Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

İntikam Alevi

İntikam Alevi

8,18

(7 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 14 Kasım 1956 2 Saat0 Dk Macera Dram Macera, Dram

Yönetmen: Osman F. Seden Osman F. Seden

Ülke: türkiye

Oyuncular: Osman Türkoğlu, Hüseyin Güler, Hüseyin Kaşif, Nuri Genç, Behzat Balkaya, Asım Nipton, Fadıl Garan, Ertuğrul Bilda, Faik Coşkun, Feridun Çölgeçen Devamını Gör...

Konusu : “Katil Ekrem hapisten kaçtı. Zabıta kuvvetleri Çorum-İstanbul arasındaki bütün yolları tuttu. Dava şahitlerinin hayatlarını korumak için tertibat alındı.” Cihat Baban yönetimindeki Tercüman Gazetesi. 11 Eylül1956 günü birinci sayfadaki haber, mahalledeki sakin yaşantıyı allak bullak eder. Kahvede, sokakta, evde hep bu konuşuluyor. Özellikle, Suzan, (aksini söylese de) Hikmet ve Hüseyin panik içindeler. Ekrem’in, bu üç kişi kadar suçlu kardeşi Mahmut ise içkiden ne olup bittiğini anlayacak halde değil. Robert Russell Bennett yönetimindeki RCA Victor Orchestra’nın ‘Victory At Sea’ albümündeki (1953) ‘The Song Of The High Seas’ (Richard Rodgers). Kahramanımız, alınan tüm önlemlere karşın, bazen koşarak bazen kamyonlarda saklanarak, bitkin bir şekilde İstanbul’a gelmeyi başarıyor. Kumkapı’da balıkçılık yapan arkadaşı Ali’nin, Mendirek yakınındaki kulübesinde saklanır. Birkaç yerdeki kontrolden tesadüfler sayesinde kurtulmuş. İki gündür aç. Yine de “Burada bulunmam seni müşkül vaziyete düşürecek. Birazdan giderim” diyebiliyor. Keşke herkesin “Ayıp ettin, arkadaş hakkı ana hakkı kadar mukaddestir. Ben senin masum olduğuna inanıyorum. Ama kaçmakla iyi etmedin galiba” karşılığını veren Ali gibi bir yakını olsa. “Başka çarem yoktu. İnan ki hiç ümidim kalmamıştı. Öyle bir tuzağa düşürdüler ki beni, hakikati kimseye anlatamadım. Deliller, şahitler, her şey, her şey aleyhime tertiplenmişti. Her şey o alçağın (Hikmet’ten söz ediyor) başının altından çıktı. Şimdi, iş işten geçtikten sonra anlıyorum. Hiç unutmam, bundan iki sene evvel bir yaz sabahıydı.” ‘Cankurtaran’ nakliyat şirketinde, ‘İst. K. 25169’ plakalı kamyonun şoförüydü o zaman. Aynı mahalleden güzel Necla ile nişanlanmak üzere. Tek üzüntüsü, sabah akşam sarhoş gezen, işsiz güçsüz kardeşi Mahmut. ‘Herkesle düşüp kalkan’ Suzan’ın Ekrem’e tutkun olması, aynı şirkette çalışan Hikmet’in de ‘sarışın bomba’yı sevmesi olacak kötü şeyler için az çok fikir veriyor. Suzan ağlamasınmış! “O’nu senin kucağına düşürmenin yolunu bulurum ben” diyor annesi. “Şu anan, Ekrem gibi kaç tanesini cebinden çıkarır. O’nu tez günde dize getirmezsem bana da Aynalı Tekke’nin gülü Huriye demesinler.” Mahmut, ardı ardına uygulanacak iki insafsız planın ilkinde yer alıyor. (Ekrem, sonradan “Kendi öz kardeşim bir bardak şarap uğruna sattı beni” diyecektir). Nişan öncesi, meyhanede yapılan kutlamada içkisine ilaç katarak, abisinin bütün gece uyumasını sağlar. (Belki de bir erkeğin içkisine katılan ilk ilaç). Suzan, Ekrem’in yanına yatmadan önce ‘işi’ garantiye almak için Mahmut’la sevişiyor! Ertesi sabah, Huriye, tüm cadalozluğu ile bir baskın yaptırarak Onları aynı odada yakalatır. ‘Kaçırma ve alıkoyma’ ile suçlanan Ekrem, ya Suzan’la evlenecek ya da hapse girecektir. Evliliği kabullenir ama sonradan olanlara bakınca ‘keşke hapsi yeğleseydi’ diye düşünüyoruz. Kıskançlık krizleri geçiren Hikmet ve kumar borcu nedeniyle başı dertte olan arkadaşı Hüseyin, şirketin parasını çalıp sahibini öldürürler. Suç da, tahmin edileceği gibi Ekrem’in üstüne atılır. Ağır Ceza’da yargılanma ve 20 yıl hapis cezası. Sırtında yumurta küfesi yok ya, Suzan da hemen Hikmet’le evlenir. Bunca zaman sonra, kaçak olarak eski mahallesine gelmiş. Necla, Ali ve biraz da 2. Şube Cinayet Masası Tali Komiseri Fehmi Kıpçak’ın yardımı ile adını temize çıkarmaya çalışıyor. Gerçekleşmeyecek nişandan önce, mahalle meyhanesinde yapılan kutlamadaki şaka. “Evlilik neye benzer biliyor musun? Yumurtaya! Yumurtanın da evliliğin de tazesi makbuldür.” Aynı espri, ikinci çevrim ‘Kan Su Gibi Akacak’ta (1969) “Evlilik ve şarap hiç birbirine benzemez. Şarap eskidikçe güzelleşir, evlilik eskidikçe berbatlaşır” şeklini alacaktır. (Yazan: Murat Çelenligil)



kariz_ma_35

29 Mart 2011 00:06

Kendisine kurulan tuzak sonucu hayatı kararan. En yakın arkadaşlarından darbe yiyen. Bir  gencin öyküsü. "Ekrem" Ayhan Işık arkadaşları "Hikmet" Kenan Pars, ve "Hüseyin" Turgut Özatay ile bir tamirhanede çalışır. "Hikmet" Kenan Pars'ın sevdiği kız. "Suzan" Mualla Kaynak'ın onu sevmemesi "Ekrem" Ayhan Işık'ı sevmesi. İki arkadaşın arasındaki husumete yol açar. Kumar borcu olan "Hüseyin" Turgut Özatay, "Hikmet" Kenan Pars ile çalıştığı işyerini soyar. Olayı "Ekrem" Ayhan Işık'a yıkar. Hapise giren sarhoş kardeşi "Mahmut" Ali Üstüntaş'tan darbe yiyen. "Ekrem" Ayhan Işık firar eder ve suçluları bularak kendini temize çıkarır. Film sonunda eski sevgilisi "Necla" Deniz Tanyeli veremden vefat eder. Kral'ın bu filmi çok hareketli bol dövüş. Filmle ilgili olumlu yansıyabilecek herşey var. Ama arkadaşlarında bahsettiği gibi dublaj'lar tam anlamıyla yeterli değildi. Yinede çekim tarihi olarak 1956 yılı olduğunu düşündüğümüzde. Başarılı sayılması gerekir. O yıllar sinemamızın gelişme döneminin başlangıcı  olduğu için. Bu aksaklıklarıda hoş görmemiz gerektiği kanaatindeyim.

Cevap Yaz

harun65

19 Temmuz 2010 03:57

Mualla Sürer'i ilk defa bu filmde kötü rolde gördüm.

Cevap Yaz

performer

7 Ağustos 2009 21:47

dublaj yetersiz olmuş veya ayhan ışık'ın sesi kötü diyen arkadaşlar. film 1956 yapımı dikkat ederseniz. abdurrahman palay,hayri esen ve toron karacaoğlu gibi sanatçılar ağırlıklı olarak 1960'dan sonra her filmde dublaj yapmışlardır. güzel bir film. çekim yılına göre dublaj'da güzel olmuş.  

Cevap Yaz

B a r b a r o S

19 Mart 2009 20:41

Güzel bir filmdi sıkılmadan izledim ama seslendirmeler yetersizdi...

Cevap Yaz

aycell_90

13 Ağustos 2008 16:00

70 lerde benzerini gördüğümüz filmlerden.tabi her dönemin havası başka.50 lerin havası benim daha çok ilgimi çekiyor.70 lerde ve 60 larda bu günden bir şeyler bulbiliyorsun.ama 50 lerde avrupai bir hava var.iyi bir film.

Cevap Yaz

turgut1955

6 Ağustos 2008 08:52

bu filimi çocukken izledim çok güzel Filmdir ben yıllar sonra çok beğendiğim filmin kahramanlariyla çaliştim yıllar sonra ayhan ışık la sinema ve reklamda filmlerinde ışık yönetmenliği Filmde oynuyan oyuncular ve yardimci oyuncularla çaliştim yönetmen Osman F.Sedenle çok film de ışık yönetmenliği yaptim çok iyi görüntü yönetmeni kriton ilyadisle yine kenan kurtla kenan abide çok iyi görüntü yönetmeniydi şimdiki yeni sinemacilar gibi üç günde sinemaci Olmadılar Mekanlari Cennet olsun ışık yönetmeni turgut köse

Cevap Yaz

bir_demet_menekse

30 Mart 2008 21:10

"Polis herşeyi bilir" diyerek başlayan bir film bu bakımdan ilginç aslında. Güzel bir film ama;şunu belirtmek isterim ki Ayhan Işık'ın sesi bu filmde çok kötü ya!!! Ayrıca bana göre ilginçtir ki bıyıklarıyla görmeye alıştığım Turgut Özatay bıyıksız! Ama harika bir şekilde rolünün üstesinden gelmiş ve filmde geçen replikleri çok güzel. Mesela; Turgut Özatay: "Can pazarı bu can patlıcan değil" Ve de Nubar Terziyan'ın "Ah be ah! Eskiden böylemiydik ya..." replikleri filmin hoş repliklerden sadece birkaçıdır...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica