Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Fakir Ve Mağrur

Fakir Ve Mağrur

8,17

(4 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 25 Dk Dram Duygusal Dram, Duygusal

Yönetmen: Mehmet Dinler Mehmet Dinler

Ülke: türkiye

Oyuncular: Cüneyt Türel, İlhan Hemşeri, Lebibe Çakın, Ertuğrul Bilda, Ege Ernart, Atıf Kaptan, Nedret Güvenç, Kemal İnci, Figen Say, Kenan Pars Devamını Gör...

Konusu : Si minör 6. Senfoni, Op.74 (Patetik) 1. Adagio. Allegro non troppo (1893) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky). (12. ve 13. dakikalar arası). Otel odasında yeni evliler. Osman; “Nasıl, beğendin mi?” Ayten; “Güzel ama saray gibi köşkünüz varken buraya gelmemiz lüzumsuzdu.” Osman; “Annem öyle istedi.” Ayten; “Evliliğimizi, nikâhın nasıl nerde olacağını, balayımızı her şeyi ama her şeyi annen tayin etti zaten.” Osman; “Annem zorlamasaydı evlenmezdim belki de.” Ayten; “Zorla evlenilecek kadar çirkin miyim?” Osman; “Bilakis, duvağın tülleri ardından bile göz kamaştıracak kadar şahanesin. Ama ben hastayım. Seni ancak hayranlık duyulan eşsiz bir tabloymuşsun gibi seyredebilirim. (Genç kız elindeki çiçeği yere atar). Her şeyden, her şeyden nefret ediyorum. Talihimden, anamdan hatta aynaya baktığım zaman kendimden bile.” ‘The Young Philadelphians’ın (1959) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması. Tanıtım yazısında ‘Dead Ringer’ (1964) için yapılan “You’re Not Margaret” (André Previn) var. 12 Mart 1966 Cumartesi günkü ‘Son Saat’ gazetesinin başlığı; “Sosyetenin büyük kaybı. Osman Çeltikçi evlendiği günün gecesi trafik kazasında öldü.” Üstelik delikanlı, ‘dedikodulara yol açacak bir şekilde’ arabada yalnızmış(!). Zifaf odasında, kocası ile ilgili ‘korkunç gerçeği’ öğrenen Ayten de teselliyi ilk aşkı Ahmet’in kollarında buluyor. Aylar sonra bir ‘torunu’ olunca Osman’ın annesi kuşkulanır. Oysa aile adının devamı için buna çok ihtiyacı vardı. Ne yazık ki kundaktaki erkek bebek torunu değil. Gelinine 50 bin lira yardım edeceğini söylüyor. ‘Aile adının kullanılmaması koşuluyla’! Asalet düşkünü genç anne bunu reddeder. Para her zaman kazanılır ama babasızlık damgasını milyonlar bile silemezmiş. Ahmet’le de evlenmez. Oğlu, uzunca bir müddet O’nu ‘dayısı’ olarak bilecektir. Ayten, ailesinin yoksulluğu nedeniyle çok şey kaybettiğini düşünen biri. Benzerini, 80’lerdeki başbakandan duyacağımız şeyi söylüyor; “Fakirlikten nefret ederim.” Asalet ve güç düşkünü. Evladını yetiştirme şekli de öyle. ‘Yeğen’indeki önüne geçilmez tutkuyu gören Ahmet, ilerde “O’na bu hırsı sen verdin” diyecektir. 20 küsur yılın ardından genç bir avukat; Osman Çeltikçi. ‘Kanuni babasının’ adını vermişler. Fakültedeki kızların yarısı ona âşık. ‘Hans Zacharias and His Magic Violins’ albümündeki (1956) ‘When the White Lilacs Bloom Again’ (1953) (Franz Doelle / Fritz Rotter). Parti davetlerini ‘ders çalışacağı’ gerekçesiyle reddediyor hep. Hoşlandığı bir kızla, parti yerine tenha bir yerde olmayı tercih edermiş. “O’nu, derslerinin başından ayırmak için vinç ister… Ver eline kitabı, kutuplarda bile okusun” diyorlar delikanlı hakkında. Stajına başlayana dek, boş durmamak için ‘dayısı’ Ahmet’in inşaatında çalışacak. Annesi de tekstil atölyesini fabrikaya dönüştürmek üzere. Bir gün, genç bir kızı işçilerin (Çetin Başaran ve Vahit Volkan) sataşmasından korur. Gül, belli ki ‘zengin kızı’. Babası ‘ünlü avukat Atıf Bey’miş. Kurtarıcısını bir arkadaşının evindeki toplantıya götürmek ister. ‘34 FC 222’ plakalı arabasını ‘Karanlıklar Meleği’ (1966) filminden anımsıyoruz. Mantovani’nin ‘Waltz Encores’ (1958) uzunçalarındaki ‘Lonely Ballerina’ (1954) (Michael Carr / Paul Lambert). Osman’ı almaya gelmiş. Ayten Hanım “Sevdim kızı. Şahane bir arabası var” diyordu hayat arkadaşı Ahmet’e! Genç avukat partide ilkokuldan arkadaşı Engin Akal ile karşılaşır. ‘Misty’ (1954) (Erol Garner). Alkolik genç bu melodi duyulurken amcası Ertuğrul’un dalaverecilikte Atıf Bey’le yarıştığını anlatıyor. Sonra Gül’le Osman’ın müzik dolu aşklarına tanık oluruz. Hamdi-Kemal İnci’nin o küçük balıkçı lokantasında Wilma Goich’in söylediği (1965) ‘Ho Capito Che Ti Amo’ (1964) (Luigi Tenco) ve ağaçlı sokakta yürürken Franck Pourcel Orkestrası’nın ‘Amour, Danse et Violons No. 25’ uzunçalarındaki “J’aime” (1965) (Salvatore Adamo) var. Ama Atıf Bey, Onları ayırmak için yapmadığını bırakmaz. Gül’e delikanlının para peşinde olduğunu, Osman’a da kızının ‘son model spor araba ve kotralı biri’ ile nişanlandığını söylüyor. Birbirlerinden uzaklaşırlar. İkisi de bu nedenle birbirlerine öfkeli. ‘Nefret ve sevgi birbirinden ayrılmazmış’. Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ (1962) albümündeki ‘La Vela Bianca’ (1962) (Gilbert Bécaud). Delikanlı gününü gün edip, kızlarla ‘Strip-Poker’ oynuyordu. ‘Para yerine soyunmaca’. Kazanan, karşı tarafın giyiminden istediği parçayı çıkartacak. İş konusunda acımasız. Tek arzusu ‘ticari ve mali davalar peşinde koşmak’. Rakiplerini ezmek. Yanında staj yaptığı Sabri Bey’in yardımıyla bu da gerçekleşir. Ticaret Hukuku Ordinaryüs Profesörü Ekrem Bey ‘mali kaçakçılık ve vergiler’ konusunda bir eser hazırlıyormuş. 7-8 ay boyunca O’na yardımcı olur. Kadınlara öyle kinli ki Profesör’ün güzel kızı Jale’nin ilgisini karşılıksız bırakıyor. ‘Greenfields’ (1960) (Terry Gilkyson / Rich Dehr / Frank Miller) ile izlediğimiz (herhalde kitabın bitmesi ile ilgili) toplantının konukları arasında Gül ve nişanlısı, tütün kralının oğlu Ahmet de var. Gönüllerde fırtına ‘tekrar’ kopuyor. (Uzaktan da olsa Memduh Alpar’ı orada görmek çok güzeldi). Osman, 7–8 ay sonra ayrılırken, Ekrem Bey’in armağanı olan altın dolmakalemi ve kızının kalbini de beraberinde götürür. Bu sırada filmin bir sürprizi ile karşılaşıyoruz; Bahçe kapısının önünde İzzet Günay’a ait ‘34 FR 222’ plakalı, 1963 model (filmde ‘siyah’ ama gerçekte) koyu gri-mavi Mercedes duruyordu. Sirkeci’de bir yazıhane açmış. Artık sosyete avukatı. ‘Zengin kadınları kendine merdiven yapıyor’. Ne kadar varsıl dul varsa hepsinin hukuki işleri onda. “Kilosu 70’den yukarı, davası milyondan aşağı olmayan kadınları severim.” Böyle ilişkilerle Gül’ü hırpalıyor. Büyük aşkın kini de büyükmüş. ‘Dead Ringer’daki (1964) ‘The Dog Attacks’ (André Previn). Genç kız, bir gece, kendisini hızla gelen arabanın önüne atmaya kalkışır. Osman, son anda engel oluyor. Bu gergin sahnede yine ilginç bir durum var; Gül’e çarpmak üzere olan otomobil, İzzet Günay’ın aynı Mercedes’i. Bu arada Tütüncülerin Ahmet de bir yıldır nişanlı olmalarına karşın (bizi rahatlatacak şekilde) daha genç kızın elini bile tutamadığından yakınıyordu. ‘Air On a/the G String’ (Johann Sebastian Bach). Nişanlısının başkasını sevdiğini anlayıp yüzüğünü, 18. yüzyıldan bir melodi ile masanın üzerine bırakır. Osman’ın avukatlık işleri tıkırında ama gönül işleri karman çormanken Engin bir cinayetle suçlanır. Paragöz amca Ertuğrul, diğer amcayı öldürüp alkol düşkünü delikanlının suçlanmasını sağlamış. Böylece vesayetini üzerine alıp paralara konacak. Bu olay Osman’a ‘insan’ olduğunu anımsatıyor. O güne dek hep para ile ilgili davalara bakarken ‘şöhretini tehlikeye atarak’ arkadaşının savunmasını üzerine alır. Karşı tarafın avukatı ise Atıf Bey. Sonunda Engin’in suçsuzluğunu ortaya çıkardığı gibi sevdiğine de kavuşuyor. ‘The Young Philadelphians’ (1959) da farklı değil. Kate, yüksek sınıftan yüksek sınıftan William Lawrence III ile evlendiğinde çok mutluydu. Zifaf gecesi, kocası ile ilgili ‘korkunç gerçeği’ öğrenince eski aşkı ‘işçi sınıfından’ Mike Flanagan’a teslim eder kendisini. Asilzade eşi de bir otomobil kazasında ölmüş. Oğlu Tony ‘Lawrence’i hırslı bir avukat olarak yetiştirir. Delikanlı okul masraflarını karşılamak için inşaatlarda çalışıyordu. Arabasındaki sorun için yardım ettiği Barbara ile birbirlerini severler. Ama genç kızın babası Gilbert Dickinson, Onları ayırır. Barbara, Carter ile evlenip Avrupa’ya gider. Osman, Ordinaryüs Profesör Ekrem’in yanında çalışma şansını, yanında çalıştığı avukatların önerisiyle elde etmişti. Tony ise bunu arkadaşı Louis Donetti’den ‘çalar’. ‘Yaşlı’ John Marshal Wharton’un yazdığı kitaba yardım ederken ‘genç karısı’ Carol ile yakınlaşır. Ama boşanmasını isteyince ilişki yarım kalıyor. Bu arada Chet ile Kore Savaşı’na katılıyorlar. Bizimki şanslıymış, çünkü arkadaşı bir kolunu orada bırakmış olarak dönüyor. Barbara’nın kocası Carter ise ölmüş. Sonrasında Tony, sosyetede başarılı bir avukat olarak isim yapar. Gibert Dickinson’un milyoner müvekkillerini bile kapıyor. Bir gece karakoldan bir telefon gelir. Chet, amcasını öldürmekle suçlanıyormuş. Ceza Hukuku konusunda deneyimi olmamasına karşın arkadaşının savunmasını üstlenir. Sonunda davayı ve tekrar Barbara’nın kalbini kazanır. ‘Exiting Sounds by the Clebanoff Strings & Percussions’ albümündeki ‘Quiéreme Mucho (Yours)’ (1931) (Gonzalo Roig / Albert Gamse / Jack Sherr) ve her sorunu çözen öpüşme. Gül; “Beni yalnız bırakın.” Osman; “Hâlbuki hiç bırakmamak düşüncesiyle gelmiştim.” Gül; “Biraz geç kaldınız.” Osman; “Af dilemenin zamanı yoktur Gül. Karşında eskileri unutmuş yepyeni bir Osman var. Ünlü avukat Atıf Bey’in yeni ortağı ve damat namzedi yeni bir Osman. Fakir ve mağrur Osman öldü Gül. Zengin ve âşık Osman ise ‘evet’ demeni bekliyor.” (Yazan: Murat Çelenligil)



performer

9 Ocak 2019 20:02

mehmet dinler'in renkli dönemde çektiği filmlere göre daha iyi... bu arada şunu farkettim de izzet günay her oynadığı filme bir güzellik katıyor yani karizması vede tiyatroculuktan geldiğinden de olsa gerek oyunculuk gücü ile film orta karar bile olsa filmi güzelleştiriyor.

Cevap Yaz

KartalTibetTutkunu

18 Aralık 2017 17:43

Belki film, her izleyeceği hitap eden bir tema olmayabilir. Ama İzzet GÜNAY evsaf oyuncuların nedenli filmde etkin oldukları yadsınmaz bir gerçek. 'Bence buda bir filmi de, izlemeyi nedensel olmakta' Önyargımı kırmışta olan film

Cevap Yaz

Tuba.Artan

20 Kasım 2017 10:34

Vasat.. daha iyi olabilirdi klişelikten uzak..

Cevap Yaz

benimsinema

8 Ocak 2017 17:20

Film degisik konu olarak pek olmasada dagitilan roller degisik geldi bana. Kenan pars iyi rolde. Nedret güvenc hirsli. Figen say karsilik bulamayan saf asik. Izzet fakir ve magrur. Seldanin babasinin yüzünden seldadan aYrilir. Gurur artik gözünü kör etmistir. Daha cok zengin olmak ister... güzel film

Cevap Yaz
Yandex.Metrica