Vesikalı Yarim

9,20

( 49 kişi yorum yaptı )

Vesikalı Yarim

Sinema Filmi

1968

Beyoğlu, [‘Büyük Acı’ (1971) filminde tekrar göreceğimiz] ‘Şen Saz’.
Sahnedeki sanatçı ‘Şükran Ay’ın sesiyle Kahverengi Gözlerin’i (1967) söylüyor. Birazdan ‘Sokağın Ardındayım’ var.
Yüreğinden bir çığlık gibi kopan ‘Kalbimi Kıra Kıra’ için daha bekleyeceğiz.
Fethi; “Gariban kızlar işte, ne olacak. Bunların baktıkları aynalar bile küflenmiştir.”
Cemil; “Bunlar var ya, muhabbetin her türlüsünü bilirler. Erkeklerine kul köle olurlar. Dayaktan, küfürden, jiletten, bıçaktan geçtim, üste para yedirir de gene yaranamazlar… Bunlar bir erkeğe tutuldular mı, hele bir de içip sarhoşladılar mı dağları düz ederler be.”


Siyah beyaz İstanbul ve sakin, huzurlu Kocamustafapaşa. Bir manastırdan döndürülen Sünbülefendi Camisi.
Dört manav arkadaş. Halil, Cemil, Fethi ve (senaryodaki adını öğreneme diğimiz) Hakkı Kıvanç. Sebze ve meyveyi Halil’in bostanından ve O’nun at arabası ile getiriyorlar. Delikanlı, babasıyla beraber çalışıyor.
Filmin ortalarına doğru Toptancı Hali’ne de mal verdiklerini anlayacağız. Belki bu nedenle, belki de abartısız ve güçlü kişiliğinden dolayı sözü daha fazla dinleniyor. Biraz sıkça olan rakı geceleri için “Verdiğimiz para ile bir meyhane de biz açardık’ dedikleri Ayı Rıfat’ın yerindeler.
O gün, Fethi (çok kişinin yaşantısını etkileyecek) bir değişiklik yapar; “Akşama bendensiniz. Bir büyük şişe ve nevalesi benden. Fazlasına aklım ermez. Size bu ikramı Beyoğlu’nda yapacağım. Bıktım Ayı Rıfat’ın meyhanesinden. Daha masraflı olur ama gözümüz gönlümüz açılır birazcık… Delikanlılıkta, insan her bir yolu görmeli her bir dereyi geçmeli.”
Beyoğlu’nda bir iki yere baktıktan sonra Taksim tarafındaki Şen Saz’ı seçerler. ‘Sohbet içre’ iken ve biz daha fazla mest olmuşken, arkadaşları “Halil yabancımız değil. Başımız da bağlı değil” diyerek başka bir yere, birbirlerinin kulaklarına fısıldadıkları bir yere gitmek üzere kalkarlar.
“Ben 1–2 kadeh daha çekip eve gideceğim” diyen Halil, bir ara garsonu çağırmak için arkasına bakıyor. Masaya döndüğünde öyle bir şey görür ki ‘eve gitmesi’ 1–2 yıl sonra olacaktır!
Sabiha… Sabiha’yı görür. Güzelliği ile çevrenin sesi ve görüntüsü uzakta kalmış. “Bir sigara içebilir miyim? Yakar mısın?”
O gece beraber çıkarlar. Gittikleri Tabarin Bar’da, herkes [‘Son Hatıra’da (1968) Nuray olarak gördüğümüz] dansözü seyrederken Halil (bizim gibi) gözlerini Sabiha’dan ayıramıyor. “Beni değil O’nu seyret.”
Sabaha karşı genç kızın Hamalbaşı’ndaki evine giderler.
Akşamleyin ‘Şen Saz’.
Sabiha; “Bizde yatıp uyudu… Salonda.”
Müjgan; “Yaa! Ayrı ayrı demek. Başka erkek olsa o kadar masraftan sonra…”
Bir gece önce “Süslü, esanslı kadın tanımadım. Bu saate kadar da içmedim, arkadaş düğünleri haricinde” diyen Halil’e “Gelme bir daha. İçkiye, saza, eğlenceye bir alışırsın, bir daha da…” demişti Sabiha.
Ama hem de büyük bir sepet dolusu meyve ile tekrar gelir. “Şaşkınım dün geceden beri… Aşikâre hoşlandım. Hoşlanmaktan da beter mi ne.”
Sabiha’nın üç odalı evine yerleşir. Genç kız asıl şimdi seviyor bu evi. “Daha evvel, ne bileyim ben, bir barınaktı sadece. Şimdi ev oldu.” Bırakır Saz’da çalışmayı.
Halil, Beyoğlu’nda sokakta sandıkla limon portakal satmaya başlar. “Babandan ayrılmışsın diye duyduk diyenlere “Bir dükkân da Beyoğlu’nda açacağız. Tecrübedeyiz şimdi” demektedir.
Beraberliklerinin verdiği mutluluk çok belirgin. Ama nereye kadar!
Zamanla sevgileri zorlanmaya başlar. Sabiha’da gözü olan Necmi ile kavga… Fakat asıl sıkıntı bizi de şaşırtan o konuşmadan sonra.
Cemil; “Karısını, çocuklarını da mı düşünmez bu adam?”
Müjgan; “Evli mi? Üstelik evli öyle mi?”
Sabiha, uzun bir süre dirense de sonunda o manav dükkânına gider. Ürkek, şaşkın “Şey… Bir kilo elma” dediğinde, gün görmüş yaşlı adamdan “Halil nasıl” karşılığı gelecektir.
İkisini de çok sevmemize karşın ‘ilişkilerinin imkânsızlığını’ (Kazablanka’nın oradaki ‘o aşılmaz duvar’ gibi) hissetmeye başlarız. Sabiha, delikanlı uzaklaşsın diye tekrar Saz’da çalışmayı bile deniyor. Ama bir gün istenmeyen ama kaçınılmaz şey gerçekleşir. Halil, Despina’nın (duvarında Fikret Hakan’ın resmi olan) meyhanesinde Necmi’yi bıçaklar.
Sabiha’yı ziyarete gelen Gazino Patronu-Zeki Sezer “Herif çok kan kaybetmiş. Zor kurtarmışlar. Seninki en az bir sene yatar” diyor.
Sabırla bekleyen genç kadın, tam da tahliye günü Saz’a gider.
Nasıl olup da yapabildi bilinmez, ama bu kez sevdiği kadını bıçaklar Halil. “Ben vurdum kendimi. Elim kaydı. Kaza” diyor Sabiha.
Sonraki birkaç gün boyunca kendisiyle sessiz bir hesaplaşma içindeydi delikanlı. Verdiği kararla, Kocamustafapaşa’nın dar sokaklarından birindeki evin kapısı vurulur. Kapıyı açan cin gibi bir çocuk kısa süren şaşkınlıktan sonra içeri doğru bağırır; “Anne… Babam geldi.”

Filmin sonunda, içimizin titrediği manav dükkânına doğru bir adım atan Sabiha…
O sırada meşgul olan Halil’in değil ama torununu kucaklamış dedenin bakışları ile karşılaşınca adımını geri çeker ve gözyaşlarını içine akıtarak şehrin kalabalığı arasında kaybolur.
“Gözyaşların boşuna//Düşmem artık peşine//Yansın yüreğin yansın//Şimdi de bende sıra//**//Kalbimi kıra kıra//Bıraktın bir hatıra//Günahını yalancı//Dudaklarında ara.” (Hikmet Münir Ebcioğlu / Teoman Alpay).
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Lütfi Ö. Akad
Senaryo
Yapımcı Şeref Gür
Müzik Metin Bükey , Şükran Ay
Görüntü Yönetmeni Ali Uğur
Eser
Vizyona Giriş Tarihi 17 Mart 1978
Süre 88 dk
Tür Dram, Duygusal, Müzikal, Psikolojik
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler At Arabası, Beyoğlu, Bir Yanı Yaralı, Cezaevi, Hastane, Daha Fazlası

Ödüller

En İyi 2. Film (5. Antalya Film Şenliği-1968)

Oynayanlar

Türkan Şoray Türkan Şoray Sabiha
İzzet Günay İzzet Günay Halil
Ayfer Feray Ayfer Feray Müjgan
Selahattin İçsel Selahattin İçsel Halil'in Babası
Behçet Nacar Behçet Nacar Necmi
Semih Sezerli Semih Sezerli Fethi
Aydemir Akbaş Aydemir Akbaş Cemil
Hakkı Kıvanç Hakkı Kıvanç Halil`in Arkadaşı
Turgut Baydar Turgut Baydar Halil`in Oğlu
Orhan Çoban Orhan Çoban Garson
Necip Tekçe Necip Tekçe Necmi'nin Arkadaşı
Ahmet Şenses Ahmet Şenses Müşteri
Yaşar Şener Yaşar Şener Çiçekçi
İlhan Hemşeri İlhan Hemşeri Müşteri
Osman Han Osman Han Garson
Doğan Tamer Doğan Tamer Müşteri
Ali Demir Ali Demir Garson
Aynur Akarsu Aynur Akarsu
Hayri Esen Hayri Esen İzzet Günay Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Türkan Şoray Seslendirmesi
Alev Koral Alev Koral Ayfer Feray Seslendirmesi
Osman Alyanak Osman Alyanak Selahattin İçsel Seslendirmesi
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Behçet Nacar Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Semih Sezerli Seslendirmesi
Esen Günay Esen Günay Zeki Sezer Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Hakkı Haktan Seslendirmesi
Lale Belkıs Lale Belkıs Halilin annesi seslendirmesi
Ayşegül Devrim Ayşegül Devrim Seslendirme
Orhan Alkan Orhan Alkan Yaşar Şener Seslendirmesi
Bülent Koral Bülent Koral Aydemir Akbaş Seslendirmesi
Hakkı Haktan Hakkı Haktan Garson Tahsin
Behice İmer Behice İmer

Ekip

Kurgu Diamandi Filmeridis (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Fethi Oğuz (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Semih Sezerli (Yapım Amiri)
Yönetmen Ekibi Erdoğan Avcı (Yönetmen Yardımcısı)
Çetin İnanç (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi İzzet Akay (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Sezai Elmaskaya (Negatif Kurgu)
Hilmi Başcan (Laboratuar Şefi)
Hayati Akbulut (Laboratuar)
Erdoğan Dolapçı (Laboratuar)
Okay Körmükçü (Laboratuar)
Işık Ekibi Halit Aysan (Işık Şefi)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Şükran Ay (Şarkılar)

Firmalar

Şeref Film (Yapım)
Erman Film (Film Hazırlık)
Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Enstitüsü (Restorasyon HD)

Son Yorumlar (49)

tastekne1 avatar tastekne1 21 Kasım 2016 18:46:15

Halil'in manavına gider Sabiha. Ailesini yoklamak için. Babasının kendisini tanımadığını sanır. Bir kilo elma ister. Adam, elmaları almak için eğilir. Sabiha'nın yüzüne bakmadan, eğildiği yerden, "Halil nasıl? İyi mi? diye sorar. Sabiha, şaşakalır. Ö yledir Halil'in babası. Kimseyi "yüzlemez."...Büyük usta Lütfü Akad'ı, saygıyla, minnetle anıyorum.

TubaArtan avatar TubaArtan 17 Kasım 2016 14:37:12


Daha jeneriğinden başlar yürek sızısı, 'kalbimi kıra kıra bıraktın bir hatıra'... gerisi içinse ne denebilir ki sadece izler ve hissedersin..İzzet Günay Ve Türkan Şoray ın ellerinden öpüyorum

ALPER05 29 Haziran 2016 14:26:18

Tekrar tekrar izlediğim, eski İstanbul havasını teneffüs etmenizi sağlayan, fazlasıyla gerçekçi ve sade bir film. İzzet Günay'ın en iyi filmi. Türk Sineması adına gurur tablosu olan bir başyapıt.

vatansever10 avatar vatansever10 23 Nisan 2016 12:04:03

10

Yeşilçam adına başyapıt sayılabilecek filmlerden birtanesi bence.Türkan Şoray'ın kocaman gözleri ile hüzünlü bakışı,filmin can alıcı yerlerinde Şükran Ay'ın kalbimi kıra kıra şarkısının girmesi ve nerdeyse bütün oyuncuların üst düzey performansları.. Tek kelime ile muhteşem bir film.

performer avatar performer 15 Ocak 2016 22:42:08

10

çok güzel bir film. lütfi akad genelde kameraman gani turanlı ile çalışıyormuş ama bu filmde hemen hemen gani turanlı kadar iyi bir kameraman ali uğur ile çalışmış. metin bükey'in muhteşem ötesi müzikleri filmin diğer güzellikleri...safa önal'ın sena ryosu zaten her zaman olduğu gibi fevkalade... ayrıca yönetmenimiz başroldeki karakterleri ön plana daha çok çıkarmak için sanki yan rollerdeki isimlere fazla sahne vermemiş.

mncelik 15 Ocak 2016 22:08:31

‪‎Lütfi Akad‬’ın 1968 tarihinde yönettiği ‪‬ filminin senaryosunda geçen en kritik diyalogları Safa Önal yemek aralarında, peçetelerin ve sigara kartonetlerinin üzerine yazar.

Yandex.Metrica