Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

The Third Half (Treto poluvreme)



serdardemirkiran

27 Kasım 2016 10:46

Gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan film, “Neta Koen anısınadır. Makedon sevgilisine kaçan bu yahudi genç kadın soykırımda hayatta kalmıştır. Bu film onun yaşadıklarından esinlenmiştir” diye sonuna not düşülmüştür. Film 1942 de Makedonya’da yaşayan Neta Koen’in yıllar sonra torunuyla birlikte memleketine geri dönüşüyle başlıyor ve onun torununa geçmişi anlatmasıyla bizde o günlere dönüyoruz. Film o dönem Bulgar liginde oynayan ve Alman-Yahudisi bir teknik direktöre sahip Makedon futbol takımının II. Dünya Savaşı sırasında Nazi hakimiyeti altında yaşadığı umut dolu şampiyonluk mücadelesini ve bunun yanında takımın futbolcusu Kosta ile Neta Koen’in aşkını anlatıyor bize. Futbol öyküsü yanında bir aşk öyküsünü de anlatan film çok başarılı örneklerini gördüğümüz türde pek öne çıkamasa da film yine de öyküsünü iyi anlatan eli yüzü düzgün örneklerden sayılabilir. Görüntüler iyi, oyuncular pek tanınmış isimler olmasa da filmde aksamıyorlar. Futbol öykülerini sevenleri zaten kendisine çekecek olan film, ayrıca değişik ülke sinemalarını görmek isteyenler içinde iyi bir seçenek sayılabilir . Gerçi her filmde gösterilerek artık gına getiren Yahudi zulmü öyküsü baysada, filmde dikkat çekici bazı güzel sözlerde var; “Her kuş kendi sürüsüyle uçar”, “Kadınlar ne kadar şaha kaldırırsa, o kadar da dibe batırır”, “İnsanlar ayakkabılar gibidir. Bir çift olurlar”, “Bir adamın gerçek gücü onun boyutunda değildir, kalbinde ve aklındadır” gibi. Film yer yer durağanlaşsa da kendisini izlettiriyor. Beklentiyi çok yüksek tutmadan seyretmekte fayda var, orta karar bir film, izlenebilir…

Cevap Yaz

kemerlee

22 Kasım 2014 18:04

İmdb’deki inanılmaz puanı ve 2012 önemli filmlerinden biri olduğu eleştirmenler tarafından belirtildiği için izlemeye başladığımda açıkçası özgün ve güçlü bir eser bekliyordum. Ama onun yerine Titanik vari yaşlı bir kadının torunuyla memleketine ziyaretiyle başlıyor, sonrasındada savaşta iki ayrı dinden insanın aşkına ve onlarcasını seğrettiğimiz işgal filmlerinde olduğu gibi bir gurup sıradan adamın kahramanlaşarak işgalci güçleri sporla dize getirmesi anlatılıyor.Tabiki bu başarılarda işgalci güçlerin daha fazla şiddete başvurmasına, farklı dinden ve düşünceden olan insanların bütünleşmesine sebebiyet veriyor. Herşey o kadar bildik ve klişeki neler olucağı sahne sahne tahmin edilebiliyor, bu yetmezmiş gibi olaylarda inanılmaz basit anlatılıp oldu bittiye getiriliyor. İlk kez bu tarz bir hikaye izliyorsanız belki güzel gelebilir ama aynı tarzda Üçüncü Devreden güzel onlarca hikaye var. Örnek olarak Kuruluştan Kurtuluşa diye muazzam bir belgesel var, ülkemizin istilaya uğradığı yıllarda ordu milli takımlarını dize getirip anadoluya silah kaçıran Fenerbahçenin öyküsü bundan bin kat daha iyidir.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica