Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Goya'nın Hayaletleri (Goya's Ghosts)

Goya'nın Hayaletleri
14 Eylül 2007 1 Saat 53 Dk Dram, Duygusal
IMDb puanı: 7.1

Yönetmen: Milos Forman

Ülke: ispanya, ABD

Gişe: 29.431

Oyuncular: Randy Quaid, Stellan Skarsgård, Javier Bardem, Natalie Portman, Simón Andreu, Scott Cleverdon, Andrés Gertrúdix, Blanca Portillo, Wael Al-Moubayed, Jose Maria Sacristan Devamını Gör...

Konusu : İspanya 1792... Katolik Kilisesi’nin en güçlü olduğu dönem. İhtilal, komşu ülke Fransa’yı karıştırmıştır ve İspanyol kilisesi herkes tarafından korkulan Engizisyon’u yeniden yürürlüğe koymuştur. Bu konuda etkili isimlerden biri rahip Lorenzo’dur ve asıl amacı her şeyin üstünde güce sahip olabilmektir. Lorenzo’nun dostu Francisco Goya, İspanya’nın en ünlü sanatçısıdır. Ülkesinin krallarının ve kraliçelerinin portrelerini yapmaktadır. Güzel modeli Ines haksız yere Engizisyon mahkemesi tarafından mahkum edilip, işkence görünce Lorenzo ve Goya’nın dostlukları sınanır. Goya, Lorenzo’ya Ines’in hayatının bağışlanması için yalvarır. İşkence ile tahrip edilen Ines’in yaşamı Lorenzo’nun ellerindedir. Lorenzo, ona tecavüz eder ve zindanda ölüme terk eder. 20 yıla yakın süre sonra, Fransız ordusunun İspanya’yı işgalinden hemen önce, Goya artık farklı bir adamdır. Tamamiyle sağır olmuş, karanlık, rahatsız ve kendisinin hayaleti olmuştur. Fakat, tam bu sırada en yaratıcı dönemindedir. İspanyol Kilisesi tarafından afaroz edilen Lorenzo, Fransa’ya kaçar. İspanya’ya geri dönüşü farklıdır çünkü artık Napolyon rejiminin baş savunucularından biri olmuştur. Sonunda onu İspanya’dan uzaklaştıran, İspanyol Engizisyonu’ndaki eski müttefiklerinden intikam alma fırsatı vardır. Fransızlar Engizisyon’u yasaklayınca, tüm mahkumlar serbest kalır. Bir zamanlar Goya’nın resimlerinin ve hayalerinin güzel ilham perisi Ines’de hapisten çıkar. Sadece gençliğini ve güzelliğini kaybetmekle kalmamış, dönemin varlıklı ve güçlü olan ailesinin evlerinde öldürülmüş olduğunu öğrenir. Bu dünyada onun için tek kalan kişi deli ve yaşlı Goya’dır. Onun himayesi altına girer ve tutuklu olduğu sırada bir kız çocuğu doğurduğunu açıklar. Goya, Ines’in kızı Alicia’yı bulur. Alicia’nın fahişe olarak çalıştığını öğrenen Goya, Lorenzo ile yüzleştirir. Sonunda Lorenzo Ines’e tecavüz ettiğini ve çocuğun babası olduğunu kabul eder. Fakat anne ve kızı halen biraraya gelememiştir. Weelington’un güçlü ordusu İspanya’yı tekrar yönetmek için saldırır ve ülke gene koas ortamına sürüklenir. Lorenzo kendini çaresiz bir durumda ve yeni müttefikler arayışı içinde bulur. Madrid’in sokaklarında kargaşa vardır ve Goya, anne ile kızı tekrar birleştirmek için çabalamaktadır. Lorenzo’yu artık koruyacak bir şey kalmamıştır ve sır olarak sakladığı çocuk kabusları olmaya başlar...



mansuryıldırım

18 Ekim 2015 21:20

Film baştan sona düşük tempolu bir film daha çok ünlü oyuncularıyla kendini izleten bir film 113 dakikalık süreside bu tempoya göre uzun olmuş 90 dakikada daha anlamlı bir film olabilirdi natalie portman filmin en iyisiydi buna rağmen aynı dejavu filmi gibi yönetmeninden ve oyuncu kadrosundan beklenmeyecek şekilde tatsız tutsuz bir film olmuş yinede ortalama bir başarısıda var kısaca oyuncuları için izlenebilinir.

Cevap Yaz

vitruvian

28 Şubat 2015 10:43

Sanat, dram, tarih iç içe geçmiş, bu tarz filmlerin sayısı azdır ve bu da onların kaliteli olanlarından. Oyuncular tek kelimeyle muhteşem zaten 200 yıl önceki ispanya, engizisyon, işgaller gibi önemli tarihi bilgiler vermekle yetinmeyip bir de yirmi yılı kapsayan üç kişilik bir hikaye anlatıyor bize Goya'nın hayaletleri. Aslında merkezdeki isim tam olarak Goya değil, ancak onun da olaylardaki rolü büyük. Renk kullanımları İspanya ile çok başarılı örtüştürüldüğü için filmin inandırıcılık konusunda da bir problemi yok. Milos Forman dönemi resmen beyaz perdeye aktarmış.. Güzel ve sade anlatımı ve gerçeği iyi yansıtmasıyla güzel bir film ortaya koymuş. Konu aldığı dönemi çok net bir şekilde yansıtması, sahne, dekor, kostümler, izleyici üzerinde bıraktığı etki ve seyir keyfi açısından oldukça başarılı. Javier Bardem hakikaten iyi iş çıkartmış, Goyanın kendisinden bile daha çok ön plandaydı.. Ayrıca Natalie Portman'ın delirmiş hali oldukça etkiliydi. Natalie Portman'ın oyunculuğundan çok etkilendim. Özellikle bebekli sahnesi çok dokunaklıydı. Zaman hangi zaman olursa olsun Özgürlük getireceğim diyen herkes yakmış, yıkmış, tecavüz etmiş ve öldürmüş. 2015 yılına baktığımızda da dünyada pek değişen birşey olmadığını görüyoruz. Velhasıl tarih tekerrürden ibarettir. Çok başarılı bir dönem filmi. Engizisyon mahkemeleri tarafından verilen kararların ne kadar acımasız ve anlamsız olduğunu,din adamlarının aslında din kisvesi altında neler yapabileceklerini, onların iki yüzlülüklerini ve sevgisizliklerini yönetmen çok güzel yansıtmış. O dönemde yaşamış ve bu olaylara tanık olan Goya'nın hayatının da derinlemesine olmasa da filmde yansıtılması iyi olmuş. Duygularınızı en tepeye çıkartıp sonra da sizi oradan aşağıya Mozart ile beraber mezara sokuyor. Her izlediğimde Mozart’ın kefene sarılı ölü bedeninin kimsesizler mezarlığına atılışı sahnesinde beni istisnasız hıçkırıklara boğuyor. "Neden böyle bir yeteneği bu çocuksu yaratığa verdin de bana vermedin; madem yeteneği vermiyorsun neden içime bu tutkuyu yerleştirdin?" serzenişi sanırım bir adamın nasıl tükeneceğinin özetidir.. Zaten tutkular tatmin edilseler bile insanı her zaman tüketir, bitirir.. Mozart'ı hasta eden Requiem'in yazıldığı sahnede nasıl bir oyunculuk vardır ki izlediğimde bende hasta oluyordum nerdeyse.. Kin'i de nefreti de hırsı da aşkı da her türlü duyguyu da içinde barındırabilen bir şaheser, eksiksiz diye nitelendirebileceğim bir film.. Başta tarihi film severler olmak üzere herkese rahatlıkla önerebileceğim bu başyapıta puanım; 10/10

Cevap Yaz

asinur

17 Haziran 2009 00:17

Müthiş bir film! Javier Bardem rahip Lorenzo`yu harika oynadı!

Engizisyon mahkemelerinin çirkinlikleri gün yüzüne çıkartılmış.

Baskı ve şiddetle kişinin bilmediklerini, yapmadıklarını nasıl kabul ettiği güzel bir şekilde anlatılmış.

Cevap Yaz

raskolnikov19@hotmai

14 Nisan 2009 21:20

HERŞEYDEN ÖNCE SANATSAL BİR FİLM ÇÜNKÜ SANAT ÖĞELERİNİ VE SANATÇIYI ÇOK GÜZEL ANLATMIŞ.VE BUNU HİKAYEYE SİNDİRMİŞ.TABİİ FİLMİN USLUBU DA AYRICA BUNUN İÇİNDE.NATALİA PORTMAN MÜTHİŞ BİR OYUNCU DİĞER İKİ BAŞROL OYUNCUSUDA ÖYLE.FİLM DİKKATLE İZLENİRSE Kİ BİRAZ TARİHİ BİLGİDE İSTİYOR-ANLAŞILACAK ÇOK ŞEY VAR.İZLENMESİ GEREKEN DEĞERLİ BİR FİLM.

Cevap Yaz

lostmsty

27 Ekim 2008 22:47

görüntü ögeleri bakımından kusursuz, çıldırtıcak derecede keskin bi anlatımı var..

sonunda çalan müziği hala kulaklarımda ve hala tüylerim diken diken! 

Cevap Yaz

emre84

20 Mart 2008 08:54

Çok iyi ve başarılı bir film

Cevap Yaz

afarikan

7 Şubat 2008 19:00

ben çok beğendim gerçekten etkileyici bir anlatım

 

Cevap Yaz

Ahmet

31 Ekim 2007 20:59

Goya'nın hayatından çok tanıklığı gibi olmuş film, fena değil...

Cevap Yaz

antisoldat

24 Ekim 2007 19:46

başarılı bir yapım natalie iyi performans sergilemiş.o dönemi iyi bir şekilde biyografi tarzında ama kişinin değilde etrafındakilerin hayatını anlatarak ana karakteri tanıtmaya çalışıyor.insanların boş inançlar peşinde koştuklarını aktarıyor...güzel bir eser

Cevap Yaz

werdin

14 Eylül 2007 10:16

Muhakkak görülmesi gereken bir yap?m.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica