Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Açlık

Açlık

8,96

(30 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1975 1 Saat 25 Dk Dram Dram

Yönetmen: Bilge Olgaç Bilge Olgaç

Ülke: türkiye

Oyuncular: Osman Alyanak, Nilgün Kasapbaşoğlu, Birtane Güngör, Mümtaz Ener, Hakkı Kıvanç, Mehmet Keskinoğlu, Türkan Şoray, Hüseyin Kutman, Alev Koral, Senar Seven Devamını Gör...

Konusu : Filmde, köyde yaşayan bir kadının kuraklığın getirdiği zorluklarla mücadelesi konu edilir. Meryem, köyün ağasına evlatlık olarak verilir. Evde hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Bir gün ağanın tecavüzüne uğrar. Bu olaydan sonra ağa, Meryem’i Hasan’la evlendirir. Bir süre sonra köyde kuraklık baş gösterir. Hasan çalışmak için İstanbul’a gider. Köyde iki çocuğuyla ortada kalan Meryem, kuraklığın getirdiği açlıkla mücadele etmek zorunda kalacaktır.



hayrivarol

19 Mayıs 2020 13:52

Güzel bir film, muhteşem bir Türkan Şoray oyunculuğu..

Cevap Yaz

YesilcamFanatizm

7 Mayıs 2018 17:25

Gerçektende Psikolojik baskı Ve gerilim yapan bir Film. Buna rağmen ben Filmi beğendim. Türkan Şoray Doruk bir Oyunculuk sergilemiş. Final Sahnesi çok İnsanı geriyor. Dibnot: 15 Yaş altından küçük olanların izlemeleri doğru olmaz.

Cevap Yaz

sholay

19 Ağustos 2016 23:45

Replikleri çok az olan ama buna rağmen çok şeyi anlatan bir film. Yazik. Film hak ettiği değeri görmemiş. Final sahnesi ise çok etkileyiciydi.

Cevap Yaz

MGUNAY

15 Aralık 2015 15:38

Doğum sahnesi ve finali çok etkileyici. Yeşilçamın en dokunaklı filmlerinden biridir kesinlikle.

Cevap Yaz

Kleberson

30 Mayıs 2015 02:16

cok iyi bir film herkes rolünü güzel oynamis türkan soray mehmet keskinoglu ve mümtaz ener cok iyiydi

Cevap Yaz

benimsinema

17 Mayıs 2015 12:56

Filmin degerini simdi cok iyi anliyoruz. Halbuki zamjaninda gisesi bile olmamis filmin. Bilge olgac kendine has cekimiyle yönetmis ve begendim bende. Yalniz erkek artistin yerine bir baskasi olabilirdi. Bir ali poyrazoglu mesela.. mümtaz ener yine muhtesem ve sultan bastan sonuna kadar bazen hic konusmadan cok seyi anlatmis filmde.. yalcin turanin inanilmaz müzigi ve seha okustan iki güzel sarki. Sonu hüsranla bitsede hatta aglatsada güzel bir film

Cevap Yaz

beyzacetin

18 Mart 2013 15:57

Açlığın bu kadar çarpıcı anlatıldığı bir filme ne söylenebilir ki? Hayret ve dehşet içinde izledim. Eşsiz bir film. Türkan Şoray ise öyle bir aktris ki, dramda da komedide de kusursuz!!!

Cevap Yaz

simemaseverrimm

6 Haziran 2012 17:27

Türkan Şoray’ın bir kadın ve ana olarak oyunculuğuyla devleştiği Açlık, köylünün içine düştüğü zor durumu ve bu durum karşısında sergilediği içler acısı davranışları gösteren, hak ettiği yeri tam anlamıyla bulamamış bir Yeşilçam harikası. Filmde Meryem (Türkan Şoray), henüz çok küçükken annesi tarafından köyün ağasına satılır. Kızı gibi sevdiği (!) Meryem’e hayatı zindan eden ağa, günün birinde onu fakir bir genç oğlana eş olarak verir. Meryem’in sahip olduğu yeni hayat çilelidir ama en azından “onun”dur, bu yüzden Meryem eşine ve evine dört elle sarılır. Fakat birkaç yıl sonra köyü vuracak olan kıtlık, evin tüm huzurunu kaçıracak, evin erkeğini umudu İstanbul’da aramaya mecbur kılacak ve nice felaketlere yol açacaktır. Bilge Olgaç’ın senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı Açlık, sinemamızdaki en çarpıcı son sahnelerden birine sahiptir.

Cevap Yaz

FOSTERKANE

25 Eylül 2011 22:12

bilge olgac in belkide en  güzel filmi bu

olgac in bu filmde anladigi bir kadin drami, cehalettin icinde yasayan hic bir hakka sahip olmayan bir mal gibi görülen bir kadinin/meryemin drami. meryemin hayatti belkide cokca yasanan bir acikli bir hayat, cocukken köyün beyine/agasina hizmetci olarak verilir ve bellirli bir yasa gelincede zorla aganin haremine katilmak zorunda kalir, o insanlik disi utanc tuzagindan ancak köyde yasayan bir yoksula evlenerek (imam nikahi) kurtulur. ama ordada aclik pesine birakmaz gelin gittigi yer yokluk dünyasidir. direnir, direnir ama yokluga bir care bulamaz üstelik bir cocuga vardir artik, o nefret ettigi aganin parasina muhtac oldugunu anlar, zorla agadan yiyecek yemek alir ve köye bu varlikla (erzak) döndügünde paylasmaya razi olmadigi icin canindan olur (linc), geride yasli bir kayinbaba, gurbette bir es ve cocuk yasta yetim kalan yavrusu kalir.

meryemin dünyasini veya ona sunulan hayati incelemek gerekir, cocuklugu aganin/bir zengin beyin yaninda büymesiyle baslar, baska bir careside yoktur zaten ve elbet kimse kimseyi babasinin hayrina yardim edmez. meryem bir gece aga tarafindan tecavüze ugrar, hic bir sey yapamaz buna karsi, ne buna engel olacak bir gücü vardir ne gidecek bir yeri.meryem köye gelin gidince gericilerin icine düser yani aganin evinde caresizlik varken burdada aclik vardir, üstüne üstelik birde cocugu olmustur. meryemin bu yeni hayatinda cehalet tüm köyüne hakim oldugu görülmektedir.köylüler yagmur duasina cikar bir kersinde meryem onlarla gitmez o da anlamdirki. bu care degil. bu durumda su sonuc cikiyor : agada bu cahillikten yararlaniryor zaten, o köylüyü o halde birakiyor ve kendine mecbur birakiyor ve durum böyle oluncada elbette köyün kizlarina göz dikmeye kendince bir hak görüyor. filmden 5. tane ilginc sahne 1. aga meryeme tecavüz ederken bagrislari duyan diger kadinlar/kumalar ses bile cikaramaz, alismislar kaderlerine, boyun büküp ses cikarmamak onlara alistirilmis. 2. meryem evinde yemek olmadiginda kazanda cocuguna yemek pisir gibi yapar, bunu belki bilmeyenler vardir,bu gercektede cokta yasanmis bir olaydir, cocugu yemek pistigini zannetip uyuyuncaya  kadar bu oyun oynalinirmis yani günü kurtamak anlaminda ama tabii gün bitince, sabah aclik devam edecektir. 3. meryem fimin finalinde onca erzakla gelince diger kadinlar hic biri sormaz, bunlari nerden aldin diye, iste en büyük insan drami/korkusu acliktir gerise hepsi palvardir, 4. bir yerde meryemin köyedeyken maziye hatirladigi (aganin evinde yasadigi) bir sahne vardi, bu da inanin mazide gördügü kötüklügü/kötüklükleri kolayca unutmadingini gösteren pskoljik bir sahnedir.5.dedenin torununa tokatlamisi ve köyde kadinlarin meryemi linc etmesi, bu da aci bir gercegi gösteriyor insanlar carez kalinca daha zalim daha cani daha gaddar oluyor.

türkan soray bu film cekildigi yilda bir oyuncu olarak degisim yasadigi yildir, bundan 3, 5 sene evvel cokca film yaparken, yaptigi film sayisi azalmistir,erotik filmlerin zirvede oldugu yillardir ve soray artik oyuncu olarak  cesaret isteyen filmlerde oynamaya baslamistir, tecavüz  ve hasan la gerdek gecesi sahnesi (elbette bunlar erotik sahneler degildir) evvelki yillarda soray in asla razi olmayacagi sahnelerdir ve bu filmin yönetmenin kadin olmasida  bence soray icin bir bir avantaj olmustur ve sorayi alev koral in seslendirmeside güzel olmus. bu filmde övülmesi gereken bir baska oyuncuda mümtaz ener dir, öyle inandirici bir oyun sergilemis ki bence bu film icin ödül almazi gerekirdi.

güzel bir film olmasina ragmen benim iki elestirim olacak, 1. filmin ilk bölümünde (meryemin köye gelin gitmesinden evvel sahneler) kurgsunda bir sorun var galiba olgac filmi cekerken kurguyu düsünmemis yada bu ilk bölüm (meryemin aganin evinda yasadigi sahneler) daha uzundu (ama olgac in söhret budalasi/1975  filmindede bu kurgu sorunu görülmektedir), ismail kalakan ve özdemir aritan bu sahneleri galiba kurtarmaya calismis ama bu ilk dakiklarda sahiden bir sorun oldugundan kurtaramamislar ve belkide bu yüzden bu film tv lerde pek oynamiyor cünkü izleyci nerden bilsin ki bir yerden sonra filmin güzel olmaya basladigini. 2.mahmut keskinoglu belki iyi bir tiyatro oyuncusudur ama bir sinema filminde soguk kaliyor, insan bir sicaklik his etemiyor kendisine, mümtaz ener le sahnelerine dikkatla bakarsaniz bunu daha iyi görürsünüz. bu tek keskinoglunun degil türk sinemasinda ve dünya sinemasinda cokca yasanmis bir olaydir.

bu filme iyi bir örnek :konservenin bulusu, bu filmde iyice gösteriyor ki cehalletin hic bir seye faydasi yok o yüzden size iki tane gercek yasanmis olay anlatmak istiyorum, ama hangi ülkerlede yasandigini söylemek istemiyorum 1. avrupada bir ülke bundan 100 veya 200 sene önce bir kuralik yasanmis ve köylerden binlerce insan (sayi olarak yaniliyor olabilirim belkide milyonlarca insandi, tam hatirlamiyorum) olmüs hemen bundan bir ders alinmis ve bu bir daha yasanmazin diye bir care aranmis. care konserve olmus, yani bir daha kuralik yasanirsa köyde insanlar yemek bulamaza, depolarda yemekler cürüme tehlikesine karsi yiyecekler konserverde koruma altina alinmis, konserve iki yila kadar her hangi bir yiyecegi yemegi küflenmekten koruyor, elbette saglikli veya lezzetli olamasi baska bir konu, önemli olan ac kalmamak karini doyurmak. 2. asyada yasanan bir dram, 1950 lerde bir bölgede büyük bir aclik yili (veya yillari) yasanmis, o yillari yasayan insanlar sonraki yillarda cekitikleri anladigina yürek dayanmaz ama o zaman ait hic bir resim cekilmediginden, görüntü alinmadigindan dolaydi bu olay bugün bir hayal bir rüya gibi geliyor insanlara.

Cevap Yaz

kariz_ma_35

21 Temmuz 2011 17:04

Yoksul'luğun,açlığın kuraklığın hüküm sürdüğü bir yerleşim biriminde. Zorlu hayat şartlarında bir çiftlik ağasına evlatlık (hizmetçi) verilen. Kötü kaderinin açlık ve ezilmeyle sonuçlanan bir insanın trajik hayat hikayesi. "Meryem" Türkan Şoray bir çiftlik ağasına evlatlık verilmiş. Orada büyümüş ve çilesini çekmiştir. Ev,tarla,bahçe işlerine koşturan meryem büyümüş ve serpilmiştir. Meryem'in yanındaki iki kız arkadaşının ırzına geçen "Ağa" Hüseyin Kutman tenha bir yerde yakaladığı meryem'ide iğfal etmiştir. Bir süre travma geçiren Meryem'i yoksulluğun cirit attığı. Bir aile olan "Hasan" Mehmet Keskinoğlu'nun babası  tarafından istenir. Oradan kurtulan meryem imam nikahı ile beraber yeni bir yuva kurar. Çocuklarını dünyaya getiren meryem bir yandan kuraklık. Köylülerin yağmur duasına çıkmasına rağmen bir türlü yağmur yağmaz. Ve yokluk bölgede hüküm sürer. Bunun üzerine Hasan İstanbul'a çalışmaya gider. Para gönderir, çift sürdüğü öküzü kesen aile sıfır noktasına kadar gelir. İki çocuklu meryem en sonunda yıllar önce iğfal edildiği ağa evine gider. Bu olayın diyeti olarak bir küfe yiyecek,zerzavat dolu küfeyi evine götürür. Köylünün dikkatini çeken ve çok aç olan komşuları (ahali). Meryem'in kapısına gelir ve zorlayarak açtıkları kapıdan ne kadar yiyecek varsa. Hepsini yerler karşı koyan meryem ve kayınpederi "Abdo" Mümtaz Ener başına aldığı kürek darbesi sonucu bayılır. Aynı şekilde meryem'in oğlu ve en sonunda zorla kopardığı. Bir dilim ekmek elinde  başına sert bir cisim ile vurulan meryem vefat eder. İki yaralı bir ölü ile sonuçlanır acı hengame. Tartışmasız bir başyapıt çok gerçekçi ve çekim açılarıda mükemmel bir film. Karakterlerin hepsi neredeyse kusursuz oynamış. Filmin finalinde Mümtaz Ener'in vefat eden Türkan Şoray'ın elinden aldığı o ekmeği. Yaşlı gözlerle kopardığı ve torununa verdiği sahne insanı derinden tesir ediyor. Bu zamana kadar açlığı iki filmde çok iyi ve derinden hissettim Zavallılar, Yılmaz Güney ve Açlık Türkan Şoray. Allah kimseyi gerçekten aç bırakmasın çok zor. Son sözüm değerli yönetmen rahmetli Bilge Olgaç'a. Sinemamıza böyle harika bir film armağan ettiği için şükranlarımı iletiyor saygıyla anıyorum.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica