Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Umut Sokağı

Umut Sokağı

8,20

(30 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 19 Dk Dram Duygusal Dram, Duygusal

Yönetmen: Şerif Gören Şerif Gören

Ülke: türkiye

Oyuncular: Esen Günay, Niyazi Gökdere, İbrahim Kurt, Yılmaz Kurt, Metin Osmanoğlu, Turgay Aksoy, Salih Eskicioğlu, Dündar Aydınlı, Muhteşem Durukan, Seyfettin Karadayı Devamını Gör...

Konusu : Film de Kadir İnanır kabadayılar dünyasında hızla yükselen bir kahvecidir. Cinayete bulaşır, bu noktadan sonra gözüpekliği ve cesaretiyle kısa zamanda yeraltı dünyasının büyükleri arasına girer. Adamlarına çok sahip çıkmaktadır. Sevdiği kız başkasıyla evlenecekken düğünü basar ve kızla evlenir; damadı paraya boğar,tatile gönderir. Ayrıca mahallesinden tanıdığı üniversite öğrencisi bülent bilgiç okulu bitirmiştir. Onu evlendirir arka çıkar parasının idaresini ona teslim eder. Genç çocuk çok başarılı olur, çok büyür ama bu noktadan sonra olaylar yeraltı dünyasının çıkarlarıyla çatışır. Kadir İnanır'dan bu duruma çare bulması istenir. Büyütenle büyüyenin çatışması başlamıştır.



performer

16 Eylül 2018 22:41

kadir inanır'ın bu tarz kabadayı rolü oynadığı filmleri çok beğenirim.

Cevap Yaz

dedeefendi

13 Mayıs 2018 17:24

Ekrem Bora ile İzzet Günay'ın oynadığı Ümit Sokağı filminin tekrarı bir film..

Cevap Yaz

AlınYazısı

16 Ocak 2018 11:27

Bazı filmlerin finalini yapamazlar, buda onlardan biri çok kötü bir final ile bitmiş. Kadırgalı Ali Silvan'ın mahalle'nin ufak çaplı kabadayılığından yer altı dünyasının en tanınmış simasına uzanan hikayesi. İlk başlarda film etkileyici başlıyor, Ali Silvan'ın dayanılmaz baş ağrılarında üç tane ağrı kesici içip, çıldırma noktasına geldiğinde haksızlığa dayanamadığının göstergesidir. Hayat sürekli üstüne gelir sanki. birşeylere mecbur bırakılır. Filmin müziği fazlasıyla uyumlu. bu rollerin için kesinlikle doğru bir aktör seçimi. ama bu yapım bir film değil bir dizi havasında ilerliyor sanki. keşke o dönem bu yapımı dizi olarak yapsalardı. Bugün hala bu yapımı konuşuyor olacaktık. Senaryo filmin ortalarında iyice kopuyor. Yönetmeni iyi, kurguda güzel ama yinede anlamsız bir bitiş. o dönem yüklelişte olan kabadayılık ve mafya ayağına yapılmış iyi bir film. Tekrar söylüyorum keşke bu yapım o dönem dizi olsaydı keşke.

Cevap Yaz

erhaab

12 Ekim 2017 00:01

Yorumlarda neden bu derece yere göğe sığdırılmadığını anlamadım. Bu film Kadir Inanır'ın 80 li yıllarda bolca rol aldığı kabadayı filmlerinden birisi, o kadar. Hayır yani tematik olarak İmparator filminden ne farkı var ki bu kadar abarttınız? Tüm kabadayı filmlerinin temelinde aynı karakter var Kadir Inanır'ın.

Cevap Yaz

Kleberson

19 Haziran 2015 19:25

iyi bir film filmin son sahnesi cok iyiydi

Cevap Yaz

performer

11 Temmuz 2013 22:20

sonu hızlı biten, umutsuzlar (yılmaz güney) filminden izler taşıyan ve şerif gören'in yan rollerin çoğunu seslendirdiği bir film.

Cevap Yaz

erakman

4 Mayıs 2013 14:01

Bu zamana kadar izlememiş olmam tam bir kayıp.Film müzikleri ile birlikte gerçekten de mükemmel.Düzen ve Kan filmlerinde ki tema bu filmde de vardı.Bülent Bİlgiçde çok iyi oynamış.

Cevap Yaz

howarda101

26 Ocak 2012 04:34

kadir inanırın bence klasikleri içinde yer alması gerekn bir film on numara bir film anca kadir abi formatında zaten ondan başkasınada pek yakışmazdı ..bozuk düzene isyanın adı ali silvan adamım benim..

Cevap Yaz

FOSTERKANE

24 Kasım 2011 03:00

80 yillarda türk sinemasinda yapılan filmler artık eskisi gibi degildi, filmler dar bütceyle yapılıyor, bir filmde oynayan oyuncu sayısı bile azalmaya baslamıstı. mesela bir cüneyt arıkn ın oynatıgı malkocoglu filmi gibi bir film yapmaya artık imkan yoktu. serif gören bu yıllarda bir mafya filmi yapması elbtte zor bir is olacagı bastan belliydi ama yinede o yıllarda türk sinemasında yapılan diger avantür/mafya filmleriyle (mesela cüneyt arkın veya serdar gökhan ın öynadıgı filmleri) kıyaslagımız zaman gören in filminin bütcenin daha büyük oldugu belli. türk sinemasında bir filmin iyi olmasının en büyük kuralı iyi bir senaryosu olmasi yoksa filmi kurguda kurtamak zordur eger bir deneysel (experimental) filmi degilse. bu filmde gören ilk defa ilhan engin le calısmıs. 80 yillarda daha cok calistigi senaryo yazarları turgay aksoy veya hüseyin kuzu olmamısı hemen göze carpıyor belkide yapımcı isini garantiye almis istemıs olabilir (gören politik bir film yapmasın diye).

ben filmi iki bölüm olarak ele almak istiyorum. 1. bölüm : ali silvan in kabadayı olmaya basladıgı ve sonunda arap hasan ı oldürmesi. 2. bölüm : ali silvan in artık bir mafya patronu oldugu ve sonunda arkadası bülent i öldürmesı. bana göre filminde hatası bu ikinci bölüm. nedeni : ali silvan ın bir zengin is adamı oldugu hıc inadırıcı degil. ali silvan da bellirli bir degıslık göremiyoruz ve filmin süreside de zaten buna yeterli degil hersey öyle bir hizla gelisyorki bir yerden sonra film kopuyor. bu iki bölümü, ortalama 90 dakika filmi sigtirmak zaten imkansız ya iki bölümlü film olarak yapıla bilinirdi yada 2 saatlik bir film olarak. sanki serif gören de bunun farkında gibi ali silvan ın arkadasını öldürdügü ve tutuklandigi sahnelere hic önem vermeden cekmis ama filmin ilk bölümünde ali silvan in ilk sucunu isledigi ve tutuklandıgı sahneleri özenle cekilmisti. 2. bölüm gören in umrunda degil gibi, ali silvan ın bülent e kinini tam olarak anlamıyoruz, belli ki besle gargayı oysun gözünü diye düsünüyor ve onu vurmaya karar veriyor silvan ama gören bunu bize/seyirciye inandırcı bir sekilde göstermiyor/anlatmıyor. bunun yerine hic gerek yokken bülent in esinin yalnızlık cektıgını ve ali silvan ın esinin dırdırndan bıktıgını gösteriyor. bir bakıma gören böyle bosuna vakit gecırıyor.eger senaryonun tek ilk bölümüye yetinilseydi gören iyi bir film cekmis olurdu. birde aytekin cakmakcı bana bu film icin yanlıs secilmis gibi geldi, cakmakcı filme bir mafya havası veremiyor. belki rafet siriner bu film icin daha yararlı olurdu. natuk baytan la calıstigı filmlerde mafya tarzı filmlerde yetenekli oldugunu göstermisti.

bunların dısında: 1. mafya nın birilerinin göz yumadan hayata kalması imkansiz olmasi, kazim kartal ın kahvedeki sahnelerinde gören bunu acıkca gösterir (tesadüf, kadir ınanır ve kazım kartal ın oynadıgı istanbul 79 filmin de yine kartal olur bunu filmde acıklıyan). 2. bu film galiba türk sinemasinda  resmen küfür duyuldugu ilk filmdir, ben bundan evvel bir hic bir filmin böyle resmen küfür icerdigini hatirlamiyorum (bu film zamanında sansürsüz olarak bir özel kanalda yayınlanmıstı). 3. bu filme yapılan muzik bugün hala zevkle dinleniliyorsa bunun nedeni güzel bir beste olmasının yanında bir baska nedenide bestenin bir yaylı calgıyla calınması (galiba cello, cello degilse keman olabilir). ne kadar zaman gecerse gecsin yayli calgıyla calınan muzik hic eskimez, mesela atilla özdemiroglu nun 80 li yıllarda filmlere yaptigi muzikler klavyele calındıgından dolayi eski oldugu hemen belli oluyor (aynı örnek godfather ve scarface filmleri icinde verile bilinir. nino rota nin besteleri bugün hale ilk günkü tadıyla dinlenirken scarface yapılan girogio mordor in besteleri bugün günceligini koruyamıyor sankı 80 li yıllara yapılan nostaljtik bir yolculuk gibi geliyor). 4. yılmaz güney ın umutsuzlar filmini anımsatan iki sahne, 1. ali silvan dan yardım isteyen  halktan insanlar, 2. herkesi korkudan titreden arap hasan ın babasindan tokat yemesi. aynı olay güney ın filminde de vardı. sükriye atav kabadayı güneyı tokatlar (bu anne den tokat yemege fikride aslında güney ın degil gani turanlı nın fikriymis).  5. bu film bana  ask filmlerinin unutulmaz yönetmeni filmindeki hasmet asilkan ın yasadıgı üzücü bir olayı anımsatdı. asilkan cevat kurtulus, sami hazinses gibi eski oyunculara yeni filminde is vermez veya veremez bu da onu üzer. gören de belki bunu yasamamak icin filminde ibrahim kurt,niyazi gökdere gibi halk tarafından dayak yiyen adamlar diye anılan oyuncuları kendi filminde oynatmıs olabilir tabii kesin olarak bilmiyorum belkide baska bir alternatifi yoktu ama bana öyle geldi. 80 lerde ibrahim kurt veya bir kudret karadag artık seyirciye korkudan yüzler degil de daha cok eski filmleri anımsatan insana deja vu duygusunu yasadan yüzler olarak görülüyorlardı. ama bu o oyuncular kendi sucu degil yapimcıların sucu. 70 lerde yüzleri o kadar filmlerde kullanılmıstı ki elbette bu kariyilerine zarar vermıstı. bu hangi oyuncu olursa olsun veya hangi ülkenin oyuncusu olursa olsun bir yerden sonra kariyeri bitme noktasına gelir cünkü oyuncusun yüzü eskir. ama  kazım kartal icin bu gecerli degil, yüzlerce filmde oynamasına ragmen hala etrafına korku salan karizmatik bir karakteri (sadettin erbil in seslendirmesiyle) inandırıcı canlandıra bilmis.

Cevap Yaz

comerollin

2 Nisan 2011 00:42

Yorumunuzun, bu filmle uzaktan yakından alakası yok.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica