Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Genç Kızlar

Genç Kızlar

8,72

(16 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 29 Dk Dram Duygusal Komedi Dram, Duygusal, Komedi

Yönetmen: Nevzat Pesen Nevzat Pesen

Ülke: türkiye

Oyuncular: Feridun Çölgeçen, Kadriye Tuna, Tansu Sayın, Nezihe Becerikli, Jeyan Mahfi Tözüm, Abdurrahman Palay, Tülin Özek, Semra Durmuş, Tülin Dilek, Mualla Omay Devamını Gör...

Konusu : Peppino di Capri’nin söylediği (1962) ‘The Jet’ (1961) (Kal Mann) ve ardından Stan Getz ve Charlie Byrd’ün ‘Jazz Samba’ albümündeki (1962) unutulmaz bossa-nova ‘Desafinado’ (1960) (Antonio Carlos Jobim) ile dans eden ‘Genç Kızlar’. Okul Müdiresi (romandaki adı Mrs. Ludlow) “Susalım, bu ne rezalet” diye yırtınıyor ama birkaç saniye sonra kendisi de “Yes Sir, That’s My Baby” (1925) (Gus Kahn / Walter Donaldson) ile ‘çarliston’ yapacak! Nihal Yeğinobalı’nın ‘Vincent Ewing adıyla’ yazıp ‘kendi adıyla’ dilimize çevirdiği romanın [(Altın Kitaplar Yayınevi) (Ekim, 1962) (4. Baskı-Temmuz, 1963)] beyaz perde uyarlaması. Jeneriği ‘101 Strings Play Victor Herbert Favorites’ albümündeki (1962) ‘Indian Summer’ (1939) (Victor Herbert) ile izliyoruz. ‘Vücudu ihtiyar ama gönlü genç’ Bedia Muvahhit’in yönetiminde ‘Özel Tiyatro Okulu’ [kitapta ‘Ludlow Sahne Akademisi’]. Yalnızca varsıl, yetenekli ve ‘cazibeli’ kızlar öğrenci olabiliyor. ‘Diksiyon hocası’ İskender İskit (hitabet hocası Gabriel Samson) ‘son iki yılını İsviçre ve Fransa’da geçirdikten sonra’ müdirenin ricası ile okula dönmüş. Sekreter Gülten Ceylan’la konuşurken, bu ‘dönüşe’ uygun ‘Torna a Surriento’ (1902) (Ernesto de Curtis) melodisi var. Kahramanımız kendisini ‘aslanların arasına atılan eski bir Romalı’ya benzetiyor. (Kitapta ‘Romalı Hıristiyan’a ama film ne olur ne olmaz diye bu son sözcüğü es geçmiş). ‘20. asrın bir ilahı. Şahane, ıstıraplı ve buz kesilmiş bir alev gibi’. Nedenini sonra anlayacağız. Cıvıl cıvıl yatılı okul çekimleri için Bostancı’daki Madam Tamara’nın köşkü kullanılmış. Müzik öğretmeni Cemal Pars (romanda Charles Lake ama soyadı 21. sayfada iki kez ‘Lahe’ yazılı); Tiyatro yönetmeni Feridun Çölgeçen (Lionel Sherwood); Bekçi-kapıcı İsmail ve okula, öğrenci olarak değil de ‘yatakhanede orta hizmetçisi olarak’ girebilen Naciye Baygınyıldız. (Romanda son ikisi yok). Öğrenciler başka âlem. Beraberce dans ederlerken ne kadar mutlular. ‘Aralarındaki geçimsizlik, çekememezlik, dargınlık dansın sihirli havasında dostluğa dönüşüyor’. İskender dışında herkesin Eylül dediği Behlül Sarvan. (Romanda adı Beatrice Karova ama arkadaşları Miss Bee diyorlar). ‘Kopmak üzere olduğunu kimseye fark ettirmeyen fırtına. Bir Emma Bovary’. Dadısından başka kimsesi yok. Kitapta iki, filmde bir çiftlik sahibi. Nedense, okuyup artist olacağım diye tutturmuş. Saçlarını çözdüğü zaman bir masal sultanına benziyor (sf. 179). Kişiliği öylesine olgun ki müdire hanım “Senin yaşında bir kızın bu kadar güvenilir olması da doğru değil. Bu yaşta bir çocuğun daha avare olması gerekmez mi” demişti. İskender’le evlerine yürüdükleri iki sahnede ‘I Love Paris’ (1953) (Cole Porter) ve ‘Arrivederci Roma’ (1955) (Renato Rascel) var. Genç kızın ismi ve ‘temsilde görev alma’ konusundaki çekingenliğiyle ilgili tartışmaları çok inandırıcı olmamış. Oya Deren (Hindley Bell). ‘Yüzü de sesi kadar güzel’. Bir kedi yavrusuna benziyor. Hüzünlü olmasının nedenini ailesinden söz ettiğinde anlıyoruz; “Ben onların öz kızı değilim. Asıl annemi hiç tanımadım. Başına genç yaşta bir felaket gelmiş. O da iyiliğimi düşünerek beni Onlara vermiş.” Sonra manevi annesi ölür, babalığı da işinde gücünde. İskender’e olan aşkı nedeniyle iki kez hastanelik oluyor. Kendisine candan ilgi gösteren Hastabakıcı Nuran’ın (Harriet Evans) aslında annesi olduğunu filmin sonuna doğru anlayacağız. Öğretmen kürsüsü ve öğrenci sıraları aradaki birkaç adımlık yer sanki aşılmaz bir uçurum (sf. 58). Süreyya Tayyar (Mariana Dunne) ve Pervin Sarıca (Priscilla Smith) bu mesafeyi öğretmenlerini sevdaya düşürerek aşmak isterler! Elmas küpeler ve zümrüt çivili sedef (mücevher) kutusu ortaya konarak iddiaya girilir. Gelişen olaylarla bunun pek önemi kalmayacak. Pervin, belki İskender’e olan sevgisini kıskandığı için, imzasız mektuplar yazarak Oya’yı bunaltıyor. Ricardo Suarez’in ‘Happy Times Cha Cha’ uzunçalarındaki (1960) ‘Too Marvelous For Words’ (1937) (Richard A. Whitting / Johnny Mercer). Okulun balosu çok hareketli başlıyor. Pervin, Kaya Volkan ile beraberken ‘Venus’ (1959) (Ed Marshall); Feridun Çölgeçen ile Oya’nın ve İskender ile Eylül’ün danslarında ‘Adiòs Muchachos’ (1927) (Julio Cèsar Sanders / Cèsar Felipe Vedani) melodileri var. Oya’nın sorunu yıllar sonra kavuştuğu annesi ve manevi babası Haluk’un evlenmesiyle çözümleniyor. Pervin de, keşke kovulmayıp eğitimine devam edebilseydi. İskender-Eylül aşkının durumu daha karışık. “Ben evliyim, çocuğum var benim. Karım da hasta. Cinnet getirdi. Bir akıl hastanesine yatırdık” diyordu delikanlı. Talihsiz kadının ölümü iki aşığın kavuşmasını sağlıyor. Oysa romandaki Gabriel çok çaresiz. Karısı Alison, O’nu aldatıyor ve Katolik oldukları için boşanamıyorlarmış. Son sayfalarda, 8. Henry’nin ancak yeni bir kilise kurarak (1534) yapabildiği bir şey gerçekleşir. Alison boşanmayı ‘kabul eder’! İskender’in ayrılmaları için söylediği ama daha da yakınlaştıran sözler; “Sana veda etmeye geldim... Eğer senden kaçıyorsam, bu sevgimin azlığından değil çaresizliğimin büyüklüğündendir. Kaldığım her dakika aşkımız ve acımız daha çok büyüyor.” (Yazan: MuratÇelenligil)



mncelik

18 Ekim 2015 20:53

Ses Dergisi'nin amatör gençler arasında düzenlediği artist yarışmasında kapak yıldızı seçilen Ediz Hun'un ilk filmidir "Genç Kızlar". Nevzat Pezen mekan için Bostancı'daki Madam Tamara'nın köşkünün seçmiş. 40 genç kızdan oluşan kadroyla uğraşmak zordur gerçekten. "Sabah 7'de işbaşı yapmak gerekirken ancak 12'de başlayabiliyoruz. Çünkü kızların hepsi berberde sıra bekliyor, saçlarını yaptırmadan" kimse sınıfa girmiyor. Bu iş için üç berber geldi, bir ay burda kalacaklar der Nevzat Pesen. O yıllar Türk Sineması, bir altın çağ yaşıyordu. Bugün herşey değişti. Değişmeyen ne kaldı ki ?

Cevap Yaz

XduygusuzX

24 Temmuz 2014 09:26

Türkan Şoray - Hülya Koçyiğit hımm .. kulağa hoş geliyor KEsinlikle izlemeliyim =)

Cevap Yaz

guvenk

23 Temmuz 2014 01:48

Senaryosunda bazı eksiklikler bulunsa da filmi izlemekten zevk aldım açıkçası. Türkan Şoray ve Hülya Koçyiğit bir arada ve de Ediz Hun'un ilk filmi, daha ne olsun..Aynı zamanda 'dans' çekimleri çok başarılı, gerçek bir tiyatro okulu havası hissettirilebilmiş. Uğur Kıvılcım ise ayrı bir hayranlık uyandırıyor.

Cevap Yaz

beyzacetin

25 Temmuz 2013 16:12

Bu filmin orjinal cd sini aldım, bir müzik markette satılıyordu. İlk fırsatta izleyip yorumumu yazmak istiyorum. Keske biraz daha azla bulabilsem bu eski filmlerden, alıp arşivime katabilsem ve izleyebilsem.

Cevap Yaz

yasak75

31 Mayıs 2013 11:40

çok eğlenceli bir film

Cevap Yaz

benimsinema

15 Şubat 2012 19:00

herseyden önce 3 büyük ustanin ayni filmde oynamasi muazzam bisey. ediz hunun ilk filmi. güzel bir film

Cevap Yaz

performer

9 Ocak 2011 22:22

film genel olarak kapalı mekanlarda çekilmiş.

Cevap Yaz

opium

17 Mart 2009 20:39

bence muhteşem bir siyah beyaz filmdi

Cevap Yaz

Gül Tuna

19 Nisan 2008 18:55

hülya kocyigit ve türkan sorayin birlikte oynadiklari tek film olmasinin yani sira ediz hununda ilk filmdir bu film bu üc degerli oyuncuyu bir arada izlemek cok keyifli

Cevap Yaz

capone

15 Şubat 2008 11:19

çok güzel bir aşk ve gençlik filmi.okula yeni gelen iskender iskit ve ona hayran olan kız öğrencilerinin eğlenceli öyküsü.iskender le behlül ün sonunda kavuşması iyi oldu

Cevap Yaz
Yandex.Metrica