Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Kader

Kader

8,45

(11 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 Dram Duygusal Dram, Duygusal

Yönetmen: Süreyya Duru Süreyya Duru

Ülke: türkiye

Oyuncular: Talia Saltı, Lütfü Engin, Gürbüz Tansever, Reşit Çıldam, Sevgi Can, Leman Öztürk, Müjdat Gezen, Bilal İnci, Burçin Oraloğlu, Cahit Irgat Devamını Gör...

Konusu : Rivan Koyu’ndaki evlerinde Pir Ömer ve film boyunca Polat’ın da bizim de yüreğimizi sızlatacak güzel kızı Elif. Pir Ömer; “Karavelilerle dalaştık gene bugün.” Elif; “Bıkmadınız hâlâ baba, usanmadınız bu kavgadan.” Pir Ömer; “Bizimki kavga değil Elif kızım, vazife. Namus, şeref vazifesi.” Elif; “Şeref neden kine dayanıyor da, kardeşliğe insanlığa dayanmıyor baba?” Pir Ömer; “Sana bunu mekteplerde öğrettiler, he mi? Uyuşukluk ve de kardeşlik adı altında korkaklık… Bu kin bana babamdan kaldı. Ona da babasından, ona da dedesinden kalmış olmalı. Benim ödevim bu, onlara kan gütmek.” 1947… Kıbrıs'tan Silifke yakınlarına doğru yol alan şilebi, İsmet Nedim’in insanı nefes nefese bırakan müziği eşliğinde ve şu sözleri dinleyerek izleriz ; [Bir garip öyküdür bu… Bir aşkın, bir acının öyküsü. Bitmez bir kinin, akıtılan kanların, sevgileri gölgeleyen intikamların, çocuk kahkahalarından mutluluklara kadar her iyi şeyin mezarlaştığı bir öykü.] Kaptan Stefan, dalgın bakışlarla Akdenizi seyreden arkadaşına "Hey Polat, Rivan Koyu'na 4 mil kaldı. Çeyrek saat sonra memleketindesin" diye seslenince şu karşılığı alır "Ben yıllarca memleketimden uzak yaşarken, orda neler oldu bilemiyorum. Memlekete varınca belki bir akraba kucaklaşması yerine kan düşmanımız Pir Ömer'lerden birinin kurşunu ile karşılaşırım." Küçük yaşta babası Yunus Karaveli ile denize açılan Polat, dünyanın tüm limanlarını dolaştıktan sonra bu kez Stefan'la, doğduğu topraklara dönüyor. Çıkan fırtına nedeniyle kıyıdaki bir köşke sığınırlar. Büyük bir rastlantı sonucu, burası Pir Ömerlerin evidir. Kaptan Stefan "Koyun ötesine gidecektik. Fırtınaya tutulduk. Bu tarafa sığındık. Korkunçtu fırtına" diye konuşurken, asıl fırtına Elif ile Polat'ın yüreklerinde kopuyordu. Biraz sonra Polat'ın amcaoğulları gelince durum anlaşılır. Baba Pir Ömer "Dua edin, Karaveli de olsanız, şu çatı altında misafirim sayılırsınız. Yoksa.." diyerek onları kovar. 'Düşmanlıktan da, kinden de üstün olan aşk'la yanıp tutuşan iki genç, deniz kenarı ve ormandaki buluşmalarında hep bu zorluğa bir çözüm ararlar. "Kan davasının, hatta ardımızdaki mezarlarında ötesinde, çok ötesinde bir şey var… Gözlerin Elif… 15 yıldır denizdi sevgilim. Maceraya, kavgaya, serseriliğe âşıktım. Seni görene kadar öyleydi Elif. O gece gözlerin gözlerime deyince uyandım. İlk kere insan olduğumu hatırladım." Soğancı İsmail Bey’in, Elif'i oğlu Sami'ye istemesi; Pir Ömer'in, kızı karşı çıkmasına karşın, 'evet' demesi; Geminin ertesi sabah gidecek olması. Nedeni ne olursa olsun, Polat kendisinden beklenmeyen bir şey yapar; Elif’e zorla sahip olur. "Büyük kötülük ettin bana." "Affet beni Elif. İstersen çok uzaklara gideriz. Gemi hazır. Yarın sabah seni limanda bekliyorum. Yarın sabah." O akşam. ‘Bana bunu nasıl yaptın//Ektiğini çekeceksin’ şarkısının çalındığı meyhane. Polat, Stefan'la dertleşmektedir "Benle gelmeye mecbur olsun diye yaptım. O da beni seviyor çünkü. Yarın sabah gelecek. Muhakkak gelecek. Gemimiz güzel bir gelinle çıkacak yola." Bu sırada meyhaneye gelen ve "Bir Karaveli kanı Pir Ömer kanı ile birleşemez" diyen amcaoğullarıyla çıkan çatışmada yaralanır. Stefan; "Durun… Ağır yaralı. Kolay kolay kendine gelemez. Hemen bu akşam Kıbrıs'a götürürüm onu. Bu mesele de burada biter." Ertesi sabah, ardında babasına yazdığı veda mektubu ve elinde, (biraz sonra denize atacağı) küçük bir bavul ile seyretmeye doyamadığımız ahşap iskeleye gelen Elif, geminin gece yarısı demir aldığını öğrenir. "Kaçtın ha Polat. Bir anlık zevk için bir kızı ömür boyu mahvettin ha… Hani ben limanlardaki eğlencelik kadınlardan değildim. Hani ilk aşkındım. Hani beni hayatın boyunca unutamazdın." [Dalgalar, rüzgâr ve deniz kuşları Elif'in yürekten taşan lanetlerini iletti mi bilinmez. Ama, kızcağız boğazı yanana, sesi kısılana.. kadar beddua edip durdu Polat'a. Polat'sa.. ateşler içinde kıvranarak Elif'ini sayıklamıştı günlerce. Sevgi dolu türküler, aşk masalları martı çığlıklarına karışmış ve büyük bir aşkın arasına engin denizler girmişti. Elif, eski Elif değildir artık. Pembe yüzünü felaketin sarılığı örtmüştü. Neşesizdi. Suskundu. Bir gün.. acıların en acısı oldu. Karnında Polat'ın çocuğu kıpırdamıştı. Kara kara üzereydi. Elem elem üstüne.. Günahını herkes öğrenecekti. Türküler düzmüşlerdi üzerine. Hem de Polat'ın ağzından ; “Gel Elif'im ağlama // Yaralarım dağlama // Polat gelmedi diye // İçin için ağlama //**// Bahçelere gün doğdu // Gül dalına kuş kondu // Polat gelmedi diye // Elif sana ne oldu.”] Terk edildi zannetmenin ve dile düşürülmenin üzüntüsü ile (birkaç ay sonra) kendisini almaya gelen Polat'ı bıçakla yaralar. (Polat film boyunca ülkesine üç kez gelecek üçünde de ya bıçakla ya da kurşunla yaralanacaktır.) "Ben çok yara gördüm Elif… Çok kanım aktı Pir Ömer'in kinci kızı… Bıçak yarası geçer ama kalp yarası geçmez." Sonraki karşılaşmaları 18 yıl sonra olacak. Amcaoğulları Karavelilerin Elif için laf dokundurmaları… Çıkan çatışmada Durali'nin ölüp Pir Ömer'in ağır yaralanması… Elif'in "Kim yaptı bunu baba?" sorusuna ölmeden önce verilen acımasız yanıt ; "Polat." [Kan davası denen ilkel canavar bir Pir Ömer ve bir Karaveli'yi yuttuktan sonra uzun kış uykusuna yatacak ve Elif düzenini yeniden kurup oğlunu büyütürken yıllar geçecekti. Rivan'daki korkunç olaylardan sonra 7 yıl geçtiği zaman, denizin öteki yanında Kıbrıs Adası da giderek değişen bir dünyanın özgürlük haykırışlarıyla çalkalanıp hürriyetine kavuşmuştu. (İngiliz bayrakları indirilip Kıbrıs bayrakları asılır.) Polat, herkes eğlenirken, böyle neşesini yitirmiş suskun durdukça, Stefan bu umutsuz aşkın Polat'ın içinde açacağı derin yaradan endişe duyuyordu. Tek çare onu Elif'in soluk hayalinden kurtarmak, evlendirmekti. Yeni bir yaşam başlıyordu Polat için. Ayça ile yeni bir düzen kuracak ve her şeyi unutacaktı… Ancak karısı ne denli sokulursa sokulsun Polat'ın kalbindeki yara bir türlü soğumuyordu. Karşı sahilde ise serüvenci koca Polat'ın minik oğlu büyümüş, üniversiteli koskoca bir delikanlı olmuştu; Yusuf.] İngilizlerin Ada'dan gitmesinden (acaba?) sonra, kovuldukları her yerde olduğu gibi, bu kez de Türklerle Rumlar ve Polat'la Stefan arasında gerginlik başlar. ”İşte bağımsızlık. İngilizleri kovduk, sonuç?” ”Rumlar bize saldırır mı dersin, Polat Ağa?” ”Zannetmem, cesaret edemezler.” Ama saldırı, hem de Stefan tarafından yapılır. Bebek bekleyen karısı öldürülür. "Bana söğüş et ve tuzlu balık getir analık. Peksimet yap. Tuluma su doldur. Paslanmışız iyice… Kavgaya girelim." Yusuf'sa bambaşka duygular içinde, 'dedesini öldüren' babası Polat'ı bulmak için Kıbrıs’a gider. Şiddetli bir çatışmada, Polat, Yusuf'un hayatını kurtarıyor. Filmin sonunda, tekrar Rivan Koyu'na gidiş. Ali Karaveli'nin itirafıyla gerçek ortaya çıkar. Elif'in sözleri; "Sevmesem, bu nefret 20 yıl sürer miydi?" Filmin yürek yakan sorusu. Kıbrıslı Ayça, portakal bahçesinde çalışan Polat’a yemeğini (yaprak sarma, piliç ve tulumba tatlısı) getirir. Kocasının karşı sahile dalmış bakışlarını görünce, dudaklarından şu sözler dökülüyor; “Öğrenmek istediğim, benden üstün yanı neydi onun?” (Yazan: Murat Çelenligil)



Göztepe

28 Aralık 2017 12:59

Arkadaşların belirttiği gibi Murat İle Nazlı filminin ilk çevriminin farklı versiyonu olabilir benzer yönleri çok. Film Kıbrıs sorununu rumlarla savaş döneminide ele almış iyi bir film sadece biraz filmde görüntü deformasyonu var.

Cevap Yaz

ayilmaz265

1 Eylül 2016 22:19

Murat ile Nazlı filmine benzer yanları var ama farklı yönü de çok. Mesela bu filme Kıbrıs konusunu katmışlar derinlemesine işlemeseler de güzel bir tercih olmuş. Filmin ses ve görüntü kalitesi iyi değil maalesef. Oyuncu kadrosu çok iyi, senaryo üzerinde derinlemesine düşünülmemiş ama kurgu iyi yine de.. İzlenebilir, orta halli bir film

Cevap Yaz

cancan010203

29 Eylül 2013 17:06

çok güzel bir film

Cevap Yaz

benimsinema

13 Temmuz 2013 19:06

film güzel ben begenedim bazi sahneleri murat ile nazli filmine benziyor ama degisiklikte cok var... müzigi de ismet nedim güzel yapmis, emeklerine saglik.... filme yakismis yani...

Cevap Yaz

B a r b a r o S

16 Mayıs 2009 22:01

Görüntü kalitesi iyi sayılmaz ama oyuncu kadrosu senaryosu ve üst düzey oyunculuklarla kendini izlettiren siyah-beyaz bir Cüneyt ARKIN klasiği...Mutlaka izlemenizi öneririm...

Cevap Yaz

Gül Tuna

4 Mart 2008 19:53

bende trt de izledim gecenlerde oyuncularla beraber degerlendirirsek iyi bir film

Cevap Yaz

performer

6 Ocak 2008 20:48

filmin trt'de yayınlanan kopyasını izledim çok karanlık ve bozuk olduğundan izlemekten vazgeçtim.

Cevap Yaz

Murat Çelenligil

2 Mayıs 2007 08:40

Cüneyt Arkın'ı, Pir Ömer'in evini ve kan davasını, ‘Kader'in ikinci çevrimi olan ‘Murat ile Nazlı'da (1972) tekrar izleyeceğiz. Kıbrıs olaylarının yerini sonraki filmde 1971 Burdur depremi alacaktır. İsmet Nedim az sayıda çalgı ile çok güçlü bir müzik yapmış. Şileple Rivan Koyu'na veya Kıbrıs'a giderken coşkulu bir müzikle denizin rüzgârını yüzümüzde duyumsuyoruz. Bazen tek bir akordeon veya keman sesi ile duygulanıyor, bazen de bas gitarın aynı notaya belirli aralıklarla dokunması ile heyecanlanıyoruz. Filmin başında, sığındıkları köşkte evin kedisi Polat'a tıslayınca Pir Ömer şöyle der "Bizim Mestan sezgili hayvandır. Ancak düşmanlara böyle başkalaşır." Kaptan Stefan, bir an duralayıp "Düşman bilindiğimiz yerde durmamamız gerekir" deyince Pir Ömer ortamı yumuşatır "İlahi Kaptan Stefan, Pir Ömer bunamadı daha. Düşmanlarımı kedinin gözüyle seçecek değilim herhalde. Buyrun, buyrun.." Oysa, daha birkaç saat önce Polat arkadaşı Stefan'a Pir Ömer'lerle aralarındaki kan davasını, isim vererek anlatmıştı. Kendilerini dar attıkları evin sahibi kendini Pir Ömer diye tanıtmasına karşın iki arkadaşın da bu Pir Ömer'in o Pir Ömer olduğunu anlamaması, belki de fırtınanın şiddeti ile ilgilidir. Elif'in, filmin başında Hatice'nin düğününde Polat'la ve 20 yıl sonra filmin sonunda bu kez Zehra'nın düğününde oğlu Yusuf'la yaptığı halk dansı (Silifke'nin Yoğurdu) çok güzel. Burçin Oraloğlu ve ondan iki yaş küçük Filiz Akın, anne oğul rolünde çok başarılılar. Cahit Irgat, sesi ve görüntüsü ile Pir Ömer rolünde öylesine etkili ki. Kaptan Stefan'daki değişim ürkütücü. Önceleri (İngilizler kovulmadan önce) Polat için, Sadettin Erbil'in sesi ile "Bizim Kıbrıs'ta Rumu Türkü herkes sever. Göz bebeğidir Kıbrıs'ın" derken, sonraları (İngilizler kovulduktan sonra) Polat'ın hamile karısı Ayça'yı öldürecek duruma gelir. Durali Müjdat Gezen'in sazı eşliğinde Veli Bilal İnci'nin söylediği mani ; “Elif çıkmış dal üstüne // Mavi giymiş al üstüne // Polat'ı tanıyınca haspa // Yar sevemez olmuş yar üstüne.” Boynu sola tutuk, acımasız Durali Karaveli rolü Müjdat Gezen'e pek yakışmamış gibi. Polat'ın yaralanmasına ve Pir Ömer'in ölümüne neden oluyor. Belki, o da böyle düşündüğü için çoğunlukla yüzünü şapkasının altında saklıyor. Film boyunca 60'lı yıllara uygun cümleler duyarız ; "Ter iyidir. Terleyerek çalışmak iyidir.", "Yıllar.. eşkıya Davut'u bir alın teri insanı yapar." Lütfü Engin'i EOKA'cı Kosta olarak izledikten birkaç sahne sonra bu kez Türk köylüsü olarak ; ‘Zehirli Hayat’ (1967) filminin simitçisi Ahmet Yıldırım'ı önce Hatice'nin düğününde bir konuk olarak, sonra eli silahlı bir Rum çeteci olarak ve son olarak da Zehra’nın düğününde davetliler arasında görüyoruz. Kuledeki Rum görevlinin telefonla görüştüğü sahne ‘Göklerdeki Sevgili’ (1966) filminden alınmış. Polat’ın Elif’e söyledikleri ; “Stefan kara sevdaya tutulduğumu söyledi. Sensiz olamıyorum. Senden uzakta bile her yanımda sen varsın.”

Cevap Yaz

cuneyt_raci_leo

22 Aralık 2006 05:01

BU FİLM BÜLENT ORAN SENARYOSUDUR.YILLAR SONRA RACİ ŞAŞMAZ BU FİLM ETKİSİYLE KURTLAR VADİSİN DE BAŞARILI BİR İŞ ÇIKARTMIŞDIR.CÜNEYT ARKIN VE FİLİZ AKIN PERFORMANSLARI MÜTHİŞ. FİLM HEM AKICI GÜZEL,ETKİLEYİCİ DRAM FİLMİDİR. SAYGILARIMLA... CUMALİ ERKAN GENİŞ...

Cevap Yaz

star

4 Ağustos 2006 18:15

filmin ikinci çevrimi murat ile nazlı çok daha iyi...özellikle faftma,-filiz ve aytaç arman-burçin oraloğlunun oyunlarını seyredince...genede yıldırım gencer i seyredebilir,cahit irgatı takdir edebilirsiniz...vasat

Cevap Yaz
Yandex.Metrica