Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Vurun Kahpeye

Vurun Kahpeye
1 Ekim 1973 1 Saat 28 Dk Dram

Yönetmen: Halit Refiğ

Ülke: türkiye

Oyuncular: Abdurrahman Palay, Günay Güner, Cevat Uz, Hakkı Kurt, Fatih Deveci, Yaşar Çekirdek, Erdoğan Seren, Mahmure Handan, Diler Saraç, Selçuk Özer Devamını Gör...

Konusu : Yıl 1915 Ülkenin işgal altında olduğu sırada, öğretmen okulundan yeni mezun olmuş İstanbul'lu idealist Aliye öğretmen, bir Anadolu kasabasına atanır. Kasabayı benimseyeceğine, çocuklara bir ışık, bir anne olacağına ve hiçbir şeyden korkmayacağına dair kendine söz veren genç öğretmen aynı zamanda milli mücadeleye de destek olur ve çeşitli faaliyetlere katılır. Bunu tasvip etmeyen yobaz Haccı Fettah, din ve namusu bahane ederek Aliye'ye iftira atar, tüm kasaba ona inanır ve genç öğretmen idealleri, savunduğu düşünce uğruna linç edilir. “Burası İstanbul değil Hanım. Kasaba eşrafının çocuklarına laf söylemek kimin haddine?” İkinci öğretmen Hatice’nin dile getirdiği dallı budaklı sorun, sadece Aliye’yi değil kitabın (1923/26) (Özgür Yayınları’ndaki dördüncü baskı–1999) milletvekilliği yapmış yazarı Halide Edib Adıvar’ı bile aşıyor. Kurtuluş Savaşı yılları. Haydarpaşa’dan kalkan tren ‘muallime Aliye’yi Anadolu’daki ‘toprağınız toprağım, eviniz evim’ kasabasına getirir (çekimler Manisa, Kula’da yapılmış). Kafkaslarda şehit düşmüş bir asker kızı. Annesini de küçük yaşta veremden kaybetmiş. “Çocukluğum Kız Öğretmen Okulu’nun tahta sıraları arasında geçti” diyor. Bu kadarı bile o yılların yetimi için ulaşılması güç bir şey. ‘Sevmek ihtiyacını’ Başhademe Güllü Kadın’ın ‘ihtiyar ve tembel kedisine’ bağlamış. “Diplomamı alır almaz memleketimin herhangi bir köşesine gitmeyi, oranın çocuklarını yetiştirmeyi İstanbul’da kalmaya tercih ettim.” ‘Bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacak’. Filmde Aliye daha şanslı. Hiç olmazsa Maarif Müdürü, romandaki ‘ırz düşmanı müdürden’ (sf. 6) farklı olarak iyi biri. O’nu, Ömer Efendilerinin yanına yerleştirir. Kitaptaki ise, genç kızı neredeyse odasında elde edecek! Zaten karısı da öğretmenleri ‘hoca parçası’ ve kocasının halayıkları olarak görüyor (sf. 11). Ömer Efendi ve Gülsüm Ana (romanda Hala) Aliye için bir can simidi gibi. Genç öğretmeni ‘kıymetli ve rahmetli’ kızları Emine’nin yerine koyarlar. “Hastalandı. Ne olduğunu anlayamadık. Haftasına çıkmadı. Sen yaştaydı. Seni görünce bir an Emine’yi görüyorum sandım” diyor yaslı ana. Genç kız da kendisini ‘bir ana babaya kavuşmuş gibi hissediyor’. Emine sağ olsa, Aliye belki de ‘önceki muallimeler gibi’ Maarif Müdürünün elinde oyuncak olacaktı. Ömer Efendi “Mektep işi biraz çetindir bizim buralarda” demişti. Eşraf çocuklarının cebinde ‘birer tabaka tütün’ Hatice Hanım’la karşılıklı sigara içiyorlar. İlçenin varsıllarından Kantarcı Uzun Hüseyin’in yeğeni (romanda oğlu) Sabri’yi uslanması için eve gönderince eşrafın nasıl bir şey olduğunu anlar. Hüseyin, gördükçe bıyık burduğu güzel muallimeye haddini bildirmek için sınıfa dalıyor. “Ne hakla bir eşraf çocuğuna…” diye başlayan konuşması Aliye’den gerekli yanıtı alır. ‘Ne gözyaşı ne korku’. Kuvayı Milliye için kasaba ikiye bölünmüş. Denizli Müftüsü’yle Şeyhülislam’ın fetvaları bile farklı farklı. Hacı Fettah “Kanları, kâfir kanı gibi helaldir” diyor. Ömer Efendi’ye de düşman. Bağının bir kısmını tırtıklamış. ‘Gâvur’, kasabaya bir gelse, ne yapıp edip kalan kısmını da alacak. Aliye’ye günden güne artan kinini anlamak çok zor. Tahsin (adı 1949’da ‘Tosun’, 1964’da ‘Fuat’tı). Düşman İzmir’e girince 60 (romanda 50) Karadenizli hemşerisiyle dağa çıkmış bir yüzbaşı. Cepheden cepheye koşmaktan değil evlenmek ‘hemen hemen hiçbir kadınla temas etmemiş’ henüz (sf. 27). Gönlünde memleket aşkından başka bir aşk yok. Ama Aliye’nin ‘menekşe gözleriyle karşılaşınca’ kasaba meydanının alelade tozu bile ‘altın tozu gibi görünür’. Hacı Fettah, Kuvayı Milliye’ye kızgınlığı ve Ömer’in üzüm bağları, Uzun Hüseyin de Aliye’yi elde etmek için şehitlere mevlit okunduğu gece düşmanı kasabaya getiriyorlar. Kumandan Binbaşı Damyanos (filmde ‘Çorbacı’ olarak anılıyor) öğretmene tutulur. Sonradan Tahsin’in cephaneliği havaya uçurmasında bu tutku işe yarayacaktır. Damyanos’un varlığı Aliye için tehdit olduğu kadar, aslında bir korumaymış da. O gidince Hacı Fettah ve Hüseyin’in kışkırtmasıyla kan revan içinde sürüklenecektir Kasaba Meydanı’na. “Her adım bir saatten fazla, her nefes alış sonsuzluk kadar uzun.” Onların acelesini bir yere kadar anlayabiliyoruz ama Yazar neden yeni kurulacak Cumhuriyet’i simgeleyen öğretmene biraz daha zaman tanımadı. Hacı Fettah, defalarca tekrarladığı “Vurun kahpeye” ile amacına zaten ulaşmıştı. ‘Rhapsody’nin (1943) (Ulvi Cemal Erkin) fon müziği olarak kullanıldığı filmde söylenenler silah üreticileri açısından savaşların neden bitmemesi gerektiğini açıklıyor. Tahsin; “(Abdurrahman Palay’ın sesi ile) …Yalnız şu gerçeği de kabul etmek lazımdır ki Aliye Hanım, sadece heyecan ve iman, savaş kazanmaya yetmez. Silah ve cephane de gerek. Bunlar da ancak parayla olur.” (Yazan: Murat Çelenligil)



performer

23 Eylül 2019 22:10

çok değerli manevi değeri paha biçilemez bir film... böyle güzel tarihi bir filmi bizlere armağan eden başta hürrem erman ve halit refiğ olmak üzere kamera önü ve arkasındaki herkese sonsuz şükranlarımı sunarım. eser'in sahibi halide edip adıvar'ı da minnet ve rahmetle anıyorum.

Cevap Yaz

vatansever10

19 Ekim 2015 22:46

Ne zaman izlesem beni etkilemiştir bu film.Hale Soygazinin oyunculuğu çok başarılı bu filmde ve gerçekten Jeyan Mahfi Tözüm dublajda çok başarılı iş çıkarmış...Namuslu vatansever öğretmen linç edilirken işbirlikçiler hayatta kalıyor..Sonra kasabaya gelen Türk askeri durumu öğrenıyor ve o iki kişiyi köy meydanında asıyor..Aradan yıllar yıllar geçince de günümüze bu olanlar din alimlerini önceden asıyorlardı olarak yansıyor..

Cevap Yaz

Sinecan06

8 Temmuz 2015 23:47

Jeyan Mahfi'nin teşekkür aldığı iki filmden biri. Diğerini hatırlamıyorum ama Hale Soygazi, Jeyan Hanım'a çiçek göndermiş.

Cevap Yaz

performer

24 Nisan 2014 11:14

bu filmi bence halit refiğ elinden geldiğince en iyisini çekmiş. hale soygazi abartısız yalın bir oyunculuk sergilemiş alternatif olarak hülya koçyiğit olabilirdi. tugay toksöz de iyi oynamış fakat cüneyt arkın oynasaymış bence güzelde olurmuş. ayrıca tanju gürsu, kamran usluer, muharrem gürses tartışmasız muhteşem oynamışlar. yine ayrıca ömer bey rolündeki murat tok'da özellikle tipi ve sade oyunculuğu ile filme renk katmış. filmin dublaj kadrosuda çok başarılı jeyan mahfi tözüm'ün ses rengi açısından en güzel dönemleri... genelde bu tarz tarihi filmler uzun bir ara verilmeden tekrar izlenmez ama bu film tekrar tekrar izlenebilecek kurguda ve kalitede bir filmdir. restore hd edilip sinemalarda tekrar gösterilebilinir.

Cevap Yaz

Lalegül34

24 Nisan 2014 10:07

çok başarılı bir film ben çok etkiledi hem tarihimiz açısından hemde filmin akıcılığı çok etkileyici özelikle hale soygazi nin öldüğünde elindeki KURAN I KERİM tutması ben çok etkiledi Hale Soygazi ve Tugay Toksöz uyumu çok başarılıydı

Cevap Yaz

performer

23 Nisan 2014 23:32

muhteşem bir film. yönetmen halit refiğ'in gerçekçi anlatımı ve duygu sömürüsü yapmadan anlatım şekline rağmen filmin finalinde gözyaşlarınıza hakim olamıyorsunuz. emeği geçenlerin hayatta olanlarını saygı, hayatta olmayanları da rahmetle anıyorum.

Cevap Yaz

benimsinema

15 Mart 2014 20:16

ayni film üc kez cevirilmis, her kusakta bir kere diyebiliriz... ilkini izlemedim ama ikinciside ücüncüsede iyi... ama hülyanin oynadigini daha cok seviyorum... bbiraz islami kötüleyen bir film oldugunu düsünüyorum....

Cevap Yaz

Loverman

6 Aralık 2013 18:36

hale soygazinin en iyi 5 filmi arasına girer.

Cevap Yaz

Revorse

16 Temmuz 2013 16:47

Bu ülkenin ne denli zorluklarla bağımsızlık mücadelesi vermiş olduğunu gösteren gerçekçi bir film.Bir yandan dış güçlerle bir yandan içte yaşanan kırdırmalarla başa çıkmaya çalışan idealist bir öğretmen ve Kuvay-i Milliye askeri Tahsin'in bağımsızlık hikayesi.Kabul edilmeye çalışılmasa da göz ardı edilemez gerçekler günyüzüne serilmiş başarılı bir yapıt ortaya konmuştur.Tv ler de sıkça veriliyor izlenilesi bir film...

Cevap Yaz

delikadir39

21 Nisan 2013 15:04

Din adamlarını hain,yobaz,içten pazarlıklı,düşmanla işbirliği yapan kişiler olarak gösteriyor.Çok kötü bir film.Bir nesil böyle yalanlarla büyüdü.Halbuki din adamları Milli Mücadeleyi örgütlemişlerdir.İnsanları cihada çağırmışlardır.

Cevap Yaz

MGUNAY

30 Mayıs 2013 11:02

güzel bir konuya değinmişsin kardeşim teşekkür ederim doğru söyledin bu ülkeyi din adamları kutardı ilk kurşunu Sütçü İmam sıktı bazı uyanık liderler bu zaferi kendilerine mal ettiler biz nesillere yanlış anlatdılar daha hala Sultan Vahdettini hain ilan ediliyor oysa doğuya o meşhur paşaları o gönderdi kurtuluş savaşını başlatın dedi eee yazar Halide Edip olunca kendi kafasına göre yazacak romanını.

Yandex.Metrica