Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Yıldızların Altında

Yıldızların Altında

8,70

(5 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 18 Dk Dram Duygusal Dram, Duygusal

Yönetmen: Ülkü Erakalın Ülkü Erakalın

Ülke: türkiye

Oyuncular: Jeyan Mahfi Tözüm, Nevin Akkaya, Muzaffer Yenen, Tarık Fulya, Memduh Alpar, Hüseyin Zan, Necdet Çağlar, Aliye Rona, Suzan Avcı, Hülya Koçyiğit Devamını Gör...

Konusu : ‘Stardust’ (1927/29) (Hoagy Carmichael / Mitchell Parish). Genç kız, biraz önceki kırıcı sözleri için ‘doktor’undan özür diliyor. Hülya; “Ya sizi dinleyip, istediğiniz gibi hareket edeceğime söz verirsem. Kalır mısınız o zaman?” Turgut; “Hayır, ayrılmam lazım.” Hülya; “Beni, beni doktorsuz mu bırakacaksınız? Turgut; “Ya ben doktor değilsem?” Hülya; “Ne fark eder? Bana bütün doktorlardan daha tesirli oldunuz ya mühim olan bu.” [Hülya Koçyiğit, bu sahnedeki siyah tül geceliği Şahiser rolünde olduğu ‘Posta Güvercini’nde (1965) İskender-Yusuf Sezgin’e maden suyu verirken de giyecektir]. “Kötülük, itiraf edildiği zaman iyilik sınıfına girer. Vicdanlı insan kötü olamaz.” Tanıtım yazısındaki melodi Dave Brubeck Caz Dörtlüsü’nün ‘Time Out’ albümündeki ‘Take Five’ (1959) (Paul Desmond). Beyoğlu’ndaki Gazino. Sarışın şarkıcı Leyla, Semra Atılay’ın sesi ile bir hicaz şarkı söylüyor. ‘Açılırsın Güzelim Birer Kadeh İçelim’ (Sadettin Kaynak); “Eller ne derse desin//Benim için güzelsin.” İnanması zor ama güzel kadın bir çete reisi. Adamları Necdet-Necdet Çağlar ve adları söylenmeyen Hüseyin Zan, Tarık Fulya ile pavyonculuk dışında bir dolu karanlık iş yapıyor. Sevgilisi Turgut da aynı yolun yolcusu. Diğerlerinden farklı olarak ‘artık bu bataklıktan, gece hayatından sıkılmış’. Leyla’nın ‘sonu gelmeyen garip arzularından usanmış’. Namuslu bir hayata hasret. Şimdilik bir çıkış bulamadığından terslenip duruyor. [‘Bekledim De Gelmedin’ (1959) (Yesari Asım Arsoy). “Gözyaşımı silmedin//Hiç mi beni sevmedin.”] Aslına bakılırsa genç kadın da aynı şeyin peşinde. Rahat edecekleri servete kavuşmak için ‘son bir iş’ çevirmek istiyor. Ancak delikanlıyı razı etmek bir mesele. Sonuçta, Leyla’nın yataktaki becerisi ile bu güçlük halledilir! [‘İçin İçin Yanıyor Yanıyor Bu Gönlüm’ (1965) (Şekip Ayhan Özışık). “Açık yeşildi gözü//Güneş gibiydi yüzü.”] Altın sarısı saçlı Turgut Uysal, inatçı ve keyfine göre hareket eden biri. Şu anki durumu iyi ama ‘açlıkla, sefaletle geçen fakir çocukluk günlerini’ unutamamış. “Hamallıktan kumara kadar her çeşit didinmeyle tahsilimi bitirmeye çalıştım.” Çaresiz kalıp ‘mesleği şantaj ve kötülük olan bu kadının pençesine düşünce’ tıbbiyeyi bırakır. “İşte o günden sonra insanlığı ve insanca yaşamayı unuttum.” ‘Son iş’ biraz ‘Son Tren’dekine (1964) benziyor. Çetenin amacı Hülya ve annesi-Aliye Rona’nın ‘saraydan kalma’ mücevherler. Etrafındakiler, genç kızın güzelliğinden çok milyonluk servetin peşinde. Eski nişanlısının böyle biri olduğunu anlayınca erkeklerden nefret etmiş. [Turgut, Necdet’in tanıdıkları vasıtasıyla Köşk’e doktor olarak girecek. “Çarpıcı yakışıklılığı, güzel konuşmasıyla köşkün hasta kızını kendisine âşık edecek.” Evlenecekler. Bir gece Turgut’un verdiği anahtarla içeri girilecek. Sigortalar gevşetilip telefon kabloları kesilecek. Polisin kuşkulanmaması için delikanlı bayıltılacak]. Leyla’nın planı böylesine karmaşık. Üstelik sonraki bir gün “Her şey pavyonda tasarladığımız gibi olacak, o kadar” demişti. Ama uygulama bambaşka. Anahtar verme, sigorta, telefon hattı ve bayıltma gibi ayrıntılar yok. Turgut, bahçeye inip Onlara mücevherleri verecektir. Mantovani Orkestrası’nın ‘Film Encores Vol. 2’ (1959) uzunçalarındaki ‘The High and the Mighty’ (1954) (Dimitri Tiomkin / Ned Washington). Hülyaların köşkü. (Çekimler Beylerbeyi Sarayı’nda yapılmış). Genç kız üzüntüsünü resim yaparak gidermeye çalışıyor. Dünyasında tuval ve boyalardan başka bir şey yok. Adını öğrenemeyeceğimiz annesi “Erkeklerden nefretinin sebebini, sinir hastalığından çok, geçirdiği talihsiz nişanlılığa bağlamak gerek” demişti. Turgut’un ‘bir ruh hekiminden ziyade erkeklerin kötü olmadığını anlatacak bir arkadaş hüviyetiyle yaklaşmasını rica ediyor’. Belki yılların deneyimiyle delikanlının da sevgiye gereksinmesi olduğunu anlamıştır. Başlangıçta genç kızla yakınlaşmak çok zor. Sabır gerek. Zaman, her ikisinin durumuna bir çözüm getirir. Birbirlerini severler. “Sen gelene kadar yalnız geceleri, sadece yıldızların altında olmayı sevdim. Sonra sen çıktın karşıma. Ruhumdaki karanlığı aydınlatıp yıldızları unutturan bir güneş oldun benim için.” Delikanlı bu arada Leyla’nın ‘bir gecelik krizleri’yle de ilgilenmek zorunda kalıyor! [‘Yıldızların Altında’ (1931) (Kaptanzade Ali Rıza Bey / Ömer Bedrettin Uşaklı). “Buse günah değildir//Yıldızların altında.”] ‘Düğün Marşı’ (1842) (Felix Mendelssohn). Turgut olmaz falan diye epeyce direnmişti ama evlilik törenleri Beylerbeyi Sarayı’nın Giriş Salonu’ndaki o muhteşem Bohemya Kristali avizenin altında. Sıkıntı da asıl şimdi başlar. Çetenin tahammülü kalmamış. Karısının yaşamı söz konusu edilince çaresiz boyun eğiyor. Soygun, André Previn’ın ‘Dead Ringer’ (1964) için yaptığı heyecanlı ‘Forgery’ ile. Tam mücevherleri almışken Hülya belirir kapıda. “Hayır olamaz. Rüya görmüyorum değil mi Turgut, ne olur bir şeyler söyle.” Söyleyecek bir şey kaldı mı ki? Polise telefon edip yakalatmasını ister karısından. Aldığı yanıt çok daha sarsıcı. “Seni kaybettikten sonra hiçbir şeyin kıymeti yok. Hepsi, hepsi senin olsun.” ‘Bir avuç parıltı’yı çeteye verirken nereden geldiği anlaşılmayan bir minibüs delikanlıya çarpar. Hafızasını kaybetmiş ve iyileşmesi Hülya’ya bağlı. Genç kız biraz kırgın ama annesinin sözünü dinliyor; “Sevgi, nefret duygularından üstün olmalı. Unutma bir zamanlar O seni hayata bağlamış, insanları O sevdirmişti sana. Şimdi sıra sende.” Hülya geçmişi öpücüklerle hatırlatmak istiyor. Turgut, sırf bu nedenle amnezi halinin biraz daha sürmesini istemiş olabilir! Sonrasında mücevherleri geri almak için çetenin peşine düşer. ‘Si minör, Opus 58 Manfred Senfonisi; I. Lento lugubre-Moderato con moto’ (1885) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky) (7 ve 8. dakikalar arası). Kahramanımız, Leyla’nın yatağında ama Hülya’nın ismini sayıklıyor. Leyla; “Kim, kim dedin? (O’na) Âşık mı oldun yoksa?” Turgut; “Hayır Leyla, sana bağlılığımın aşk olmadığını anladım sadece.” (Yazan: Murat Çelenligil)



benimsinema

8 Mart 2013 12:48

suzan aviciyi tebrik ederim, yine yapti yapacagini...gökseli öyle bi tokatliyor ki, sanki gercek...aliye rona bu filmde okadar iyi, okadar temiz, okadar kültürlü ki, görmeye alisik olmadigimiz rolde. hülyanin güzelligi yine göz kamastriyor. sahte doktor olarak girdigi evin kasasini soymak icin planlar yapip fakat sonra evin hasta kizina asik olan bir gencin hikayesi...

Cevap Yaz

kariz_ma_35

4 Mart 2011 02:08

Kötü kalpli acımasız bir pavyon şarkıcısı "Leyla" Suzan Avcı. Öğrencilik yıllarından bu yana tanıdığı onu kirli işlerinde kullandığı. Sevgilisi "Turgut" Göksel Arsoy. Zoru zoruna soydurma girişiminde bulunduğu zengin bir köşk olan. "Hülya" Hülya Koçyiğit'in evine doktor kılığında gider. Azmettiricisi ise "Leyla" Suzan Avcı'dır. Hasta olan hülya turguta aşık olur ve kısa bir süre sonra evlenirler. Filmin sonlarında turgut, hülya'nın mücevherlerini çalarken yakalanır. Kısa bir tartışmadan sonra soygunu yaptıran leyla'ya verir mücevherleri. Tartışma esnasında araba çarpmasında "Turgut" Göksel Arsoy hafızasını kaybeder. Vurgunu yapan leyla ve adamları yurt dışına kaçarken havaalanında yakalanır. Bu arada Turgut'un hafızasıda düzelir. Bu filmde genel olarak sert kadını oynayan Aliye Rona yumuşak iyi kalpli sevecen bir roldedir. Film olarak orta seviyede bir film. Siyah beyaz filmlerindeki görüntünün verdiği durulukla. Film izlenebilirliğini arttırmış. Ayrıca filmin asıl lokomotifi Suzan Avcı olmuş. Seven fakat kaybeden şirret bir kadını iyi canlandırmış. Tabi Nevin Akkaya'nın bu karaktere yaptığı başarılı dublaj'da büyük bir etken. 

Cevap Yaz

yalnızlar_rıhtımı

6 Nisan 2009 20:36

çok sıkıcı bir film insan izlerken sıkılıyor.göksel arsoyun oyunculuğu bu filme gitmemiş bence.

Cevap Yaz

performer

3 Mart 2009 21:46

müjde ar ile şener şen'in arabesk filmine konu olan filmlerden. siyah beyaz olduğu için izlediğim fakat tarzım olmayan bir film. göksel arsoy aynı zamanda filmin yapımcısı. yine amcası yesari asım arsoy filmin müziklerini yapmış. düşük bütçeli bir film olduğunu tahmin ediyorum. az mekan,az oyuncu kadrosu.

Cevap Yaz

nedim yıldız

22 Mart 2007 11:23

bir yanda kötü kalpli acımasız suzan diğer yanda kalbinin sahibi hülya...göksel aşkı için bütün sıkıntılara katlanacak,sonunda hülya ile mutlulu yakalayacaktır...suzan avcı,aliye rona ve necdet çağlarıda oyunlarından dolayı ayrıca anmak gerekir,filmin şarkısıda unutulmaz...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica