Oynadığı karakterler ile yıllardır her kuşağın zihnine kazınan Hababam Sınıfı'nın Hafize Anası Adile Naşit'in yaşam hikayesi birçok kişi tarafından merak edilmektedir. Adile Naşit kimdir? Adile Naşit'in çocuğu var mı? İşte tüm detayları ile Adile Naşit'in yaşam hikayesi ve sanat hayatı...
14 Mart 2022

Adile Naşit ya da gerçek ismiyle Adela Özcan 17 Haziran 1930'da İstanbul'da gözlerini dünyaya açmıştır. Annesi tarafından Ermeni kökenli olan Adile Naşit, baba tarafından ise Rum kökenlidir. Ailesi de kendisi gibi sanatçı olan Adile Naşit, küçüklüğünden itibaren sanatla haşır neşir olmuştur. Babasının komedyen, annesi Amelya Hanım'ın da tiyatro oyuncusu olması Adile Naşit'in tiyatro ve sinema oyuncusu olmasındaki en önemli etkenlerden biridir. Ayrıca henüz 14 yaşındayken babasını kaybetmesiyle okuldan ayrılan Adile Naşit, İstanbul Şehir Tiyatrosunun “Çocuk Tiyatrosu” bölümüne girmiştir. Böylelikle tiyatro kariyeri resmen başlayan Adile Naşit, hayatının son demlerine kadar sahneden hiç inmemiştir. İlk sinema film 1947 yılında yayımlanan Yara filmi ile olmuştur ve ardından1948 yapımlı Lüküs Hayat filmi ile de daha fazla tanınmıştır.

1950 yılında ilk eşi tiyatrocu Ziya Keskiner ile evlenen Adile Naşit'in Ahmet adında bir oğlu olmuştur. Fakat Ahmet'in kalbinde delik olması, onu 16 yaşındayken aramızdan ayırmıştır. Girdiği ameliyattan iyi bir şekilde çıkmasına rağmen daha sonra dayanamayarak vefat etmiştir.

Adile Naşit eşi Ziya Keskiner'in Temmuz 1982'deki ölümünden sonra 16 Eylül 1983'te Cemal İnce ile evlendi. Kahkahaları bugün bile kulaklarımızı dolduran Adile Naşit'in oğlu Ahmet Naşit Keskiner'in kalbi doğuştan delikti.

İyileşmesi için Amerika’da ameliyat olması gerekiyordu. Ameliyat masrafları ise tiyatrocu babası Ziya Keskiner ve annesi Adile Naşit’in karşılayabileceği bir miktar değildi. 1966'nın parası ile tam 100 bin lira gerekiyordu. Sanatçı arkadaşları yetişti imdatlarına, İstanbul Tiyatroları bir gecelik gelirlerini, yani 20 bin lira verdi aileye... Bir de “Gece Yarısı Tiyatrosu” yapıldı, o paralar ve dönemin gazetelerinin başlattığı kampanyalarla denkleştirildi.

Ahmet Amerika’ya gitti, başarılı da geçmişti ameliyatı. Ama bir gün komaya girdi ve bir daha uyanamadı. Tarih 16 Haziran 1966’yı gösteriyordu, tam da annesinin doğum gününden bir gün öncesini… Oğlunun ölüm haberini İzmir’deki bir oyun öncesi alan Adile Naşit, bu habere rağmen sahneye çıktı ve bütün salonu güldürdü. Ama bu olay bütün hayatını değiştirdi. İzmir’den İstanbul’a geldiği uçaktan perişan bir halde inen Hafize Ana, bir daha uçağa binmedi ve doğum gününü kutlamadı.

Adile Naşit'in Kariyeri

İstanbul Şehir Tiyatrosundan sonra Muammer Karaca tiyatrosuna giren Adile Naşit, Aziz Basmacı ve Vahi Öz ile kendi ekiplerini kurarak 1948 ila 1951 yılları arasında bu toplulukta ter dökmüştür. 1954 yılında ise tekrardan Muammer Karaca tiyatrosuna dönen Adile Naşit, 6 yıl boyunca bu tiyatroda sahne tozu yutmuştur. Daha sonra abisi ve eşi tarafından kurulan Naşit tiyatrosunda da bir müddet sahne almıştır. 1963 yılında ise Gazanfer Özcan ve Gönül Ülkü tiyatro toplulukluklarına dahil olmuştur

Her ne kadar 1947 yılında sinema filmlerine dahil olsada özellikle 1970'li yıllarla birlikte sinema filmlerinde daha çok rol imkanı bulmuştur. 1976 yılında yayınlanan İşte Hayat adlı filimde oynadığı rol ile aynı sene gerçekleşen Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görülmüştür. Hababam Sınıfında aldığı rollerle de hafızalarda yer edinmiştir.

Özellikle oynadığı rollerde anne karakterleri ile tanınan Adile Naşit, 1985 yılında “Yılın Annesi” ödülüne layık görülmüştür.

Sinema sektöründe Rıfat Ilgaz tarafından yazılan Hababam Sınıfı eserinin beyaz perdeye uyarlanmış halinde rol alan Adile Naşit, oynadığı Hafize Ana karakteri ile hafızalara kazınmıştır. Aynı zamanda Münir Özkul ile birlikte başrol oynadıkları filmlerde oynadığı ve adeta ikonikleşen anne karakterleri de çok ses getirmiştir. Bunun yanı sıra 1980 yılında TRT'de yapmış olduğu Uykudan Önce programı ile Masalcı teyze olarak anılmaya başlanmıştır

Adile Naşit henüz 57 yaşındayken İstanbul'da geçirmiş olduğu bağırsak kanseri nedeniyle 11 Aralık 1987 yılında vefat etmiştir. Şişli camiinde düzenlenen tören ile ebediyete uğurlanmıştır. Mezarı ise Karacaahmet mezarlığında bulunan ve ilk eşi Ziya Keskiner ile kalp rahatsızlığından dolayı ölen oğlu Ahmet Keskiner'in bulunduğu aile kabristanına defnedilmiştir.

 

 

 YORUMLAR  ({{commentsCount}})
{{countDown || 2000}} karakter kaldı
{{comment.username}}
{{moment(comment.date).fromNow()}}
Uyarı:  Yorumunuz, yönetici tarafından onaylandıktan sonra tüm ziyaretçilerimiz tarafından görüntülenebilecektir. (Bu mesajı sadece siz görüyorsunuz)
{{reply.username}}
{{moment(reply.date).fromNow()}}
Uyarı:  Yorumunuz, yönetici tarafından onaylandıktan sonra tüm ziyaretçilerimiz tarafından görüntülenebilecektir. (Bu mesajı sadece siz görüyorsunuz)