
filmi izledim ve hiç beğenmedim malesef bence kötü film olmuş

Kedi, kurbağa gibi sevimli haycanların dekor ve senaryo bileşiği gibi kullanıldığı bu sıradışı filmde, bir çok ucuz Hollywood aksiyon-fantastik-bilim kurgularından çok farklı olarak izleyenin heyecan katsayısını artırma değil, görsel bir doyum sağlama amacı güdülmüş. Amaç bu olunca filmde çok güçlü bir konunun olmayışı, bana çok doğru verilmiş bir karar olarak geldi. The Spirit(Gabriel Macht) ve Sand Saref(Eva Mendes)"in tutkulu ve tehlikeli aşkları, çoğu seyirciyi ahtopot düşmanı yapan The Octobus-Ahtopot(Samuel L. Jackson)"un bitmek tükenmek bilmeyen para ve sahip olma hırsı, Frank Miller"in filmlerinde yer alan tümevarımsal karakter ve renk hileleri filmi beğenmek için yeterli olan sebeplerden...
Yalnızca daha fazlasını vaad eden, davetkar karakterler, gerçekliği su götürmeyen %100 fantazi ürünü bir kahraman ve buna suni bir yama yerine baş döndüren bir aşkla bağlanmış bir kadın... Doğa üstü güçlerle donatılmışlığın bir adım ötesinde cinayet ve kara film tadında suçlu- suç bağıntısını irdeleyen insan-mutant arası bir afrodizyak erkek psikolojisi...
İzleyen herkesin bu davetkar adamla sevişmek istediğinden eminim... Çekici maskesi ile karanlık gecelerde çok ürkütücü görünse de, hayran olunan çoğu şeye yönelik beslenen elde etme içgüdüsü kesinlikle Spirit"te kendini seks ve teslimiyet olarak gösteriyor...
Etkilendim...

frank miller işin içindeyse o filme gözüm kapalı giderim. bu filmde çok güzel olmuş.
