Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Çifte Yürekli

Çifte Yürekli

8,23

(3 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 11 Dk Aksiyon Macera Duygusal Aksiyon, Macera, Duygusal

Yönetmen: Semih Evin Semih Evin

Ülke: türkiye

Oyuncular: Kadriye Fidan, Ahmet Şenses, Mehmet Büyükgüngör, Süheyl Eğriboz, Ersun Kazançel, Erdoğan Seren, Hakkı Kıvanç, Melek Görgün, Muammer Gözalan, Benan Öz Devamını Gör...

Konusu : Paul Mauriat’nın ‘Vole Vole Farandole’ albümündeki (1969) ‘Sayonara’ (Mayıs, 1969) (Jacques Revaux / Franck Thomas ve Jean–Michel Rivat) ile biten konuşma. Bahriyeli Kemal ve 5 yıl önce ‘bardan kurtardığı’ Zehra. Kemal; “Seneler ne çabuk geçiyor, biliyor musun Zehra. Geçmişi düşündüm bugün, beraber geçirdiğimiz günleri. Hep iyi olarak hatırladım seni, iyi ve güzel. Bazen kendi kendime sorarım ‘oğlum Kemal sen kimsin’? Gençliğini denizlerde tüketmiş garip bir âdem. Üstelik akşamları da kafayı çekersin, çekilmez adamsın be! Hani elini cebine atınca binlikler çıksa neyse, o da yok. Sen benim neyimi beğendin be kızım? Benim kahrımı neden çekersin? Çeksen de ne kadar sürer bu?” Zehra; “Bunca senedir kendini tanıyamamışsın sen. Benim bildiğim Kemal, hayatın çilesi ile olgunlaşmış, mert, dürüst, iyi kalplidir. Benim tanıdığım Kemal, iyilerin en iyisi, mertlerin en merdidir. Çünkü O benim erkeğimdir.” Kemal; “Yahu, ben sana başka bir şeyler diyecektim. Hani, böyle yaşayıp gidiyoruz, iyi güzel ya, ne bileyim, komşular, etraftakiler, hatta yoldaki insanlar sana bana bakarlarken, Onların bakışı kötü gibi geliyor bana. Öff be, kıyalım şu nikâhı da olsun bitsin bu iş! Kötü gözle bakmasınlar sana!” ‘Yumruk Yumruğa’nın (1965) ikinci çevrimi. Önce Kemal’in kardeşi Ali’yi tanıyoruz. ‘Kimseye eyvallah demeyen’ atak bir delikanlı. Güzel Ayşe’ye âşık olana dek kızların kollarında, kumar masalarında, (adını öğrenemeyeceğimiz) arkadaşı Ersun Kazançel’le gazinolarda geçip gidiyor ömrü. Göründüğü gibi, basit bir insan. Hayatı, yalnızca mücadele. “Babam ve annem ben çok küçükken ölmüşler. Abim, hem annelik hem babalık etti bana. Çok severim. Bazı bazı bir burukluk duyarım. Bir anne şefkati ararım.” Ayşe de anasız büyümüş. Biliyor bu hissi. “Babam çok iyi bir insandır. Beni ezdirmemek için evlenmedi. Sevgisini bana verdi.” Bahriyeli Kemal de Ayşe’nin babası Rıza Bey’in gemisinde çalışan ‘ekmeğine haram katmamış’ bir babayiğit. Kaptan Ekrem, bir kaçakçılık çetesi için çalışıyor. Önlerindeki en büyük engel Kemal. (Filmde bile olsa, böyle kişilerin varlığı çok güzel). Yıllardır beraber olduğu Zehra ile evlenmeyi düşünüyordu kahramanımız. Paul Mauriat’nın ‘Le Passeger De La Pluie’ uzunçalarındaki (1970) ‘Serenade To Summertime’ (Şubat, 1969) (Sergio Palito / Jack Fishman). Çetenin ‘Ressam’ patronu Şemsi’yle yağlıboya ‘nü’ resim yaparken karşılaşıyoruz. (Çalışmasına ara verip dürbünle komşu evdeki kadını seyrediyor)! Kemal’in engellemesiyle zor durumda kalan çete, önce ‘iyilikle’ yola getirmeye çalışır. Kötü şeyler olacağını anlayan Bahriyeli, bir akşam ‘birkaç kadeh içmek için’ çağırdığı Ali’ye şunları söylüyor; “Bu dünyada iki kişiyiz. Şimdi bir de ‘köroğlu’ katılıyor aramıza. Bana bir şeyler olursa O’nu yalnız koma.” Yapılan akçalı önerileri geri çevirmesi üstelik polisle korkutması, bardağı taşıran son damla olur! “Azrail’e mektup yazdı öyleyse. Tenha bir yerde çeviriverin yolunu. Kaybedin ortalıktan” diyor Şemsi. Galata Köprüsü yakınlarında ‘kaza süs verilerek’ öldürülür. Deniz, yakında sahile atarmış cesedi! Sonraki sahnede, avaz avaz bağıran bir gazete satıcısı var. “Yazıyor, Yazıyor! Denizden çıkan cesedi yazıyor!” Zor günlerde en büyük yardımcısı Ayşe. Anlamaya çalışıyor delikanlının öfkesini. Ama bu şekilde yaşanmaz, bütün bir hayat kin ve intikam duyguları işle yürütülemezki. Kavgayı kendisiyle yapmalı, asıl bu hisleri öldürmesi lazımmış. Çeteninse kaybedecek zamanı yok. Rıza Bey’in gemisini kaçakçılıkta kullanabilmek için, son çare olarak Ayşe’yi kaçırırlar. Artık Ali’nin elinden sağ kurtulmaları çok zor! Paul Mauriat’nın ‘Vole Vole Farandole’ 33’lüğündeki (1969) ‘Le Meteque’ (1969) (Georges Moustaki). Gemi dolu Haliç. Çete, Bahriyeli’yi kandırmaya çalışıyor. Kerim; “Allah biliyor ya, sevdiğim için açık ediyorum sana, hayatınla oynuyorsun. ‘Evet’ deyip yap şu işi. Yoksa sonu kötü olacak.” Kemal; “Eee, kes be. Kuru gürültüye pabuç bırakacak adam mıyım ben? Bugüne kadar namusumla yaşadım, bundan sonra da haram işe girmem. Efendin olacak adama söyle ben kimseye köpeklik etmem.” Kerim; “Aksilik etme Kemal ağam. Sonu kötü olacak… Benden söylemesi. Yoksa yazık olacak sana… Bizden günah gitti.” Kemal; “Her yanınız günah olsa ne olur be. Bu iş için bir daha kafa ütülemeyin. Efendine söyle, senin gibi çomarları bir daha üstüme salmasın.” (Yazan: Murat Çelenligil)



şeref57

8 Şubat 2009 00:27

altan günbay filmde bir şeresfsiz diyebilirim o rolunu sevmedim ama çok klasik ve kısa film ama yılmaz güneyin filmi oldugu için bıkmadan izlerim

Cevap Yaz

xincecumali

28 Şubat 2006 14:07

Yıllar sonra seyrettim çok hoşuma gitti. Seyretmeye değer tavsiye ederim.

Cevap Yaz

ayyaşguney

5 Kasım 2005 10:32

GÜZEL BİR FİLM.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica