Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Türk Sineması'nın 100'ü

Türk Sineması'nın 100'ü
25 Kasım 2014 03:00

Başlangıç tarihi Kasım 1914 kabul edilen Türk sineması, 100. yılını kutluyor. Yıl içinde birçok etkinlik yapıldı. Biz de dünden bugüne Türk sinemasının önemli duraklarına göz attık.

 Türk sinema tarihi, Kasım 1914'te ilk Türk sinemacısı Fuat Uzkınay'ın Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin yıkılışını filme çekmesiyle başlıyor. Fuat Bey'in MOSD (Merkez Ordu Sinema Dairesi) adına çektiği bu film (150 metre film kullanarak çekilmişti) birkaç kez merkezin salonunda gösterildi. Merkezin Yıldız Sarayı'ndaki yerinden Ankara'ya taşınması sırasında film kayboldu. Bu film hâlâ kayıp. Türk sinemasının doğum gününe ilişkin kutlamalar bu film ve tarih esas alınarak yapılıyor. Sinema tarihçilerine göre ne yazık ki bu filme ilişkin hiçbir somut belge elde bulunmuyor. Bu filmin ilk Türk filmi olduğu iddiasını ilk kez Nurullah Tilgen ortaya atmış, bundan sonra yazılan Türk sinema tarihlerinde de bu iddia sorgulanmadan, somut bir belgeye dayandırılmadan aynen yinelenmiştir.  İlk öykülü filmlerimiz -daha sonra Türkiye'de tanınmış gazete sahiplerinden olan- Sedat Simavi yönetiminde çekildi. Bunlardan Pençe (1917), bir oyundan aktarılmıştı. Casus (1917) ise bir savaş ve casusluk filmiydi.  Türk sinemasında ilk komedi filmi serisine 1917'de başlandı. Yönetmenliğini Hüseyin Şadi Karagözoğlu'nun yaptığı Bican Efendi  Belediye Müfettişi, Bican Efendi Tebdil-i Havada (1917) filmleri ilgi görünce peş peşe filmler çekildi.  Ahmet Fehim Efendi 1919'da önce Binnaz, daha sonra da Mürebbiye'yi çekti. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın romanından uyarlanan Mürebbiye, ilk sansüre uğrayan filmdir.   Türkiye'de sinema 1920'lerin sonuna kadar sessiz olarak devam etti. İlk sesli film Muhsin Ertuğrul'un yönettiği İstanbul Sokaklarında (1931) isimli filmdir. 1949'da çekilen Çığlık, ilk Türk korku filmi, 1953 yapımı Halıcı Kız (Muhsin Ertuğrul çekmiştir) filmi ise ilk renkli Türk filmi olarak tarihte yerini aldı.  Türk sinemasının ilk dönemine tiyatrocu Muhsin Ertuğrul damga vurdu. 1928-1941 arasında 20 film çekti. 13 yıl boyunca Türkiye'deki tek film yönetmenidir.  1939-1950, tiyatrocular döneminden sinemacılar dönemine geçişi işaret eden bir ara dönem olarak kabul ediliyor. Faruk Kenç'in çektiği "Taş Parçası" (1939), Muhsin Ertuğrul sinemasına bir karşı çıkış filmidir.  Türk sineması olgunlaşma dönemine 1950-1960 arasında girer. Ömer Lütfi Akad, 1952'de Kanun Namına, 1955'te Beyaz Mendil filmlerini çeker. Atıf Yılmaz, Metin Erksan, Osman F.Seden filmleriyle gözükür.  Bu yıllarda Ayhan Işık, Belgin Doruk, Zeki Müren, Fikret Hakan öne çıkan oyunculardır.  1960'la birlikte Türk sinemasının altın çağı başlar. Memduh Ün'ün "Ayşecik" filmi büyük ilgi görür, "kapı-çerçeve kıran" bir gişe filmi olarak tarihe geçer. 1966'da Türk sineması 241 film üreterek dünya uzun metraj film üretimi sıralamasında 4. olur. Cüneyt Arkın, Ahmet Mekin, Yılmaz Güney, Kartal Tibet, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray ve Filiz Akın o yıllarda peş peşe filmlerde oynar. 1964'te İstanbul'da sinemalara giden seyirci sayısı 34 milyon 393 bindir. O sıralar İstanbul'un nüfusu 1 milyon 750 bin civarındadır.  Metin Erksan'ın yönettiği 1963 yapımı Susuz Yaz uluslararası alanda yapılan sinema festivallerinde ödül alan ilk Türk filmi olur. Berlin Film Şenliği'nde Altın Ayı ödülünü kazanır. Aynı yıl I. Antalya Altın Portakal Film Festivali düzenlenir.  1965'ten itibarense bir filmin 5-6 günde tamamlandığı, "hızlı" film furyası başlar. Çizgi roman uyarlamaları, Amerikan tipi komediler,  pembe edebiyat romanı melodramları yükseliştedir. Belgin Doruk, Öztürk Serengil, Sadri Alışık, Kartal Tibet, Cüneyt Arkın bu filmlerde sıklıkla gözükür.  1960 ve 1970'ler popüler Yeşilçam filmlerinin artışıyla geçer. 1970'lerin ortalarında yılda çekilen ortalama film sayısı 300'dür. Öyle ki Safa Önal ve Bülent Oran aynı anda 2-3 sete senaryo yetiştirmektedir. 1970'lerde arabesk film furyası da başlar. Atıf Yılmaz'ın "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Kibar Feyzo", Lütfi Akad'ın "Gelin", "Düğün" ve "Diyet" üçlemesi, Metin Erksan'ın "Sensiz Yaşayamam", Erden Kıral'ın "Kanal", Ali Özgentürk'ün "Hazal", Yılmaz Güney'in "Umut", "Arkadaş" filmleri dönemin dikkat çeken yapımları arasında yer alır.  1980'e kadar Yeşilçam'ın hükümranlığı sürer. 15 yılda 3 binin üzerinde film yapılır. Ülke genelinde yıllık seyirci sayısı 200 milyon bilet satışına ulaşır. Tarık Akan, Kadir İnanır öne çıkan jönlerdir. Kemal Sunal komedi filmleriyle çok sevilir.  1980 darbesinin etkisiyle dönüşüm yaşanır, filmler başrol oyuncusu yerine yönetmeniyle anılmaya başlar ve "Yeşilçam" dönemi sona erer. 1980'lerin başlarında 70 civarında film üretilir. Dönemin sona ermesinde televizyonun keşfi ve yaygınlaşması da önemlidir. Erotik film furyası seyirciyi sinemadan uzaklaştırır. Açık hava sinemaları kapanmaya başlar.  Türk sineması Cannes Film Festivali'nin büyük ödülü "Altın Palmiye"ye, ilk kez Şerif Gören ve Yılmaz Güney'in "Yol" filmiyle 1982'de ulaşır.  1990'lar sinemamızın kriz ve kimlik arayışı yıllarıdır. Video filmler revaçtadır. Yılda ortalama film üretimi 10'un altına düşmüştür. Bu yıllarda Türkiye sinemasının adımları atılır. Yavuz Turgul'un Eşkıya (1996) filmi geniş kitlelere ulaşan 90'ların en önemli yapımı olur. Hem sinema yapımcısı hem de seyirci anlamında yeni bir kuşağın habercisi olmuştur. Ömer Kavur'un "Gizli Yüz", Sinan Çetin'in "Berlin in Berlin", Mustafa Altıoklar'ın "Ağır Roman", Derviş Zaim'in "Tabutta Rövaşata", Reha Erdem'in "Kaç Para Kaç", Tomris Giritlioğlu'nun "Salkım Hanımın Taneleri" dönemin dikkat çeken yapımları arasında yer alır.  Türk sinemasında İslami duyarlılığa sahip 'millî sinema' arayışı 1970'lerde başlar. Yücel Çakmaklı, Şule Yüksel Şenler'in "Huzur Sokağı" romanını "Birleşen Yollar" adıyla sinemaya aktarır. Seyircinin sinemaya küstüğü 1990'ların başında yeniden 'millî sinema' atak yapar. Yine Yücel Çakmaklı imzalı Minyeli Abdullah hasılat rekorları kırar. Bu hızlı yükseliş beş yıl sürer. Yalnız Değilsiniz, Bize Nasıl Kıydınız, Kelebekler Sonsuza Uçar, Kavanozdaki Adam, Sonsuza Yürümek gibi filmler çekilir. Yücel Çakmaklı, Mesut Uçakan, İsmail Güneş, Mehmet Tanrıseven öne çıkan yönetmenlerdir.  2000'li yıllarda Türkiye sineması yükselişe geçer. Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu gibi yönetmenlere Özcan Alper, Seyfi Teoman gibi genç yönetmenler de eklenir. Bu yönetmenlerin en önemli özelliği kendi yazdıkları filmleri yönetmeleridir.  Nuri Bilge Ceylan 2003'te Cannes Film Festivali'nde "Jüri Büyük Ödülü"nü kazanır. Yine Ceylan'ın yeni filmi Kış Uykusu, Yol'dan beri Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'ye layık görülen ilk film olur. "Yusuf üçlemesinin son halkası olan Bal filmiyle -ilk iki filmi Yumurta ve Süt- Semih Kaplanoğlu, 60. Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazanır. En son Kaan Müjdeci'nin Sivas filmi Venedik Film Festivali'nden ödülle döndü. Fatih Akın, Ferzan Özpetek, Emin Alper, İsmail Güneş, Yeşim Ustaoğlu, Kutluğ Ataman gibi yönetmenler uluslararası birçok festivalden ödülle döndüler. 

En çok izlenen yerli yapımlar (2005-2014)

Recep İvedik4 (2014)    7.369.088 
Düğün Dernek (2013)    6.961.909
Fetih 1453 (2012)         6.572.618
Recep İvedik 2 (2009)   4.333.144
Recep İvedik (2008)      4.301.093



Yandex.Metrica