Sis

Sinema Filmi

1988

Ülkenin çalkantılı bir dönem yaşadığı, kardeşin kardeşi vurduğu günlerde hükim eskisi Avukat Ali Fırat (Rutkay Aziz), beklenmedik bir olayın içine sürüklenir. Oğlu Murat öldürülmüştür. Bu siyasal kargaşa ortamında onu öldüren karşıt görüşe sahip kardeşi midir? Olaylar bu kuşkular içinde sürüp gider. (Agah Özgüç'ün 100 Filmde Türk Sineması kitabından)

Künye

Yönetmen Zülfü Livaneli
Senaryo
Yapımcı Ülker Livaneli
Müzik Mikis Theodorakis , Zülfü Livaneli
Görüntü Yönetmeni Jurgen Jurgens
Süre 115 dk
Tür Dram, Politik, Psikolojik
Özellikler 35 mm, Renkli
Ülke Isviçre Türkiye
Etiketler Balıkçı, Cinayet, Darbe, Entel, Kaos, Daha Fazlası

Ödüller

Altın Antigone (Montpellier Film Festivali-1989)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (26. Antalya Film Şenliği-1989)

En İyi 2. Film (26. Antalya Film Şenliği-1989)

Altın Palmiye (Valencia Film Festivali-1989)

Ekip

Yapımcı Erhan Güner (Yapım Koordinatörü)
Sadık Deveci (Uygulayıcı Yapımcı)
Kurgu Hilmi Güver (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Gürel Yontan (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Enver Kündem (Yapım Asistanı)
Recai Sümer (Set Ekibi)
Erdal Sümer (Set Ekibi)
Aziz Kıskanç (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Zafer Par (Teknik Yönetmen)
Michael Schafer (Teknik Yönetmen)
Eray Özbal (Yönetmen Yardımcısı)
Yeşim Çanlıoğlu (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Michael Wiesweg (Kamera Asistanı)
Cem Molvan (Kamera Asistanı)
Erdal Kahraman (2. Kameraman)
Ümit Gülsoy (Steadicam Operatörü)
Mustafa Z. Ülgenciler (Set Fotoğrafları)
Post-Prodüksiyon Hilmi Güver (Jenerik Tasarım)
Yusuf Özbek (Film Yıkama)
Işık Ekibi Recep Biçer (Işık Şefi)
Remzi Biçer (Işık Ekibi)
Mustafa Kırkağaç (Işık Ekibi)
Sanat Ekibi Yudum Yontan (Kostüm Ekibi)
Makyaj Ekibi Suzan Kardeş (Makyaj)
Ses Ekibi Atilla Van (Ses Kayıt)
Halis Bütünley (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Erkan Uğur (Şarkılar)
Tarık Sezer (Şarkılar)
Seslendirme Mustafa Alabora (Seslendirme Yönetmeni)
Tasarım Metin Acar (Grafik Tasarım)
Ulaşım Celal Dayan (Ulaşım)
Metin Sütmen (Ulaşım)

Firmalar

İnter Film (Yapım)
Yeni Lale Film (Seslendirme)
Sinefekt (Film Yıkama)

Son Yorumlar (9)

eylül fırtınası avatar eylül fırtınası 18 Temmuz 2011 23:58:07

4

Başarısız bir Yaşar Kemal uyarlaması olan Yer Demir Gök Bakır'dan sonra ikinci kez yönetmenlik koltuğuna oturan Zülfü Livaneli'nin,çekildiği dönem itibarı ile ses getiren,yurtiçi ve yurtdışı festivallerde ödüller kazanan,sonra da unutulan ve uzun yıl lardır gündeme gelmeyen,Tv kanallarında gösterilmeyen bir siyasal film denemesidir.Filmde,12 Eylül öncesi çalkantılı ve kardeşin kardeşi vurduğu karanlık dönem konu edilmiştir.1960'lı yıllarda yargıçlık yapan, 70'lerde istifa edip avukatlık yapan Ali Fırat'ın siyasi nedenlerle oğlu öldürülmüştür,işin en trajik yanı şudur ki;bu cinayetin katil zanlısı diğer oğludur.Ali Fırat,öldürülen oğlunun acısını içine gömerek diğer oğlunu koruma ve aklama çabasına girişir.Sis filminin de nirengi noktasını,Sen Türkülerini Söyle adlı filme dair yorumumda belirttiğim üzere,ülkeyi darbenin eşiğine getiren sürece yönelik analitik bir bakış açısı değil;darbenin olumsuz etkilerinin bireyler üzerinde yarattığı çözülme ve tahribatın vurgulanması oluşturmuştur.Filmde,biçimsel olarak dikkati çeken ilk husus;o endişe ve karmaşa dolu yılların kaotik atmosferini seyirciye hissettirebilecek nitelikte renklendirme,ışıklandırma ve filtre kullanımı anlayışıdır.Ağır aksak ve dingin bir tempoda ilerleyen filmde ,oldukça karanlık ve huzursuz edici bir dünya resmedilmiştir..Şüphesiz ki bu atmosferin yaratılmasındaki   başarı,Alman görüntü yönetmeni Jurgen Jurgens'e aittir.Aşırı bir biçimcilik kaygısı,filmin ilk planından son planına değin yoğun şekilde hissedilmektedir.Yönetmen Zülfü Livaneli,her planda "bu bir sanat filmidir.Her görüntüye binbir türlü anlamlar,imgeler yüklemeye çalıştım" diye adeta seyircinin kafasına kafasına vurmaktadır ki,bir noktadan sonra film akmamaya ve sıkmaya başlar.Hele elinde mendili iki de bir aksırıp tıksıran,şişinmeden kasılmaktan nerdeyse patlayacak şekilde ortalıkta dolanarak rolünü bile unutan bir Rutkay Aziz faktörü var ki,bir süre sonra o da sinir bozmaya başlar.Başta filmin unutulmuş,bir kenara atılmış bir film olduğunu belirtmiştim.Bu açıklamalar doğrultusunda sanırım bu durumun sebebi de kendiilğinden ortaya çıkıyor.Zülfü Livaneli,hepimizin bildiği gibi,çok yönlü ve başarılı bir düşün adamıdır.Besteci,yorumcu,gazeteci-yazar ve yönetmen etiketinin yanısıra politik kişiliği ile de Türk entelijansiyasının sayılı isimlerindendir.Ancak,sinema yönetmenliğinde diğer alanlardaki başarısını tekrarlayamadığını düşünüyorum.Nitekim,Şahmaran ve Veda filmlerinin de sınırlı başarısı göz önüne alındığında,Livaneli'nin başarılı bir sinema adamı olmadığı aşikardır.Kaldı ki,kendisi bildiğim kadarı ile İsveç'te kaldığı yıllarda sinema eğitimi de almıştır.Fakat,bir koltuğa iki karpuz sığmaz atasözünü doğrularcasına Livaneli,sinemada kesin bir başarı sağlayabilmiş değildir.Yeri gelmişken yukarıda sözünü ettiğim "sanat filmi" kavramı hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.Bence,sanat filmi diye bir kavram yoktur.Sinema,kendine özgü kuralları ve formatları olan bir sanat dalıdır.Bu kurallar ve formatlar dahilinde üretilen her film,bir sanat eseridir.Yani,Naki Yurter'in "Ah Mualla Oh Ne Ala" filmi de bir sanat eseridir;Andrei Tarkovsky ustanın "Solaris" filmi de bir sanat eseridir.İlk örnek verdiğim film kötü bir sanat eseridir;ikinci örnek film iyi bir sanat eseridir.Sanat filmi olarak tanımlanan filmler ,popüler ve alışılmış anlatı kalıplarını ve klasik senaryo anlayışını reddeden filmlerdir.Komedi,macera,romantik-komedi vb.gibi belirli bir türün,kendine özgü basmakalıp durum ve tiplemelerine bu filmlerde rastlanmaz.Felsefi derinliğe önem verilir;imgelere,metaforlara sıklıkla başvurulur.Daha elit ve donanımlı izleyici tarafından tüketilirler,ticari gösterim şansı pek bulamazlar,ondan dolaydır ki daha çok festivallerde izleyici ile buluşabilirler.Zaten,sanat filmi tanımının bir benzeri de festival filmidir.Klasik izleyiciye göre,filmde sürekli bir hareketlilik olmalıdır.Olay başlamalı,gelişmeli,çeşitli açılımlarla ilerlemeli ve mutlaka iyi veya kötü son bulmalıdır.Sıradanlığa yer yoktur.Gündelik hayata dair önemsiz detaylar filmde yer almamalıdır.Sanat filmleri ise,aksine bazen bir oyuncunun dakikalarca statik bir biçimde televizyon izlemesini tek planda verir.(Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filminde olduğu gibi)Sanat filmi-ticari film çelişkisi,bir anlamda "Sanat sanat içindir","sanat toplum içindir" ikileminin sinemasal düzlemdeki tezahüdürür.Sinema sanatı var oldukça bu ikilem sürekli yaşanmaya devam edecektir. 

fulda avatar fulda 20 Ağustos 2008 00:30:08

Ülkemizde büyük acilarin yasandigi ve insanlarimizin, düsüncelerinin bedelini canlariyla ödedikleri bir dönemi anlatmaya calisan bir film. Filmin yönetmenligini ve senaristligini yapan Zülfü Livaneli bu film de yüzeysel kalmistir. Z.Livaneli'ni n senaryosu, ne kadar trajik temele dayali bireysel, ailesel olsa da, gercekleri tam ortaya koyma cesaretinden yoksundur. Filmin ikinci yarisindan sonra düsen temposu, seyretme zorlugu yaratiyor. Seyredilmesi gereken bir film.

isocum avatar isocum 06 Ağustos 2008 15:46:08

zülfü livanelinin yaptığı çok güzel bir filmdir fakat zülfü livaneli artık sinemayımı bıraktı yoksa sinema zülfü livanelimi bıraktı bu sorunun cevabı bekleniyor.Bu film sinemanın şiirselliğini öndev tutuyor.

yedikule_zindanı avatar yedikule_zindanı 05 Temmuz 2008 02:29:07

10

Dönemin güzel bir filmi idi.

veta 23 Aralık 2007 21:58:12

rutkay aziz ve uğur polat ne söylenebilir ki...

kibritkutusu74 28 Kasım 2005 13:57:47

10

Zülfü Livaneli'nin eserinden uyarlanan ve yine onun yönettiği Türk sinemasının gelmiş geçmiş en başarılı politik filmlerinden. Rutkay Aziz başta olmak üzere (Özellikle Aslı Altan) tüm oyuncular çok iyi. 80 öncesi sağ-sol kavgasına ciddi ve etkili bir bakış.

Yandex.Metrica