Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Frankenstein: Ölümsüzlerin Savaşı (I, Frankenstein)



kaancakaniik

7 Ağustos 2015 14:15

Berbat bir film. Aksiyon sahnelerinden, oyunculuk lardan cıvıklık akıyor

Cevap Yaz

baran34

7 Ağustos 2015 12:06

65 milyon $ bütçe ile çekilen filmin Amerika'daki 2750 kopya ile sadece 19 milyon $ gişe yapması sanırım filmin başarısızlığının bir kanıtı olsa gerek. Ayrıca popüler eleştirmenler tarafından yerin dibine sokulması işin cabası. Aaron Eckhart'ın oyunculuğu mükemmel. Belli ki rolünün hakkını vermek için spor yaparak filme hazırlanmış. Kadro'da onun haricinde popüler oyuncu olarak sadece Bill Nighy'i görüyoruz. Kadroda memnuniyetle izlediğim bir de Türk oyuncu var. İzmir kökenli Avustralya doğumlu Deniz Akdeniz "Barachel" rolünde gargoyle savaşçısını oynuyor(sakallı, uzun saçlı). Alışılmışın dışında, hilkat garibesi olan Frankenstein karakteri bu filmde Aaron Eckhart'ın bünyesinde neredeyse iade-i itibar kazanıyor. Tipi düzgün bir Frankenstein'ımız da oldu artık:) Film de ki bu negatif unsurların dışında tek başarılı kısım ise efektler diyebilirim. Sinema da 3 boyutlu olarak bir nebze çekilir. Ama evde oturup izlenilecek tarzda bir yapım değil.

Cevap Yaz

kemerlee

12 Kasım 2014 18:53

En ünlü korku hikayelerinin başında gelen Frankenstein defalarca perdeye uyarlandıki ilk versiyonları dahil olmak üzere mantığa yatkın, zeki, dinamik yada özgün bir eser şimdiye kadar çıkamadı.Bundada hikayenin ana temasının bilim tanrıya küfürdür olmasının sebebi büyük kuşkusuz, böyle bir mesajı içinde barındıran bir eserden nasıl modern dünyaya sağlam bir eser armağan ederseniz çözmek bu güne kadar mümkün olmadıki G.I. Joe gibi bir çöpün senaristi olan yönetmenimiz Stuart Beattie’ında bunu sorguladığı yok.İlk üç dakikada Frankenstein’ın ana hikayesini yedikten sonra daha eski bir masal olan binlerce yıldır anlatılan şeytan ve melekler arasındaki savaşın merkezine canavarımızı yerleştirip klişenin damarını çatlatıyor resmen.Bir dolu ünlü fantastik eserin dinamiklerini hatta sahnelerini çalarak yeni konuya girmesinin arkasından(Wolverine’nin X’men’lerle tanıştığı sahneyi çakmış başta) yüzyıllarıda iki dakida harcayıp bol parçanacak nesnenin olduğu günümüze gelip seçilmiş kişi misali Canavarı yüceltip, kötüden kötü düşmalar ve etkileşim kurabileceği bir sarışın afette katıp dinamik! aksiyona soyunuyor.Sanki popüler çöp nasıl yapılır isimli bir baş ucu kitabı varmış gibi bir bir dinamikleri yerleştirmekten, binlerce kez gördüğümüz aptal replikleri sunmaktan ve seyircileri aptal yerine koymaktan bıkmayan yönetmenlerimiz her seferinde dev fiyaskolara sebep veriyorlar ama bundan milyonlar kazanmayada devam ediyorlar.Nerdeyse her sene bir iki tanesini seyrettiğimiz mitolojiiyi(genelde yunan mitolojisi) yaralayan aksiyonlar olsun, Van Helsing gibi filmimiz gibi ünlü korku hikayelerinin karakterlerinin suistimal edildiği klişe yumakları olsun bir türlü tükenmeyip devam ediyorlar her seferindede belki bu sefer birşeye benzetmişerdir diye bakıyoruz ama hep hüsran.Filmin tek iyi yanı Chuck’la sevidiğimiz ve en son Dexter’da izlediğimiz Yvonne Strahovski’nin sevimliliğiki(oyunculuğu her zaman aynı ama) yüzünüzü güldüren tek unsur.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica