Ölünceye Kadar

8,74

( 16 kişi yorum yaptı )

Ölünceye Kadar

Sinema Filmi

1970

Faik Coşkun’un pompalı ‘lüx’ lambasıyla aydınlatılan sahil meyhanesinde yürek sızlatan Keman Taksimi.
Nejat ; “Deniz görünmeli evimizden. Bir de bahçesi olmalı. Geceleri o bahçede kayan bir yıldıza dileklerimizi fısıldamalıyız. Çocukluğumdan beri çalışarak, hayatla boğuşarak büyüdüm ben. Hayal kuracak vaktim olmadı. Sadece böyle bir evi, orada geçecek hayatı özlerdim. Yağmurlu gecelerde tramvay beklerken bu hayalle ısınırdım. Bunları unuttuğumu sanıyordum. Hayal yaşım geçti sanıyordum.”
Nesrin ; “Öyle bir evimiz var bizim. Seni oraya götüreceğim. Şehirden uzak. Denize yakın. Pencerelerde, kapılarda bekleyeceğim seni. Bütün bir günün yorgunluğuyla geleceksin. O yorgunluğunu da seveceğim. Günlerimiz, gecelerimiz sevgiyle dolacak. Hizmet edeceğim sana. Ye mekte, sahilde, okurken, uyurken hep seni seyredeceğim.” (Filmin sonuna doğru o eve gidiyorlar. Ama olaylar genç kıza şunları söyletiyor ; “Bir akşam sana ümitlerle, sevinçlerle bahsettiğim yazlık ev buydu. Buraya böyle mi gelecektik.”)

Belkıs Özener’in söylediği ‘Ölünceye Kadar’ (Avni Anıl / İ. Behlül Pektaş); “Aşkımız ölünceye kadar bitmeyecek//Yıllar seni sevmeye yetmeyecek//Hatıralar gözlerimden gitmeyecek//Güller açmasa da bahar gelmese de.”
Esat Mahmut Karakurt’un kitabı (İnkılâp Kitabevi) (Beşinci Basım–1946) (Birinci Baskı–1937) ve beyazperde uyarlaması, yine genç kadınlar ve olgun yaştaki erkeklerle ilgili.
Bedri Nejat. ‘Ceza Hukuku Müderrisi’. Yazarın tüm kahramanları gibi Avrupa’da, ‘Sorbon’da okumuş. 43 yaşında. (Sayfa 11) “Parlak siyah saçlarının şakaklarını örttüğü yerde beyazlar görünüyor.” Çok ciddi ve konuşurken kimsenin yüzüne bakmıyor. Kız kardeşi Berrin (romanda Bülent) ve ev işlerine yardım eden Şaziment Kalfa’dan başka kimsesi yok. Derslerde Ceza Kanununun 423. maddesini anlatırken esip gürlüyor. Genç kızların ‘en mukaddes kıymeti’ konusunda çok hassas; “Mendil hırsızı telafisi kabil bir suç işlemiştir. Fakat öbürünü çalan..”
Sakınılan göze çöp batarmış. Evlenmek üzere olduğu Nimet’in iki yıl önce böyle bir şey yaşadığını öğrenince köpürür; “Lekeli bir kadınla evlenemem ben. Bu leke ile kirlenemem.” Berrin ise Nimet’i affetmesini istiyor.
Nejat ; “Başkasının koynunda bir sokak kadını gibi yatmış, tabiatın ancak kocaya bahşettiği en büyük kıymeti yabancı birine teslim etmiş. Nasıl affederim?”
Berrin ; “Onun karşısına hırsız gibi çıkan, tertemiz bir kızı yalanlarıyla mahveden erkek namussuz olmuyor da niçin zavallı kadınlara atılıyor bu kapkara leke?”
Nejat ; “Erkeğin, feda edilecek böyle üstün bir manevi değeri yoktur..”
Kardeşinin de aynı durumda, dahası Mühendis İhsan’dan iki aylık hamile olduğunu bir bilse. Delikanlı “Şirketin bir fabrika projesi için Avrupa’ya” gitmek(!) zorundaymış.
Nejat, aylar sonra o güzel deniz kenarında Nesrin’le beraber olduktan sonra “Böyle bir şey benim için en büyük ahlaksızlıktı. Böyle bir kadınla erkeğin düşmanıydım. Nimet’i affedebiliyorum şimdi. Bir genç kız bir an için kendinden geçebilirmiş. O kızın en yüce değerini alan erkek de bir haydut olmayabilirmiş” diyecektir.
Ama bu arada Nimet canına kıymış. ‘Müderris’ perişan. Savcı arkadaşı Ziya toparlanması için onu Yalova, Termal’deki Büyük Otel’e (romanda Büyükada’daki Marmara Oteli’ne) götürür. Tüm bu olanlardan sonra kadınlara karşı daha da mesafeli. Sarışın afet Seniha’nın ilgisinden söz eden arkadaşına “Kadın lafı açma bana” demişti. Ama kaderin önüne geçilmiyor.
Nesrin..Deri tüccarı merhum İsmail Bey’in kızı (Sf. 57). Romanın sonundaki mahkemede ise babasının adı Cavit olur (Sf. 208). 19 yaşında. ‘Orta tahsilini’, (romanı Esat Mahmut yazdığı için) kaçınılmaz bir şekilde Paris’te yapmış. Orman yolunda karşılaşırlar. Nejat hiç yüz vermiyor ama bu güzel kıza fazla direnemeyeceğini anlayabiliyoruz.
‘Kalbi Kırık Serseri’ (N. Demirci / F. Ebcioğlu) melodisini dinlediğimiz Gazinoda annesi Nazan, aile dostları Feridun (romanda yok) ile karşılaşır. Masada seyirciyi şaşırtan bir kişi daha var; Mühendis İhsan. Berrin’i çoktan unutmuş ve (Feridun’un da yardımı ile) Nesrin’in milyonları peşinde.
Nejat ‘hiçbir şeye yeniden başlamayacak kadar isteksiz’ ama Ziya başka türlü düşünüyor; “Bir gün bir başkasında aşkı da mutluluğu da bulacaksın nasıl olsa. Bu kız niçin Nesrin olmasın?”
Kendine bile açıklayamadığı aşktan uzaklaşmak istiyor. Ama Yazar ‘Kadın Severse’ (1939) ve ‘Ömrümün Tek Gecesi’ (1949) romanlarında tekrar kullanacağı cümle ile ona yardımcı olur; “Mukavemetin, metanetin de bir derecesi vardır (Sf. 105).”
‘Vole Vole Farandole’ (1968) (Raskin / Jourdan) melodisini dinlediğimiz sahnede İhsan ve Seniha iki sevgiliyi ayırmak için bir plan yapıyorlardı. Geçici de olsa başarılı olurlar.
Asıl kıyamet, Berrin, İhsan’ın Nesrin’le evlenmek üzere olduğunu anladığında kopuyor. Genç kız kaçarken bir kamyonun altında kalır. (Roman çok farklı. O gururlu ağabeyin fellik fellik kürtaj yapacak doktor araması çok ilginçti.) Sonrasında Nejat’ın hukuk falan düşünecek hali yok. İhsan’ı öldürür. 450. maddenin 4. fıkrası gereği ipe gidecekken Nesrin’in mahkemedeki konuşmasından sonra 7 yıl için İmralı’ya gönderilir. (Romanda ise açıklamada bulunan Bülent ve ceza 7 buçuk yıl.)

Paul Mauriat Orkestrası’nın ‘Isadora’ (1970) albümümdeki ‘Le Meteque’ (1969) (George Moustaki) melodisi ve Nesrin’in aklından geçenler; “Öfkeli, kin tutuyor. Kolay affetmiyor, kolayca kızıyor. Üstelik müthiş mağrur. Senin gibi vahşi bir adama sevimli bir güvercin gibi avucumdan su içireceğim. İlgi göstermediğin bu küçücük çocuk tövbe ettirecek sana. Öyle beğendim ki seni bilemezsin.”
(Yazan: Murat Çelenligil)






















Oynayanlar

Ayhan Işık Ayhan Işık Bedri Nejat
Zuhal Aktan Zuhal Aktan Berrin
Arzu Okay Arzu Okay Nesrin
Salih Güney Salih Güney İhsan
Hayal Sirer Hayal Sirer Nimet
Yılmaz Gruda Yılmaz Gruda Avukat Ziya
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen Feridun Taner
Nevzat Okçugil Nevzat Okçugil Nazan
Muammer Gözalan Muammer Gözalan Ağır Ceza Üyesi
Özcan Özgür Özcan Özgür Doktor
Mehmet Büyükgüngör Mehmet Büyükgüngör Nikâh Memuru
Ali Demir Ali Demir Polis
Özen Tutucu Özen Tutucu Seniha
Mustafa Yavuz Mustafa Yavuz
Mahmure Handan Mahmure Handan Şaziment
Müşerref Çapın Müşerref Çapın Nimet
Faik Coşkun Faik Coşkun Meyhaneci
Ayfer Aytaç Ayfer Aytaç
Ayfer Temizsoy Ayfer Temizsoy
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Ayhan Işık Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Zuhal Aktan Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Arzu Okay Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Feridun Çölgeçen Seslendirmesi
Tijen Par Tijen Par Hayal Sirer Seslendirmesi
Esen Günay Esen Günay Salih Güney Seslendirmesi
Sacide Keskin Sacide Keskin Nevzat Okçugil Seslendirmesi
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Muammer Gözalan Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Nevzat Dişiaçık (Kurgu)
Yapım Ekibi Sadri Karan (Yapım Sorumlusu)
Sadri Karan (Yapım Amiri)
Hikmet Türk (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Samim Utku (Teknik Yönetmen)
Kamera Ekibi Tuncay Ural (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Osman Bilen (Negatif Kurgu)
Recai Karataş (Laboratuar Şefi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Arif Özalp (Senkron)
Müzik ekibi Avni Anıl (Beste)
İlham Behlül Pektaş (Beste)
Seslendirme Sacide Keskin (Seslendirme Yönetmeni)

Firmalar

Ender Işık Servisi (Işık)
Acar Film (Film Hazırlık)
Er Film (Yapım)

Son Yorumlar (16)

kral_affetmez avatar kral_affetmez 12 Kasım 2013 12:01:32

türk sinemasının en iyi filmlerinden birisidir.salih güney çok karizmatik.

beyzacetin avatar beyzacetin 09 Nisan 2013 17:29:40

10

Ayhan Işık öleli yıllar olmuş ama Türk sineması hala o kadar yakısıklı bir jön görmemiş. Hem karizma, asalet, mağrurluk hem de oyunculuk KUSURSUZ

beyzacetin avatar beyzacetin 18 Mart 2013 16:18:58

10

Defalarca izlediğim ve hala doyamadığım bir film. Ayhan Işık ın kesinlikle en yakısıklı oldugu film. Hem senaryosu cok güzel hem oyuncular çok iyi. Arzu Okay çok ama çok çekici. Favorilerimden. Gözyasları içinde izlediğim bir film.

aysenazan avatar aysenazan 05 Eylül 2012 16:56:13

Tek kelimeyle "hayatımın filmidir" Ayhan Işık'ın olgunluk döneminde çektiği bir film. Arzu Okay'ın ise galiba ilk filmi. Bu filmi bu kadar çok sevmemin nedeni sanırım ismi; "Ölünceye Kadar". Her şeyin çabuk tüketildiği, tüketilmesinin olumlandığı bir dönemde "Ölünceye kadar seveceğim" tümcesini duymak insanın nasıl da acı bir tebessüm yerleştirir yüzeüne. Çocukken bu filmi izlemiştim. O zaman tam israk edemedim bu derin anlamı. Tüketimin bizi tükettiği , tüketmemenin harcamamanın ayıp sayıldığı, aşk ve sevgi kavramlarının içinin boşaltıldığı, vefanın sadece bir semt adı olduğu, sadakatin ve namusun değerini yitirdiği bir bir dünyada; "Ölünceye Kadar" filmini izlemek bana yaralarımı saracağım bir limana ulaşmak gibi gelir.
Hikaye malum..Hukuk profesörü olan Bedri Nejat'ın namus ve bekaret kavramlarına verdiği değer ana temadır. Nejatla Nesrin'in aşkı da bu tema üzerine kuruludur. Nejat Nimet'in acısını hafifletmek için gittiği bi otelde Nesrin'le tanışır. Nimetle Nejay'ı ayıran da yine bu bekaret ve namus kavramlarıdır. Nejat Bakire olmadığını bildiği yani yeşilçam dilinde kendisinden önce "başkasının olan" Nimet'i terkeder. Nimet de bunun üzerine canına kıyar. Bu bunalımı kaldıramayan Nejat bir arkadaşının da ısrarıyal bi otele sığınır. Burda Nesrin'le tanışır. Nesrin küçük yüreğine kocaman bir kadın taşıyan yürekli bir kızdır. Nejat'a olan ilgisi hatta yoğun aşkı sonucu O'ndan bi adım beklemeden O'na yaklaşır. Sevgisini aşkını her fırsatta dile getirir. Bir gece otelin salonunda Nejat için "Ölünceye Kadar" şarkısını çalar ve söyler. İşte o şarkının sözleri beni hüzünlerden hüzünlere salar. Seni ölünceye kadar seveceğim diye başlar şarkı. Ve şarkının her sözü aşkın kutsallığını ve masumiyetini yansıtır. Aşkımız ölünceye kadar bitmeyecek/ Yıllar seni sevmeye yetmeyecek. Herhalde böyle bi aşkın günümüzde, 2010'dan sonra, yaşanması imkansız.
Derken bence filmin kilit sahnesi olan sail sahnesine gelelim. Tabi ben burda filmin tamamını anlatmayacağım. Sahilde Nejat ve Nesrin buluşur. Nejat İstanbul'a döneceğini söyler. Nesrin; "Beni bırakırsan bedbaht olurum. gitmekle değil yanında kalmakla mutlu edeceksin beni. " Aynı şeyleri konuşmayalım diyen Nejat'a Nesrin; Seni seviyorum deme sevmediğini biliyorum. Bırak ben söyleyeyim. Seni Seviyorum Dünya durdukça seveceğim bu aşkla yaşayıp bu aşk olmazsa öleceğim. Beni sevmediğini bile bile yanında olacağım daima. Bıraksan da öfkeyle kovsanda yanında olacağım. Ayrılmayacağım senden ayrılmayacağım." Bu sözlerin ardından Nejat ve Nesrin birlikte olur. Nejat arkasından şçyle der; böyle bir kadının da erkeğinde düşmanıydım. Bu benim için en büyük ahlaksızdı. Muhakkak evleneceğiz" diyor. Nesrin bunun üzerine "Mecbur kaldığım için bir erkek benle evlenmemeli, beni sevdiği için evlenmeli. ömrümde hiçbir erkeğin eli değmemişken bana senin olmayı ben istedim" der. Artık Nejat da Nesrin'e aşkını itiraf eder. Araya yeşilçam klasiği olan tatsız olaylar girer. En sonunda Nejat kızkardeşini kandırıp bırakan İhsan'ı öldürdüğü için hapse giderken Nesrinle vedalaşmaları göz yaşartıcı cinstendir. Nesrin sevdiği adamı ölünceye kadar bekleyceciğini söyleyerek ona veda eder. Hatta Nesrin'in şu cümlesi aklımda kalmıştır. "7 yıl aşkımız için kısacık bir zaman" İşte böylesine büyük bir aşktır Nejatla Nesrin'in aşkı. Nesrin dünyanın en güzel aşkını yaşamış bir kadındır. İlk aşkıyla evlenmiş, aşkını cesurca yaşamış, Onla evlenmiş ve O'nu ölünceye kadar bekleywceğine ve seveceğine and içmiş bir kadındır. Nejatsa okumuş olmanın yanı sıra delikanlı, kişlik sahibi olgun bir adamdır. O da Nesrin'in aşkını fazlasıyala haketmektedir. Film bazı yerlerde kadını aşağoladığı için eleştirilse de bence tam tersi kadını yücelten aşkın, sevginin, namusun ve sadakatın kutsallığının altını çizen bir filmdir. Bence dünyada yaşanılacak en güzel aşklardan biridir. 2012 'in tüketim dünyası bu aşka izin verir mi bilmem ama mucizelere her zaman inanırım.

hakan samsun avatar hakan samsun 15 Nisan 2012 16:20:04

10

cok  güzel  film izlenmenli  arzu okay ve ayhan ışık  cok iyiler...

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 18 Aralık 2011 00:04:12

10

Taçsız Kral'ın dramatik ve duygusal aşk filmlerinden birisi. Prof. Dr. Bedri Nejat "Ayhan IŞIK" orta yaşta. Berrin, Zuhal AKTAN 23 yaşında kız kardeşi Nesrin, Arzu OKAY. İhsan'da Salih GÜNEY olur. İhsan, Berrin'i seviyorum diyerek hamile bı rakıp sürekli onu oyalar diğer yandanda Nesrin ile parası için onunla arkadaşlık eder. Nejat'ı da seni seviyorum diye Nimet isimli bir kadın sürekli duygu sömürüsü yapar fakat aşkını karşılık bulamayınca bi arabanın önüne atlar intihar edip hastane de ölür. Nejat; Aşka karşı ilk başta soğuktur ta ki, Nesrin'le karşılaşana kadar.. Daha sonraki sekansta Nejat, kardeşinin namusu için İhsan'ı öldürür Nesrin'i bunu kardeşinin namusu için yapmadığını kimseyi söylememesi için tembihler, mahkeme de gerçeği söylemez.. Mahkeme heyeti Onu idam cezasını carptırıp kalemini kırar kırmasını ama;son anda gelen şahitler İhsan'ın Nejat'ı suç işlemeye azmettirdi diyede itiraf etmeleri üzerine, mahkeme heyeti de suçu 7 yıla indirir...      

Yandex.Metrica