Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Sevmek Zamanı

Sevmek Zamanı

8,91

(54 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 25 Dk Duygusal Fantastik Dram Duygusal, Fantastik, Dram

Yönetmen: Metin Erksan Metin Erksan

Ülke: türkiye

Oyuncular: Deniz Çakır 2, Adnan Uygur, Oya Bulaner, Süleyman Tekcan, Fadıl Garan, Sema Özcan, Müşfik Kenter, Osman Karahan, Kemal Ergüvenç, Hayri Esen Devamını Gör...

Konusu : Halil; “Sen dostlukların, aşkların kolay mı kurulduğunu, kolay mı sürdürüldüğünü sanıyorsun? Resminle ilk karşılaşmamızı dün gibi hatırlarım. Elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. Birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. İnanamadım, ikinci kez zorlukla baktım resmine. Gene iyilik, gene sevgi vardı gözlerinde. Nihayet DEĞİŞMEZİ bulmuştum. Resmin benim içime bakıyordu. Benim kendimi görüyordu. Bana hep dostlukla, iyilikle, sevgiyle baktı.” Meral; “Benim bakışlarımda da sevgi var. Ben de senin kendini görüyorum. Resmimin yerine ben seveceğim seni. ARTIK BEN VARIM.” Adı önce ‘Tutku’ olarak düşünülen filmde Büyükada. Sonbahar yağmuru olanca gücüyle yağıyor. Deniz kenarındaki loş lokantada ‘Öğle Rakıları’nı içen Mustafa ve Halil var. Genç olanı (Halil) bir süre sonra ayrılıp arabasız (umarız hâlâ öyledir) sokaklarda yürüyor. ‘Zengin ve modern görünüşlü’ bir eve girer. Bahçesi zakkum ağaçlı. Üst kattaki oda, hatırı sayılır büyüklükte bir genç kız resmi. Perdeleri açtıktan sonra (ve filmin sonuna kadar) resme öyle bir bakar ki! Bahçe kapısını kullanmayıp duvardan atlaması dışında her şey ‘evindeymiş’ hissini veriyor. Yemeğin gecikmiş keyif sigarasını yakıp, bir makaralı teybi (senaryoda ‘pikap’) çalıştırınca ‘Kürdîli-Hicazkâr Saz Semaisi’ (Tatyos Efendi) doldurur odayı. Oturduğu koltukta, nihayet, resimle baş başa! Tam da o gün, evin sahibi Meral, kız arkadaşlarıyla ‘güzel bir hafta sonu geçirmek için’ Ada’ya gelmiş. Müzik sesini duyunca ne olduğuna bakmak için yukarı çıkar. Önce durumu tam olarak anlayamaz. Bakışları Halil ile kendi resmi arasında. “Hırsız değilim” diyebiliyor delikanlı. Bir seneden (kitapta ‘birkaç aydan’) beri her gün geliyormuş. ‘Peki, ne yapıyorsun burada’ sorusuna verecek bir yanıtı yok. Boyacıymış. “Evlerin iç süslemelerini yaparım. Şu yukarda Ahmet Beylerin köşkünde çalışıyorum. Geçen sene de bu eve boya yapmıştık.” Birkaç gün sonra Mustafa’nın söyledikleri; “Peki, şimdi ne olacak? Oraya rahat rahat gidemezsin artık. Senin, kendi fotoğrafına âşık olduğunu anladı değil mi?” Az rastlanan bu durumdan etkilenen Meral, delikanlıyı her görmeye gidişinde “Resmin ile aramdaki bir durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım”, “Resmin sen değilsin ki, benim dünyama ait bir şey. Benimle resminin arasına girme” gibi sözlerle karşılanır. Ama diş macunu tüpten çıkmış bir kere, geri koymak çok zor! O koskoca resmi Halil’e verir ve sonraki bir gün İstanbul’a döner. Mustafa hep genç kızdan yana. “Mademki şimdi senin kendisine (resmine) âşık olduğunu biliyor ve de bu sevgiyi seninle paylaşmak istiyor o halde bölüşmeye mecbursun.” Kahramanımız, her ne kadar “O’na ait olmayan bir şeyi O’nunla nasıl paylaşırım? Aşkım yalnız bana, kendime ait bir şey” diye yırtınsa da sonunda Meral’i arıyor. Genç kızla evlenmek için yanıp tutuşan Başar’ın yaklaşımı biraz farklı. “Sen Ada’daki olayın tesirinde kalmışsın. Resme âşık olmak iyi numara. Çocuk olma Meral, sen öyle birini sevemezsin. Bak, birkaç gün beraber olalım, unutur gidersin o adamı.” Ancak ‘unutulacak adam’ değil rakibi. Maslak’taki Atış Poligonu; Adamlarına Halil’i kıyasıya dövdürmesi; Meral’in babası. Tüm bu hızlı olayların sonunda, Halil “Sana âşık olarak kalmak istiyorum” diyerek genç kızdan tekrar uzaklaşır. (Resim’yerine ‘sen’ diyebildi sonunda). Bir süre sonra gazetede, Meral’in evleneceği haberiyle Halil’de bir şeyler değişmeye başlıyor. Önceleri Meral’e “Ben resmine aşığım. Ölünceye kadar onu seveceğim” demişken şimdi resim yetmemeye başlar. Filmin sonuna doğru ‘sabah sisleri altında’ rüya gibi bir gölde kürek çekiyordu. Kayıkta, ayrıca, o büyük fotoğraf ve gelinlik giymiş vitrin mankeni var. 1959 model bir Chevrolet gelir. Nikâhtan kaçan Meral yavaşça kayığa biner. Suda yansıması öylesine güzel ki, delikanlı şimdi de bu görüntüye tutulabilir diye düşündük! Önce, Halil’in bir zamanlar vazgeçemediği resmi, sonra da mankeni suya bırakır. Artık yalnızca ikisi ama bir de Başar var! Elinde ise atış poligonundakinden farklı ve biraz sonra iki sevgiliyi cansız bırakacak bir tüfek, dürbünlü tüfek! Tüm bu acılara karşın, Belgrat Ormanı, göl ve siyah beyaz görüntüler ne kadar güzel! (Yazan: Murat Çelenligil)