Çöl Kartalı

8,49

( 7 kişi yorum yaptı )

Çöl Kartalı

Sinema Filmi

1972

‘Acemaşiran Makamında Tambur Taksimi’ (Necdet Yaşar).
Leyla; “Nerden çıktı bu Yemen işi? Duyunca deliye döndüm. Gözüme uyku girmez oldu… Daha yeni dönmüştün Balkanlardan. Tam birbirimize kavuştuk sanırken şimdi Yemen’e gidiyorsun. Keşke vaziyetimizi açsaydık babama. Damadı olacak birini, herhalde, böyle bir tehlikenin içine atmazdı.”
Murat; “Buna alışmalısın Leyla. Beni her şeyden önce asker olarak sevmen lazım. Bir askere cepheden kaçmak yaraşmaz.”
Leyla; “Haklısın Murat. Ben de bir asker kızıyım. Bunları bilmez miyim? Ama bu sefer gideceğin yer Yemen. Ateş dolu, ölüm dolu bir yer. Yolu uzun, giden geri dönmüyor.”


Biraz ‘Yeşil Köşkün Lambası’ (1960) ve biraz da ‘Cyrano De Bergerac’ (1897) (Edmond Rostand) (Remzi Kitabevi-Üçüncü Basım-1948) (Çeviren Sabri Esat Siyavuşgil).
1331/19 13. Balkan Savaşları sonrası. Kamil Paşa, Osmanlı Ordusu’nun iki zabitine madalya takıyor. “Balkan dağlarında Bulgar komitacılarına (Rıza Tüzün ‘komitecilerine’ diye seslendirmiş) karşı yapılan harekâtta gösterdiğiniz büyük kahramanlık ve şecaatten dolayı milletimiz sizlerle iftihar etmektedir.”
Murat ve Faruk Beyler. Ömürleri ‘mahalle mektebinde falaka yemekten Harbiye’ye, Harbiye’den de siperlere kadar omuz omuza beraber geçmiş’. Birbirleri için hayatlarını vermeye hazır iki can yoldaşı. İkisinin de yiğitliğine diyecek yok ama sanki Murat biraz daha etkili. Bir konu dışında aralarından su sızmıyor. Söz dönüp dolaşıp aşka gelince ikisi de dut yemiş bülbül gibi. Ser verip sır vermiyorlar. “Bazen insan yakın dostuna bile açamayacağı durumlar içine giriyor.”
Balkan dağlarında bir yıl süren koşturmadan sonra; “Canını sevdiğim Boğaziçi. Kaderde gene sana kavuşmak varmış.” Ancak Faruk’un burada ‘yan gelip yatmakla kaybedecek vakti yok’. Gizli aşk çeken kalbinin emirlerini dinlemek zorunda. Hem öylesine gizli ki silah arkadaşından, hatta sevdiği kızdan bile saklamış bunu. Murat “Aklıma her şey gelirdi de senin benden gizlin olacağı gelmezdi” diyor. Ama kendisi de aşkını gizlemekte Faruk’tan.
‘Ferahfeza Peşrevi’ (Tamburi Cemil Bey). Kamil Paşa’nın kızları Leyla ve Ayla okuldan evlerine dönüyorlar. ‘Şu tesadüfe bakın ki’ bizimki de oradan geçiyormuş(!).
Faruk; “Ne iyi oldu da karşılaştık Leyla Hanım. Sizinle konuşmak istiyordum bir hususta.”
Leyla; “Akşama Yalı’da konuşuruz. Babamın davetini unuttunuz mu yoksa?”
Sonuçta bir türlü ‘size deliler gibi aşığım’ diyemez genç kıza.
O gece, Kamil Paşa’nın evinde bir davet var. Sümer Tilmaç ‘Florina Dağları’nda destan yaratanların şerefine kadeh kaldırıyor’. Osmanlı Devleti’nin Yemen vilayeti hâkimi İmam Talha’nın torunu veliaht Hüseyin Efendi de orada. ‘Küçük aslanımız Kuleli Askeri Mektebi’nin en gözde talebelerinden’. Ertesi gün ‘yaz tatilinden bilistifade uzun müddetten beri hasret kaldığı dedesine kavuşmak üzere yola çıkıyormuş’. Kamil Paşa “İstanbul’daki son gecesini kahramanlık destanlarını duyduğu Faruk ve Murat yüzbaşıların yanında geçirmek istedi” diyor.
Davette çok ilginç bir kişi daha var; Alman İstihbarat Teşkilatı’ndan Herr Jacobi. Bu kuşkulu seyahat için söyledikleri sağlam pabuç olmadığını düşündürdü.
Murat; “Yüksek müsaadelerinizle şunu arz etmek isterim Paşam. Arap Yarımadası’nda İngilizlerle İtalyanların bazı çöl kabilelerini devletimize karşı kışkırttıkları bir sırada böyle bir yolculuk muhterem misafirimiz için tehlikeli olabilir.”
Jacobi; “Murat Bey’in endişeleri çok yerinde. Fakat muhterem veliahdın geçeceği yol güzergâhından haberi olan yok aşiretler arasında.” Askeri Erkân’ın bile bilmediği bir konuda bu denli kesin konuşması kimsenin dikkatini çekmiyor.
‘Acemaşiran Makamında Tambur Taksimi’ (Necdet Yaşar). ‘Bu unutulmaz gecenin şerefine, Paşa’nın kızları bizzat kendi elleriyle şekerleme ve şerbet hazırlamışlar’. İkram sırasında Faruk’un bir şeyler anlaması gerekirdi. Çünkü Leyla şerbet tepsisi ile önüne geldiğinde yalnızca 2 saniye duruyor. Oysa Murat’a bardağını verirken bu süre 10 saniye.
Sonraki sahne, bahçede, birbirlerine nasıl sevdiklerine tanık oluyoruz. Şimdi beraberler ama genç kız ‘şu bir yılı her tanrının günü ölüm korkusuyla kahrolarak; Her saniye O’nsuzluğun acısıyla eriye eriye’ geçirmiş.
‘Nihavent Makamında Fasıl’. At gezisinde ne denli mutluydular. “Çoğu bitti azı kaldı Leyla. Mektepten mezun olmana üç ay var. Şahadetnameni alır almaz doğru babanın karşısına, rap bir selam, ilk işim seni istemek olacak” diyor Murat.
“Ben kalender meşrebim güzel çirkin aramam//Gönlüme bir eğlence isterim olsun//Saçları samur, gözleri mahmur//Biraz da şirin olsun.” Kantodaki hoş çelişme Faruk’ta da var. Meyhanede (Suzan Bizimer’in sesiyle) şarkı söyleyen sanatçıyı dinlemek yerine Leyla’ya bir şeyler yazıyor. Sarhoş Giray Alpan, meyhaneci Reşit Çildam’ı ittirince dökülen içki, mektubu mahveder.
‘Şehnaz Longa’ (Santuri Ethem Bey). Çıkan kavgaya Murat da katılıyor. Dövülmedik adam kalmaz. Ancak hâlâ birbirlerine gönüllerini açmamışlar.
“Bir gün bu yüzüğü sevdiğim ve hayatı boyunca bana bağlanacağına inandığım bir kızın parmağına takacağım.” Murat’ın sevdiği ile ilgili olarak söylediği yalnızca bu kadar. Faruk ise “Senin kalemin kuvvetlidir. Mektepte de tahrirden iyi not alırdın hep” diyerek ‘oturaklı (‘tumturaklı’ olacaktı galiba) bir mektup’ yazdırır.
‘Ferahfeza Peşrevi’ (Tamburi Cemil Bey). “Sevda ummanlarının biricik ilahesi, gözlerine kurban olduğum eşsiz güzel. Size rastladığım andan itibaren hayatımın akışı değişti” diye başlayan mektuba Leyla yanıt vermiyor bile. Faruk’un imzasını görünce buruşturup denize atar.
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) ‘Horse Stampede/Ali Rescues Lawrence/Lawrence and his Bodyguard’ (3.13-3.50 dakikalar arası) (Maurice Jarre). Seyit İdris ve adamlarının kervana saldırısı bu melodi ile. ‘Veliaht Hüseyin kaçırılmış, bütün kervancılar, muhafızlarıyla birlikte kâmilen kılıçtan geçirilmiş’. İşin ilginç yanı Herr Jacobi de haydutların arasındaydı. İdris “Osmanlı’yı kuyruğundan ateşe verdik. Başını da yakmamız yakındır” diye zafer çığlıkları atıyor. Veliaht’ın hayatına karşılık olarak istedikleri şey Türklerin Yemen’den çıkması.
Kamil Paşa, tahmin edileceği gibi, ‘Hüseyin’i İdris eşkıyasının pençesinden kurtarma görevini kahramanlarımıza verir’. ‘Padişah’tan ferman çıktığı an’ gidecekler.
‘Nihavent Taksim’. İstanbul ve Leyla’dan uzak olmak çok zor.
Murat; “Bu yüzük bana büyükannemden kaldı. Aile yadigârıdır. Beni sevdiğin müddetçe parmağında taşımanı dilerim.”
Leyla; “Ömrüm boyunca parmağımdan çıkmayacak.”
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) ‘Rescue of Gasim and Bringing Gasim into Camp’ (Maurice Jarre). Balkan dağlarından Yemen çöllerine. “Günlerdir sadece kum, kum, kum. Bir de kahrolası güneş.” Faruk ve Murat, İmam Talha’nın torununu arıyorlar. Leyla da sevdiğinin hasreti ile yataklara düşmüş. ‘Alay Marşı’ duyulurken yüzüğü öpüyordu; “İçimde garip bir his var. Sanki bir felaket olacakmış gibi.”
‘Lawrence of Arabia’ (1962) ‘Overture’ (Maurice Jarre). Kahramanlarımızın baskına uğramaları ve Hüseyin’in kurtarılışı bu melodi ile. O karmaşada yaralanan Murat’ı öldü zannediyorlar. Delikanlının ve İstanbul’da ‘ruhi bir sarsıntı geçiren’ sevgilisinin bayılmaları aynı anda.
Dönüşte Faruk’un göğsüne ikinci madalya takılır. Artık adı ‘Yemen Kahramanı’. Fakat çöllerde bıraktığı arkadaşının üzüntüsü içindeydi; “İmam’ın torununu kurtarmak için O kendini feda etti. Şanı şerefi de bana düştü.”
Kamil Paşa ‘bu müziç meseleyi kökünden halletmek için Yemen kuvvetlerinin idaresini bizzat üzerine alacak’. ‘Geçirdiği bir takım sarsıntılar nedeniyle Leyla’nın oralara gitmesi mahzurluymuş’. Konuşmanın tam burasında Faruk “Sıkıntılarına ortak olmak isterdim. Sizden haddim olmayarak kerimeniz hanımefendinin desti izdivacını talep etsem” diyor. Genç kız, Murat’la dolu olmasına karşın sırf ‘zavallı babasının yüreği rahatlasın, Yemen’e giderken gözü arkada kalmasın’ diye razı olur.
Tekrar kızgın çöldeyiz. Öldü zannedilen Murat ağır yaralı. Haydutlardan kaçmış, nereye gittiğini bilmeden oradan oraya sürükleniyor.
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) ‘Continuation of Miracle’ (Maurice Jarre). Kurtuluşu bir ‘mucize’ ve çöl güzeli Hacer sayesinde. ‘Kurutulmuş kaktüs çiçeği ve kaplumbağa kanı ile yaptığı merhem’ sayesinde yaralarını iyileştirmiş. Yemek olarak çorba ve çekirge kızartması var. ‘Halife efendimizin İslam birliğine bağlı’ bir genç kız. O nedenle yardım etmiş Murat’a. Belli ki âşık olmuş. Ancak delikanlı veda bile etmeden kaçar gibi İstanbul’a gidiyor.
Leyla ve Faruk’un ‘izdivaç törenini’, mutluluk ve üzüntü dolu geceyi üç şarkı eşliğinde izliyoruz.
“Seni her dem anıyorum//Sözlerine kanıyorum//Rahm edecek sanıyorum//Hicrine katlanıyorum” (Mısırlı İbrahim Efendi). Segâh şarkı duyulurken Faruk kutlamaları kabul ediyordu. Gelinlik içindeki Leyla kadınlar kısmında. (Silvana Panpani de orada).
“Baharın zamanı geldi, a canım//Yavru ceylan gel gidelim//Yollarımız yeşillendi//Ceylan, gidelim ceylan//Yavru ceylan gel gidelim” (Hamamizade İsmail Efendi / Dede Efendi). Bedevi kıyafeti ile yalıya gelen Murat’ın durumu öğrenmesi bu Hicaz eser ile.
“Benim sen nemsin ey dilber//Deli gönlüm seni ister//Zannederler etmiş ezber//Deli gönlüm seni ister” (Ahmet Rasim). Bu Segâh eserle ve perişan bir şekilde ‘geldiği yere, çöllere, ‘mezarına’ dönüyor’.
Zifaf odasında seyirciyi rahatlatacak bir şey var. ‘Karısının’ parmağındakini görüp, kalbindekini öğrenen Faruk’un hoşgörüsü az bulunur; “Murat’ın yüzüğünü taşıdıkça, zevcem dahi olsanız sizden uzak duracağım. Münasebetimiz hiçbir vakit dostluk hudutlarını aşmayacak. Çünkü Murat benim için de aziz bir hatıra… Siz O’nun bana mukaddes bir emanetisiniz.”
Yemen. ‘Şarap da gani, kadın da’. Murat tekrar Hacer’le beraber. Hep sarhoş ama genç kıza baktığı yok. “Ben çoktan öldüm” deyip duruyor.
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) ‘Miracle’ (Maurice Jarre). Silah kullanmaktaki ustalığı (özellikle genç kızın başındaki bardağı vurması) İdris’in dikkatini çeker. Gözlerinin renginden, O’nu İngiliz ajanı zannediyor. Jacobi de orada. Artık adı ‘El Yakup’.
Kamil Paşa, ‘yangın daha fazla yayılmadan ateşi söndürmek için’ ta buralara gelmiş. Nedense, küçük kızı da yanında.
‘Lawrence of Arabia’ (1962) ‘Main Title’ (Maurice Jarre). İdris’in adamlarından Gaffar, gizlice garnizona giriyor. Ayla’nın kafasını kesmesi filmin sarsıcı sahnelerinden biri.
İlerde, bir fırsatını bulan Murat aynı şeyi Gaffar’a yapacaktır. Haberi duyan Leyla ve Faruk da Yemen’e geliyorlar.
Sevdiği adamın gizli aşkını anlayan Hacer’in kıskançlığı; Leyla ve Faruk’un esir düşmeleri; Murat’ın Türk olduğunun anlaşılması; Hacer’in kahramanımızı kurtarmak isterken ölmesi; Kanlı çatışma.
Bu sırada Faruk ağır yaralanır. Son nefesini vermeden önce ‘emaneti sahibine iade ediyor’. Onların ellerini birleştirir.
Yemen ise artık hoş bir seda. “Giden gelmiyor, acep nedendir.”


‘Somon and Gomorrah’ (1962) (Miclós Rózsa) ve ardından ‘El Cid’deki (1961) “The Cid’s Death” (Miklós Rózsa). Bedevi çadırında, aylar sonraki karşılaşma.
Faruk; “Gözlerime inanamıyorum.”
Murat; “Evet benim Faruk, can yoldaşın.”
Faruk; “Kardeşim sen de mi esir düştün?”
Murat; “Onun gibi bir şey. Ama seni ve karını kurtaracağım.”
Faruk; “Leyla benim karım değil Murat. O bana her şeyi anlattı. Aranızdakileri daha önce bilseydim bu münasebetsiz duruma hiç düşer miydim? Ne olursun affet beni.”
Murat; “…Hissiyatın sırası değil kardeşim. Şu anda, Leyla’nın hayatını nasıl kurtaracağız onu düşünmeliyiz.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Halit Refiğ
Senaryo , ,
Yapımcı Memduh Ün
Görüntü Yönetmeni Cahit Engin
Vizyona Giriş Tarihi 01 Ekim 1972
Süre 87 dk
Tür Duygusal, Macera, Tarihi
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Aşk, Casusluk, Osmanlı, Savaş, Yemen Daha Fazlası

Oynayanlar

Cüneyt Arkın Cüneyt Arkın Murat
Bahar Erdeniz Bahar Erdeniz Leyla
Meral Zeren Meral Zeren Hacer
Süleyman Turan Süleyman Turan Faruk
Hayati Hamzaoğlu Hayati Hamzaoğlu Seyit İdris
Kazım Kartal Kazım Kartal Gaffar
Yusuf Sezer Yusuf Sezer Hamza
Atıf Kaptan Atıf Kaptan Kamil Paşa
Cemil Can Bıçakçı Cemil Can Bıçakçı El Yakup
Reşit Çildam Reşit Çildam Meyhaneci
Giray Alpan Giray Alpan Kabadayı
Murat Tok Murat Tok İmam Talha
Nermin Özses Nermin Özses
Mustafa Yavuz Mustafa Yavuz
Kadir Kök Kadir Kök
Sabahat İzgü Sabahat İzgü
İhsan Özenç İhsan Özenç
Sıdıka Duruer Sıdıka Duruer
Ali Demir Ali Demir Doktor
Sümer Tilmaç Sümer Tilmaç
Bülent Koral Bülent Koral Kazım Kartal Seslendirmesi
Ünal Gürel Ünal Gürel Cemil Can Bıçakçı Seslendirmesi
Ayton Sert Ayton Sert Yusuf Sezer ve Giray Alpan Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Meral Zeren Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Bahar Erdeniz Seslendirmesi
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Hayati Hamzaoğlu Seslendirmesi
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Cüneyt Arkın Seslendirmesi
Toron Karacaoğlu Toron Karacaoğlu Süleyman Turan Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Atıf Kaptan Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Güven Öktem (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Adnan Uygur (Yapım Amiri)
Sabri Arslankara (Yapım Asistanı)
Mustafa Buvan (Set Amiri)
Yönetmen Ekibi Namık Karakılıç (1. Yönetmen Yardımcısı)
Zafer Par (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Ferhat Bakır (1. Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Recai Karataş (Laboratuar Şefi)
Işık Ekibi Erol Batıbeki (Işık Şefi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)

Firmalar

Uğur Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)
Acar Film (Seslendirme)

Son Yorumlar (7)

performer avatar performer 23 Şubat 2014 00:16:13

7

bir dublaj sanatçısı olmasına rağmen cemil can bıçakçı kendi sesiyle oynamamış onu ünal gürel seslendirmiş.

Yuxel1907 avatar Yuxel1907 06 Temmuz 2009 10:44:07

10

Öncelikle genel olarak filmi Türk Sinemasının imkanları göze alındığında OLDUKÇA BAŞARILI BULUYORUM. Bu film, Lawrence of Arabia filmine nazire gibi çekilmiş bir yapım; bu filmde de Lawrence of Arabia filminin müziği de kullanılmış, Lawrence'a benzey en bir yüz bulunmuş ve El Yakup tiplemesiyle (Cemil Can Bıçakçı) bize sunulmuştur. Seyredilebilir bir film..

mavi ege avatar mavi ege 25 Mayıs 2009 14:04:05

10

Güzel bir filmdi hem tarih hemde bir arkadaşının öldü haberini alan arkadaşını sevdiği kadınla evlene üstelik kendide sevdiği halde arkadaşına ihanet etmeyen arkadaşlık dostluk kavramlarını bir daha düşünmemizi sağlayan film en sonunda ise şehit olan ve ölürken sevenleri birleştiren sülayman turanın oyunculuğu harikaydı

bir_demet_menekse avatar bir_demet_menekse 05 Temmuz 2008 21:25:07

9

Güzel bir film ama bu filmi güzel yapan Süleyman Turan.Faruk rolünde harika konuşması,bakışları herşeyiyle bambaşka.Bir de Murat ve Faruk'un arasındaki dostluk ve diyaloglar çok güzeldi.

theshow 14 Nisan 2008 09:28:04

cüneyt arkın bu tür tarihi filmlerden çok fazla çekmış bazılarının konusu birbirine benzıyor...

bahri15 avatar bahri15 27 Ekim 2007 00:11:10

çok hoş bir film süleuman turanı çok begendim

Yandex.Metrica