Sokakta Kan Vardı

8,18

( 6 kişi yorum yaptı )

Sokakta Kan Vardı

Sinema Filmi

1965

Künye

Yönetmen Vedat Türkali
Senaryo
Yapımcı Müfit İlkiz
Görüntü Yönetmeni Mahmut Demir
Süre 69 dk
Tür Dram, Polisiye
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Fahişe, Fahişelik, Gazeteci, Mafya Daha Fazlası

Firmalar

Sibel Film (Yapım)

Son Yorumlar (6)

benimsinema avatar benimsinema 08 Haziran 2012 23:27:06

6

filmden yine bisey anlamadim, biran önce diye bitsin diye baktim... gazeteci yilmaz güney evli ve mutsuzdur. esen püsküllüde kaybolan kiz kardesini aramaktadir. tesadüf sekilde tanisirlar ve asik olurlar birbirine... arkadaslarin yazdigi gibi filmde kopukluk var. tülin elgin ve ayla oranli nin güzelligi gözümden kacmadi...

Revorse avatar Revorse 28 Nisan 2011 23:16:04

Güzel bir film,Güney yine çok karizmatik,gazeteci rolünde kadın ticareti yapan şebekeyi çökertmek için bir dizi olayın peşine gidiyor.Esen Püsküllü'de çok güzel ve başarılı bir oyun sergilemiş.1960'lı yıllardan güzel kareler var ama film yorumlarda d a yazdığı gibi kopuk gidiyor arasıra,maalesef sansür ve baskı nedeniyle gaspa uğramış mağdur filmlerimizden.

ozkaracam avatar ozkaracam 21 Ocak 2011 15:49:01

8

Vedat Türkali'inin ilk yönetmenlik denemesi. Türkali, anılarında filmi istediği gibi çekemediğini, yapımcının müdahaleleriyle karşılaştığını anlatır. Zaten 1972 yılında iki film daha yönetecek, belki başına gelen saçmasapan olaylardan, belki senarist olarak daha verimli olduğunu düşündüğünden yönetmenlik defterini kapatacaktır. Yılmaz Güney'i 1960'lı yılların başlarında, Atıf Yılmaz'ın bazı filmlerine (Dolandırıcılar Şahı, Tatlı Bela, vb.) senaryo yazdığı dönemden tanıyordur. Güney, Atıf Yılmaz'ın asistanıydı, bazı filmlerde de yan rollerde gözüküyordu (50'li yılların sonlarında bir-iki filmde başrol oynamasına karşın-hem o dönemin yakışıklılık ölçülerine uymadığı, hem de gönlü yönetmenlikte olduğu için). 1965'e gelindiğinde Güney ilk hapis ve sürgünlük dönemini tamamlamış, Yeşilçam'da tutunabilmek için küçük bütçeli yapımevlerinin serüven filmlerinde oynamaya başlamış, seyirci de onu kısa sürede benimsemiştir. Türkali, aslında nasıl bir film yapmak istedi, bilemiyorum. Ben de şimdi orta yaş çizgisinde olan pek çok insan gibi, bu filmin VCD'sini izleyebildim. 12 Eylül barbarlığı Yılmaz Güney'in oynadığı pek çok filmin negatiflerini yaktığı için bu filmler zar zor, yıpranmış kopyalarından disklere aktarıldı. O yüzden filmde atlamalar, iyi anlaşılmayan bölümler var. Yılmaz Güney bu filmde bir kabadayıyı, gangsteri veya  Mike Hammer'vari serüvenler yaşayan bir sivil polisi değil, bir gazeteciyi, bir küçük burjuva aydınını canlandırıyor. Yeri geldiğinde yumruklarını konuşturmaktan da geri kalmıyor. Mücadele ettiği insanlar, Toplumcu Gerçekçi filmlerde alışıldığı üzere büyük sermaye grupları veya Anadolu'da köylüyü sömüren feodal kesimden insanlar değil, beyaz kadın ticaretiyle uğraşan bir organize suç şebekesi. Bu da filmi, Güney'in o yıllarda polis rolünde gözüktüğü (örn. Kan Gövdeyi Götürdü, vb.) "kara filmler"den daha farklı yapmıyor. Bir de dikkatimi çeken bir nokta: Gazeteci Turgut'un karısıyla (Tülün Elgin) ve onun çevresiyle (fuhuş çetesiyle ilişki içinde olan kayınpederi-Mümtaz Ener) ve sevgilisiyle (Esen Püsküllü) ilişkileri, adeta Bir Gün Tek Başına romanındaki Kenan'ın ilişkileri için bir eskiz olmuş. Sevgilisinin eve telefon açışı, telefona karısının yanıt vermesi, kızın konuşamaması, romanda da var. Fakat benzerlik bir yere kadar. Ne Kenan, Turgut gibi mücadeleci, kahraman prototipine uygun bir karakterdir, ne de karısı Nermin bu filmdeki Beyhan gibi ahlaksız bir kadın. Bu vesileyle, sinemaya uyarlanmaya çok uygun olduğunu düşündüğüm Bir Gün Tek Başına, niye bugüne kadar uyarlanmadı, çok merak ediyorum.            

ozflaneur avatar ozflaneur 28 Ekim 2008 22:54:10

7

İzlediğim kopyada eksik bölümler vardı ama buna rağmen sıkı bir filmdi. Filmin bir bölümündeki zamanın ilerleyişinin kola şişeleri vasıtasıyla anlatılması çok enteresandı. Bir de mafyatik bir suç örgütü olup da tabancanın olmadığı tek film bu olabili r.

xincecumali 06 Mart 2006 10:37:03

8

Bir medya patronunun kızı ile evli ve 1 çocuğu olan faruk ( Yılmaz Güney ) aynı zamanda o gazetede de yazar olarak çalışmaktadır. Araştırma konusu ise kadın ticareti yapan bir çete ile uğraşmaktadır. Tesadüfen Gülsen\'inde kızkardesi kaybolmuş tur.

ayyaşguney 07 Kasım 2005 09:57:54

7

Kızları Kötü yollara düşüren fuhuş çetesiyle bir gazetecinin öyküsü.

Yandex.Metrica