Askerin Dönüşü

8,73

( 37 kişi yorum yaptı )

Askerin Dönüşü

Sinema Filmi

1974

Diyarbakır’dan ta İstanbul’a gidecek olan Güney Ekspresindeki yolcular. O sabah terhis olan Ali; yaşlı yüreği acılar içindeki Bekir; Gelini ve torunu Yaşar; Üzeri halı örtülü bir tabutta ise oğlu İbrahim.
Bekir (Mümtaz Ener’in sesi ile); “Ne ağlarsın Gelin. Dünya fani insan konuk. Kim umardı ki benim oğlum eğri yolun fırsatını ganimet bilecek, devletten fermansız mal kaçıracak. Satacak mıydı aracılık mı edecek bilinmez… ALIN TERİ DÖKMEDİNMİYDİ EKMEĞİN AĞULUDUR, ÖĞRENEMEMİŞ İBRAHİM. İNSAN İNSANDAN GÜN GELİP HESAP SORAR. (Ali’ye) Sormaz mı oğul… Ne ettin İbrahim, bizi böyle kanlı dertlere uğrattın. Reva mı? Geldik de ne bulduk şu yalan dünyada.”
Gelin (Jeyan Mahfi Ayral’ın sesi ile); “İbrahim’in kanlısına mı acınacağız baba. DÜNYA ZULMÜNÜ ESİRGEDİ Mİ İBRAHİM’DEN. FERMANSIZ MAL İSTEMEYEN DEVLET EKMEĞİMİZİ SUYUMUZU KOLLADI MI. İBRAHİM’İN DERDİ YOKLUKTANDI. YOKLUK, ONUN BUNUN VARLIĞINDANMIŞ. Şimdi İbrahim’in katiline mi ağıt yakacağız?”

Jenerikte Yıldıray Çınar’ın söylediği ‘Dam Üstünde Çul Serer’ (Ali Kızıltuğ) türküsü. Güneydoğu sınırında Doğudil Jandarma Karakolu. Terhis hazırlığı içindeki Ali.
Er arkadaşı; “Daha üç günün var. Bu ne telaş oğlum?”
Ali; “Üç gün değil aslanım tam 67 saatim kaldı. Dile kolay iki yıl. Fukara anam yolumu gözlemeye başlamıştır.”
’Sizden eskiyiz’ dediği Teğmen’i ile ‘karşılıklı sigara tellendirmiş’ ve sıra onda olmasına karşın artık bulaşık yıkamıyor.
Terhisten bir gün önce, Başçavuş Niyazi’ye gelen bir kaçakçılık ihbarı ile Diyarbakır Yolu'nu tutarlar. 21 AU 973 plakalı Renault arabayı kullanan kişi kaçmaya çalışınca olanları, Ali, Teğmen’e şöyle anlatıyor; “Dur dememize rağmen kaçmak istedi. Arabayı Başçavuşumun üstüne sürdü. Komutanımın emriyle ateş açtım.” Teğmen’in yazdırdıkları; “Bekir oğlu İbrahim Gündoğan’ın cenazesi vilayete gönderilmiş, ailesine haber verilmiştir. Arabada bulunan saat, çakmak cinsinden kaçak eşya vilayete teslim edilecektir.” Ali, gözlerini ayıramadığı bir resmi, İbrahim’in karısı, oğlu ve babası ile beraber olduğu resmi gizlice alır. Kollarında ölen İbrahim’in son sözlerini ise hiç unutmayacaktır; “Ekmek parasıydı.”
Trende, cenazeyi almaya Ergani’den gelmiş aileyi görür. İçimizde fırtınalar koparan bu yolculuktan sonra İstanbul. Bir nihavent şarkıyla (Kadri Şençalar / Vecdi Bingöl) ‘oh’ dediğimiz İstanbul ve ‘sıcacık’ mahallesi; “Ah güzel İstanbul, benim sevgili yârim//Güzelliğin aksetmiş boğazın sularına.” Önce, onu görünce berber koltuğundan yüzü tıraş sabunlu olarak fırlayan Erdal’ı tanırız. Adını öğrenemediğimiz anası ile hasret giderdikten sonra nişanlısı Nuran’ı (“Nasıl olacak, aklı fikri sende. Her akşam uğrar ‘döndü mü’ diye”) ve askerlikten önce yanında marangoz kalfası olarak çalıştığı Osman Ustayı (“Yaşlanmıştı biliyorsun. Ölüm dirim bizim için oğul”) sorar. Dükkânın yerine bir pastane açılmış.
Erdal (Hayri Esen’in sesi ile); “Fena mı oğlum, koca pastane. Akşam oldu mu fıstık gibi kızlar doluşuyor içeriye. Hepsi eteğini tutmaz tasasız Raziye.”
Nuran… Amerikan Pazarındaki bir mağazada çalışıyor. Ali “Evlenince çalıştırmam seni” diyordu ama onca debelenmesine karşın iş bulamayınca, çaresiz, aynı yerde işçi olur. Amerikan Pazarındaki çalışması sırasında ‘The Temptations’dan üç güzel şarkı dinliyoruz. Nuran, parfüm (o 'parföm' diyor) ve kravat markalarının nasıl söyleneceğini öğretirken ‘Law of the Land’ (1973) (Norman Whitfield); Bir müşteriye giydirdiği kürk için (Tijen Par’ın sesi ile) “Paris’ten yeni getirttik. Üstünüze biçilmiş sanki” dediği sahnede ‘Ma’ (1973) (Whitfield); Ali, Patron’a dükkândaki mallar için “Hepsi kaçak değil mi” derken “Papa was a Rollin’ Stone” (1972) (Whitfield / Stone).
Onu her an İbrahim ve ailesinin resmine bakarken görüyoruz. Annesi bir gün "Kim bunlar Ali? Ne güzel gözlü kız. Allah kocasına bağışlasın" demişti. Aylar sonra yaşlı Bekir’e şunları söylüyor; (Abdurrahman Palay’ın sesi ile) “Sizi unutamadım. Yaşar’ı, treni. Bir lokma ekmek yer misiniz, bir yudum suyunuz var mı, hep düşündüm. Kızınızla evlenmek istiyorum. İş tutarım, burada kalırım. Hayatta bir annem var yaşlı. Geçinip gideriz birlikte. İsterseniz.”
Delikanlı o kadar durgunlaşmıştır ki.
Annesi; “Eskiden gezip tozardın. Akşamları eve barka uğramazdın. Erdal da olmasa kimselerle konuşmayacaksın.”
Erdal; “Ulan, iyice boşladın bizi be. Varsa yoksa elindeki şu fotoğraf. Çıldırdın mı ne? Susup durma böyle. Dost zindan kapısında belli olur. Sır mı saklayacaksın benden?”
Günler geçip de Amerikan Pazarında sattıkları malların İbrahim’in yaşamını yitirmesine neden olanlarla aynı olduğunu anlayınca “Kimin yanında çalışıyormuşuz da haberimiz bile yok” diyecektir.
80’lerden sonra tüm ülke o dükkâna benzeyince kimbilir neler hissetmiştir.
Patron’la tartışıp Nuran’dan da ayrıldıktan sonra onu yine trenle [ve ‘Güller Bitmiş Viraneler Yurdunda’ (Aşık Sefil Feryadi) türküsü ile] İbrahim’in ailesini aramaya giderken görüyoruz.
Genç kadın Namık Kemal (böyle isimleri özledik) İlkokulunda hademe. Okuldaki gösterişli merdivenin her iki tarafında tahtalarla korunmuş 4 fidan var. Ali, nice uğraştan sonra, o tahtalar gibi, zor durumdaki aileye sahip çıkıyor. (O yılların özverili gençliği geliyor aklımıza.)

Ali ve annesinin o güzelim ahşap evdeki konuşmaları.
Annesi; “Salon kiralarını soruşturdum. Babadan kalma bir elmas yüzüğüm vardı. Onu satsak diyorum. Taktığım yoktu zaten.”
Ali; “Düğün falan istemiyorum. Nuran’la evlenmek bile istemiyorum.”
Annesi; “O nasıl söz oğlum? Yaraşır mı sana?”
Ali; “Hiçbir şey istemiyorum. Nuran başka bir insan artık. Gözü parada pulda.” (Aslında, değişen kendisi galiba.)
Annesi; “Gençtir, heves eder.”
Ali; “Evlenmeye hakkım yok benim. Günlerdir düşünüyorum, evlenemem ben. Katilim anne, katilim ben.”
Annesi; “Neler söylüyorsun oğlum?”
Ali; “Bir adam öldürdüm. Tanımadığım bir insan. (Resmi göstererek) Bu kadının kocasını. Kaçakçıydı. Askerde.”
Annesi; “Kötü işlere bulaşmış. Günahı senin boynuna değil.”
Ali; “Anlamıyorsun anne, hiçbir şey anlamıyorsun. Günahı ‘kimsenin’ boynuna değil, günahı ‘hepimizin’ boynuna. Sen benim çalıştığım yere geldin mi? Nuran’la ne iş yaptığımızı gördün mü? Çaresizim elim kolum bağlı.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Zeki Ökten
Senaryo
Yapımcı Enver Özer
Görüntü Yönetmeni Ali Yaver
Eser
Vizyona Giriş Tarihi 01 Mart 1975
Süre 75 dk
Tür Aile, Dram, Duygusal
Özellikler 35 mm, Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Amerikan Pazarı, Berber, Berber, Çocuk, Gazino, Daha Fazlası

Oynayanlar

Kadir İnanır Kadir İnanır Ali
Selma Güneri Selma Güneri Gelin
Tufan Tümer Tufan Tümer Yaşar
Bülent Kayabaş Bülent Kayabaş Erdal
Refik Kemal Arduman Refik Kemal Arduman Bekir
Aydan Adan Aydan Adan Nuran
Muadelet Tibet Muadelet Tibet Ali'nin Annesi
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen İhsan
Güzin Çorağan Güzin Çorağan Ayşe
Hüseyin Kutman Hüseyin Kutman Patron
İhsan Baysal İhsan Baysal İbrahim Gündoğan
Güler Ökten Güler Ökten Ayşe
Yusuf Sezer Yusuf Sezer Mağazaya çakmak getiren adam
Mümtaz Ener Mümtaz Ener Tufan Tümer Seslendirmesi
Tijen Par Tijen Par Aydan Adan Seslendirmesi
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Hüseyin Kutman Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Selma Güneri Seslendirmesi
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Kadir İnanır Seslendirmesi
Hayri Esen Hayri Esen Bulent Kayabas Seslendirmesi

Ekip

Yapım Ekibi Yusuf Yıldırım (2) (Set Ekibi)

Firmalar

Özer Film (Yapım)

Son Yorumlar (37)

aulus avatar aulus 26 Eylül 2014 20:14:01

10

"....ekmeğine ortak, ayağına köstek. Hiçbir işe yaramam"

ahmetzaferkucuk avatar ahmetzaferkucuk 19 Eylül 2014 00:37:19

MÜKEMMEL BİR FİLM , ayrıca Kadir İnanır' ın Enayi adlı filmide çok mükemmel bir filmdir.

A.n.ı.L avatar A.n.ı.L 19 Ocak 2014 12:15:33

10

pek farkındalık yoktur bu film için oysaki türk sineması açısından çekilmiş dramların hem oyuncu hemde konusu bakımından en başarılı yapıtlarındandır emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum

hakanyilmaz avatar hakanyilmaz 27 Aralık 2013 21:46:15

güzel bir film rahmetli zeki öktenin bu kadar güzel bir dram çekeceğini bilemessin film bende daha cok denizlide çekildiği için ayrı bir çekicilik bırakdı bende şimdi gel çekilen yerlerden eser yok KADİR İNANIR VE SELMA GÜNERİ ye burdan tşk ler EMEKL ERİNE SAGLIK

kral_affetmez avatar kral_affetmez 07 Kasım 2013 16:23:24

Kadir inanır sinemasının başyapitlarından...

aylinkucuk 12 Şubat 2013 19:20:44

10

bu film başyapıt döneminin çok ötesinde olan muhteşem bir film.çok içten ve naif zeki öktenle kadir inanırın en iyi çalışması bence.zeki ökten gerçekten harika bir film çekmiş çok kaliteli bir yönetmen.kadir inanıra söylecek söz bulamıyorum artık.yeş ilçama fazla bence kadir inanır rolünü yaşamış resmen filmi alıp götürmüş.filmde kadir inanıra eşlik edenler de çok başarılı.bir de bir insanın her hali mi yakışıklı olur bıyıklı,bıyıksız,uzun saçlı,kısa saçlı her hali aşırı yakışıklı kadir inanırın.

Yandex.Metrica