Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Gülbin Eray (Güngör Eraybar)

Gülbin Eray

Doğum Yeri : İstanbul

Doğum Tarihi : 5 Nisan 1936

Eğitim : Kadıköy Kız Sanat Enstütüsü

Hakkında :



KartalTibetTutkunu

25 Temmuz 2017 01:30

Yeşilçam döneminin sayılı vamp kadın oyuncularından birisi olarak sıradışı bir oyuncu imgesi yaratmıştır Türk sinemasında oyuncu gibi oyuncu sözünün tam karşılığı Sağlıklı bir yaşam dilerim

Cevap Yaz

Kaptan34

21 Aralık 2015 07:45

Fişek Necmi filminde harikaydı

Cevap Yaz

mncelik

20 Aralık 2015 20:39

(Ses dergisi – 15 Ekim 1966) "Gülbin Eray: Sinemadaki En Nankör Roller, Vamp Rolleri" Sinema ve tiyatro oyunculuğunun yanı sıra mankenlik ve fotomodellik de yapan Gülbin Eray, “Filmcilerin gözünde bizim kıymetimiz yok” diyor… Cihangir’de, Sormagir Sokağı’nın bir apartmanın birinci katında yalnız başına oturuyor Gülbin Eray… Balkonundan Boğaziçi, Üsküdar, Adalar görünüyor. Sarmaşıklı pencereleri, geniş, kalın perdeleri var. O kadar orijinal bir dekorasyon ki hemen «değişik» bir insanın evine girdiğinizi anlıyorsunuz. Evler, içinde oturan kişilerin karakterini gösteren aynalardır. Gülbin’in «aynası» da evi. Bir yemek masası var; cilalı, ağaçtan yapılmış; bir peykesi, iki yüksek, aralıklı iskemlesi olan bir masa… Yerde kilimler, puf, minderler bir de tahtadan eşek… Üzerine oturunca zilleri çalıyor. Koltuklar, kanepeler de var, ama Gülbin bunların hiç birine oturmuyor, eline bir elma alıp hem yiyor, hem de plajda kumlara yatar gibi uzanıyor. «Sereserpe» denemez bu haline. Çünkü Gülbin demek pantolon demek… George Sand gibi, pantolonsuz gezmiyor. «Niçin?» diye sorduğunuz zaman: – «Benim özelliğim bu… Madem ki özel hayatımı çekip, yazıyorsunuz… Pantolonsuz gezmem. Ama soyunmaktan da korkmuyorum. Zaten karakter artistleri kadınlar, eğer genç ise, muhakkak soyunuyor. Daha doğrusu rejisörler bizi soğan gibi soyuyor…» Gülbin Eray güzel cümle yapıyor, güzel yazı yazıyor. Hikayeleri var. Söz aşka, flörte gelince, son «erkek arkadaşı»ndan yanıp yakılıyor: – «Duygularımda, sözlerimde açık ve içten olduğum için bu kez de beni aldattılar. Ama, artık olgun insanlarla geziyorum. Onlardan zarar gelmiyor. Daha önce de bir doktor arkadaşım vardı, çok iyi insandı…» Oturduğum kanepenin kenarında Rodrigo’nun gitar konçertosunun plağı duruyor. Tavandan yerlere kadar sarkan abajurlu lambalardan renkli ışıklar dökülüyor. Duvarlarda köy işi heybeler, kaşıklar… – «Yerli sinemada sadece genç kız rollerine çıkanlara para veriliyor. Filmcilerin gözünde bizim kıymetimiz yok. Ben fotoğraf modelliği, defilelerde mankenlik yapmasam aç kalırım valla. Vamp rolleri en nankör roller. Çünkü sanata, oyuna filan lüzum yok. Her sinemaya ayak basan genç kadın soyunmakla işe başlıyor. Soyunan kadın da o kadar çok ki, filmci bizi kısa zamanda unutuveriyor.» Sinirli, hırçın, aksi bir hali var. Oysa, yıllar önce Küçük Sahne’de «Hepimiz Paris’te» oyununda sahneye çıkmadan önce prodüktör Galip San’ın sekreteri iken ne kadar yumuşak, sakin bir kızdı. Bunları düşündüm ve söyledim. – «Ne yapayım, insanlar, etrafımdakiler beni böyle yaptı. İsyankar, sert, kavgacı davranışım dünyanın ve insanların kötülüklerine karşı bir tepki.» Durdu, daldı. Sonra uzandığı döşemeden jimnastik yapar gibi, bir balerin edasıyla havaya fırladı: – «Hadi, güneş batmadan resimleri çekelim. Ev çok dağınık, evde çektirmem…» dedi. Sonra hemen ilave etti: – «Çıplak da çektirmem. Ben kişilik sahibi bir kadınım.» Yıldız Parkı’na gittik. Güneş ağaçlar arasından bir görünüp bir kayboluyor. Pantolonlu resimlerini çekerken etrafımızda dokuz, on kişi toplandı. Birkaç pozdan sonra çantasından bulüz, pantolon çıkardı. Herkesin gözü önünde soyunup, giyindi. «Seyirciler»den, «Ooooo… Şuraya bak…» sesleri yükseldi. Sütyen taktı, sütyen çıkardı. Mayoya benzer bir kostümle kaldı. Sonra bir başka pantolon daha giydi. Pozları kendisi verdi. Süratliydi, içi içine sığmıyordu. Yıldız Parkı’ndan çıkarken çıplak belli bulüz ve dar pantolonuyla herkesin dikkatini çekiyordu. «Tuncel Kurtiz’in evine gidelim. Orada kafaları çekeriz» dedi. Bir taksiye atladık. Arnavutköy’ün yolunu tuttuk.

Cevap Yaz

Avcı24

21 Mayıs 2014 19:22

güzelliği ile dikkat çekmiştir

Cevap Yaz

Lalegül34

25 Ocak 2014 15:16

acemi çapkın ve şoförler kralı filminde çok başarılıydı

Cevap Yaz

sevgi34

30 Ağustos 2013 15:19

benim beğendiğim bir oyuncu aslında baş rolerin oyuncusu olmalıydı

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

5 Şubat 2012 03:01

Sinemada sanatçı daha çok vamp kadını rolün'de oynamıştır. Aslında oyuncu gibi oyuncu.. Nedense? Sinemayı çokta erken bırakmış...

Cevap Yaz

yedikule_zindanı

15 Ağustos 2009 03:27

Beğendiğim bir oyuncu idi..Döneminde çevirdiği filmlerini izlerim, denk gelince..

Cevap Yaz

capone

2 Nisan 2008 11:27

dönemin en ünlü vamp oyuncularından diclehan baban a çok benzer

Cevap Yaz

tagri

22 Mayıs 2006 11:28

Sinemamızın sıradışı en ilginç yüzlerinden biriydi. Çok daha güzel, çok daha çekici sarışın ve renkli gözlü bir Çolpan İlhan gibi. Türk standartların çok dışında olduğu için hep yan rollerde kullanıldı, Refiğ\'in Haremde Dört Kadın, Gurbet Kuşları gibi filmlerinde etkileyici lavanten kadın portreleri çizdi. Sanırım lavanten ya da yabancı kadınları sinemamızda en inandırıcı oynayan oyunculardan biri, belki de en önde geleniydi. Ayrıca Sağıroğlu\'nun Ben Öldükçe Yaşarım\'daki performansı, ve Evin\'in ismini unuttuğum Cahide Sonku\'nun da oynadığı son derece kötü filmindeki Tango Suzan rolleri de çarpıcı portrelerdi. Yeşilçam Eray\'ı \"Kötü Kadin\" tiplemesinde değerlendirmek istedi, ama çok daha sıradışı ve sofistike olduğu için bir Neriman Köksal, Aliye Rona, Suzan Avcı gibi kalıplara hitap eden növaşta bir \"Yeşilçam Kötü Kadın\"ı olamadı, bu kulvarda Lale Belkıs da bu kalıp içinde daha tanınan bir imge olsa da, Yeşilçamın rövaştalarından bir değildi aslında. Uzunca bir dönem tiyatro yaptı, bir dönem kanto söyledi. Acaba şimdi nerededir ne yapar? Neden hiç bir film ya da dizi yönetmeninin aklına gelip de, yeniden ortaya çıkarılmaz.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica