsiye ediyor’. Sabri’nin niyeti de o; “Bir oğlum var. Ben kodese girince anası öldü. Kimsesiz, onun bunun elinde kalmış bir çocuk. Sakat, yürüyemiyor. Ne yapıp edip O’nu yürüteceğim.” Cafer de İpsiz’in arkadaşı. Sakat oğluna bakmış yıllardır. Futbol meraklısı çocuk artık yürüyebilmek, hatta top peşinde koşmak istiyor. Tedavi için 20-25 bin lazım. Oysa bizimkilerde doktorun yazdığı ilaç için bile para yok. 29 0cak 1964 tarihli Milliyet’te tahliye haberini okuyan Erol kararını vermiş. ‘Yapamadığı şeyi, insaniyet namına ve 150 bin lira karşılığında’ İpsiz’e yaptıracak; Kendisini öldürtecek. Sabri ‘mapusluktan bıkmıştı’. Üstelik bunun sonunda hapis, hatta ‘450’lik olmak’ var. Ancak oğlunun durumunu düşününce öneriyi kabul eder. ‘Hicaz Oyun Havası’. Sonrasında 5 kadınla eğlendiğini görüyoruz. Parmaklıklar arkasında geçen yılların acısı böyle çıkıyor galiba. Bir gün, kan vererek hayatını kurtardığı genç kız teşekküre gelir [Tamer Yiğit’i, bu sahnedeki kazağı ile ‘Milyonerin Kızı’nda (1966) tekrar göreceğiz]. Adı Sema Candan. Güzel ve cin gibi şakacı. Kendisini ‘RH sıfır’ diye tanıtır. Yaş günü partisi için delikanlıya davetiye veriyor. Fausto Papetti’nin ‘I Remember N.1’ (1962) albümündeki ‘Perfidia’ (1938/39) (Alberto Dominguez). Erol, eski sevgilisi Jale ile gazinoda. Partiyi falan unutmuş. Arkadaşının sigara istemesi üzerine elini cebine attığında davetiyeyi bulur. Gerçi nikâh, düğün, doğum günü gibi şeylerle ilgisi yok ama ‘alkollü kanından verdiği kimseyi merak ediyormuş’. Toplantıya katılır. ‘Hem doğum hem de (ölümden) kurtuluş günü partisinde’ Sema’nın çevresini tanıyoruz. Genç kız için yanıp tutuşan Selim, (filmdeki adlarını öğrenemeyeceğimiz) Zuhal Tan, Gülten Ceylan, Gülgün Erdem. Kimse Sema’nın Selim’e ilgisiz olmasına akıl erdiremiyor. ‘Kaçırılacak, ihmale gelecek erkeklerden değilmiş’. Genç, iyi huylu ve zengin. “Yoksa evlenmek için peri padişahın oğlunu mu bekliyorsun” diyorlar. Genç kızın aklı ise kendisine kan veren erkekteydi. Kahramanımız biraz sonra ‘arzı endam eder’. Sema’nın yüzünde güller açıyor. Fausto Papetti’nin saksofonuyla ‘Amado Mio’ (1946) (Allan Roberts / Doris Fisher). Selim’in kıskanç bakışlarına aldırış etmeden dans ediyorlar. Aşk başlamış bile. Kar altında, deniz kenarında, Alman Çeşmesi’nin orada el ele beraberler. Erol, hastalığını düşünerek “Bana yapabileceğin en büyük iyilik kendini bana sevdirmemendir” diyor ama bu saatten sonra ne mümkün. Genç kızın kendisinden nefret etmesi için olmadık şeyler dener. Louis Armstrong’un trompeti ile ‘Porgy and Bess’deki (1935) “It Ain’t Necessarily So” (George Gershwin / Ira Gershwin). Striptiz yapılan bir gece kulübünde Jale ile samimi pozlardaydı. Onları gören Sema, Zuhal’e “Gör bak, ben de aynı şeyi yapacağım. Göze göz, dişe diş. Hemen bana Selim’i bul” diyor. ‘Predator’daki (1987) Blain-Jesse Ventura’nın söylediklerini anımsattı; “Payback time!” Selim ile nişanlanarak alınan intikam almak ister ama buza yazılan yazıdan öteye geçmez. O günlerde (üstelik gece yarısı) hastaneden gelen bir yıldırım telgraf (‘telefon’ akıllarına gelmedi galiba) her şeyi değiştiriyor. Meğer ‘ilk tahlilde bir hata olmuş’. Kanser değilmiş. “Ascencseur Pour L’Echafaud”daki (1957) ‘Visite du Vigile’ (Miles Davis). “Kanserden kurtulduğu gibi şimdi de İpsiz Sabri’nin kör kurşunundan kurtulması lazımdı. Bu ikincisi daha zorlu çıkacaktır. Önce Sabri’nin evini buldu. Fakat O, paraya kavuşunca ilk iş olarak burayı terk etmişti.” “Sultanîyegâh Peşrevi: 1. Hane’den Kısa Bir Bölüm”. Artık tek ümidi olan Cafer’e koşar. Ancak Şişman’ın meyhanesinde İpsiz’in nerde olduğu kimse bilmiyor. Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ (1962) uzunçalarındaki ‘Canadian Madison’ (Papetti). Sırada Sema ile barışma var. Hepsi Zuhal’in evinde eğleniyorlardı. “Ascencseur Pour L’Echafaud”daki (1957) ‘Séquence Voiture’ (Take 1) (Miles Davis). Selim dâhil dövmedik adam bırakmaz. Gerçeği anlatır genç kıza. Yine beraberler ancak Sabri meselesi henüz çözümlenmedi. Fikir Sema’dan gelir; “Kaçalım. Gazeteye ilan verir adamı haberdar eder sonra döneriz.” Bir süreliğine Ankara’ya gideceklermiş. Ama Sabri kaçın kurası. Adım adım izliyor Onları. “Ascencseur Pour L’Echafaud”daki (1957) “L’Assasinat de Carala” (1957) (Miles Davis). Evden çıkıp araba vapuruna, oradan Haydarpaşa’ya gidişleri, kavga dövüş bu melodiyle. Sonunda İpsiz’in tabancasında kurşun olmadığı anlaşılır. Erol; “Beni boş tabancayla mı öldürecektin?” Sabri; “Hayır Abi. Öldürmeyecektim. Daha doğrusu öldüremeyecektim. Düşündüm, hasta bile olsan elimi kana bulamak zoruma gitti. Ama sözüm vardı. Vazifemi yapıyor görünmek için boş tabancayla takip ettim.” ‘Kırılan Ümitlerin Mazidedir Neşesi’ (Teoman Alpay). Filmin sonunda Beyoğlu Evlenme Dairesi’nden çıkan gençler arabalarına biniyorlar. Şoförleri İpsiz Sabri. ‘The Coriolan Overture, Op. 62’ (ilk 70 saniyesi) (1807) (Ludwig van Beethoven). İpsiz ile anlaşmış. Erol; “Sağ ol Sabri. Öldüreceğin gün hayat tatlı gelebilir, ölmek istemem belki. Bugün beni öldürmen için sana nasıl yalvardımsa o gün de öldürmemen için yalvarırım. Ama ne olursa olsun, ne şartlar altında olursa olsun beni öldüreceksin, tamam mı?” Sabri; “Tamam delikanlı ama acayip adamsın. Hangi fikre hizmet ettiğini anlayamadım.” Erol; “Anlamasan bile senden bir ricam daha var; Cenazeme çiçek yolla. Çiçekleri çok severim.” (Yazan: Murat Çelenligil)



Göztepe

18 Nisan 2020 14:14

Çok güzel bir film filmde herşey var dostluk arkadaşlık vs. herşey üç aylık ömrü kaldığını öğrenen Erol'un içkiye sığınmasıyla başlayan olaylar silsilesi. Sonraki yıllarda kiralık katil tutma sahnesinde Kemal Sunal'ın Korkusuz Korkak filmine film biraz benziyor ve sonu mutlu bitiyor.

Cevap Yaz

benimsinema

26 Ağustos 2013 12:47

tamer kanser oldugunu ögrenir, kendisini öldürmesi icin bir kiralik tatil tutar... buarada kanini filize bagislar ve hayatini kurtarir, onunlada ask yasar... sonradan kanser olmadan ogrendiginde, careyi kacmak arar... neyseki kiralik katil vicdanli cikar silahin ici bostur...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica