Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Gençlik Hülyaları

Gençlik Hülyaları
1 Ocak 1970 1 Saat 25 Dk Dram, Bilim Kurgu

Yönetmen: Halit Refiğ

Ülke: türkiye

Oyuncular: Atilla Engin (2), Abdullah Ferah, Feryal Altınbaş, Afif Yesari, Fuat İmer, Suzan Avcı, Necdet Tosun, Hüseyin Baradan, Erol Taş, Reha Yurdakul Devamını Gör...

Konusu : Boğaz’ı gören ahşap pansiyonda bir oda. Gönül; “Burada çok rahatım. Ayda 40 lira veriyorum. Güzel değil mi odam? Bak, penceresi denize bakıyor. Annem, ‘denize bakan odalara sabaha karşı melekler gelir’ derdi. Eskiden beri merak ederim ama bir türlü sabaha karşı uyanık olamıyorum.” Kenan; “(Genç kızın gözlerine bakarak) Burada da bir melek var.” Gönül; “Beni ayıplama. Kocaman kız masallara inanıyor deme.” Kenan; “Aynı şeyi ben de duymuştum. Bizim de bahçe içinde bir evimiz olacak. Öyle bir ev ki pencerelerinden melekler girsin. Seni ortalarına alsınlar. Saçlarını tarayıp alnına portakal çiçeklerinden taç oturtsunlar.” Gönül; “…” ‘Le Coupable’ın (1896) (François Coppèe) bir Yeşilçam uyarlaması. Jenerikte, ‘101 Strings In A Symphony For Lovers’ albümündeki (1957) “Rachmaninoff’s Piano Concerto No. 2 (Excerpt)” (1901) (Sergei Rachmaninoff) var. Önce, birbirini çok seven iki genci tanıyoruz. Gönül (romanda ‘Perrinette Forgeat’), İmrahor Işık Eczanesi’nde kasiyer. Kimsesi yok. Hacer Teyze’nin evinde bir oda kiralamış. Kenan (kitapta ‘Chrètien Lescuyer’) ise avukat çıkmak üzere. Sonradan savcı olarak göreceğiz. Doktora imtihanını (babasıyla konuşmasında ‘avukatlık stajı’) vermesine bir ay kalmış. Ailesinin yanına kısa bir seyahat yapıp durumu anlatacak, Sonrasında evlenecekler. “Bizim dede yadigârı çiftlik, çiftlik olalı inan senin gibi güzel bir gelin görmemiştir.” Gönül de her zaman bir çiftlikte yaşamayı ‘tahayyül ederdi’. Hatta rüyalarında hep bunu görürmüş. Delikanlı “Bütün rüyalarımız hakikat olacak. Babam serttir ama iyi bir insandır. Seni evlatları gibi sevecekler eminim. Zaten annemin de tek emeli benim evlenmemdir. Yalnız bir şartı var, en az 7 çocuk istermiş” diye şakalaşıyor. Yağmurlu bir gece ikisi de iyice ıslanmıştı. Genç kız, sevdiğini bu halde göndermez ve odasına alıp elbiselerini kurutur. Birbirlerinin olurlar. Günler sonra Haydarpaşa Garı. Kenan, durumu konuşmaya gidiyor. Arkadaşı Suphi ile Gönül yolcu etmeye gelmişler. Aklımız hep “Babam serttir ama iyi bir insandır” cümlesi! Korktuğumuz gibi de olur. Adını öğrenemeyeceğimiz babası ‘münasip’ bir kız bulmuş, aile büyükleri anlaşmışlar bile. Öylesine dediğim dedik ki, delikanlının cılız karşı çıkışları ile ‘kalp krizi geçirip felç olur’! “Benim bulduğum kızla evlenmezse, reddederim. Babalık hakkımı helal etmem” diyormuş. Kenan’ın veda mektubunu aldığında Gönül de bir bebek beklediğini yazıyordu; “Mühim bir haberim var. Pencereleri denize bakan evimize başında portakal çiçekleriyle taç örülmüş hakiki bir melek geliyor.” Sonrasında ne ‘portakal çiçekleri’ ne ‘denize bakan pencere’ var. O çevreden uzaklaşıp Yün İplik Fabrikası’nda bir iş buluyor. Bir oğlu olur, Fikret (romanda ‘Chrètien Forgeat’). Gündüz tezgâh, gece dikiş makinesi başında geçen zor yıllar. Brahms’ın Ninnisi, bir damla gözyaşı. Fabrikadaki Ustabaşı Ahmet’le (Dülger ustası ‘Prosper Aubry’) evlenir. Oğlu ve üvey baba arasındaki gerginlik çocuğu evden kaçırır. Peşinden koşan Gönül, bir kamyonun altında (kitapta ‘kızıl humması’ nedeniyle) can veriyor. Suphi’nin mektubundan durumu öğrenen Kenan, İstanbul’a gelir ama çok geç. Fikret artık köprü altlarında, bir sokak çocuğu. Oralarda tanıştığı Çetin de arkadaşı. Bir polis baskınıyla götürüldüğü ıslahevinden 18 yaşını doldurunca çıkabilecektir. Daha o gece mutsuzluk ve mutluluğu birbiri ardınca yaşıyor. Bir kavga sırasında Çetin’i kurtarmak isterken birinin ölümüne neden olur. (Daha doğrusu kendisi böyle sanıyor. İşin aslı, adamı Çetin öldürmüş ama bunu söylemez. İlerde bu durumu çıkarı için kullanacaktır). Aynı gece Necla ile karşılaşıyor. Suçluluk duygusuyla kaçarken arabasına sığınmıştı. Genç kız, Suphi’nin kızı. Delikanlıya babasının fabrikasında bir iş bulur. Sonraki günlerde bakışmalarından birbirlerini ne kadar sevdiklerini anlıyoruz. (Romanda Necla yok). Çetin’in ortaya çıkıp delikanlıdan 10 bin lira istemesi ile gelişen olaylar, kavgalarına ve kendi bıçağı ile ölümüne neden olur. Ağır Ceza’da 450. maddeden yargılanır, Fikret. “İpe gidiyor.” Kaderin cilvesi, Savcı da Kenan! Neyse ki karar okunurken, Çetin’in karısı Durnev her şeyi açıklayıp kurtarıyor kahramanımızı. Orada olmayı çok istediğimiz kır lokantası. Necla; “Burasını çok seviyorum.” Fikret; “Ben de. Aslını istersen seninle beraber olduktan sonra her yeri seviyorum!” Birkaç masa ötede, Tosun Usta’nın tek hamlede bütün bir dolmayı yutması görülmeye değer! (Yazan: Murat Çelenligil)



performer

15 Ocak 2015 23:13

filmdeki klasik müziklerde yönetmen halit refiğ'in parmağı olduğu kesin. bence! usta yönetmenin çok iyi olmayan filmlerinden.

Cevap Yaz

benimsinema

2 Haziran 2013 18:51

kenan parsi sesilendiren sadri alisiktir.... bende izlemekten zevk aldim... oyuncular olsun, kamera arkasinda ki ekip olsun, zaten hepsi kendisini kanitlamis insanlardir...ama keske filmde pervin par bu kadar erken ölmeseydi...

Cevap Yaz

unut

30 Mayıs 2013 13:37

mükemmel bir film ben izlerken çok zevk aldım

Cevap Yaz

mkurtsen

3 Şubat 2013 10:42

Film bugün şifreli kanallardan birinde oynuyor. Yeniden bakma fırsatım oldu. Halit Hoca'nın altmışlarda çektiği iyi filmlerinden. Senaryo François Coppee'nin Şuçlu Romanın'dan adapte. Boş vakitler için iyi bir seyirlik. 10/8.

Cevap Yaz

capone

12 Mayıs 2008 10:26

izlenebilir bir film.mazisi karanlık bir gençle yüreği iyilik dolu bir genç kızın güzel aşkı.genö işlemediği suçlardan dolayı hüküm giyecek ancak babası olduğunu sonradan öğrendiği savcı tarafından kurtularak sevdiği kızla bir ömür boyu beraber olacaktır

Cevap Yaz

aycell_90

1 Ağustos 2007 23:51

değişik bi film fena değildi.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica