Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Gençlik Rüzgarı

Gençlik Rüzgarı

8,06

(8 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 50 Dk Duygusal Komedi Dram Duygusal, Komedi, Dram

Yönetmen: Nejat Saydam Nejat Saydam

Ülke: türkiye

Oyuncular: Baykal Kent, Jeyan Mahfi Tözüm, Ayhan Altunç, Nubar Kamçılı, Osman Türkoğlu, Fatoş Öztan, Hüseyin Salıcı, Asım Nipton, Hüseyin Zan, Ahmet Turgutlu Devamını Gör...

Konusu : The Clebanoff Strings & Percussion’un ‘Exciting Sounds’ albümündeki ‘Quiereme Mucho’ (1931) (Gonzalo Roig). Memo, denizde ‘boğulmaktan kurtardığı’ genç kızı, bu kez neredeyse ‘öpücükleriyle boğacak’; “Fatma, parmağındaki yüzüğü çıkarıp atacağız. Birbirimizin olacağız. Başka türlü olmasına imkân yok. Seni çok seviyorum. Çok seviyorum seni. Dünyada kimse bizim aramıza giremez. Sen benimsin Fato, benimsin!” Aynı adlı romanın (‘Gençlik Rüzgârı’-2. basılış 1963) (Muazzez Tahsin Berkand) (İnkılâp ve AKA Kitabevleri) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması. Jenerikteki 22 İstanbul resmini (Galata Köprüsü, Taksim Meydanı, Haydarpaşa, Ortaköy Camisi, Beyazıt Camisi ve Meydanı) ‘Gençlik Rüzgârı’ (beste Metin Bükey) ile izliyoruz. Kahramanımızın adı Fatma Nur. “Ama beni bir kişi Fato diye çağırır. Ve ben O’nu Memo diye çağırırım.” Mehmet Ali ile 8-10 yaşlarında başlayan çocukluk aşklarını ancak filmin sonunda söyleyebileceklerdir. Babası Turgut Bey, İstanbul’da bir şirkette çalışıyor (kitapta ‘mağazası var’). Eskiden varlıklı bir ailenin çocuğuymuş. O zenginlikten kala kala, karısının ‘fare yuvası’ dediği bir köşk kalmış. Son zamanlarda işleri de evliliği de sallantıda. Gülçin, ‘bir kadının, hele güzel bir kadının kürkler, arabalar, Avrupa seyahatleri ile mutlu olacağını’ düşünen biri. Kocasının veremediklerini, başka erkeklerde bulmuş (sf. 4-5)! Evinden çok Orhan’ın ‘34 DE 390’ plakalı ‘lüks’ arabasında ve yatağında. Bir gece öpüşmelerini gören Memo “Ama herkes her kadını öpemez ki. Senin anneni de yalnız senin babanın öpmesi lazım” demişti Fatma’ya! Fato’nun çocukluğu huzursuz bir ortamda geçiyor. Tek mutluluğu piyano çalmak. Mehmet Ali de bir sığınak. “O, ben demektir.” Babasından sonra en sevdiği kişi. Akordeonlu sokak şarkıcısı Selahi İçsel’den öğrendikleri ‘Gençlik Rüzgârı’, şarkıları olacakmış. Nerde olursa olsun dinleyince birbirlerini hatırlayacaklar. [Romandaki melodi ise ‘Ayışığı Sonatı’ (1801) (Beethoven)]. Babasının denizde kaza geçirmesiyle annesinin evden kaçışı aynı günde. Doktor Nubar Kamçılı’ya göre Turgut ‘bir daha hiç yürüyemeyecekmiş’. Gülçin, yalvar yakar, geri gelmesi için ikna ediliyor. “Annem o gün eve döndü. Dönmeseydi daha iyi olurdu. Bunu seneler sonra daha iyi anladım. Zavallı babam için böylesi çok fena bir hayat olmuştu. Felçli ayaklarının ıstırabına bir yenisi daha eklenmişti. Böylece seneler geçti.” Zaman, tüm yıkıcılığını Turgut’a karşı kullanmış. Gülçin ise ‘eskisinden güzel, eskisinden merhametsiz’. Kocası dışında, her erkeğin kadını (sf. 34)! Fatma ve Mehmet Ali, Teknik Üniversite’de okuyorlar. Genç kız kimya, delikanlı tekstil mühendisi olacak. Bir okul çayında Fehmi’nin Fatma’ya olan ilgisi kıskançlığa neden olur. Mehmet Ali, biraz kırıcı bir şekilde uyarıyor; “Bana bak Fato! Etrafında bir sürü adam dolaşıyor. Hepsi senden bir takım şeyler ümit ediyor. Senin annenin ne kötü durumda olduğunu hepsi biliyor. Dedikodu her tarafı sardı anlıyor musun? Annenin durumundan kuvvet alarak, hepsi sana karşı cesaretli hissediyorlar kendilerini.” Oysa Fato’nun en istemediği şey ‘o ananın kızı’ olarak anılmak. Memo’ya olan kızgınlığı ile Fehmi’nin sinemaya, hatta evine gitme davetini kabul eder. Delikanlının saldırısından kurtulup kendini güç bela sokağa attığında Memo ile karşılaşır. Meğer Onları izlemiş. Kötü bir şeyler olacağını hissediyoruz. Dinlemeden etmeden suçlamaya başlıyor; “Seni kurtarmaya çok çalıştım ama muvaffak olamadım. Kanın bozukmuş meğer. Sen de annen gibi oldun. Kötü bir kadın. Her erkeğin kadını.” Ardından, Avrupa’ya tahsile gidince yolları, geçici bir süre için ayrılır. “Sonra her şey öylesine değişti, değişti ki… Üniversiteyi bitirmem bile büyük bir olay değildi. Hatta bir Amerikan şirketinin Türkiye’de kuracağı büyük tekstil fabrikası için bir teklif almam ve iki sene Amerika’ya davet edilmem bile beni düşündürmüyordu.” Ta o meşum geceye kadar. Gülçin işi ilerletmiş. Sayısını karıştırdığımız sevgililerini artık eve alıyor. Buna dayanamayan Turgut, karısını yaralayıp aşığını öldürür. ‘Hafifletici sebepler mevcut olduğundan’ 2 yıl hapse mahkûm olur. Bütün arzusu, bu zamanı kızının Amerika’da geçirmesi. Bundan sonra kahramanımızın adı ‘Fato’ değil Fatma Nur Erden. Kitaptan öğrendiğimize göre çalışacağı konu ‘kumaş boyası’ (sf.63). ‘Flört etmek isteyecek kişilere engel olmak için de parmağına bir nişan yüzüğü takar’. Bu ‘uydurma nişanlı, muhayyel koca’ Almanya’da ihtisas yapan Kenan adlı bir doktormuş! “Amerika’da ihtisas yapmamda firmanın mümessili Mr. Ronald’ın çok faydalarını gördüm. Bu üç kişilik, çok tipik, misafirperver Amerikan ailesi bana babamın yokluğunu aratmadılar. Karısı Miss(!) Janet ve oğlu Çarli benden bol bol Türkçe öğrenmeye çalıştılar (tabii, tahmin edileceği gibi Çarli, genç kıza âşık). Şimdi de İstanbul bürosunda vazife alan Ronald ailesiyle İstanbul’a dönüyoruz.” Babasını ziyarette bir sürpriz var. Bastonla da olsa artık yürüyebiliyor. Ertesi hafta tahliye olunca Salacak’taki eve yerleşirler. Ama asıl, fabrikanın yeni müdürü ile tanışırken şaşırıyoruz. Çarli’nin söyleyişi ile ‘Törkiş Dayrektır’ tanıdık biri; Mehmet Ali Akman. Yani bizim Memo. Fatma kararsızlık yaşıyor. ‘İşi bıraksa büyük bir tazminat ödemek zorundaymış’. Günler birbirlerini kıskandırmakla geçiyor. Şaşırtıcı bir başka durum da, onca eğitimine karşın Fatma Nur’un görevi telefonlara bakmak, dosya getirip götürmek. Bir gece İstanbul’daki ‘bütün gazinoları dolaşmak ister’. Beyoğlu’nun ‘en kötü’ gazinosunda hiç ummadığı birisiyle karşılaşır. Annesi (yeni adı ‘Ayla’) konsomatrislik yapıp şarkı söylüyor! Kızının tüm ısrarına karşın, o karman çorman yaşamdan kopamaz. Zaten birkaç gece sonra ‘Açılırsın Güzelim/Prosit’i (Sadettin Kaynak) söylerken öldürülecektir. Mehmet Ali, sevdiği kıza kavuşmak için son bir adım daha atar. Çarli aracılığı ile ‘5 yıllığına Amerika’ya gideceğini’ duyurur. Artık bu kadarına dayanamayan Fatma havaalanına koşuyor. Nihayet, sevgililerin birbirine sarılması ile bu hasret sona erer. Kitap biraz farklı. Evi terk eden Gülçin geri gelmiyor. Ölümü de bir trafik kazasında. Ayla adı ile şarkıcılık; Turgut’un felç olması; Karısını ve dostunu vurup hapse girmesi yok. ‘Besame Mucho’ (1940) (Consuelo Velázquez). Sahnedeki sarışın sanatçı Connie Francis’in sesi ile [‘Spanish and Latin Favorites’ (1960) albümündeki şarkıyı] söylüyor. Mehmet Ali’nin bakışları, dans eden Fatma Nur ve Çarli’de. Bir elinde içki bardağı diğerinde sigara. Çarli; “Ah, Fatma! Your eyes çok güzel. Sana ben bayılmak. I love you very much. ‘Love is a many splendored thing’!” Fatma; “Stop Çarli stop! Etraftan duymak var. You are very crazy. Sen bir devekuşusun.” Çarli; “No Fatma, no! Ben eşek, very eşşek. Çünkü sevmek seni ve kalmak hayatta!” (Yazan: Murat Çelenligil)



TubaArtan

21 Ağustos 2017 13:58

Süperdi...Özellikle Charlie Süleyman'la Sultan'ın diyalogları.. :) Ediz abimiz yine filinta tabi... Ben çok iyi buldum 10/10

Cevap Yaz

benimsinema

27 Ocak 2014 02:25

hersey bi kenara, sanirim yesilcamda ilk defa bu filmde new yorku görüyüruz, eger yanlisim varsa lütfen düzeltin... neriman köksala vamplik cok yakisiyor gercekten, hem kendiside cok güzel... türkan sorayi sanki biraz yapmacik buldum , rol geregi olsada yakismamis bence... tabii filmin stari süleyman turandir... hüperaktifligilye ve amerikali türk aksaniyla filme renk vermis...

Cevap Yaz

performer

10 Ocak 2012 23:06

ben sadece siyah beyaz olduğu için izledim. filmin başka bir özelliği yok.

Cevap Yaz

Ciggarette44

10 Kasım 2011 18:18

gerçekten inanılmaz görüntülere sahip tek film melih sertesen'in kamera açılarıyla çekilmiş güzel bir film nejat saydamın 1 2 3 motor demesi çok iyi klaket kullanılmış ayrıca ışık şefini tebrik etmek etmek gerek harika

Cevap Yaz

mkurtsen

23 Mayıs 2009 21:04

Sahil yolu yapılmadan önce güzel Salacak'ta çekilen, Salacak'ta doğup, büyümüş iki boğaz çocuğunun Fatma (Türkan Şoray) ve Mehmet 'in ( Ediz Hun)  çocukluklarından başlayan  iki yetişkin üniversite öğrencisi olmalarına kadar ve daha sonra devam eden beraberliklerinin sürprizlerle dolu hikayesi. Türkan Şoray, Ediz Hun, Neriman Köksal, Reha Yurdakul,Süleyman Turan'ın gençliklerini .,Salacak Sahili ve İskelesinin, Salacak Semtinin güzelliklerini 1964 yılına giderek izlemek gerçekten çok hoş bir duygu. Keşke İstanbul onbeş milyon olmasa ,keşke sahil yolu yapılmasa, keşke.......... keşke........ Keşke İstanbul elli sene önceki hali ile kalsa.

Cevap Yaz

emre84

5 Temmuz 2008 21:37

Başarılı bir film

Cevap Yaz

capone

2 Temmuz 2008 13:51

Mehmet Ali ve Fatma Nur küçüklüklerinden beri birbirini seven iki genç.Ancak bu ikilinin arasına bozan bir yanlış anlaşılma yüzünden Fatma Nur Mehmet Ali den soğur.Ama filmin sonunda ikili ırmutlu bir beraberliğe doğru yol alır.Türkan Şoray-Ediz Hun ikilisinin en güzel filmlerinden.Süleyman Turan da Amerikalı genç Charlie rolünde yarı ingilizce yarı türkçe konuşmalarıyla filme ayrı bir tat katıyor.Mutlaka izleyin çok güzel bir dram-komedi filmi.

Cevap Yaz

nedim yıldız

2 Kasım 2007 10:40

küçüklükleri beraber geçen iki gencin,büyüdükten sonra birbirlerini sevmelerine rağmen birbirlerinden ayrı düşmelerinin öyküsü.özellikle süleyman turana amerikalı genç rölü çok yakışmış.izlenebilecek değerde bir aşk filmi...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica