Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Vesikalı Yarim

Vesikalı Yarim

9,13

(57 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 17 Mart 1978 1 Saat 28 Dk Müzikal Dram Duygusal Psikolojik Müzikal, Dram, Duygusal, Psikolojik

Yönetmen: Lütfi Ö. Akad Lütfi Ö. Akad

Ülke: türkiye

Oyuncular: Timuçin Caymaz, Erdoğan Esenboğa, Osman Han, Ayşegül Devrim, İlhan Hemşeri, Turgut Baydar, Ahmet Şenses, Lale Belkıs, Hayri Esen, Zafer Önen Devamını Gör...

Ödüller: En İyi 2. Film

Konusu : Beyoğlu, [‘Büyük Acı’ (1971) filminde tekrar göreceğimiz] ‘Şen Saz’. Sahnedeki sanatçı ‘Şükran Ay’ın sesiyle Kahverengi Gözlerin’i (1967) söylüyor. Birazdan ‘Sokağın Ardındayım’ var. Yüreğinden bir çığlık gibi kopan ‘Kalbimi Kıra Kıra’ için daha bekleyeceğiz. Fethi; “Gariban kızlar işte, ne olacak. Bunların baktıkları aynalar bile küflenmiştir.” Cemil; “Bunlar var ya, muhabbetin her türlüsünü bilirler. Erkeklerine kul köle olurlar. Dayaktan, küfürden, jiletten, bıçaktan geçtim, üste para yedirir de gene yaranamazlar… Bunlar bir erkeğe tutuldular mı, hele bir de içip sarhoşladılar mı dağları düz ederler be.” Siyah beyaz İstanbul ve sakin, huzurlu Kocamustafapaşa. Bir manastırdan döndürülen Sünbülefendi Camisi. Dört manav arkadaş. Halil, Cemil, Fethi ve (senaryodaki adını öğrenemediğimiz) Hakkı Kıvanç. Sebze ve meyveyi Halil’in bostanından ve O’nun at arabası ile getiriyorlar. Delikanlı, babasıyla beraber çalışıyor. Filmin ortalarına doğru Toptancı Hali’ne de mal verdiklerini anlayacağız. Belki bu nedenle, belki de abartısız ve güçlü kişiliğinden dolayı sözü daha fazla dinleniyor. Biraz sıkça olan rakı geceleri için “Verdiğimiz para ile bir meyhane de biz açardık’ dedikleri Ayı Rıfat’ın yerindeler. O gün, Fethi (çok kişinin yaşantısını etkileyecek) bir değişiklik yapar; “Akşama bendensiniz. Bir büyük şişe ve nevalesi benden. Fazlasına aklım ermez. Size bu ikramı Beyoğlu’nda yapacağım. Bıktım Ayı Rıfat’ın meyhanesinden. Daha masraflı olur ama gözümüz gönlümüz açılır birazcık… Delikanlılıkta, insan her bir yolu görmeli her bir dereyi geçmeli.” Beyoğlu’nda bir iki yere baktıktan sonra Taksim tarafındaki Şen Saz’ı seçerler. ‘Sohbet içre’ iken ve biz daha fazla mest olmuşken, arkadaşları “Halil yabancımız değil. Başımız da bağlı değil” diyerek başka bir yere, birbirlerinin kulaklarına fısıldadıkları bir yere gitmek üzere kalkarlar. “Ben 1–2 kadeh daha çekip eve gideceğim” diyen Halil, bir ara garsonu çağırmak için arkasına bakıyor. Masaya döndüğünde öyle bir şey görür ki ‘eve gitmesi’ 1–2 yıl sonra olacaktır! Sabiha… Sabiha’yı görür. Güzelliği ile çevrenin sesi ve görüntüsü uzakta kalmış. “Bir sigara içebilir miyim? Yakar mısın?” O gece beraber çıkarlar. Gittikleri Tabarin Bar’da, herkes [‘Son Hatıra’da (1968) Nuray olarak gördüğümüz] dansözü seyrederken Halil (bizim gibi) gözlerini Sabiha’dan ayıramıyor. “Beni değil O’nu seyret.” Sabaha karşı genç kızın Hamalbaşı’ndaki evine giderler. Akşamleyin ‘Şen Saz’. Sabiha; “Bizde yatıp uyudu… Salonda.” Müjgan; “Yaa! Ayrı ayrı demek. Başka erkek olsa o kadar masraftan sonra…” Bir gece önce “Süslü, esanslı kadın tanımadım. Bu saate kadar da içmedim, arkadaş düğünleri haricinde” diyen Halil’e “Gelme bir daha. İçkiye, saza, eğlenceye bir alışırsın, bir daha da…” demişti Sabiha. Ama hem de büyük bir sepet dolusu meyve ile tekrar gelir. “Şaşkınım dün geceden beri… Aşikâre hoşlandım. Hoşlanmaktan da beter mi ne.” Sabiha’nın üç odalı evine yerleşir. Genç kız asıl şimdi seviyor bu evi. “Daha evvel, ne bileyim ben, bir barınaktı sadece. Şimdi ev oldu.” Bırakır Saz’da çalışmayı. Halil, Beyoğlu’nda sokakta sandıkla limon portakal satmaya başlar. “Babandan ayrılmışsın diye duyduk diyenlere “Bir dükkân da Beyoğlu’nda açacağız. Tecrübedeyiz şimdi” demektedir. Beraberliklerinin verdiği mutluluk çok belirgin. Ama nereye kadar! Zamanla sevgileri zorlanmaya başlar. Sabiha’da gözü olan Necmi ile kavga… Fakat asıl sıkıntı bizi de şaşırtan o konuşmadan sonra. Cemil; “Karısını, çocuklarını da mı düşünmez bu adam?” Müjgan; “Evli mi? Üstelik evli öyle mi?” Sabiha, uzun bir süre dirense de sonunda o manav dükkânına gider. Ürkek, şaşkın “Şey… Bir kilo elma” dediğinde, gün görmüş yaşlı adamdan “Halil nasıl” karşılığı gelecektir. İkisini de çok sevmemize karşın ‘ilişkilerinin imkânsızlığını’ (Kazablanka’nın oradaki ‘o aşılmaz duvar’ gibi) hissetmeye başlarız. Sabiha, delikanlı uzaklaşsın diye tekrar Saz’da çalışmayı bile deniyor. Ama bir gün istenmeyen ama kaçınılmaz şey gerçekleşir. Halil, Despina’nın (duvarında Fikret Hakan’ın resmi olan) meyhanesinde Necmi’yi bıçaklar. Sabiha’yı ziyarete gelen Gazino Patronu-Zeki Sezer “Herif çok kan kaybetmiş. Zor kurtarmışlar. Seninki en az bir sene yatar” diyor. Sabırla bekleyen genç kadın, tam da tahliye günü Saz’a gider. Nasıl olup da yapabildi bilinmez, ama bu kez sevdiği kadını bıçaklar Halil. “Ben vurdum kendimi. Elim kaydı. Kaza” diyor Sabiha. Sonraki birkaç gün boyunca kendisiyle sessiz bir hesaplaşma içindeydi delikanlı. Verdiği kararla, Kocamustafapaşa’nın dar sokaklarından birindeki evin kapısı vurulur. Kapıyı açan cin gibi bir çocuk kısa süren şaşkınlıktan sonra içeri doğru bağırır; “Anne… Babam geldi.” Filmin sonunda, içimizin titrediği manav dükkânına doğru bir adım atan Sabiha… O sırada meşgul olan Halil’in değil ama torununu kucaklamış dedenin bakışları ile karşılaşınca adımını geri çeker ve gözyaşlarını içine akıtarak şehrin kalabalığı arasında kaybolur. “Gözyaşların boşuna//Düşmem artık peşine//Yansın yüreğin yansın//Şimdi de bende sıra//**//Kalbimi kıra kıra//Bıraktın bir hatıra//Günahını yalancı//Dudaklarında ara.” (Hikmet Münir Ebcioğlu / Teoman Alpay). (Yazan: Murat Çelenligil)



performer

20 Ocak 2020 22:11

türk sinema tarihinin en iyi filmlerinden... 1 damla kusur yok filmde ama 1000 damla gözyaşı var.

Cevap Yaz

gelibolu

15 Temmuz 2019 22:27

Safa Onal nasil olmussa olmus Oskarlik Altin Palmiyelik bir senaryo yazmayi becermis. Hikaye Sait Faik‘ten cikinca bir saheseri seyrediyorsunuz ve o buyuk ustat sahit olmadigi bir olayi yazmadigi da bilinince aslinda yasanmis bir olayin kurguya dokulmus acikli yurek burkan halini izliyor acaba Sabihaya ne oldu diye aci cekiyorsunuz. Lutfi O. Akad yonetmenliginin zirvesini gormus, ne Turkan Soray ne de Izzet Gunay bu filmdeki performanslarinin uzerine cikabilmistir bir daha. Turkan en guzel Izzet en olgun cagindadir ve klasik siyah beyaz yesilcamin sonuna denk gelmistir bu film. Antalya Film festi valinde o sene Ince Cumali gibi vasat bir filmin 1. secilmesi ise ayri bir kepazeliktir.

Cevap Yaz

ali2y

20 Mayıs 2019 16:41

Eski Istanbul görüntüleri, şarkıları ve oyuncu seçimleri ile güzel bir film. Senaryosu ne kadar gerçekçi bilemiyorum. Pavyon sahnelerinde yine Türkan Şoray ın oynadığı Seni Seviyorum beni daha çok etkiledi. Replikleri çarpıcı bir film.

Cevap Yaz

burcusara

22 Mart 2019 01:04

Film gerçekten çok güzel. Ama herhalde benim aldatan erkeklere tahammülüm yok fazla ki ne burda İzzet Günay'ın canladırdığı karektere ne de Sarmaş Dolaş filmindeki Tanju Korelin canlandırdığı karektere ısınabildim. Türkan Şoray ise yüreğimi burktu, hele son sahnesinde.

Cevap Yaz

KartalTibetTutkunu

14 Ekim 2017 23:45

Türk sineması yeşilçam'ın duygusal dram tarz film olarak ilk üç sıradaki baş yapıt. (diğer ikisi "Boş Çerçeve & Kader Böyle İstedi" filmi diyor, başkada bir şey demiyor.. emeği geçen herkese ayakta alkışlıyorum Şükran AY'ı da tabi ki..

Cevap Yaz

erhaab

6 Nisan 2017 05:39

Sevmek Zamanı, Züğürt Ağa, Uçurtmayı Vurmasınlar ve Hababam Sınıfı (1-2-3-4) filmlerinden sonra Türk Sinemasının en iyi 5.filmi bana göre Vesikalı Yarim filmidir ki ayrıca Türkan Sultanın yüz güzelliğini en çok bu filmde görürüz. Bambaşka dünyaların insanları olan Halil ile Sabihanın aşkını anlatan bu filmde kavuşamama nedenleri Sabihanın vesikası değil, Halil'in evli olmasıdır. İnanılmaz replikler barındırır bu film. ''Evli miymiş sorsana'' cümlesine Sabihanın ''soramam, ya evet derse..'" demesi, kendisine ihanet ettiğini sanan Sabihayı bıçaklayan Halilin Sabiha onu polise karşı koruyunca '"esas şimdi yıktı beni'' sözü gibi nice dokunaklı replikler vardır. İlâveten Halilin görmüş geçirmiş babası da efsanedir. Halil ile Sabihanın aşkına saygı duyar ve hatta filmin sonunda Sabihanın çaresizce gitmesine şahit olup onun için üzülür de. Ayrıca oğlu Halil hapise düşünce yanlış anlamasın diye ziyaretine gitmeyecek kadar ince düşüncelidir baba çünkü Halil görünürde yuvasını bir konsomatris için sarsmıştır. Bunu yüzüne vurmuş gibi olmamak için ziyarete gitmez. Baba ayrıca Sabihanın kendince namuslu olduğunun da farkındadır. Halil oğlunun başını okşayınca ufacık çocuk annesine ''başımı okşadı, kalacak mı ki'' diye heyecanla sorar. Her şeyin farkında olan Halilin karısı hiçbir şey diyemez çocuğuna ve o sessiz kadın kaderine razıdır. Filmdeki her karakterin üzerinde fazlasıyla çalışılmış ve bu o kadar güzel yansıtılmış ki senarist Safa Önal'ı ve Sait Faik'i tekrar tekrar tebrik etmek gerekli. Bu sıradan gibi gözüken konuyu bambaşka bir esere dönüştürmüşler.

Cevap Yaz

karadagli61

12 Şubat 2017 02:28

Sükran Ay müzikleri filme ayrı bir lezzet verdi, fakat film de ki müzikleri -sanırım film için yorumlamis- bulamadim

Cevap Yaz

balabangür

3 Ocak 2017 10:30

Müzikleriyle istanbul mekanlarıyla türkan şorayın güzelliğiyle çok güzel bir aşk filmi ama filmde sosyal mesajlarda çok. Geleneksel türk insanına, aile yaşantısına dikkat çekilmek istenmiş. Pavyonda çalışan süslü makyajlı kadınların bile sizden bizden çevremizdeki birinden farklı olmadığı gösteriliyor. müjgan karakteri yaşlılığı için şimdiden halıları almış sonrasında bir ev alıp rahat etmek arzusunda. türkan şorayla izzet günay arasındaki makyaj ve sabiha ismi üzerine geçen diyalaoğu da öyle. benim çok hoşuma gitmişti öyle ya sabiha yada diğer alaturka isimleri süslü bir hayata yakıştırmayız. filmde kötü karakter diye bir şey yok varsada behcet nacar çok hissettirmiyor kendini. zaten sorun etmiyorlar çünkü en büyük sorun farklı dünyaları yaşayan iki insanın (özünde farklı değiller bence) imkansız aşkı. genelinde siyah beyazın çok yakıştığı iç burkan sıcak bir aşk filmi kesinlikle seyredin.

Cevap Yaz

tastekne1

21 Kasım 2016 18:46

Halil'in manavına gider Sabiha. Ailesini yoklamak için. Babasının kendisini tanımadığını sanır. Bir kilo elma ister. Adam, elmaları almak için eğilir. Sabiha'nın yüzüne bakmadan, eğildiği yerden, "Halil nasıl? İyi mi? diye sorar. Sabiha, şaşakalır. Öyledir Halil'in babası. Kimseyi "yüzlemez."...Büyük usta Lütfü Akad'ı, saygıyla, minnetle anıyorum.

Cevap Yaz

TubaArtan

17 Kasım 2016 14:37

Daha jeneriğinden başlar yürek sızısı, 'kalbimi kıra kıra bıraktın bir hatıra'... gerisi içinse ne denebilir ki sadece izler ve hissedersin..İzzet Günay Ve Türkan Şoray ın ellerinden öpüyorum

Cevap Yaz
Yandex.Metrica