Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Asi

Asi

8,34

(58 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 Dram Duygusal Aile Dram, Duygusal, Aile

Ülke: türkiye

Oyuncular: Kerem Özdem, Abdullah Bulut, Yeşim Dalgıçer Devamını Gör...

Konusu : Asi, el değiştiren burjuvazinin, toprağın ve aşkın hikayesi. Üç kuşaktır sahip olduğu, ekip biçtiği, hayat verdiği, hayat aldığı topraklarda ayakta kalma mücadelesi veren bir aile. Sırf atalarından kalan topraklara hükmetmek için sahip olduğu diplomayı işletmemiş, toprakları için çalışmış bir baba. Baba ve hayattaki bütün neşesi, gururu çocukları. Çocukları içinde bu topraklara babası kadar bağlı, doğanın, toprağının dilini çok iyi bilen, güzeller güzeli kızı. Asiye olan adı, bu meziyetleri, gücü ve başına buyrukluğuyla yaşadığı topraklara can veren nehir gibi Asi adını almış bir kız. Yıllar sonra doğduğu topraklara dönen genç bir adam; Demir. Zengin, yakışıklı, gururlu. Demir ve ailesinin bu topraklarda gömülü büyük bir sırrı var. Bu sır, topraklara, düellolara, güç savaşlarına, iki ailenin hayatının altüst olmasına neden olacak. Bu sır, aşklarını dizginlemeye çalışan Asi ile Demir’in güçlü duygularını imkansız kılacak.



0k3v1n0

23 Kasım 2010 18:38

2007-2009 yılları arasında 3 yıl sürdü.Ensonunda çocukları oldu vs.vs. ßtslzk'in dediği gißi klişe konulardı.

Cevap Yaz

bltszlk

23 Kasım 2010 11:03

Kanal D de (2007 - 2008) yılları arsında yayımlanan ''Asi'' dizisi her sabah Star Tv'de tekrarları var.İlk sezon iyidi.2. Sezonda saçmalıklarla doldu.Klişe konulardı...

  Murat Yıldırım,Tuba Büyüküstün birbirine yakışmıyordu.Tüm ekibe saygılar

Cevap Yaz

k-br5

23 Temmuz 2009 13:03

Teknik ekibiyle,ayakta alkışlası oyuncu kadrosuyla,partner uyumuyla(TUBA VE MURAT),toprağıyla,Antakya'sıyla muhteşem bir yapım gerçekten,Türkiye'nin o uyduruk dizileriyle kıyaslanamaz ama malesef bizim insanımız o saçmalıkları izlemekten zevk alıyorlar ben bı Destansı Aşkı izlemekten büyük mutluluk duydum bunda emeği geçen herekese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum bu kadroyu daha nice böyle kaliteli yapıtlarda göremek dileğiyle YÜREĞİNİZE SAĞLIK...

Cevap Yaz

uzunince

10 Haziran 2009 23:32

Asi ; dizi filmini zaping yaprken keşfettim başrolerde oynyan :Tuğba Üstünkaya 'nın performansını beğenmedim kendini  vererek oynamıyor, dolayısıyla tiyatro eğtiminin  zayıf olduğuna inamaktan başka care kalmıyor, güzelliği ve çekiciliği var sadece ekranda,sevgilerimle.....  

Cevap Yaz

Azize Özgül

26 Nisan 2009 00:50

oyuncuları iyi oyuncular ama dizi çok kötü bi dizi.....

Cevap Yaz

yalnızlar_rıhtımı

25 Nisan 2009 20:32

kalitesiz bir dizi.

Cevap Yaz

erakman

22 Nisan 2009 05:57

  iNDİGO arkadaşım yeter dur artık!!! Dizinin yapımcılarıylamı anlaştın yoksa bu dizide sendemi rol alıyorsun.Her seferinde diziyi 1 sayfa yazarak anlatıyorsun.öve öve bitiremediğin bu dizi sacmalıklar yumağı haline dönüstü.berbat ötesi bir dizi..

Cevap Yaz

likitkristal

4 Nisan 2009 16:31

berbat bi dizi.   bazı çok iyi oyuncular bulunmasına rağmen izlenilecek gibi değil. eminim ki bu dizi o oyuncuların da  içine sinmiyordur.bu ve buna benzer dizilerde  oyuncuların yeteneklerini sunmalarına fırsat verecek sahnelere beş-altı bölümde bir ancak ratlanır.bunun için de böyle bir dizi iki yıl boyunca izlenmez. işin kötüsü bu diziler tutuyo ve en az iki-üç sezon oynuyo.eğer türkiyede telif hakları iyi işleseydi değerli sinema oyuncularımız böyle dizilerde oynamak zorunda kalmazdı

Cevap Yaz

selen_24

27 Mart 2009 17:07

klişe klişe klişe ......hep aynı konular artık bıktık

Cevap Yaz

indigo

23 Mart 2009 17:07

Evet arkadaşlar, daha 4 yaşında küçücük bir çocuğun, babasının dizinde oturma özlemi... O sahne beni üzdü, içimde bir yerleri acıttı ve yüreğimin ucunda bir yerleri hafiften sızlattı. Eh ben de bir anneyim ve çocukların ne kadar korunmaya ve sevgiye muhtaç yaratıklar olduklarını çok iyi bilirim. Aslında hepimiz insanız ve hepimiz de şu veya bu şekilde, böyle bir özlemi, yaşamımızın bir durağında hissetmişizdir diye düşünüyorum. Kızım çok uzaklarda okuyor, o da son bölümü izledikten sonra beni aradı ve o sahneden çok etkilendiğini ve çok üzüldüğünü söyledi.

 

Ziya, İhsan bey’in de uyarısı ile hayatın gerçeğini, orada burada amaçsız dolanmanın insanı pek de doğru bir yere götüremeyeceğini hissetti; Kozcuoğlu ailesinin şefkatli, sevgi dolu, birbirine saygılı ve bağlı iyi bir aile olduğunu çabuk anladı ve doğru bir dönüş yaparak iyi bir eş ve iyi bir baba olduğunu kanıtladı. Elif’i dizine aldıktan sonra, iri masum çocuk gözleri ile yürek yarası gibi ona bakan Asya’yı, gel bak bu dizim boş diye çağıran Ziya’nın davetine, küçük Asya’nın başı önünde ona doğru yürüyerek cevap vermesi ve Ziya’nın çocuğu dizine oturtması. Evet bence satır arasına sıkıştırılmış önemli bir sahneydi...

 

Burada biraz duralım. Evet çocuklar müthiştir, her şeyin farkındadırlar, çocuk eğitimcileri ve psikologları ne diyorlar bilmiyorum ama acımasız da bir tarafları vardır. Elif’de de bunu görüyoruz. Asya Elif’den küçüktür ama çok zeki bir çocuk portresi çizmektedir. Hafızası çok güçlüdür ve müthiş bağlantılar kurmaktadır. Kerim’in ve Demir’in adını yanlarında bir kez bulunmakla unutmaz, hatırlar, annesine söyler. Aslan’ı, annesi Fatma h.ın oğlunun resmine bakarak “gözümdeki yaş” diye adlandırmasından hatırlar ve ona “gözümdeki yaş” diye hitap eder, nereden öğrendiğini de anlatır. Ama Elif’in yanında daha küçüktür ve kendini ifade etmekte eksik kalmasa da o İstanbul’a götürülmemiştir. Elif, ergen yaşın getirdiği isyanlarla İstanbul’daki okulundan alınmak durumunda kalan teyzesi Ceylan ile İstanbul’daki maceralarını anlatırken, Asya’nın ısırgan otunun zedelemesi ve Fatma annesinin yumak çözme cezası vermesinden başka bir macerası olamamıştır. Ve çok doğru bir şeyde de annesine ısrar etmektedir. O, başka kolye değil, babasının annesine taktığı ve annesinin de kendisine hediye ettiği kolyesini istemektedir... Bir de kuzusunu...

 

Buradan şuna gelmek istiyorum. Gurur, aslında insan onuru ile bir ölçüde bağdaşan bir davranıştır. Ne için yaşarız, haysiyet şeref ve onur. Gururumuzu asla ayak altına aldırmayız, insana yakışan davranış da budur. İlişkilerimizde birbirimizin gururunu zedelememeye dikkat ederiz. Gururumuzun okşanmasından hoşnut kalırız. Eğer gururumuz zedelenmişse, resti çekeriz ve bence de bir anlamda doğru da yaparız. Ancak gurur insanı bazen yanlış da yönlendirebilir... Madalyonun öteki tarafı...Çünkü gururda insan egosunu okşayan, sevgi gibi son derece önemli insani bazı değerlerin de üzerinde tutan bir anlayış da vardır ve din gibi evrensel düşünce ve felsefelerde gurur pek makbul gören bir duygu sayılmaz, sevgi, tevazu gibi değerler çok daha önemlidir ve gururun da üzerinde tutulur. Asıl olan onurdur...

 

Peki burada ne oldu. Demir yanlış bir algılama ve yönlenme ile Asi’yi, geride ne bıraktığını sorgulamadan kendinden uzaklaştırdı ve terk edip gitti. Kendince haklı tarafları vardı. Peki Asi ne yaptı, çocuğundan Demir’i haberdar bile etmedi. Dayanamayıp Asos’a kadar gitti ve Asya’yı da götürdü, uzaktan Demir’i teknesinde gördü ve çocuğu göstermeden geri döndü. Çünkü gururu çok incinmişti. Ve bence haklıydı, ben de olsam belki böyle yapardım.

 

Bütün bu davranışlarda Asi ve Demir, kendi duygu ve düşüncelerine göre ve gururla hareket ettiler. Peki, Asya büyüdükçe ne oldu?!.. Asya’nın özlemleri ve korkuları da büyüdü...Baba sevgisi, özlemi...Babası denizde, denizde yorulunur, yorulunca kıyıya çıkacak ve ona dönecek. Oradaki kuşla ilgili cümlesini anlamadım, herhalde özlemlerini, düşüncelerini, uçan kuş, babaya taşıyacak (Buna benzer bir tema Yol Arkadaşım’da da işlenmiştir. Eylül’ün babası ölmüştür, annesi Ayla ile deniz kenarında, babasına söylemek istediklerini havada uçan kuşa söylemekte, onu babası ile özdeşleştirmektedir.). Baba gelince yaşadıklarını babaya anlatacak ama ya hepsini aklında tutamazsa... Babasının annesine taktığı kolyeyi de kaybetmemesi lazım, annesi o şartla ona taktı... Ama ya kaybederse...Ve düşürdü de... Neyse kurgu analitik, Demir de başka türlü Asya’nın kendi çocuğu olduğu konusundaki kuşkularından kolay kurtulamayacaktı...

 Şimdi burada, anne ve baba biraz etraflıca düşünse kendi küçücük  çocuklarının özlem ve korkularla büyümesine yürekleri razı olur muydu acaba?!. Yani gururları, küçük kızın çektiği ruhsal travmadan daha mı önemliydi...Bunun değil kendi çocuğuna bir başka küçük çocuğa yapılması bile insanın içini acıtır. ..Gerisi sevgili senaristlerimize kalmış diyorum...Eminim sevgiyle harmanlayarak güzel bir şekilde sorunu çözecekler...Ve sevgiyle kalın sevgili arkadaşlar diyorum...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica