Sevgili Babam

8,78

( 14 kişi yorum yaptı )

Sevgili Babam

Sinema Filmi

1969

Franck Pourcel Orkestrası’nın “Un’Orchestra Nella Sera Vol. 4” albümündeki (1965) ‘Ma Vie’ (1964) (Alain Barriére).
Ayşe; “Anne, Orhan Bey’le evlenmeyi düşünmüyorsun değil mi? Evlenmeyeceksin değil mi anne?”
Nevin; “Bilmiyorum, kararsızım. Evlenirsem üzülür müsün?”
Ayşe; “Evet!”
Nevin; “Hoşlanmadın mı O’ndan?”
Ayşe; “Mesele Orhan Bey veya bir başkası değil. Senin evlenmen. Hislerimi nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Her kadının hayatında ‘bir’ erkek olmalı bence. Ölse bile ‘sadece o erkeğe’ bağlı kalmalı kadın.”
Nevin; “Baban öleli çok oldu Ayşe. Bunca yıl O’na bağlı kaldım.”
Ayşe; “Bundan sonra da kalabilirsin.”
Nevin; “Kalmak isterdim. Ama izah edemeyeceğim birçok sebep var evlenmem için. Yalnız şunu iyi bil. Günün birinde evlenirsem asla bir aşk izdivacı olmayacak bu. Ben hayatta y alnız babanı sevdim. Ve ölünceye kadar da yalnız O’nu seveceğim.”


Jenerikte Paul Mauriat Orkestası’nın ‘Chitty Chitty Bang Bang’ uzunçalarındaki (1969) ‘Those Were The Days’ (1968) (Gene Raskin) ve Ayşe’nin Kamuran Akkor’un sesiyle söylediği ‘Beyaz Kelebek’ var; “Şarkı söylüyorum bak//Senin hatırın için//Bütün yıldızları yak//Beni coşturmak için//**//Bülbüller gibiyim//Neşeli şarkılar//Söylerim hiç durmadan//Beyaz bir kelebeğim.”
60’ların sonunda İstanbul, Bebek’teyiz. (Aralarında Dursune Şirin’in oğlu İbrahim Şirin’in de olduğu) 10-20 genç bisikletle dolaşıyor.
‘Ağlayan Bir Ömür’de (1968) Şerminlerin olan ‘Villa Hanzade’. Köprüden sonra hemen soldaki Güvercin Sokak’taymış. Nevin Ersoy, oğlu Murat ve kızı Ayşe kalıyor burada. Kocası Sedat 13 sene önce bir kan davası nedeniyle ‘iki kişiyi birden öldürüp’ 30 yıl ceza almış. Şimdi İmralı Cezaevi’nde 266 numaralı mahkûm. Genç kadın ‘çok acı verdiği için’ akordu bozuk piyano dışında O’na ait hiçbir şey bırakmamış evde. ‘Bir resim bile’. Çocuklar öldü biliyorlar. ‘Lekeli bir adam olarak karşılarına çıkmaktansa dürüst bir baba olarak hayallerinde yaşamayı tercih etmiş’ Sedat. Dahası karısından da boşanmış. ‘Belki tabiat kanunlarına yenileceğinden, nikâhı altında yaşarken yanlış bir adım atıp şerefini lekeleyeceğinden korkmuş’. Oysa genç kadın ‘ömrü boyunca sadık kalabilirdi’. Mektup ve hapishane ziyaretleriyle ilişkisini sürdürmeye devam ediyor.
Küçükken neyse de çocuklar büyüdükçe ‘ihtiyaçları, dertleri çoğalıyor’. Başa çıkmak zorlaşıyor. Murat yakışıklı, tam bir erkek olmuş. O sene fakülteye başlayacaktı. Şimdilik harçlığını çıkarmak için Balıkçı Osman’ın yanında çalışıyor. Ayşe de annesi gibi çok alımlı. Piyano çalıyor. Sesi de güzel. Belki Ankara’daki konservatuvara göndereceklermiş.
Ev işlerine yardım eden bir yardımcıları var; Minnoş. Çocukların yaramazlığı ile baş edemiyor. ‘Bir gün yüreğine inecek’miş. “Yettiyse yetti be” deyip duruyor. 7-8 yaşlarındaki torunu da oradaydı. Ömer ayaklı gazete gibi. Olan biteni O’ndan öğreniyoruz. Diğer adı ‘dedikoducu velet’.
Hemen hemen her gün gördüğümüz biri daha var. Milyoner fabrikatör Orhan. O da Sedat’ı öldü zannediyor. ‘Kültürlü, iyi bir insan’. Her gelişi kırmızı güllerle. Ayrıca gençlere hediyeler. ‘Ne istediği belli’. Nevin’le evlenmek. Henüz olumlu bir yanıt alamamış ama ‘ümitliymiş’. Genç kadın, Ayşe ve Murat için endişeliydi. “Hayatımıza yabancı bir erkeğin karışmasını istemeyebilirler. Ne olursa olsun Onların huzursuz ve bedbaht olmalarına tahammül edemem” diyor. Orhan ise sabırlı. ‘Çocukları seviyor ve Onların da kendisini sevmesi için ne lazımsa yapacakmış’. Anne Nezihe Güler’e göre bu gayret boşuna; “Dünyayı bağışlasan bu çocukları memnun edemezsin.”
İşadamının evdeki adı ‘Sarı Çıyan’. Ayşe ile Ömer takmışlar bu ismi. Murat’a göreyse ‘genç, yakışıklı üstelik zengin bir adam’. Böyle düşünmesinde ‘gıcır gıcır bir deniz motoru ve [‘Sevemez Kimse Seni’den (1968) anımsadığımız] 57 model Cabriolet Bel-Air Chevrolet’ etkili olmuştur belki. Delikanlının, Leyla adında ‘nefis’ bir sevgilisi var. Oranın kabadayılarından Cemil de aynı kıza tutkun. Bir tatsızlık çıkacağı belli.
Sedat kır saçlı, yakışıklı bir müzisyen. Hapiste çile doldururken boş durmamış. Mahkûmlara müzik dersi veriyor. Dört keman, klarnet, darbuka, ut, cümbüş, kanun, tef ve akordeondan oluşan bir orkestra kurmuş. Nevin görüş için geldiğinde son bestesini çalışıyorlardı; ‘Zalimin Zulmü Varsa’ (1969) (Suat Sayın). Hapishane müdürü Aydın Tezel’e göre şarkının adı ‘Aşkların En Güzeli’. Sözlerini de biraz değiştirmiş; “Daha benden ayrılmadan//Başka sevgili buldun//Saadet hiç belli olmaz//Sevgilim mesut olsun.”
[Sema Özcan, bu sahnedeki elbiseyi ‘Ağlayan Bir Ömür’de (1968) alışveriş yaparken giymişti.] Sedat, nasıl olduysa affedilmiş. ‘Bu güzel haberi’ söyleyip sürpriz yapacaktı. Ancak Nevin ‘kendisi ile evlenmek isteyen birisi olduğunu’ söyleyince vazgeçer. ‘Böylesi çocuklar için daha iyi olacakmış’. Sevdiğini yanağından öperek yolcu eder.
Tahliye olurken ‘mümkün olduğu kadar uzaklara, çok uzaklara gideceğini’ söylüyordu müdüre.
Franck Pourcel Orkestrası (1965); “Scating Waltz (The Skater’s Waltz) (Les Patineurs)” (1882) (Emile Waldteufel-plakta N. Glazberg). Nereye vardığı belli olmayan bir tren yolculuğundan sonra otele yerleşmesi bu melodi ile.
Erwin Halletz Orkestrası’ndan ‘Die Fünfte Kolonne’. Nazım Usta’nın oto tamirhanesinde çalışmaya başlamış. Ama orada fazla kal(a)maz. Müşterilerden Muzaffer Yenen’in 15 yaşındaki kızını görünce Ayşe’yi anımsamış. Harput Turizm otobüsüyle ver elini İstanbul. Bebek’te herkes müzisyen. Başar Tamer’in söylediği ‘Ayşe’ ile sokakta dans ediyorlar. “Sen gül dalında goncasın//Bir gün de açacaksın//Ne yazık ki en sonunda//Sararıp solacaksın//**//Hey Ayşe! Gel bana//Neden böyle hırçın bir kızsın//Böyle çapkınsın//Bir öpücük verir misin bana?”
Balıkçı Osman-Vasfi Uçaroğlu, klarnet; Banka odacısı Veli-Sami Hazinses, keman; Manav-Münir Özkul, flüt; Osman-Necdet Tosun, tef çalıyor. Kahramanımıza yardımcı olmak için yarışıyorlar.
‘Şöyle ucuz tarafından bir yer arıyordu’. Osman’ın ‘müstakil, tek odalı’ bir evi varmış. Ortaya yerleşir. Balıkçı candan bir arkadaş. Adlarını karıştırdığı (ve altısını öğrenebildiğimiz) sekiz çocuğu var. Mustafa, Hüseyin, Saliha, Veysel, Ahmet, Mehmet. Sadece isimlerini değil sayılarını da karıştırmış. Hamile karısını gösterip “Sekizinci de yolda” diyor. Niyeti “12’yi tamamlamak”. Daha sekizle dokuzu karıştırdığı için bunu başardı mı bilemiyoruz. Kezban ‘çok becerikli, sağlam, hamarat bir kadın’. Bütün aileyi çekip çeviriyor.
Sedat, çocuklara müzik derslerine başlar. Esnafla birlikte ‘fakir çocuklar yararına bir konser vereceklermiş’.
Sonrasında olaylar çok hızlı. Ayşe’nin ‘Çayır Çimen Geze Geze’yi söylediği gün piyanoyu akort eder. Kızıyla konuşurken Nevin, Orhan ve anne Nezihe Güler [‘Mazimdeki Kadın’da (1969) gördüğümüz ve Sema Özcan’a ait ‘34 KL 920’ plakalı araba ile] gelince, gizlice ordan uzaklaşır.
Yine Franck Pourcel’den ‘Una Lacrima Sul Viso’ (1964) (Lunero / Mogol). Osman’la dolaştığı bir gün oğluyla da ‘tanışıyor’. Delikanlı arabasıyla arkadaşlarını gezdiriyordu. “Yeni babalık müsaade etmiyor. Balığa çıkmayacağım senle. Haberin olsun” diyor balıkçıya.
Paul Mauriat’nın ‘Blooming Hits’ 33’lüğündeki (1967) ‘Penny Lane’ (1967) (Lennon/McCartney). Diğer yandan Leyla ile ilişkisi ilerlemiş. Genç kız kendisini öpücüklere boğuyor. Bizimkinin yüzü hep ‘ruj izi dolu’. Beraberken çok mutlu olmalarına karşın evlenmeyi düşünmüyorlar. Tek sorun Cemil’in kıskançlığı. Bir gün birbirlerine gireceklerken Sedat yetişip ayırır Onları.
Ayşe’nin yaş gününde ufak bir tatsızlık yaşanır. [Sema Özcan bu sahnedeki giysiyi ‘Hayatımın Erkeği’nde (1969) Mümtaz Ener ile ve ‘Aşk Bu Değil’de (1969) Turgut Özatay ile dans ederken giyecektir.] Minnoş iki katlı pasta yapmış. Orhan Bey de yepyeni bir piyano almış. Ancak odada bir eksiklik var. ‘Çok kıymet verdiği ve babasından hatıra olan piyano eskiciye satılmış’. Annesi “Yenisi alındığına göre satmakta bir mahzur yok diye düşündüm” diyor. Aynı gün Balıkçı Osman, doğum günü için bir kitap göndermiş Ayşe’ye; ‘Memleket Türküleri’ (1964-Hakan Yayınevi) (Neriman Tüfekçi-Nida Tüfekçi).
‘Vivre Pour Vivre’ (1967) (Francis Lai). Genç kız teşekkür etmek için gittiğinde Sedat ile karşılaşır. Daha da ilginci eskiciye satılan piyanoyu, nereden para bulduysa, kahramanımız satın almış. Genç kız, son bestesi ‘Zalimin Zulmü Varsa’yı öğrenir O’ndan.
Şarkıyı öğreten kişiyi ‘biraz yaşlıca, şakakları kırlaşmış ama gene de çok yakışıklı’ diye anlatınca Nevin, Sedat’ın oralarda olduğunu anlar.
‘La Playa’ (1964) (Georges Joseph Van Wetter / Pierre Barouh). ‘Eski kocası’ ile karşılaşması, Franck Pourcel’den dinlediğimiz melodi ile. Affedildiğini öğrenmiş, beraber olmaları için yalvarıyor. Kahramanımız hâlâ “Hapishanede her şeyi konuştuk, karar verdik. Yollarımız tamamen ayrıldı” havasında. Gelmemek ve çocukları görmeden yaşamak için çok mücadele etmiş kendisiyle. “Elinde görme imkânı yokken acı da olsa insan hasrete dayanıyor. Fakat istediğin an görebileceğini düşününce mesafeler kısalıyor.” Sonrasında buradan ayrılamamış. Gelmenin de kalmanın da çok büyük hata olduğunu düşünüyor. “Bir an evvel hatamı tamir edeceğim, merak etme. Hemen gideceğim, hemen şimdi” diyor. ‘Edeceğim’ ve ‘gideceğim’, Toron Karacaoğlu’nun seslendirmesinde ‘edicim’ ve ‘gidicim’ olmuş.
Albinoni’nin Sol minör Adagio’su. Nevin’in ordan ayrılışı sırasında bu melodi var.
Orhan’a her şeyi anlatır. ‘O serbestken, buradayken başkasıyla evlenemezmiş’. İşadamı evlilikte yine de ısrarcı. ‘Birkaç gün düşünüp öyle karar vermesini’ istiyor.
Ayşe gerçeği annesinden değil Sedat’ın odasında bulduğu gazeteden öğrenir. Bu sahnede eski tarihli değil, filmin çekimleri sırasındaki 24 Temmuz 1969 günkü Son Saat kullanılmış. “Kan davası yüzünden iki kişiyi birden öldüren Sedat Ersoy müebbet hapse mahkûm edilmiş fakat bazı hafifletici sebepler göz önüne alınarak cezası 30 yıla indirilmiştir.” Aynı sayfada ‘Apollo 11’in dönüşte ineceği yer köpek balıkları dolu’ haberi var.
‘My Way’ (1967/69) (Claude François / Paul Anka). ‘Ayaklı Gazete’ Ömer son gelişmeleri anlatıyor Ayşe’ye. ‘Annesi 2-3 gün içinde evlilik konusunda karar verecek ve kendisi Ankara’ya konservatuvara gönderilecekmiş’. Bunu duyunca babası ile kaçmaya karar verir. Münir Özkul ‘Akdeniz’e gideceğini’ söylüyor. Osman, motoruyla vapura kadar götürecekmiş.
‘A Taste Of Honey’ (1960) (Bobby Scott / Ric Marlow) ve ardından ‘Hatari!’deki (1962) ‘The Sounds Of Hatari’ (Henry Mancini). Bu arada Murat, Leyla ile el ele yürürken karşısına çıkan Cemil ile dalaşır. Sustalı bıçak çekildiğine göre iş ciddi. Eski Hangar’daki kavgaya Sedat ve tüm mahalleli karışıyor.
‘The Night Of The Generals’daki (1967) ‘On The Bridge’ (Maurice Jarre). Ayşe, olan bitenden habersiz, babasına yetişmeye çalışıyordu. Ama kullandığı deniz motorunun ‘direksiyonu işlemiyormuş’.
‘The Night Of The General’daki (1967) ‘Lieutenant General Tanz’ (Maurice Jarre). Genç kızın kurtarılması bu melodi ile.
Denize açılırken üzerinde sarı bir elbise vardı. Dönerken abisinin mavi tişörtünü giymiş. Sahildeki espri çok güzel. Münir Özkul “Hazır ol Veli. Seni kurban adamıştım. (Ayşe, sağ salim geri gelirse) ‘Veli’yi kurban ederim’ demiştim kendi kendime” diyor.
Franck Pourcel Orkestrası’nın “Un’Orchestra Nella Sera Vol. 4” (1965) uzunçalarındaki “Que C’est Triste Venise (Venecia Sin Ti)” (1964) (Françoise Dorin). Durumu gören Orhan “Bir şey söylemene lüzum yok. Anlıyorum seni. Lütfen O’na her şeye rağmen benden çok daha şanslı bir insan olduğunu söyleyin. Saadetler dilerim” diyerek Nevin’in yaşamından çekilir. Ömer’in söylediğine göre, giderken ‘kafasına balyoz yemiş gibi bir hali varmış’.
Ersoy ailesi artık beraber. ‘Yıllarca bekledikleri, hayal ettikleri saadete’ kavuşmuşlar.
Ömer de ‘bir Dede istermiş’. Hem de yakışıklı bir Dede. Minnoş’un yanıtı harika; “Aah, Ah! Nerde o günler, nerde!”


‘Angeli Negri’ (1946/48) (Manvel Alvares Maciste / Andres Eloy Blanco).
Piyano çok güzel. Epey eski olmalı. “Gül ağacından yapılmış. Maalesef şimdi böyleleri yapılmıyor.” Sedat biraz uğraştıktan sonra akordu bitirir.
Ayşe; “Borcum ne kadar?”
Sedat; “Muhakkak ödemen lazımsa bir şarkı söyle yeter.”
Ayşe; “Yüzünü hiç hatırlamadığım ama sevgisini asla kalbimden silemediğim babam için küçük bir şarkı besteledim. Onu söyleyeyim size.”
Sevgili Babam; “Yetim kalan bir yavrunun//Feryadı yükseliyor//İçimdeki bir his bana//‘Belki de döner’ diyor//**//Artık yeter bu ayrılık//Dön bana babacığım//Sen her zaman kalbimdesin//Sevgili babacığım//**//Herkes seni sorunca ben//Gizlice ağlıyorum//Belki bir gün döneceksin//Ümitle bekliyorum.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Aram Gülyüz
Senaryo
Yapımcı Şahan Haki
Müzik Vasfi Uçaroğlu
Görüntü Yönetmeni Cengiz Tacer
Tür Aile, Dram, Duygusal, Müzikal
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Baba Hasreti, Dövüş, Gülyüz, Hapishane, Mahkum, Daha Fazlası

Oynayanlar

Cüneyt Arkın Cüneyt Arkın Sedat Ersoy
Sema Özcan Sema Özcan Nevin Ersoy
Zeynep Değirmencioğlu Zeynep Değirmencioğlu Ayşe
Salih Güney Salih Güney Murat
Önder Somer Önder Somer Orhan
Figen Han Figen Han Leyla
Münir Özkul Münir Özkul Mahalle Çalgıcısı
Ömercik Ömercik Ömer
Kamuran Akkor Kamuran Akkor Kezban
Vasfi Uçaroğlu Vasfi Uçaroğlu Osman
Güzin Özipek Güzin Özipek Minnoş
Aydın Tezel Aydın Tezel Hapishane Müdürü
Nezihe Güler Nezihe Güler Orhan'ın Annesi
Necdet Tosun Necdet Tosun Mahalle Çalgıcısı
Sami Hazinses Sami Hazinses Mahalle Çalgıcısı Veli
Mehmet Büyükgüngör Mehmet Büyükgüngör Tamirci Nazım Usta
Muzaffer Yenen Muzaffer Yenen Tamirhane Müşterisi
Vahit Volkan Vahit Volkan Mahalleli
Faruk Çimen Faruk Çimen
İbrahim Şirin İbrahim Şirin Muratın Arkadaşı
İbrahim Belkıs İbrahim Belkıs
Sadettin Erbil Sadettin Erbil AydınTezel Seslendirmesi
Toron Karacaoğlu Toron Karacaoğlu Cüneyt Arkın Seslendirmesi
Ayşegül Devrim Ayşegül Devrim Figen Han Seslendirmesi
Suna Pekuysal Suna Pekuysal Güzin Özipek Seslendirmesi
Gülen Kıpçak Gülen Kıpçak Kamuran Akkor Seslendirmesi
Osman Alyanak Osman Alyanak Mehmet Büyükgüngör Seslendirmesi
Sacide Keskin Sacide Keskin Nezihe Güler Seslendirmesi
Birsen Kaplangı Birsen Kaplangı Ömercik Seslendirmesi
Bülent Koral Bülent Koral Önder Somer Seslendirmesi
Fuat İşhan Fuat İşhan Salih Güney Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Sami Hazinses Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Sema Özcan Seslendirmesi
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Vasfi Uçaroğlu Seslendirmesi
Nursan Alçam Nursan Alçam Zeynep Değirmencioğlu Seslendirmesi
Hamiyet Dönmez Hamiyet Dönmez Tamirhane Müşterisinin kızı

Ekip

Kurgu Teni Filmeridis (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Stavro Yuanidis (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Semih Sarıoğlu (Yapım Amiri)
Hamit Akçay (Set Ekibi)
Yusuf Yıldırım (2) (Set Ekibi)
Halit Becerik (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Yılmaz Korkut (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Tuna Tunçay (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Sezai Elmaskaya (Negatif Kurgu)
Selahattin Hoşses (Laboratuar)
Selahattin Erbil (Laboratuar)
Işık Ekibi Kenan Eryılmaz (Işık Şefi)
Makyaj Ekibi Titi (Makyaj)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Turgut Dalar (Müzik Yönetmeni)
Kamuran Akkor (Şarkılar)
Suat Sayın (Beste)
Turgut Dalar (Vokal)
Berç Kanak (Vokal)
Erol Sıdal (Vokal)
Ali üstüner (Vokal)
Faruk Akel (Vokal)
Başar Tamer (Vokal)
Varujan Aksırap (Vokal)
Vasfi Uçaroğlu (Vokal)
Seslendirme Zafer Önen (Seslendirme Yönetmeni)

Firmalar

Melek Film (Yapım)
İpek Film (Film Yıkama)
İpek Film (Film Baskı)

Son Yorumlar (14)

benimsinema avatar benimsinema 07 Haziran 2014 14:10:05

8

film güzel kadro müthis amalari da var yani, mesela cüneyte yakismayan duygusal filmler, nerdeyse her yerde dile getiriyorum ama cok yapmacik geliyor bana bilmem nedendir... kamuran akkorun sesinden güzel sarkilari dinlemekte güzel, herseye ragmen se viyorum bu filmi...

oğuzzz 22 Eylül 2010 11:04:09

8

cüneyt arkın- sema özcan  iyi bir ikili olmuşlar filmde, başarılı bir film

Loverman avatar Loverman 20 Haziran 2010 21:22:06

8

kalabalık oyuncu kadrosuyla birlikte iyi bir konusu var. göze çarpan isim osman rolüyle vasfi uçaroğlu.

delikadir39 avatar delikadir39 13 Nisan 2010 20:54:04

10

Cüneyt Arkının giyim tarzı ve yakışıklılığıyla göz kamaştırdığı,dört dörtlük bir film.Sema Özcan da çok güzel ve zarifti.Sema Özcan ve Cüneyt Arkın birbirlerine çok yakışmışlar...

nesrullah avatar nesrullah 26 Temmuz 2009 20:24:07

8

Senaryo yabancı değil.Hapse düşen babalarını ölmüş bilen çacukların sonra bir tesadüf eseri babalarının yaşadıklarını öğrenmeleri ve ona kavuşmalarını konu alan bir çok film vardır.Ama bu film oyunculukları ve duygusallığı ile daha bir ön plana çıkıy or.Cüneyt arkın ve sema özcanın yanısıra başta güzin özipek olmak üzere diğer oyuncularda rollerini çok doğal oynamışlar.Özellikle güzin özipek'in tavırları filme ayrı bir renk katmış.Ayşenin söylediği başta sevgili babam olmak üzere şarkıların hepsi filmi daha bir güzelleştirmiş.Ama bütün mahallenin toplanıp koro halinde şarkı söylemeleri gereksizdi.Ayşenin şarkıları ve güzin özipekin komik tavırları için izlenebilir.

yalnızlar_rıhtımı avatar yalnızlar_rıhtımı 12 Nisan 2009 20:17:04

çok başaralı yazılmış bir senaryo buna bir de c.arkın ve s.özcan gibi oyuncuların eşlik etmesi harika bu kadar içten doğal oyunculuk olamaz.

Yandex.Metrica