Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Büyük Acı

Büyük Acı

7,55

(3 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 16 Dk Dram Dram

Yönetmen: Mehmet Bozkuş Mehmet Bozkuş

Ülke: türkiye

Oyuncular: Türker Tekin, Mahmure Handan, Necdet Tosun, Mine Sun, Turgut Özatay, Arzu Okay, Murat Soydan, Muzaffer Yenen, Cengiz Han, Tayfun Eray Devamını Gör...

Konusu : “Dikkat kan aranıyor! Kazada yaralanmış bir hasta için 0 grubu RH (+) kana acele ihtiyaç vardır. Kan vermek isteyenlerin derhal Gureba Hastanesi’ne müracaatları…” SAĞLAM firmasının otobüs şoförü Yusuf, tam sefere çıkmak üzereyken radyodan bu anonsu duyunca kan vermek ister. “Deli misin sen? Bu araba şimdi sefere çıkacak. Nene lazım senin aranan kandan” diyen patronu ile tartışıp işi bırakır. Muavin arkadaşı Osman’la hastaneye koşuyorlar. [Gittikleri hastane Gureba değil, ‘Şoför Nebahat’taki (1970) Baltalimanı Kemik Hastanesi]. “Benim anam kansızlık yüzünden öldü. Kanımı verdim, bir can kurtardım” diyecektir. Fatma, Yusuf’un, yüreğine, önce kan vererek girdiği fabrika işçisi. Tertemiz bir yüz, masum bakışlar. ‘El çamaşırı yıkamaktan un ufak olmuş’ hastalıklı anacığı Hatice ve fabrikadan arkadaşı Selma’dan başka kimsesi yok. Gültepe’de, gaz lambası ile aydınlanan bir gecekonduda oturuyorlar. Tek sorun, sürekli olarak rahatsız eden ve ilerde hayatını karartacak olan taksi şoförü Bekir. Her şerde bir hayır vardır. Yusuf’u tanıması da O’nun saldırısından kaçarken meydana gelen kaza sonucu. Osman’la Selma’nın beraberlikleri de bu rastlantıyla başlıyor. ‘34 FS 968’ plakalı (sonradan gelin arabası olacak) dolmuşun aynasında birleşen bakışları ne güzeldi. Önceki bir sahnede, 10 katlı beton yığınlarına bakarak “Şu koskoca evler yok mu Osman, ne zaman baksam yüreğime taş gibi oturur. Kimbilir içindeki kullar ne mutludurlar” demişti Yusuf. Oysa, Levent-Gültepe arasında çalışan dolmuştaki o çıkarsız dostluou, sevgiyi hanlar hamamlar sağlayabilir mi acaba! Evlenirler. Mutluluklarını gölgeleyen tek şey Yusuf’un Almanya isteği. Hatice Ana’ya ‘El Kapıları’na gidiş nedenini şu şekilde açıklamıştı; “Senin ‘el çamaşırı’ yıkamaman için, Fatma’nın fabrika kapılarında sürünmemesi için.” (Günümüzde, değil Almanya, beğenmedikleri o ‘fabrika kapısı’ bile hayal). “Sığmazken atalarımız güne, yarına//Düşmüşüm vay, düşmüşüm ben el kapılarına.” (Fazıl Hüsnü Dağlarca-Almanya’da Çöpçülerimiz-1977). Fatma ise korkuyor bu hasretten. “İçime öyle geliyor ki bir daha bu mutluluğu bulamayacağız.” Ne olur, beklenmedik bir şey olsa da haklı çıkmasaydı. Oralardayken bir çocukları olur. Dönüşünde iki gün önce… Filmin buraya kadar olan kısmı, Bekir’in varlığıyla dahi, defalarca ve bıkmadan izlenebilirken, bundan sonrası bir kez bile zor. İki arkadaşının (Kalafatçı İbrahim ve Kahveci Nuri) yardımıyla genç kadını Bentler’e kaçırıyor Bekir! Onları Yusuf’un elinden hiçbir şey kurtaramayacaktır! Filmin başındaki pazar gezisinde Fatma’ya anlattıkları; “Kilis’le İstanbul arasında, nakliye kamyonlarında şoförlük yapardım o günlerde.” Habire uzayan, hiç bitmez yollarda, bazen iri kuşbaşı gibi yağan karın, bazen yakıp kavuran güneşin altında ambarlara mal taşırmış hep. “Bir gün annem hastalandı. Ameliyata yatırdılar. Ameliyatta çok kan kaybetmiş. Zavallı anacığım kansızlıktan öldü. Ben de anamın acısına dayanamadım kendimi attım İstanbul’a. Günlerce iş aradım. Parasız pulsuz kaldım. Önce, kader, Osman’ı çıkardı karşıma. Bana yatacak yer verdi. Sonra da otobüs şirketinde iş buldum.” (Yazan: Murat Çelenligil)



sinemaadamı

8 Nisan 2016 15:55

murat soydan yerine cüneyt olsa 8 verirdim ama ancak 6 verebildim.

Cevap Yaz

nedim yıldız

14 Kasım 2007 10:27

işçi olarak gittiği almanya dönüşünde evleneceği kızı kötü yolda bulan bir gencin aldığı intikam öyküsü..filmin kötü adamı turgut özatay...izlenebilir..

Cevap Yaz

neslim

10 Haziran 2004 11:14

Cevap Yaz
Yandex.Metrica