Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Beklenmeyen Şahit (Witness for the Prosecution)



MGUNAY

19 Mart 2019 09:44

Oniki Kızgın adamla birlikte en iyi mahkeme filmlerinden biridir.

Cevap Yaz

serdardemirkiran

16 Mart 2017 10:06

“Minnettarlık bazen çok yorucu olabiliyor” 1957 yapımı dramatik gerilim filmi “Witness For the Prosecution” dilimize tam karşılığı ile “Savcılık Makamının Tanığı” olan, bizimse “Beklenmeyen Şahit” adıyla bildiğimiz Agatha Christie’nin 1925’te yazdığı aynı adlı kısa hikayesinden uyarlanmış, senaryosunu Billy Wilder ile Harry Kurnitz’in birlikte yazdıkları çok kaliteli bir mahkeme drama filmi. Film, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere tam 6 dalda Oscar’a, 5 dalda da Altın Küre’ye ve BAFTA’ya aday gösterildi, ancak o yılın neredeyse tüm ödüllerini toplayan David Lean’ın “Kwai Köprüsü / The Bridge on the River Kwai” filmine kaptırdı. Aynı yılın bir diğer mahkeme filmi “12 Kızgın Adam”la sürekli mukayese edildi. Film, kendisinden yaşlı dul bir kadını öldürmekle suçlanan genç bir adamın hikayesi. Tabi kendisinden yaşlı Alman eşi ile adamı savunan yaşlı ve tecrübeli avukatı unutmadan, film genç adam kadar onlarında başrolde oldukları bir drama. Bu film aynı zamanda ünlü oyuncu TyronePower’ın son filmi olmuştur. Filmden yaklaşık bir yıl sonra ölen Tyrone Power (1914-1958) günümüz kuşağının tanıdığı Romina Power’ın babasıydı. Hemşire rolündeki Elsa Lanchester, gerçek hayatta Charles Laughton’ın eşiydi. Film olay örgüsü, yapısı olarak Alfred Hitchcock filmlerini hatırlatmaktadır. Hitchcock’un kendiside bir röportajında pek çok insanın bu filmin BillyWilder’ın değilde kendisinin çektiğinin sanıldığını söylemiştir. Film aynı yıl çevrilen, “12 Kızgın Adam”ın gölgesinde kalmış, onun popülaritesine maalesef ulaşamamıştır. Film yıllar sonra 1982 de bir TV filmi olarak Alan Gibson yönetiminde çekilmişti. Ralph Richardson, Deborah Kerr, Beau Bridges ve Diana Rigg oynamışlardı. O da fena değildi ama bu orjinali bambaşka..Film günümüzde de en iyi mahkeme filmleri arasında gösterilmektedir. Son derece sürprizli bir son içeren bu mahkeme geriliminin sonunda yazılar akarken duyulan dış seste “ BU FİLMİN YAPIMCILARI FİLMİ HENÜZ İZLEMEMİŞ DOSTLARINIZINDA ZEVK ALABİLMELERİ İÇİN FİLMİN SONUNDAKİ SIRRI KİMSEYE AÇIKLAMAMANIZI ÖNERİR” diyerek ricada bulunur. Zaten zamanında filmin tanıtım sloganı da “Böylesine meraklı bir gerilim ancak 50 yılda bir görülür!” şeklindeydi. Filmin sonundaki bu uyarıya sadık kalarak genel hatlarıyla çok fazla detaya girmeden hikayesini anlatmak gerekiyor. İngiliz yargısının tanınmış ve tecrübeli ismi Sir Wilfrid Roberts (C. Laughton) ın sağlık sorunları nedeniyle yatmış olduğu hastaneden, onun her şeyine karışan hemşire Miss Plimsoll (E. Lanchester) ile birlikte tartışmalar içinde eve dönüşlerini izleyerek açılıyor film. Esprili diyaloglarla süren film, hem bizi filme hazırlıyor hem de Wilfrid’e alışmamızı. Ardından filmin içerdiği davayı öğreniyoruz. Wilfrid’in hukuk danışmanı olan arkadaşı, yanında Leonard Vole (T. Power) birlikte avukatın ofisine gelirler. Yaşlıca bir kadın evinde öldürülmüştür ve genç pazarlamacı (yumurta karıştırıcı) Vole bir numaralı şüphelidir. Sağlık nedeniyle Wilfrid arkadaşı Brogan-Moore (J.Williams) ın davaya bakacağını söyler ama yinede Vole’u evinde iyice bir sorgular. Wilfrid’in evine gelen polisler Vole’u tutuklarlar. Bundan sonrasını anlatmak filme zarar verir diyorum ve kesiyorum, gerçi filmin finale gidene kadar şekilden şekile girip, defalaca gidiş yönünden dönüşler yaptığınıda belirtmem lazım. Heyecanla seyrederken pek repliklere dikkat edip not alamıyorsunuz ama yinede; Leonard Vole’un“Bu olaydan öğrendiğim bir şey varsa o da kadın şapkası virinlerine bakmamaktır” sözü. Christine Vole’un “Umarım jüri üyelerinin tümü kadındır, o zaman kocamın mahkemeden omuzların üzerinde çıkacağına eminim” sözleri aklımda kalanlar. Sinema tarihinin en iyi filmleri arasında gösterilebilecek olan film, Billy Wilder ustanın elinden çıkmış (bence beğenilmeyecek filmi bulunmayan ve “keşke bir 50 yıl daha yaşasaydı, bize daha ne filmler sunardı?” dediğim) olduğunu, müthiş oyunculuklar barındırdığını, Charles Laughton, Marlene Dietrich, Tyrone Power, Elsa Lanchester gibi oyuncuları bir arada izlemenin ve sizleri şaşkına çeviren senaryosuyla, sürprizli finali ile (önceden bilinmemesi durumunda çok ama çok daha fazla keyif alacağınızı içeriğe sahip olduğunu) kaçırmaması gereken filmlerden olduğunu, tekrar seyredildiğinde bile kendisini izlettirebilen, hele hele daha önceden görmemişseniz bulunmaz bir hazine olduğunu belirtir, İyi seyirler dilerim. Mutlaka izleyin…

Cevap Yaz

enginyuksel1982

4 Kasım 2014 16:37

final sahnesine kadar iyi giden film finaldeki sürprizlerin abartılması nedeniyle absürdleşmiş fakat yine de izlenmeye değer bir film 7/10

Cevap Yaz

leon_red

29 Ekim 2010 00:40

kesinlikle olağan üstü...oyunculuk performansları okullarda des olarak gösrerilebilecek kadar iyi...senaryosu için ancak kusursuz denile bilir...ve finali şu kadarını yazayım asla ama asla aklınızın ucundan bile geçmeyecek!!! Büyük ustaya sayğılar A.C

Cevap Yaz

capone

3 Eylül 2009 15:34

Zengin bir dul olan Emily French bir cinayete kurban gider.Ve cinayetin bir zanlısıda onun kısa bir süre önce tanışmış olan Leonard Vole'dur.Bu yüzden hapse giren Vole'un savunmasını başarılı ama bir o kadar da aksi avukat Wilfred Robarts yapacaktır.Ancak Leonard'ın karısı Christine'in ortaya çıkması herşeyi karıştırır.Sürpriz bir finale sahip olan başarılı gerilim ve suç filmlerinden.Mutlaka izleyin.Charles Laughton,Marlene Dietrich ve Tyrone Power oldukça başarılı.Filmin esin kaynağı ise gerilim-suç romanlarının usta ismi Agatha Christie'nin aynı adlı eseri.

Cevap Yaz

nedim yıldız

26 Kasım 2007 10:10

mirası için yaşlı bir kadını öldüren genç bir adamla karısı,ve onların suçsuzluğunu ispatlama çalışan ünlü bir ceza avukatının gerilim dolu öyküsü..türkiyede beklenmiyen şahit adıyla gösterilmişti...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica