Bir Aradayız, Hepsi Bu
Aile İlişkisi
Aristokrat
Arkadaşlık
Aşk
Bina
Büyükanne
Cenaze
Çizim
Doğum Günü
Doktor
Erkek kadın İlişkisi
Evlilik Sözleşmesi
Flu
Güzel Kadın
Kedi
Komşu
Miras
Mutfak
Ölüm
Paris
Restorant
Romandan Uyarlama
Romantik
Sosyal Sınıf
Temizlikçi
Tiyatro
Usta yönetmen Claude Berri ve Fransa’nın en yetenekli genç yıldızları Audrey Tautou ve Guillaume Canet’den Paris’te geçen büyülü, romantik bir hikaye.
Genç bir kadın olan Camille, Philibert ve Franck adlı iki komşusuyla dost olur; rahat ve huzur bulmak için onların evine yerleşir. Ailevi geçmişleri ve kişilikleri bakımından birbirlerine zıt bu üç karakter, uyum içinde hayatın tadını yakalarlar. Tartışmaların, kavgaların, barışmaların, suç ortaklıklarının ötesinde, “bir arada” olmanın keyfi onları daha güçlü kılar. Derken, inatçı olduğu kadar dünyalar tatlısı olan Franck’ın anneannesini de aralarına almaya karar verirler.
Hikâyenin kahramanları feleğin çemberinden geçmiş, biraz yabani ve yalnız karakterlerdir; fakat gönül zenginliğine ve duyguların gücüne inanırlar. Peki, “Bir aradayız, hepsi bu” diyerek kendilerini keşfetmeleri, kendilerini gerçekleştirmeleri mümkün olabilir mi? Masala yakın durmakla birlikte, film burada gündelik hayatın tarafını tutuyor. Her şey toz pembe değil ve kendileri için inşa ettikleri bu fanusta dram eksik olmuyor. Dışarıda olduğu gibi içeride de, mutluluklarının üzerinde bir tehdit kol geziyor: Hayatın sert darbelerinden, kenara çekilme riskini de göze almadan, nasıl kaçmalı?
Genç bir kadın olan Camille, Philibert ve Franck adlı iki komşusuyla dost olur; rahat ve huzur bulmak için onların evine yerleşir. Ailevi geçmişleri ve kişilikleri bakımından birbirlerine zıt bu üç karakter, uyum içinde hayatın tadını yakalarlar. Tartışmaların, kavgaların, barışmaların, suç ortaklıklarının ötesinde, “bir arada” olmanın keyfi onları daha güçlü kılar. Derken, inatçı olduğu kadar dünyalar tatlısı olan Franck’ın anneannesini de aralarına almaya karar verirler.
Hikâyenin kahramanları feleğin çemberinden geçmiş, biraz yabani ve yalnız karakterlerdir; fakat gönül zenginliğine ve duyguların gücüne inanırlar. Peki, “Bir aradayız, hepsi bu” diyerek kendilerini keşfetmeleri, kendilerini gerçekleştirmeleri mümkün olabilir mi? Masala yakın durmakla birlikte, film burada gündelik hayatın tarafını tutuyor. Her şey toz pembe değil ve kendileri için inşa ettikleri bu fanusta dram eksik olmuyor. Dışarıda olduğu gibi içeride de, mutluluklarının üzerinde bir tehdit kol geziyor: Hayatın sert darbelerinden, kenara çekilme riskini de göze almadan, nasıl kaçmalı?

