Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Yaban Gülü

Yaban Gülü

7,52

(8 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 Duygusal Dram Duygusal, Dram

Yönetmen: Ümit Utku Ümit Utku

Ülke: türkiye

Oyuncular: Nuri Tuğ, Mahmure Handan, Tolga Aşkıner, Nisa Serezli, Muzaffer Tema, Aliye Rona, Suzan Avcı, Engin Çağlar, Zeynep Aksu, Ediz Hun Devamını Gör...

Konusu : ‘Sen (Ömrüm Benim)’ (Yıldırım Gürses) ve gerçeği öğrendiği sahne. Leyla; “Rahmi Bey babam değilmiş benim. Evlatlıkmışım ben!” Dadı Mahinur Kalfa; “Seni, köşkün emektar bahçıvanı (romanda babası) Ahmet Çavuş getirmişti. Annen baban köye giderken bir araba kazasında ölmüşler. Kundakta ufacık bir bebektin (oysa gördüğümüz 3-4 yaşlarında bir çocuk). Rahmi Bey kıyamadı, öz evladı gibi bağrına bastı seni.” ‘Yabangülü’nün (Güzide Sabri) (1926-Semih Lûtfi Kitabevi) aynı yönetmenle ikinci Yeşilçam uyarlaması. Olaylar 60’ların İstanbul’unda (roman, Sultan Hamit zamanında, Bursa’nın ufak bir köyünde) başlıyor. 45-50 yaşlarındaki Rahmi Bey, evlat edindiği Leyla sayesinde ‘ömründe ilk defa’ çocuk sevgisiyle dolu. [Filmde yok, Leyla’nın annesi Çimenli Fatma, doğum sırasında ölmüş. Çaresiz kalan Ahmet Çavuş, komşu Nefise Nine’ye ‘emanet ediyor’ çocuğu. Geçimini ormandan kestiği odunlarla sağlıyordu. Aylar sonra, zavallı adamın cesedi dere kenarındaki bir ağaç kütüğüne takılı olarak bulunur. Oduncunun verdiği mecidiyelerden ‘mahrum kalan’ yaşlı kadın, Leyla’yı ‘vilayetin en büyüklerinden birinin konağına evlatlık verir’]. Filmin baştaki hızına yetişmek zor. Genç kız, Kolej’i bitirdiği gün babasının, yarı yaşında biriyle evleneceğini öğreniyor. Azametli, çevresindekileri küçük gören bir afet! Hemen her olayda vicdanımızın sesi olan Dadı “Kırkından sonra azanı… Tövbe, tövbe” diyecektir. Pakize Hanım kısa sürede konağın idaresini (romanda ‘anahtarlarını’) ele geçirir. Leyla’yı, evlatlık diye canından bezdiriyor. Oysa kendisi de dayısının yanında bir besleme gibi büyümüş! “Dünyada, sonradan görmek kadar fena bir şey yoktur.” O günlerde Rahmi Bey’in yeğeni Feridun ve annesi Süreyya Hanım, Yalı’ya bir süreliğine yerleşmişti. İki gencin ‘kalpleri, o ana dek bilmedikleri bir heyecanla çarpmaya başlıyor’. Sonrasında Süreyya ve Pakize, ayrılmaları için ellerinden geleni yapıyorlar. ‘Asalet’! Leyla’nın eksiği buymuş. ‘Azametli ve kibirli’ annenin ‘Feridun’u mirastan mahrum etme’ tehditleri genç kızın direncini kırıyor. İyice bunalmış. Yalı komşuları Rabia Hanım’ın ‘kemik veremli’ oğlu Celil (romanda Celâl) ile evlenmeye karar verir. Dadı’nın “Peynir ekmekle mi yedin aklını kız? Sakat bir insan O” uyarıları etkili olmaz. “Ben de bir sakat değil miyim Dadı? Anasız babasız fakir bir köylü çocuğu olarak sakatım bu insanlar arasında.” Yeni evliler, Rabia Hanım’la beraber İsviçre’ye (romanda ayrıca, Napoli ve Mısır’a) giderler. Uzakta oldukları 7 yıl boyunca herkesin yaşamı değişiyor. ‘Kürdîli-Hicazkâr Peşrevi’ni (Kemençeci Vasilaki) dinlediğimiz meyhanede Feridun var. Ayrılık acısıyla habire içmekte. Romandakinin durumu daha berbat (sf. 67); “Kumar, işret, kadın…” Her şeylerini, Süreyya Hanım’ın mücevherlerini bile satmışlar. Rahmi Bey, aşığı ile yakaladığı karısını kovmuş. Dadı mektubunda “Bütün emlakini sana bıraktı, kalbi dayanamadı vefat etti” diye yazıyor. Leyla da kocasının ölümünden 6 ay sonra döner İstanbul’a (Rabia Hanım, Mısır’da kalmış). “Kemik veremi asla affetmez” demişti delikanlı. O anlı şanlı Süreyya Hanım perişan, mezarlıkta dileniyordu. Son nefesini, genç kızın kollarında verecektir. Feridun belleğini yitirmiş, Bakırköy Akıl Hastanesi’nde. Film biterken ‘Yaban Gülü’ şarkısı; “Kırlarda, bayırlarda//Çiğnenen yaban gülü//**//Yaban gülü, yaban gülü//A benim mor/kır çiçeğim.” Feridun; “Hatırlıyorum artık, hatırlıyorum. Yabangülümsün sen. İlk defa, gene burada senden dinlemiştim bu şarkıyı.” [Oysa o sahnede genç kız ‘Rüya Gibi Her Hatıra’yı (1969) (Mehmet Ilgın) söylüyordu ama olsun. ‘Dimağındaki zafiyet’ sonrasında bu kadarı bile iyi]. Leyla; “Yabangülün ebediyen senin artık. O’nu dalından ilk defa koparan sen olacaksın.” Celil de ölmeden önce, bunca yıllık karısına “Beni, sen bir kardeş gibi, hastalıklı bir arkadaş gibi sevdin. Sevdiğin erkek Feridun’du biliyorum. Hiçbir zaman benim olmadın” diyerek seyirciyi rahatlatmıştı! (Yazan: Murat Çelenligil)



TubaArtan

26 Ağustos 2017 11:17

eh işte....Zeynep Aksu filmlerinin pek cazibesi yok ben de Ediz Hun bile kurtaramamış filmi...

Cevap Yaz

benimsinema

31 Aralık 2016 19:53

Kadro güzel harika ama senaryo zayif kalmis. Böyle bir kadroyu ikinci kez uyarlama olsa bile, daha sağlam kopuksuz olmaliydi. Böyle bir kadro ne zaman bir araya gelebilirdiki. Cok melankolik oldugu icin abarti hayli cok. Ben yine kibarlik yapip 7 puan veriyorum

Cevap Yaz

performer

19 Haziran 2016 21:17

ediz hun-zeynep aksu ikili olarak hiç uymamış, ediz hun-hülya koçyiğit veya zeynep aksu-kartal tibet birlikteliği daha doğru olurdu...nisa serezli'nin kendi sesiyle oynamamış olması kötü olmuş...ayrıca filmde nerdeyse hiç plak kullanılmamış...genel olarak beğenmedim zaten...

Cevap Yaz

t_rex

2 Ocak 2014 14:46

tek kelimeyle mükemmel.. edebiyat uyarlamasının hakkını layıkıyla yerine getirdiği eşsiz bir yapım. yine iyi yürekli naif , harika karakterler, köşkler, bahçelerle birleşen mükemmel dublajlar.

Cevap Yaz

ozkaracam

10 Ocak 2011 09:43

Güzide Sabri, Cumhuriyet Dönemi'nin çok satan yazarlarındandır. Şimdi has edebiyatla piyasa işi yapıtları ayırt etmek biraz zorlaştı, fakat o dönemlerde Güzide Sabri'nin de içinde olduğu yazarlar (örn. Muazzez Tahsin Berkand, Kerime Nadir, Esat Mahmut Karakurt, vb.) ikinci kategoride yer alır ve edebiyat eleştirmenleri tarafından ciddiye alınmazlardı. Bu yazarların yapıtlarının çoğu zengin ailelerin köşklerinde geçer, zengin-yoksul aşkı en fazla işlenen temadır. Üvey anneler, yıllarca horlanan genç kızlar, vb. Bu yapıtlarda Türkiye'nin sosyopolitik gerçekliğini aramak boşunadır. Yeşilçam için pek çok yabancı roman ve senaryonun yanı sıra, bu romanlar da verimli kaynak olmuştur. Filme gelince: Kadro iyi olduğu zaman bu romanlardan da eli yüzü düzgün filmler üretilebiliyordu (örn. Kızıl Vazo-1961, Hicran Gecesi-1968). Bence bu filmin en büyük zaafı kadrosu olmuş. Aliye Rona, Nisa Serezli, Tolga Aşkıner gibi usta oyuncular ellerinden geleni yapmaya çalışmışlar. Zeynep Aksu ile Engin Çağlar'a değinmek istemiyorum. Çok nitelikli bir oyuncu olmasa da, zaman zaman iyi oyunlar çıkaran Ediz Hun'un filmin ikinci yarısından sonra parçaladığı "artistlik", dayanılır gibi değil. Vasatlığın sınırlarını zorlayan bir Yeşilçam melodramı. 

Cevap Yaz

denizguneyli

20 Temmuz 2009 18:19

İlk izlediğim filmdi...Bu filmle büyülemişti sinema beni...

Cevap Yaz

nedim yıldız

2 Kasım 2007 14:31

göksel arsoy-leyla sayar-samim meriçli siyah beyaz filmin renkli çevrimi..aliye ronanın oyunu kayda değer.izlenebilir bir aşk ve dram filmi.

Cevap Yaz

#gülin

12 Nisan 2007 06:47

18 yaşına geldiğinde evlatlık olduğunu öğrenen ve bunun ezikliğini yaşayan,köylü olduğunu öğrenen ama her daim en sıkıntılı anlarında bile saçlarını fönlemeyi ve kopkoyu makyajını yapmayı unutmayan(!)bir genç kız..

Cevap Yaz
Yandex.Metrica