Şellale

6,82

( 15 kişi yorum yaptı )

Şellale

(Şellale)

Sinema Filmi

2001

Filmdeki olaylar, 1960 yılında, 27 Mayıs askeri müdahalesinden bir buçuk ay önce Antakya'nın Harbiye beldesinde cereyan ediyor. Türkiye'nin 27 Mayıs öncesi içinde bulunduğu ekonomik ve politik kriz, Harbiye'li bir ailenin trajik öyküsüyle yansır. Cemal'in DP'li babası ile CHP'li amcası arasında, politik tercihleri yüzünden devamlı bir kavga vardır. İki kardeş birbirinin yüzünü bile görmemek için evlerinin bulunduğu ortak avluyu, yüksekçe bir duvar inşa ederek bölerler. Fakat bu duvar birbirlerine sataşmalarını ve duvara merdiven dayayıp duvarın tepesinde birbirlerini hırpalamalarını engellemez... Aile efradı arasındaki sonu gelmez kavgalar, suçlamalar ve nedenini bilmedikleri nefret ironik bir dille anlatılırken, kasabalıların rüyalarını anlattıkları Harbiye Şelalesi'nin öyküsü, lirik bir şekilde araya girer. Kasabada şelaleye rüya anlatma geleneği mevcuttur, çünkü onların deyimiyle "rüyalar sadece akan suya anlatılır ve yorumları Yusuf Peygamber'e mahsustur". Bu geleneğe bağlı olarak Cemal de kız kardeşi Şehra ile sık sık şelaleye giderek rüyalarını anlatır. Bir gün baraj yapmak için şelalenin ağzını genişletmeye kalkan bir inşaat ekibi, şelale ağzındaki kayaları dinamitleyince kayalar yarılır ve şelale suyunun önemli bir kısmı kaybolur. Bu olay, kasaba halkında çeşitli reaksiyonlara sebep olacaktır...

Künye

Yönetmen Semir Aslanyürek
Senaryo
Yapımcı Yalçın Kılıç , Ezel Akay
Müzik Sunay Özgür
Görüntü Yönetmeni Hayk Kirakosyan
Vizyona Giriş Tarihi 16 Kasım 2001
Süre 120 dk
Tür Dram, Komedi, Politik
Özellikler 35 mm, Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Amerika, Darbe, Deli, Komünist , Köy, Daha Fazlası

Ödüller

En İyi Erkek Oyuncu (7. Sadri Alışık Ödülleri-2002)

Umut Veren Genç Kadın Oyuncu (9.Magazin Gazetecileri Derneği Ödülleri-2001)

En İyi Görüntü Yönetmeni (23. Siyad Türk Sineması Ödülleri-2001)

Ekip

Kurgu Senat Preşeva (Kurgu)
Mustafa Preşeva (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Levent Uysal (Sanat Yönetmeni)
Kostüm Tasarım Bülent Münüklü (Kostüm Tasarım)
Yönetmen Ekibi Filiz Gülmez (1. Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Yusuf Aslanyürek (Kamera Asistanı)
Serdar Güz (2. Kamera Asistanı)
Ufuk Kayar (Dolly Operatörü)
Post-Prodüksiyon Murat Şenyüz (Post-Prodüksiyon Sorumlusu)
Işık Ekibi Halil Demir (Işık Asistanı)
Engin Altıntaş (Işık Asistanı)
Sanat Ekibi Yasemin Kalaba (Sanat Yönetmeni yrd.)
Efektler Özcan Yıldız (Efekt)
Oyuncu Seçimi Harika Uygur (Cast Direktörü)
Ulaşım Celal Demir (Ulaşım)

Firmalar

Şelale Film (Yapım)
IFR (Yapım)
Pan Nakliyat (Ulaşım)
Toplam İzleyici 230.001

Son Yorumlar (15)

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 13 Ağustos 2011 03:51:08

10

Ben bu filmin ilk başında Fikret KUŞKAN'ın, filmin finalinde de Nurgul YEŞİLÇAY'IN erotik figür olarak neden kullanıldığını bir türlü anlayamadım. Oysa, Hülya KOÇYİĞİT Tuncel KURTİZ ve seçkin cast'ı harkulade oynamış olarakta buldum. Birde filme tema olarak ilgi çekiçi konsept olarak Antakya ya has otantik uyarlama çalışma yapılmış olarakta izlediğimi söyleyebilirim.. Bunca emeğe karşın filme ilginin az olması bence enteresan.

elifyilmaz avatar elifyilmaz 26 Haziran 2009 17:15:06

hamdi alkanın kendini vurduğu sahne çok komikti bi orasını beğendim

Exotic avatar Exotic 22 Haziran 2009 19:38:06

6

Hulya Kocyigit seneler sonra Come Back'ini bu politik/dram filmiyle yapmisti... Turkiyenin 27 mayis oncesi icinde bulundugu ekonomik ve politik kriz bir ailenin hikayesiyle anlatiliyor.Cok begendigimi soyleyemem ama dram sahneleri guzeldi.Tabiki film in en cok konusalan sahnesi ''ozamanlarin Gulsumu'' yani Nurgul Yesilcayin erotik ciplak sevisme sahesiydi. Evet ciplak ve sevisme sahnelerine karsi degilim. Ama bu sahne gercekten cok gereksizdi..Odul alinacan bir sahnede degildi ve Nurgulun hic bir rolu yoktu filmde.. Ordan oraya kosan genc saf bir kizi canlandiriyordu.. O 10 dak icinde goguslerini gosterdi ya hemen bravo yani :) Mesela Vicdan filminde goguslerini gosterseydi oke derdim ama bu filmde cok gereksiz olmus. Nurgulun goguslerini gosterdigi yetmiyormus gibi Fikret Kuskanda cirilciplak soyunuyor bu filmde. Yani cok yonlu bir film dram mi politik mi komedi mi ? Yonetmenimiz karma bir film yapmak istemis ama basaramamis..Nurgulude soyundugu icin kutluyorum :) ama keske baska bir filmde soyunsaydin Nurgulcum!

sinemaaşığı avatar sinemaaşığı 13 Haziran 2009 14:48:06

9

tuncel kurtizi ayakta alkışlıyorum

teneketrampeto avatar teneketrampeto 07 Eylül 2008 18:22:09

10

Antakya’nın bir yöresinin kültürel inanışlarından “şelaleye rüya anlatma” dan yola çıkan bir senaryoda Amerika’nın pislikleri ancak bu kadar anlamlı  ve etkili  anlatılabilir.. .Başrolde bütün oyuncular var evet..yani halk... ne kadar da güzel olmuş ve hepsi ne kadar da başarılı..Asıl bu gibi filmlerin senaryosu da yönetmesi de zordur, çok zenginlik ve doluluk ister çünkü.. Kopukluk ne kelime tersine bir bütünün parçaları var mesajlarında..Her karede o dönemin siyasetlerinin ve Amerika’nın insanı nasıl çok yönlü harap ettiği sergileniyor halkın doğal yaşamından kopmadan hemde. ”çocuklar rüya görmezse yaşayamazmış”..O şelale yılların şelalesi insanların suyunu içtikleri,çamaşırlarını yıkadıkları,rüyalarını anlattıkları..şelale kurutulursa ne çocuklar rüya anlatabilir,ne suyunu kullanabilir,ne etrafında kendine özgü (filmdeki gibi bazen kavgaya dönüşen)  eğlenceler kurabilir..manevi değerler de köreltilirse nasıl yaşar insan?..Bunun yanında okullarda Amerikan sütü içme mecburiyeti Kel Selim’in deyimiyle “Eşek sütü “çocukları rüyasında bile rahat bırakmaz kabusa dönüşür.”İsyan çıktı” diyerek asker çağrılır..Bu bölümler de de traji komedi var...Fülüt sesini duyan asker memleketinin çalgısını anımsayacaktır elbet ve oraya neden geldiğini unutacaktır da tabii..:)bu da bir mesaj..Arama yaparken nerden tanıyacak Stalin’in resmini Kel Selime kanıverecektir tabi ,sonra “emiralay Abdulrezzak”ın resmini koyuverecektir yerine.. Kel Selim’in eşinin kemikleri karşısında nasıl perişan olduğunu görecek maneviyatın güçlülüğü karşısında onlarda çekip gidecektir tabii..Kimi eşek-kedi  kesip sataar, kimi bakliyat çuvalına iki katı toprak katar..Aramalarda foyaları ortaya çıkanlar hep de kendi halindeki vatansever  Kel Selimden bilirler her şeyi.Vatanseverdir ya “goministtir” ya günah keçisidir,çıban başıdır ne de olsa...İki kardeş birbirleriyle partiler yüzünden kavga ede dursun önemli olanlar unutturulmuştur onlara...ikisi de geçim derdi içindedir oysa...Amerika’nın stadyumu için köye kazık çakan(Kazıktan da iyi bir ironi yapmışlar ama..:) abi rölündeki.Aykut Oral çalıştığı işçileriyle yine açtır yine aç..sırf hakkını istediler diye nezarete atılacaktır elbet..İşte aldığım bir mesaj daha;Eşekler tepişirken arada atlar ezilir!..Ve elbet evde korkudan eskiden kalma sıradan kitaplarda yakılacaktır.Ve hiçbir zaman ayakkabısı olmamış (çocukluğumdan da tanıdığım) kocaman naylon o yeşil ayakkabılarla gezen  Şerha..Şehra  ateşi ayaklarıyla söndürürken alev alır..İşte beni en çok etkileyen bölüm;Şerhanın ölümü...”vaah yavrum  vaah bu nüsübet bula bula seni mi bulacaktı? Bunca nefretin faturası sana mı çıkacaktı?..”Cemalin Şerhaya aldığı küçük beyaz ayakkabılarla koridorda kalakalması..iki kardeşin duvarı yıkıp sarıldıkları an..Filmin sonunda radyodan bağımsızlık savaşı haberleriyle suları iyice azalan şelalenin eskisi gibi tekrar gürül gürül akmaya başlaması..Özellikle konulmuş temalar olsa gerek..Bir tek filmin başından beri beraber olamadığı karısını kovalayan adamı filmin sonunda da görünce pek anlam veremedim..Bağımsızlık savaşının başlamasıyla murada eren insanlar arasında onlar da bir figürmüydü yoksa?..Bir tek bu kısmı etkileyici sonda  pek de anlaşılmayan bir fazlalık olmuş..Bunun dışında  her yönüyle çok başarılı , etkileyici ve izlemekten mutluluk duyduğum bir  film...

Halil Güneşli avatar Halil Güneşli 18 Ağustos 2008 21:52:08

10

bu filmi izledikten sonra artık karar vermeye başladım ki türk sinemasında bu tarz filmleri sayısı arttıkça filmilerin de düzeyi artacaktır, aynı anlat istanbul filmindeki gibi artık türk sinemasında kalabalık kadrolu filmlerde başrol oyuncusu yok, h erkes başrolde, fikret kuşkan bile filmin ilk 5 dk görünüp bir de filmin son 3 dk görünüyorsa bu türk sinemasında yeni çığırların açıldığının resmidir, ne mutlu türk sinemasını amerikan sinemasına tercih edenlere

Yandex.Metrica