Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Hayat Var (Hayat Var)

Hayat Var

7,85

(19 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 27 Mart 2009 1 Saat 56 Dk Fantastik Müzikal Dram Duygusal Psikolojik Fantastik, Müzikal, Dram, Duygusal, Psikolojik

Yönetmen: Reha Erdem Reha Erdem

Ülke: türkiye

Gişe: 10.708

Oyuncular: Yaprak Aras Şahinbaş, Ali Düşenkalkar, Güliz Gençoğlu, Rahmi Elvan, Asil Büyüközçelik, Nilüfer Alptekin, Kaan Mestut, Canbert Yerguz, İsmail Başöz, Aynur Tokluoğlu Devamını Gör...

Ödüller: Sinema Yazarları ÖdülüFIPRESCI ÖdülüGenç CadıEn İyi YönetmenEn İyi Görüntü YönetmeniEn İyi KurguEn İyi FilmEn İyi YönetmenUmut Veren Genç Oyuncu

Konusu : Hayat (14), babası ve yatalak dedesi ile birlikte, nefes kesici güzellikteki İstanbul Boğazı'na açılan bir dere ağzına kurulmuş, derme çatma ahşap bir evde yaşamaktadır. Boğaz, güzel olduğu kadar da karanlık ve tehlikelidir. Babası ailenin hayatta kalmasını sağlamak için küçük teknesiyle bu sularda balıkçılık yaparken, bir taraftan da birtakım yasadışı işlere girip çıkar. Hayat, bu zorlu, sert ve acımasız dünyaya doğmuştur ama yaşama sıkı sıkıya sarılır. Dünyadaki adaletsizliklere karşı cesaretini, dayanıklılığını ve umudunu yitirmez.



Göztepe

2 Temmuz 2018 08:46

Bir Reha Erdem klasiği daha filmde boğazı anlatıyor İstanbul'u anlatıyor geçim derdi,hastalık yasa dışı işler ne ararsan var. Filmde çok fazla diyalog yok Hayat bu ortamda astım hastası dedesinin medikal oksijen tüplerini değiştiriyor nefes alabilmesi için. Gerçekten başrolde Elit İşcan psikolojik sorunlar yaşayan yalnız kalan kız rolünün hakkını vermiş. Teknedeki sarı lacivet diye tezahürat yapan Fenerbahçe taraftarları nefes alamayan almakta çok zorlanan dede herşey ama herşey hayatın bir gerçeğiydi. Film boyunca çalan arabesk şarkılar özellikle Orhan Gencebay şarkıları filmi apayrı bir havaya sokmuş. Tabi tüm bunların yanında manasız ne olduğu belli olmayan sahnelerde vardı. Örneğin Hayat'ın babasını sürekli arayan adam bulduğunda kavga ettiğinde sebep neydi? Yine babası eve yabancı misafir getirdiğinde Hayat'ın dedesi hastayken uygun düşermiydi? Bu sahneler benim için soru işareti olarak kaldı. Filmde dikkatimi çeken komşu kadının Hayat'ı tavşanım diye şefkat göstermesiydi gerçekten iyi bir film. Psikolojik ve hayatın gerçekleri açısından derinlere iniyor çekim mekanlarını her zamanki gibi Reha Erdem iyi kullanmış.

Cevap Yaz

filmamateur

29 Kasım 2016 15:43

Şimdiye kadar izlediyim en anlamlı filmlerden birisiydi. Reha Erdemi tebrik etmek lazım böyle bir film için. Filmde fazla konuşma yok. Kamerayı fotoğraf makinası gibi kullanmış, Nuri Bilge Ceylan gibi. Filmin konusu çok ağır. Annesi ve babası yüzünden çocukluğunu yaşayamayan küçük bir kızın dramı. Babası askerdeyken dedesi annesini zorlar ve o da Hayat adlı küçük kızı terk edib başkasına kaçar. Kaçdığı adam da Hayatı hiç sevmez. Annesi de Hayata karşı çok kötüdür. Babası yasa dışı işlerle uğraşıyor ve kızına zaman ayıramıyor. Dedesi astım hastası ve yatakta. Hepsi de çok iyrenç insanlar. Hayat okulda da çocukların alay konusu. Hiç koruyanı yok. Bir kaç kişi tarafından tecavüze uğruyor henüz 14 yaşında. Çok acıklı bir filmdi çok. Sonunda babası hapise düşüyor, Hayat annesine gitmek istemiyor, dedesini oksijen balonundan ayırıp ölüme terk ediyor ve İstanbullu olmayan kendi yaşlarında bir çocukla kaçıyor. İstanbullu olmayan birine kaçmasının sebebi dedesinin "para İstanbullu olmayanlarda" telkini. Sadece bu olay onun ne kadar çocuksu ve saf olduğunu gösteriyor. Hayat sürekli yalnız kaldığında biberon emiyor ve oyuncaklarla oynuyor. Çocukluğunu yaşayamamanın eksikliyini gidermeye çalışıyor. İzleyin mutlaka, süper film.

Cevap Yaz

mansur34

20 Nisan 2016 09:46

Film baştan sona etkileyici bir hikayeye sahip reha erdem yönetmen olarak iyi bir iş çıkarmış ama senaryo biraz daha iyi işlenebilinirmiş çünkü hikayede bazı mantık hataları ve inandırıcılık sorunları var oyunculuklar genel olarak iyi elit işçan,banu fotocan rollerinde iyiydiler erdal beşikçioğlu ve levend yılmaz da fena değildi kısaca film hatalarına rağmen başarılı bir film sadece filme 116 dakika uzun olmuş 80 dakika da daha anlamlı bir film olabilirdi film anlatmak istediğini naif süslemeden anlatıyor ajitasyona kaymadan gerçekçi bir havası olan film izlemeye değer iyi bir film son olarak filmi izleyeceklere filmde +18 sahneler olduğunu filmin ailecek izlenecek bir film olmadığını da önceden söyleyeyim.

Cevap Yaz

vitruvian

28 Şubat 2015 10:34

Yapılan yorumlara ve filme diyebileceğim tek şey "körler sağırlar, birbirini ağırlar".. Kimse kusura bakmasın bu yapıma, film diyebilmek için her halde insanın hayatında ilk kez film seyrediyor olması gerekir. Bugüne kadar bu denli kötü çekilmiş bir film izlemek nasip olmamıştı doğrusu. Bressonun 1967 yılı yapımı Mouchette filminin 5.tür yorumundan başka birşey değil bu film. Kurgu, senaryo ve montaj tam bir fiyasko. Filmin elle tutulacak tek yanı bir kaç İstanbul sahnesi ve boğaz manzarası o kadar. Genelde her filmin her izleyene göre mesajı ortaktır çünkü yazarı bunu yazarken mesaj budur der sadece izleyenlerin aradan kendi hayatlarına göre çıkardıkları farklı küçük mesajları olur. Ama bu filmde her izleyene göre farklı ana mesaj var. Ben Beş Vakit filminden ilgi duyduğum Reha Erdemin böyle insanı boğan bir film yapmasını beklemiyordum doğrusu. Beş Vakit ve Korkuyorum Anne ile girdiği yoldan çok farklı bir yöne sapmış bence. Elbette ki ömrü boyunca aynı filmleri yapamaz/yapmamalı da ama "nefes alamama" nın bu kadar göze sokulduğu, baş karakterin, izleyicinin antipatisini çok kolay topladığı ve belki de kısa metrajlı bir film bile yapılabilecekken, uzun süreli olan bu film beni fazlasıyla sıktı. Elbette beğenenler de olabilir bir lafım yok ama ben diğer filmlerinde gördüğüm samimiyeti burada göremedim maalesef. Karakterler her ne kadar günlük hayattan gibi dursa da,günlük hayattan oldukça uzaklar bence. Türk sineması adına umutsuzluğumu artıran deneysel belgesel niteliğinde bir film tamamen. Farklı mekanlarda yapılan çekimler alakasız bir şekilde montajlanıp güya kurgu yapılmış. Sonunu kendim için fazla arabesk ve yapay buldum.

Cevap Yaz

sinemadelisi

5 Eylül 2013 02:51

Her zamanki gibi filmini özel mekanlarda çeken Reha Erdem yine şiirsel bir hava yakalayıp,imgesel bir dil oluşturmuştur.14 yaşındaki bir kızın daha bu yaşta yaşadığı zorluklar,hayat mücadelesi,içsel hesaplaşması ve karşı koyamadığı yalnızlığı şiirsel bir anlatımla anlatılmıştır.Elit İşçan bu performansıyla ilerisi için umut vadetmiştir.Film biraz kasvetli olsada görüntüler için ve müzikleri için kesinlikle kayda değer psikolojik bir film.Bakkalın taciz sahnesi,tecavüzünün anlatılış sahnesi,deniz kenarında şarkı söyleyen çocukla olan sahnesi,babasıyla sandalla eve dönüş sahneleri bir sinema şölenidir.Filmin sonlarına doğru umursamaz bir tavır alan Hayat karakteri psikolojik açıdan bir tez konusudur.Filmdeki Orhan Gencebay şarkıları çok güzeldir.Ayrıca Levend Yılmaz ve Erdal Beşikçioğlu da genel olarak çok başarılıdırlar.Sonuç olarak bizi durup düşünceye sevkeden vurucu bir film.

Cevap Yaz

worldshaking

9 Ocak 2013 21:28

sinemanın gerçekten SANAT olduğunu gösteren bir film,farklı bir film,vurucu bir film...

Cevap Yaz

yaslıyüz

26 Aralık 2011 12:46

haneke tarzı bir film bence psikolojik baskı var filmde ama en sonunda umursamaz aldırmaz bir kız çocuğuna dönüşüyor bence kayda değer iyi film

Cevap Yaz

sinemacıyımmııı

27 Temmuz 2011 00:32

evet psikolojik olarak çok güzel bir film yalnız anlamını çözemedim .. çok aşırı ruh tahlillerinin yapıldığı yerlerin sıkıcılığıda göz önünde .. karakterlerin hep askıda kaldığı oldukça sıkıcı bir film ..

Cevap Yaz

baran34

5 Mayıs 2011 22:37

Bir Reha Erdem klasiği daha... Ustalık böyle birşey olsa gerek... Hem yönetmen hem senarist hem de ses miksaj gibi maharetlere sahip uluslararası arenada bizleri daha nice filmleri ile temsil etme yeteneğine sahip nadir kişilik....  Elit İşcan'da Hayat rolü ile filme hayat vermiş. Kücük Kadınlar dizisinde rolü icabı çok pasif kalsada bu filmde yaşından beklenmeyecek olgunlukta oynamış. Dede rolünde ki Levent Yılmaz'da astımlı hasta rolünü mükemmel oynamış. Senaryo çok ilginç. Hayatın tüm olumsuzluklarını kasvetli ortamlarla ve puslu gökyüzü ile birde ilginç mırıltılar ve vapur sirenleri ile senkronize ederek bizi sıkıntıya sokmasına rağmen film Hayat'ın ekseninde bizleri empati kurmaya zorluyor. Film mutlaka izlenmeli.

Cevap Yaz

likitkristal

13 Temmuz 2010 19:16

denize uzaktan bakmak yerine denizin ortasında gemileri taşlamak güzel, sisler puslar güzel, müzik güzel, ruj güzel evet, hayatın yüzündeki ruj çok güzel..

Cevap Yaz
Yandex.Metrica