Sürtük

8,82

( 14 kişi yorum yaptı )

Sürtük

Sinema Filmi

1970

‘Arrivederci, Baby!’deki (1966) ‘Highballs at Villa Rienza’ (Dennis Farnon).
Köşkün bahçesinde öğle yemeği.
Kemal; “Kafama koydum, seni adam edeceğim.”
Naciye; “Zorun ne senin benle?”
Kemal; “Zorum senle değil işimle. Ben hayatta hep kestirmeden gitmişimdir. Bir vakitler potin bile boyamıştım. Şimdi de senin gibilerle halkın gözünü boyuyorum. Adam olursan iş var sende.”
Durumu ‘iş meselesi’ gibi gösteriyor ama yaptığı heykele tutulan Kıbrıslı yontucu Pygmalion’dan farkı yok.

Aynı isimli romanın (1937-Remzi Kitabevi) (Mahmut Yesari) üçüncü (farklı isimle yapılanları da katarsak kimbilir kaçıncı) uyarlaması.
Jenerikte bir Roman şarkısı; “Yaylı da yaylı içinde//Yaylı da fayton içinde//Ankara Postası geliyor//Var mı da yârim içinde.” Sokak şarkıcısı Naciye söylüyor. ‘Orkestra’ arkadaş ları Klarnet (Türkan Şoray’lı çevrimde ‘Keman’)-Osman Amca ve Darbuka-Ufaklık.
‘The Man From U.N.C.L.E.’daki (1964) ‘Main Theme’ (Jerry Goldsmith). ‘Gazinocular Kralı’ Kemal [‘Yakılacak Kitap’ (1968), ‘Kadın Severse’ (1968), ‘Bir Kadın Kayboldu’ (1971) ve ‘Emine’ (1971) filmlerinden anımsadığımız] ‘34 HR 007’ plakalı Mercedes’i ile bir hışım gelmiş. ‘İş Adamları Klübü’nü almak istiyor. Muzaffer Yenen’in “Bir sürü gazinon var. Benimkine de mi göz koydun. Kulübü satmak istemiyorum” diye yırtınması boşuna. Önüne atılan nakit 100 bin lirayı kabullenmek zorunda kalır. (1965’te ödeme çek olarak yapılmıştı).
Sonrasında Kemal’i daha yakından tanıyoruz.
İlk çevrimde olduğu gibi yaşlı bir kemancının ‘piyasadan adını sanını silmiş’. “İşsizim. Kemanımı alıp sokaklarda mı sürüneyim istiyorsun? Affet yetmedi mi çektiğim?” Yetmemiş! Adamın suçu da, orda burda “Sokağın iti gazinocular kralı oldu” diye konuşmasıymış.
Elinden bir şey alınması da mümkün değil kahramanımızın. Değil elinden almak, O’na ait kadına yan bakacak biri daha anasından doğmamış! Böyle bir şey yapan Tarık Şimşek’in başına gelenler ibretlik. Yumrukla camdan dışarı fırlatıyor zavallıyı.
Her gece gazinolarını dolaşır.
‘Les Feuilles Mortes’ (Autumn Leaves) (1945) (Joseph Kosma). Önce ‘Sayanora Pavyon-Night Club’. Buranın piyanistini ‘Büyük Saz’a aldıracakmış. Ferdi’yi kollamasının nedenini Hüseyin Salıcı’ya şöyle açıklıyor; “Babası yüzbaşımdı askerken. Çok iyiliğini gördüm.”
“Bir gün karşılaşırsak ayrıldığımız yerde//Eller gibi davranıp görmemezlikten gelme.” (1969) (Yusuf Nalkesen). Asıl Mekânı ‘Büyük Saz’. Assolist Suzan Avcı, Hicaz şarkıyı Güzide Kasacı’nın sesiyle söylüyor. Ama Kemal genç kadının şımarıklığından usanmış: “İki alkış üç çiçekle ne oldum delisi kesildin başıma.” ‘Kes’, ‘sabrım taşıyor’, ‘sıktın be’, ‘çarpacağım elimin tersiyle bir tane’ diye tersliyor hep.
Kumkapı’da, Faik Coşkun’a ait ‘Üçler Balık Lokantası’nda bu gerginlik ilginç bir şekilde sonuçlanacaktır.
“Rakı da içtim şişeden//Bizim bitli göründü köşeden//Ha bakayım bitli, bitli//Kızları aldı gitti.” Naciye, elinde tef, Belkıs Özener’in sesiyle döktürüyor. Uzun siyah saçlar, kiraz kırmızısı dudaklar. Gösterişli kolye, küpe, bilezik. Çiçekli saç ve etek. Hemen oradaki masada ise ‘mutat atışma’. Suzan sofradaki ‘midyeleri (ilk çevrimde ‘ciğer tava’) ve Naciye’yi beğenmiyor.
Suzan; “Ne diye sokarlar bunları böyle yerlere bilmem. Şarkıcı olmamdan utanıyorum.”
Kemal; “Utanma! Hiç fark yok aranızda. Evet, şans sana gülmüş, O’na gülmemiş o kadar. İstersem O’nu da 3 günde yetiştirir meşhur ederim. Dırdırı kes edebinle otur!”
Belli ki ‘assolistin suyu ısınmış’. “Olan şu! Son zamanlarda sıkmaya başladın” diyor Kemal. Gözü hep masalardan para toplayan Roman kızında.
‘Rast Oyun Havası’. Dışarıda, kartını verdiğinde Naciye pabucundaki çivi ile meşguldü. Bu ilgiyi yanlış anlayıp demediğini bırakmaz. “Ne zannettin lan bizi? At pazarından eşek mi satın alıyorsun lan? Gözünü aç düdük. Kız oğlan kızım ben. Ayı. Kendini koklatacak surat var mı bizde? Ortaya çıkıp iki göbek salladık diye ırzıma mı geçeceksin godoş?”
Anlı şanlı gazinocunun tırsıp gitmesi filmin hoş sahnelerinden biri.
Neyse ki Hasan Amca karta bakmayı akıl eder; “Dur be kızım, dur. Yanlış anladın. Vurursun baltayı taşa.”
Naciye; “Baltayı bilmem neresine vurayım o itin.”
Hasan; “A be durasın be kızım. Ben ne sülerim sen ne anlarsın. Bildiğin gibi değil. Gazinocular Kralı Kemal’dir O... Besbelli seni dinledi beğendi. Şarkıcı yapmak ister.”
‘Başına devlet kuşunun konduğunu’ anlayan genç kız ertesi gün ‘Enişte’ dediği Kemal’in evindeydi. Ağzında sakız! Hemen sahneye çıkmak istiyor ama önce Melahat Abla’nın gözetiminde ‘yontulması gerekiyormuş’. Muammer Karaca’nın evine yerleşir.
‘Yağmur Yağdı Kaç’. İlk olarak hamam.
‘The Great Race’deki (1965) ‘Push The Button, Max!’ (Henry Mancini). Yeni elbiseler, iç çamaşırları alınması bu melodi ile. Manikür, pedikür, kuaför. Masaj salonu.
‘Kürdili Hicazkâr Peşrev’ (Vasilaki Efendi). Kemal, ‘Büyük Saz’ı görmesini istemişti. Suzan Avcı, bu kez Gönül Yazar’ın sesiyle ‘Kader Torbası’nı (1969) (Polat Tezel / Âşık Ali İzzet) söylerken Naciye ortalığı birbirine katıyor. Göbek atmalar, şampanya köpüğü ve tavuk parçalarının yandaki masalara saçılması. Daha neler neler. Yemek ve dans eğitimi almasına karar verilir.
‘Valurile Dunarii’ (1880) (Ian Ivanovici). Dans derslerinde bu melodi ve [ilk çevrimindeki (1965)] Moris var.
Bu günlerde gazinocu, verdiği armağanlarla nefes aldırmıyor; Küpe, kolye, kürk, orkide ve (Ertem Eğilmez’e ait) ‘34 DH 617’ plakalı gösterişli otomobil.
Franck Pourcel’in ‘Papaphonic’ albümündeki (1969) “L’Orage” (La Pioggia) (1969) (Mario Panzeri / Daniele Pace / Gianni Argenio / Corrado Conti) ve ‘Canción Latina’ (L. Stocker / V. Martins). Araba ve deniz motoru sahnelerini iki hareketli melodi ile izliyoruz.
Müzik derslerini piyanist Ferdi verecekmiş. Ateş ve barut olduklarını Kemal nasıl da anlamadı. Birbirlerini çok severler.
Nota; Ses terbiyesi; Usuller; Makamlar; Diyaframı idare etmek.
‘Yine Bir Gülnihal’ (Hamamizade İsmail Dede Efendi). Ders çalışmak için gelmişlerdi ama denizi gören çayevinde genç kızı daha yakından tanıyoruz.
Ferdi; “Segâh, dügâh, sultanîyegâh.”
Naciye; “Darbukacı Agâh! Kusura bakma birden aklıma geldi. Babamın arkadaşıydı. Veremden öldü. Zaten bizim orda insanlar ecelleriyle ölmezler pek. Ya bir bıçak yerler ya da veremden giderler. Anamı hastaneye kaldırdılar geri gelmedi. Babam yapıda bir duvar altında kalmış. Gittiğimde üzeri gazete örtülüydü.”
‘Ömrüm Seni Sevmekle Nihayet Bulacaktır’ (Yesari Asım Arsoy). Yemyeşil kırda söz sırası delikanlıda; “Hayatlarımız bir yerde birbirine çok benziyor. Ben de annemi hiç görmedim. Babam askerdi. Tatillerde beni manevralara götürürdü.” Babasından bir İstiklal Madalyası, annesinden de piyano kalmış.
“Emirgan’da çay” bu filmde de var. Arabanın radyosunda bir Nihavend şarkı; ‘Tereddüt’ (Ali Rıfat Bey / Orhon Seyfi Orhon). Güftedekinden farklı olarak severse ‘küt’ diye söylermiş genç kız. Bu sırada erkeğin gözünün ta içine bakıyordu.
‘Damarımda Kanımsın’ı (Kürdilî-Hicazkâr) (Sinan Subaşı) dinleyen Kemal’e göre genç kız artık sahneye hazır. Yeni adı Canan Alev. Büyük Saz’da Erdoğan Esenboğa’nın anonsu; “Ve şimdi yeni bir ses yıldızı ilk defa sahnemizde.”
Naciye; “Ne tuhaf! Korkuyorum sahneden.”
Kemal; “Sahne senden korksun.”
İlk şarkısı ‘Unuttun Beni Zalim’ (Arif Sami Toker). Sonrası çorap söküğü gibi; ‘Olmaz Olmaz Bu İş Olamaz’ (Türkçe sözler Fikret Şeneş); ‘Duyduk Duymadık Demeyin’ (Türkçe sözler Sezen Cumhur Önal); ‘Yıllar Sonra Rastladım Çocukluk Sevgilime’ (Yıldırım Gürses); ‘Ağlama Değmez Hayat’ (Mehmet Ilgın); ‘İçin İçin Yanıyor’ (Şekip Ayhan Özışık). Her şarkıda yeni saç ve elbise.
Şöhreti de aşkı da büyüyor. Ne var ki beraberliklerinin önünde büyük bir engel var. Kemal. Genç kız ‘bir bakıma O’nun eseri’. Ama bunu ‘kalbini ve kendisini vererek ödemek istemiyor’.
Gazinocu kuşkulanmış. Bir zamanlar hediyeler verirken şimdi “Nerdeydin, kaltak” diye tokatlamaktaydı.
Russ Case’in ‘Cleopatra’ albümündeki (1963) ‘Cleopatra Enters Rome’ (Alex North). “Seni bataklık gülü sürtük seni” bile diyor. “Seni sen yapan benim. İsmin, sanatın, şöhretin hatta güzelliğin hepsi, hepsi benim eserim. Her şeyinle benimsin.” Sonuçta koparlar. “Bütün bunları neyle ödememi bekliyorsun. Ömrümün sonuna kadar senin kuklan olarak kalmakla mı?” Ferdi’ye gidiyor genç kız.
Kısa zamanda Kemal’in öfkesinin de en az sevgisi kadar tehlikeli olduğunu anlayacaktır.
“Ne senin aşkına muhtaç ne esirin olacağım//Öyle bir sevgili buldum ki seni unutacağım” (1970) (Muzaffer İlker). Afişleri sökülmüş. Sahnede tekrar Suzan Avcı var.
Her gazino tembihli. Kahramanlarımıza iş verilmiyor. Sahneye çıkabildikleri yerler ise, Erdo Vatan’ın gazinosu gibi yakılıyor veya satın alınıyor.
Ferdi’ye para teklifi ve dövülmesi de sonuç vermeyince Gazinocular Kralı en acımasız tehdidi yapar. Kendisine dönmezse sevdiğini öldürecekmiş Canan’ın. Hiçbir şey bu denli ikna edici olamazdı.
Genç kız bir veda mektubu bırakarak Kemal’e döner. Ferdi hesap sormaya gelmiş. [Hülya Koçyiğit’in bu sahnede giydiği ‘Dior kreasyonu’ elbiseyi ‘Damgalı Kadın’ (1966), ‘Ölmek mi Yaşamak mı’ (1966), ‘Yağmur Çiselerken’ (1967) filmlerinden anımsıyoruz.] Canan, kendisinin de inanmadığı şeyler söylüyor. Amacı yalnızca Kemal’i kıskandırmakmış; Bu parlak hayata alışmış, ayrılamazmış. En kırıcısı da; “Aşk falan yok. (Parmaklarıyla para işareti yaparak) Bu var bu.”
Kimse ama asıl Gazinocu mutlu değil. “Hayır, böylesini istemedim ben. Senin, kimsenin olmayan, alınıp satılmayan tarafını, ruhunu, kalbini istiyordum.”
Sonuçta Canan, geldiği yere, elinde tefle sarhoşlara avuç açmaya gidiyor.
Sahnelere yükselip sevdiği ile bir araya gelmesi yine Kemal sayesinde olacaktır. Gazinocular Kralı’nın kaderi önceki çevrimler gibi; Aralarından çekilip gecenin bir vakti Beyoğlu caddelerinde gözyaşları içinde uzaklaşmak.
‘Pygmalion’daki (1912) (Bernard Shaw) Henry Higgins daha şanslı. Düşes yaptığı çiçek satıcısı Eliza Doolittle kendisine dönüyordu.

‘Sürtük’te (1937) (Mahmut Yesari) Bay Macit ‘bir mektepte hoca ve gazetelere yazıyor’. Üsküdar’daki yazlığına sığınan ‘sokak kızı’ Hürmüz’ü birkaç ay içinde ‘hanımefendi’ yapar. Yeni adı Mediha (sf. 71). Fakat ‘kaldırımdan aldığı paçası düşük’ kız, komşu köşkteki Hayri Akarsel ile kaçıyor. “İnsanlara öğretilmez. Onlar yaratılışlarına göre kapar, öğrenirler (sf. 15).”

‘Pygmalion’ (1938) ve ‘My Fair Lady’de (1964) ‘fonetik profesörü’ Henry Higgins, arkadaşı Albay Pickering ile bahse giriyor. Sokaklarda çiçek satan (E)Liza Doolittle’ı bir asilzade haline getirecek. Dediğini yaptıktan başka gönlünü de kaptırır.

‘The Great Race’deki (1965) ‘Push The Button, Max!’ ile başlayıp “They’re Off” (Henry Mancini) ile biten ‘yemek dersi’.
Hocamız, 1965’teki Memduh Altar’ın tam bir kopyası.
Feridun Çölgeçen; “Yemeğin adı neydi?”
Naciye; “Kaz konmaz.”
Feridun Çölgeçen; “Kuşkonmaz!”
Naciye; “E canım, kaz da kuş değil mi yani.”
Feridun Çölgeçen; “Peki, bunun adı?”
Naciye; “Don file.”
Feridun Çölgeçen; “Bonfile!”
Sonrasında ‘usulüyle yemeyi’ öğreniyoruz. Lokma küçücük olacak. Çiğnerken ağız kapalı, eller aşağıda. Hanımlar şarap içerken ‘çirio’ diyecekler ve serçe parmak bir kuşkanadı gibi havada olacak. Peçete ‘dudaklara, pudra ponponu gibi hafifçe değecek’.
Naciye gittikten sonra yemek hocamız ‘sofra adabını’ falan unutup yemeklere saldırıyor.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Ertem Eğilmez
Senaryo
Yapımcı Nahit Ataman , Ertem Eğilmez
Müzik Belkıs Özener , Metin Bükey
Görüntü Yönetmeni Cahit Engin
Eser
Tür Duygusal
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Aşk, Gaddarlık, Gazino, Gazino Arkası, İşsizlik, Daha Fazlası

Oynayanlar

Göksel Arsoy Göksel Arsoy Ferdi
Hülya Koçyiğit Hülya Koçyiğit Naciye/Canan Alev
Ekrem Bora Ekrem Bora Kemal
Suzan Avcı Suzan Avcı Suzan Dalcı
Güzin Özipek Güzin Özipek Melahat Abla
Kaya Volkan Kaya Volkan Kemal`in Adamı
Mümtaz Alpaslan Mümtaz Alpaslan Kemalin Adamı
Cevat Kurtuluş Cevat Kurtuluş Uşak
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen Sofra Hocası
Renan Fosforoğlu Renan Fosforoğlu Gazino Patronu
Moris Moris Dans Hocası
Doğan Tamer Doğan Tamer Fedai
Ali Demir Ali Demir Patron
Zeki Sezer Zeki Sezer Gazino Müşterisi
Tarık Şimşek Tarık Şimşek Fedai
Faik Coşkun Faik Coşkun Meyhaneci
Niyazi Vanlı Niyazi Vanlı Gazinocu
Muzaffer Yenen Muzaffer Yenen Gazinocu
Mustafa Yavuz Mustafa Yavuz Fedai
Hüseyin Salıcı Hüseyin Salıcı Kemalin Adamı
Oktay Yavuz Oktay Yavuz Fedai
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Hülya Koçyiğit Seslendirmesi
Fuat İşhan Fuat İşhan Göksel Arsoy Seslendirmesi
Hayri Esen Hayri Esen Ekrem Bora Seslendirmesi
Alev Gürzap Alev Gürzap Suzan Avcı Seslendirmesi
Suna Pekuysal Suna Pekuysal Güzin Özipek Seslendirmesi
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Tarık Şimşek ve Renan Fosforoğlu Seslendirmesi
Güzide Kasacı Güzide Kasacı Şarkılar
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Ali Demir Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Kaya Volkan/Niyazi Vanlı Seslendirmesi
Kudret Şandra Kudret Şandra Dans Öğretmeni
Kenan Karagöz Kenan Karagöz Fedai
Memduh Ünsal Memduh Ünsal Fedai
Hüseyin Kaşif Hüseyin Kaşif Gazinocu

Ekip

Yapım Ekibi Yılmaz Kanat (Yapım Amiri)
Sonay Kanat (Set Amiri)
Yönetmen Ekibi Temel Gürsu (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Erdoğan Engin (Kameraman)
Işık Ekibi Hüseyin Özşahin (Işık Şefi)
Sanat Ekibi Mualla Özbek (Kostüm Ekibi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Mühendisi)
Müzik ekibi Arif Sami Toker (Beste)
Mehmet Ilgın (Beste)
Yıldırım Gürses (Beste)
Yusuf Nalkesen (Beste)
Şekip Ayhan Özışık (Beste)
Diğer Rıfat Yurtçu (Set Teknisyeni)
Ekrem Gülgey (Set Teknisyeni)
Halil Dede (Set Teknisyeni)

Firmalar

Arzu Film (Yapım)

Son Yorumlar (14)

zerovan 08 Eylül 2013 21:12:53

10

son derece güzel bir film ama hülya koçyiğit göksel arsoya hiç yakışmamış onun yerine başka biride oynayabilirdi

kamilzafer avatar kamilzafer 18 Temmuz 2013 19:42:30

7

Öbür Sürtük-65 gibi bu Sürtük'de güzel,akıcı,seyretmesi neşeli.Ben eleştirisine girmeyeceğim.Sadece başlarda ki Naciye ile patron Kemal arasında ki konuşmaları aktaracağım.
Naciye - Ne o çarşı belediyesi gibi tepeme dikildin...Bir şey mi istedin ?
Ke mal - Al bunu.
N - Eeeeee
K - Üstünde adresim yazılı,yarın bana gel.
N - Anlamadım,anan güzel mi senin ?
K - Ne diyorsam sen onu yap.
N - Sen donuna yap;Hey bakın eşşoğlu eşşeğe.Ne zannetti lan bizi, "Yarın eve gel" , çüşşş, at pazarından eşşek mi alıyorsun lan,gözünü aç düdük,kız oğlan kızım ben , ayııııı.
K - Dur biraz
N - Kabarma ulan yersin kafana papucu,kendini koklatacak surat var mı biz de.Ortaya çıkıp 2 göbek salladık diye ırzımamı geçiceksin godoş.Sen önce kendi kıçını kurtar dümbük.Gelin beee herif peynir ekmek ister gibi istiyooo.Ne kaçıyorsun lan hırbo,eşoğlu eşşek,mostrası bozuk.Terbiyemi bozduracaktı az daha.
Çocuk - Düvelim mi abla.
N - Bırak be , bi tarafı elimizde kalır da hıyarın.İt oğlu it.
Zafer ALGAN

benimsinema avatar benimsinema 06 Mart 2013 14:11:40

7

bol sarkili bol potporisi olan, kulaklarin pasini sildiren bir film... evet bende diger arkadaslarima katiliyorum. filmin ilkinden biraz daha vasat. hülya ilk bastan siyah sacli benli, sonradan beni yanaginda birdaha hic gözükmez, film hatasi....film in ilk sahnelerinde cingene simarik rolünde ve cok yapmacik oynamis ama sonra tekrar devlesmis.tabii hülyaya siyah sac cok yakismis...ekreme gelince neden ayni filmde iki kere rol almis anlamis degilim. ha rolun hakkini gercekten iyi vermis ki, filmin yildizi ekrem boradir. göksel arsoya gelinc, sinemada artik unutlmus bür yüzdür o yillarda. kendisini tekrar hatirlatmak icin beyaz perdeye gecsede oyunculugu digerlerin yaninda hafif kalir...keske gökselin yerinde ediz oynasaymis. türk sinema emektarlarin hatrina 7 puan.

performer avatar performer 30 Temmuz 2012 23:17:07

8

güzel bir film. evet son sahneler arabesk filminde de var. hatta "dipsiz kile boş ambar" sözü her iki filmde de kullanılmış. ekrem bora'nın son sahnede karanlık sokaklarda yürüyüşünü arabesk'de uğur yücel istanbul istiklal caddesinde yapıyo r.

kariz_ma_35 avatar kariz_ma_35 05 Nisan 2012 02:08:04

10

Gazinocular kralı eli uzun çok güçlü birisi ile bataklıktan kurtardığı yetiştirdiği kıza aşık olan. Sonrasında piyanisti ile aşk yaşamasıyla çılgına dönen. Bir insanın dramını yansıtmış bir film. "Kemal" Ekrem Bora istediği herşeyi yapabile n kudretli biridir. Adeta gazinocular şahıdır tüm İstanbul piyasası onun elindedir. Gazinosundaki şarkıcıyla 2.ci sınıf bi mekana giderler. Orada dans eden şarkı söyleyen "Naciye" Hülya Koçyiğit'i keşfeder. Kısa bir zaman zarfında büyük bir yıldız olur Naciye yetiştirilir. Adı ise Canan Alev olur. Ona notaları öğreten hocası "Ferdi" Göksel Arsoy'a aşık olur fakat ona aşık diğer kişi ise acımasız patronu Kemal'dir. Fakat Naciye Ferdi'ye aşıktır evlenirler. Kemal onları kovar hiçbiryerde iş verdirtmez çifti ayırır fakat sonradan pişman olarak birleşmesini sağlar. Güzel bir film fakat çok şarkılı türkülü bölümlere yer verilmiş. Hülya Koçyiğit'in deli dolu şakacı kızı, Ekrem Bora'nın soğuk kanlı gaddar engel tanımayan rolü. Adeta filme hayat vermiş bunların yanında Göksel Arsoy biraz sönük kalsada yinede çok kötü bir oyunculuk sergilememiş. Filmde şarkılı  bölümler biraz fazla olsada yinede bazı sahneler ve finali güzeldi..

jayson 25 Ekim 2011 22:07:10

10

bu filmi türkan şoray ve cüneyt arkında oynamıştı siyah beyazlı dönemlerde.Ama Göksel Arsoy cüneyt arkından daha iyi oynamış.

Yandex.Metrica