Sinematurk 2.0 Kara Osman
Kara Osman
Anlı şanlı kabadayı Kara Osman’ın karnında Recep’in sıktığı 5 kurşun var. Hastanenin ameliyathanesine almışlar ama o iğneden korkuyor.
Doktor; “Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?”
Osman ; “Fena değil. Yalnız iğne yerleri acıyor.”
Doktor; “Ne biçim adamsın sen be? Bıçakların, tabancaların arasından kurtulmuşsun iğneden korkuyorsun.” (İğneyi görünce, anesteziye gerek kalmadan bayılır.)

1986’da aynı yönetmen ve ‘Kabadayı’ adıyla tekrar çevrilecek olan film Kara Osman’ın Acil Servis’e getirilmesiyle başlıyor. O kargaşada, hastabakıcılar yanlışlıkla arkadaşı Yusuf’u sedyeye alıyorlar. Kahramanımız ‘ayıp olmasın’ diye ses etmez.
Bu sırada Sinan ve Recep olayı kutlamak için toplanmışlar; “Artık İstanbul yalnız ikimizin olacak.” Recep, Sadettin Erbil’in sesiyle bizi geçmişe götürüyor; “Osman benim çocukluk arkadaşımdır. Koca bir ömür beraber yaşadık. Yetimdi Osman. Babası bir liman kazasında ölmüştü (ikinci çevrimde ‘bir gece balığa gitmiş bir daha da dönmemiş’). Çocukken de şahsiyet sahibiydi Osman. Evin erkeği sayıyordu kendini. Kahveci Ali Rıza her geçişte laf atardı anasına. Buna içerlediğini bilirdik. Bir gün Ali Rıza’nın Kahvesine gitmiş, üç sandalyeye birden kurulmuş. Ali Rıza ‘anan nasıl evlat’ demiş. Bu laf üzerine cebinde sakladığı ekmek bıçağını çekip saldırmış Ali Rıza’ya. Kahvenin önüne cansız devirmiş...5 yıl sübyan koğuşunda hapis yattı. Hapisteyken anası ölmüş, bacısını bir yere evlatlık vermişlerdi. Artık Osman mahallenin kralıydı..Kumarhaneleri bastı, barları dağıttı. Sevilen bir adamdan çok çekinilen bir adam olmak istiyordu..Bunun için arkadaşları yavaş yavaş çekildi etrafından. Yalnız kaldı..”
Şarkıcı Zerrin ve Yusuf en iyi dostları ama Osman’ın aklı kız kardeşi Cemile’de. Dört yaşındayken Şevket Bey evlat edinmiş. Kahramanımız 15 yıldır her ay onun için ‘yüklü bir para yardımı yapıyor’. “Genç kızlığını, gelinliğini hep uzaktan gördü. Senin bir kabadayının kardeşi olduğunu bilmeni istemiyordu.” Kaderin cilvesi midir nedir, Cemile, Osman’ın ‘amansız takipçisi’ Komiser Enver’le evli.
Hastaneden kaçan Kara Osman, ‘The Halls of Fear’ (1972) (Nino Rota) ile vedalaştığı Zerrin’e “Bu yara beni bitirecek. Kimsenin bilmediği bir yerde ölmeliyim” demişti. Ama bu kadarcık bir istek bile peşinde Sinan, Recep ve Polis varken öylesine zor ki.
Filmin sonu, başlangıcı gibi kanlı ama defalarca seyredilebiliyor. Köseköy’de onun yaralarını ‘çuvaldızla diken Baytar’ Ayşe, babası Aziz ve sade yaşamları çok güzeldi. Keşke ölmeyip devamı çekilseydi.

Sinan ve (ikinci çevrimde olmayan) kiralık katili canlandıran Nihat Ziyalan’ın (adı filmde yok) konuşmaları.
“Bir adam var temizlenecek.”
“Kim o? Adamına göre fiyat ve şekil değişir çünkü.”
“Osman.”
“Bu Osman, Kara Osman mı?”
“O.”
“Olmaz.”
“Neden?”
“Biz onunla Trabzon Hapishanesinde 3 yıl beraber yattık. Helal delikanlıdır. Yazık olur.”
“20 bin..50..100 bin.”
“İstersen bir milyon de. Delikanlı adam delikanlının kıymetini bilir. Ben yokum bu işte.”
‘İnsan, dostlarıyla vardır’ın filmdeki ödülü Müslüm’ün arkadan attığı bıçak.
(Yazan: Murat Çelenligil)





Murat Çelenl... Puan: 8896 ozcanbektas1... Puan: 37627 enigmacuture Puan: 111785 Alın yazısı Puan: 16261